2015'te Rus uçağının düşürülmesi sonrası başlayan krizi bitirme ihtiyacı ve Batı’dan iç siyasette kullanılabilecek yeterli destek gelmemesi, iktidarı Putin ile yakın hareket etmeye yöneltmişti. Bu politikanın sonucu olarak alınan S-400 hava savunma sistemi ABD ile kriz yaratırken, Türkiye’nin CAATSA yaptırımlarına maruz kalmasına ve F-35 programından çıkarılmasına yol açtı.
İktidar, bu dönemi Putin’den tavizler kopararak Suriye’de askeri operasyonlar yürütmek ve ucuz doğal gaz teminiyle iç siyasette elini rahatlatmak için kullandı. Muhalefet Batı yanlısı olmakla suçlandı; iktidar kanallarına eli sopalı, NATO karşıtı Avrasyacı emekli paşa ve amiraller dolduruldu.
Bu politika son birkaç senedir temelden değişmeye başladı. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın uzaması Putin’in elini zayıflatırken, Türkiye Rusya’nın Kafkasya, Suriye ve Libya’da bıraktığı boşluğu doldurmaya odaklandı. Trump’ın Kasım 2024’te yeniden başkan seçilmesi Erdoğan için büyük bir fırsat oldu. Trump’ın Putin ile yakın ilişki kurma isteği ve Ukrayna’ya desteğini azaltması AB’yi sıkıştırırken, Erdoğan Trump’tan içeride muhalefet üzerindeki baskıyı artırmak için yeşil ışık, Avrupa ülkelerinden ise savunma alanında ortaklık karşılığında sessizlik kopardı.
Bugünkü NATO zirvesine iktidar çevrelerinin verdiği aşırı önem de bu eksen kaymasının kendilerine sağladığı faydadan kaynaklanıyor. Avrasyacı emekli askerler pistten alınırken, onların yerini iktidar kanallarında artık NATO’cular alacak. Muhalefet ise muhtemelen Rusya’cı ve Çin yanlısı olmakla suçlanacak, hatta dalga geçilecek.
Birçok konuda olduğu gibi dış politikada da vasat bir çizgi izleyen Kılıçdaroğlu’nun aylardır T24’te düzenli olarak Çin yanlısı dış politika yazıları yazması da bununla ilgili. Zamanında iktidarın eli içeride ve dışarıda çok zayıfken sandıkta başarı şansını harcayan muhalefetin kısa vadede işi zor.
Türkiye’de otoriterleşmenin neredeyse tek sebebini NATO gibi gösterme kolaycılığına kaçmamak gerekiyor. Putin’in 2023 seçimi öncesinde iktidara verdiği büyük destek ve Çin’in ortaklarıyla kurduğu asimetrik ilişki unutulmamalı. Türkiye elbette bu ülkelerle konuşur; ama onlarla kurulacak ortaklıktan ne bu topluma refah ne de demokrasi çıkar.
Muhalefetin asıl açmazı, Batı’da demokrasilerin aşınması ve Türkiye’deki otoriterleşmeye yönelik ilgisizlikten kaynaklanıyor. Muhalefet Trump’ın tutarsız politikalarını ve AB’nin vurdumduymazlığını eleştirmeye devam etmeli; ancak bu eleştiri, içi doldurulamayan NATO karşıtlığına savrulmamalı.
Ama muhalefet için her şeyden önce hedef bu konjonktür değişene kadar artan baskılar karşısında ayakta kalmaktır.
Sıfır aldığım Renault Dacia’nın ömrü 7 ay sürdü. 5 yıllık garanti ortada yok. Eylül 2025’te 5 yıl garantili diye sıfır Renault Dacia aldım. Nisan 2026’da ilk arızasını verdi. Araç çalışmadı. Servise götürdüm. “Motoru indirdik, parça düştüğü için değiştirdik” dediler.
2 hafta sonra aynı arıza. Tekrar servise. 1 ay sonra yine aynı arıza. 5 gün önce yine çalışmadı. Artık tamir değil, değişim talep ettim. Araç başka bir yetkili servise gönderildi ama günlerdir ne bir bilgi var ne bir dönüş. Üstelik son arıza sistem kayıtlarında bile görünmüyor.
Sıfır aldığım araç aylar içinde defalarca aynı arızayı verdi. Ben hala çalışır bir arabaya kavuşamadım.
Milyarlarca lira ciro yapan bir markanın garanti kapsamındaki müşterisini bu kadar yalnız bırakması kabul edilemez. Ben ayrıcalık istemiyorum. Ya sattığınız aracın arkasında durun ya da paramı iade edin.
Bu ülkede insanlar yıllarca çalışıp bir otomobil alıyor. En azından karşılığında çalışan bir araç ve muhatap bulmayı hak ediyor.
@RenaultTurkey @Dacia_Turkey
#Renault #Dacia
İliç maden ocağında ölen 9 işçiden biri uğur yıldız’dı. herkes kan parasını aldı. ailesi 16 milyonu reddetti.
“bizi yalnız bırakmayın onlar çok güçlü” demişlerdi. bugünkü duruşmada yapayalnızdılar. ve tutuklular serbest kaldı. duygu yıldız isyan etti;
Timur Soykan: "Melih Gökçek'in marifetini paravanlarla kapatıyorduk değil mi? Yani adamın 800 milyon dolarımızı oraya gömmesine, yok etmesine hesap soramadık bir de üstüne orayı paravanla örtmek için para ödedik değil mi?
Şimdi bu kişi hiç bundan utanmıyor, bir paylaşım yaptı.
İşte utanmazlık budur yani utanmazlığın heykelini yapacağız deseniz bu heykeli koyabilirsiniz yani tükürür müsünüz tükürmezsiniz size kalmış öyle heykelin içine ama bunu yapabilirsiniz.
Lafa geldi mi yerli ve millisiniz, lafa geldi mi dış güçler dış güçler herkesi suçlamayı bitirmezsiniz, herkese ajan ilan edersiniz...
Ama Trump geleceği zaman, Trump Erdoğan'ı sevdiği zaman mutluluktan yerinizde duramazsınız.
Bayram yaparsınız. ABD'nin rengini gidip FSM'nin üzerinde ışıklandırma bile yaparsınız.
Ne aklına Gazze gelir, ne Filistin gelir..."
İstanbul metrosunda bir genç, NATO’yu sözlü protesto ediyor.
Tam bu esnada sivil polis olduğunu söyleyen bir şahıs ve metro güveliği gence müdahale ediyor.
Ama dikkat ederseniz “boynunu kıracak seviyede” arkaya çekiyorlar adeta gence işkence yapıyorlar!
Üstelik böyle bir yetkileri yok! Bu olayın sonuna kadar takipçisiyim! Kimse bir gence böyle müdahale edemez!
2018’de, Cumhuriyet gazetesinde Rahip Brunson’un tahliyesini “Türkiye’de yargının siyasi kararla iş yaptığının en önemli göstergelerinden biri” olarak yazdığımız haberler nedeniyle, gazeteci @duyguguvenc ile birlikte hakkımızda TCK 301 kapsamında “Türk milletini, devleti ve yargı organlarını aşağılama” suçlamasıyla dava açılmıştı. Beraat etmiştik.
Yazdıklarımızın doğru olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Tarih, bizi haklı çıkardı.
Fatih Altaylı, Sencer Solakoğlu için ‘tüketimden gelen gücü’nü kullandı!
Altaylı kişisel blogunda, Sencer Solakoğlu‘na iktidar tarafından yapılan saldırıları yazdı. Kendi tavrını açıkladı:
“Sen CHP’ye mi katıldın. Al sana CHP, sen gölge bakan mı oldun, al sana bakanlık” dediler ve yaptılar.
Çünkü yapabiliyorlardı ve yapma yetkileri vardı.
Mesele bu kadar basit.
Peki ben ne yaptım?
Girdim internet sitesine her zaman yaptığım gibi, kıymamı, sucuğumu, sosisimi Feyz Çiftliği’nden ısmarladım.
Ne yapalım. Elimizden gelen bu.
Tüketimden gelen gücümü kullandım.”
Selam.
Nasreddin Hoca Şenliği’ndeki konuşmama bir sayın vekil tepki gösterdi.
Sonrasında sosyal medyada tepki göstermeye devam etmiş.
Bugün de olayın ulusal basına yansıdığını gördüm.
Nasreddin Hoca Şenlikleri devam ediyor.
Şahsi polemiklerle şenliğe gölge düşürmemek için yanıt hakkımı saklıyorum.
Şenliklere katılan değerli Akşehirlilerin “neşelerinin kaçırılmasına” bahane olmak istemiyorum.
Gerçekten dolu dolu ve güzel bir şenlik programı var. Hele sevgili Akşehirliler şenliğin tadını çıkartsın.
10 Temmuz’dan sonra bir video çekerek, ben de iki çift laf edeceğim.
Bu konuda görüş ve röportaj talep eden basın mensubu arkadaşların anlayış göstereceklerine inanıyorum.
Herkese şenlikli bol neşeli günler dilerim.
#NasreddinHocaŞenliği
Alın size halkın nasıl kandırıldığına yeni bir örnek;
Oğluma @Migros_Turkiye den @AlgidaTurkiye dondurma aldık. "Çubuklarda bedava kampanyası" yazıyordu. Gerçekten bedava çıktı. Tekrar gittik Migros'a, biz veremeyiz dediler. Bölge sorumsunu aradık, "yok öyle bir şey" dedi. Dolandırıldık o halde deyince "ben vereyim 50 lira, kes sesini" dedi. Mesele 50 liralık dondurma değil, milleti böyle kandıracak cesareti nereden buluyorlar? Biz 50 lirada boğulduk, konu 50 bin olsa kapıya mafya gelecek her halde. Üç kuruşluk adam bize "kes sesini" dedi ya bir de. Umarım bir açıklamanız vardır @AlgidaTurkiye
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Doğu Demirkol’un apolitik bir tarzı var ve kendisi dindar biri. Haliyle ekteki şakası yüzünden tutuklanmıyor. Ama eğer Erdoğan’a eleştirel yaklaşıyorsanız Doğu Demirkol’a gösterilen müsamaha size gösterilmiyor.
O halde hukuk adamına göre işliyor.
Ekrem İmamoğlu, önce "kukla kayyum" diyerek Kılıçdaroğlu yönetimini eleştirdi. Ardından Can Atalay'dan bahsetti. Her gün beraber dertleştiklerini söyledi ve Can'ın özgürlüğünün Silivri'deki birçok arkadaşı gibi çalındığını söyledi.
Sonra Selahatin Demirtaş'tan söz etti, onun da hukuksuzlukla karşı karşıya olduğunu ifade etti. Ardından sözü Hüseyin Gün'e sözü getirdi:
"Benim altı örgüt üyemden biri Hüseyin Gün ama tanışmıyoruz. Düşünün örgüt yöneticisi ama hayatta beş dakika görüşmüşüz."
Gazetecilerin gözaltına alınmasını, tutuklanmasını sıradanlaştırmak istiyorlar. Buna alışmayın!
Anayasa ile güvence altına alınan haber alma hakkınıza sahip çıkın. İyi gazetecilerin ve gazeteciliğin yanında olun. Bilme, gerçekleri öğrenme hakkınızdan vazgeçmeyin.
NATO Zirvesi için Türkiye’ye gelecek uçakların %80-%90 oranında Esenboğa Havalimanını kullanacağını resmi belgelerle tespit ettik.
Anlaşılıyor ki;
Geriye kalan sadece %10-%20’lik kısımdaki uçaklar Etimesgut’taki Ankara Havalimanını kullanacak.
Yani NATO Zirvesi bahanesiyle, CB Erdoğan milyarlarca lira kamu kaynağı harcayarak, kendine tahsisli bir havalimanına sahip oldu.
Bakalım AKP, o havalimanında ne filmler çevirecek?
Kaynak: DHMİ HALİNKOK Tutanakları
Önceki gün Boğazçi Felsefe'den mezun olan bir öğrencinin diplomasını kendisine veren paraşütçü akademisyenle fotoğraf çektirmediğini görmüştük. Bugün @say_cem hocanın hesabından okuldan haksızca uzaklaştırılan @tuna_tugcu hocaya gösterilen saygıyı, sevgiyi, sahiplenmeyi gördük. O ayakta alkışlar gören gözlere okkalı bir ders...
➖İki kez sordum, cevap yok!
➖Kovid döneminde 70 milyon doz Sinovac aşısını kim getirdi?
➖İthalatı neden Sağlık Bakanlığı değil de özel şirket yaptı?
➖3 dolarlık aşı Bakanlığa neden 12 dolara verildi?
➖630 milyon dolarlık rantın arkasında kimler var?
➖Geçtiğimiz günlerde devlete 4 milyon 100 bin dolarlık menenjit aşısını satan kim?
Farah Zeynep Abdullah:
“ifadeye çağrıldığında 1 saate gidecek, yeri yurdu belli olan insanları, emziren kadınları uyuşturucu muyuşturucu diyerek şafak operasyonuyla aldılar, hiç bir hakları yokken, kim oldukları önemli değil, insanların mesajlarını, özel fotoğraflarını yaydılar, bunlar da hep burda olağan bi şekilde konuşuldu, haber yapıldı. insanların kullandığı ilaçlar falan kime neyse yazıldı çizildi. baronlar, katiller, hırsızlar, asıl milli değerleri yerle bir edenler, hainlik yapanlar, ülkelerini satanlar dışarda güç gösterileri yaparken, medyada her hafta olağanlaşmış şekilde yeni “ünlü” gözaltı listeleri gündem oldu, daha da herhalde olacak gibi. sürekli bi fişleme. şimdi deniz göktaş çok iyi bi gösteri yayınladı, kendi ülkesine, kendi iradesiyle döndüğü zaman ters kelepçeyle videosunun, fotosunun yayılmasına kim, niye şaşırmış anlamadım. bam bam, göstere göstere zaten bu şovlar yapılıyo, keşke bitse ama daha sürecek gibi gözüküyo, gündem böyle böyle meşgul ediliyo. ve bu durumda asıl itibarsızlaştırılan adalet oluyo. mahkemeye gidip şaka açıklamak başlı başına çok komik bi olay. bir güç gösterisi izlediğimizin de bilincinde olduğumuzu düşünüyorum. hükümet, tanınır insanlara kafalarına göre bir tür ceza verme şekli olarak bunu yapıyo, masumiyet karinesi yerle bir edilerek. iki şakayla koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ne sıkıntı mı vericek, bunu herkes bilmiyo mu zaten, eğlence sektörünü kullanarak korkuyu beslerlerken hedefteki insanlara karşı sempati daha da büyüyo, evet birileri siniyo, ama birileri de kahramanlaşıyo. sanatçı toplumun aynasıdır lafı hep bi salak saçma sanki sanatçılar başka yerden toplumu eğitme göreviyle gelmiş gibi konuşulur da, halbuki toplumun çıkardığı, birebir toplum içinden biri işte sanatçı. toplum neyse, sanatçı da o. fikirlerini beyan eden, kimseye gerçek bir zararı olmayan sanatçıların terörist gibi alınması, korkutma ve sindirmeye çalışılmaları topluma saygısızlık asıl. deniz göktaş son derece mantıklı şekilde duruşunu sergiliyo ve eğleniyodur diye düşünmek istiyorum, zaten her şeyi düşünmüştür tüm bunları yaşamadan önce. ve bir an önce hakkı olan özgürlüğe kavuşmasını diliyorum… sanatçıları da hadi boşverelim, benim 80+ olan ananemin bile bir facebook yorumundan ötürü ifadeye gitmişliği var djkskk. deniz göktaş için en şaşırtıcı tatsız şey kk ile görüştürülmek olmuştur herhalde, bu beklenmedik hadiseden ötürü geçmiş olsun:( kendi de ters kelepçe takılmasına veya tutuklanmasına şaşırmamıştır, biz de artık şaşırmayacak kadar saçma şeyler yaşıyoruz zaten ülkede, çünkü biliyosunuz, son 23 senedir iktidarın özel bir durumu var”
➖Devlet güç kaybederse, yerini çeteler doldurur.
➖Yeni bir örnek;
➖Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden.
➖Yabancı uyruklu bir tıp öğrencisi, fakültedeki öğretim üyeleri ile çete kuruyor.
➖Sınav sorularını ele geçiren çete, bunları yüksek paralarla öğrencilere satıyor.
➖Herkesin bildiği bu sırrı, cesur bir öğrenci ifşa edince de rezalet ortaya çıkıyor.
➖Ve yıl sonu sınavları iptal ediliyor.
➖Ülkede çökertmediğiniz, hangi kurum, talan etmediğiniz neresi kaldı?