🔴Gökçek Soruşturmasında ezber bozan detay: Çekirge bu kez zıplayabilecek mi?
📌Gazeteci Fatih Altaylı, Melih Gökçek hakkındaki soruşturmanın derinlemesine bir araştırmaya dayandığını belirterek sürecin üstünkörü ilerlemeyeceğini vurguladı. Altaylı, savcılığın Bülent Arınç ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu tanık sıfatıyla dinleyebileceğini söyledi.
https://t.co/ZKANAco2qg
Şimdi kim bu kadın desem, ben dahil herhalde bir çoğumuz cevap veremez...
Ama öyle bir kadın ki, Bilim Dünyası onu konuşuyor, aslında Türkiye'nin gurur duyması gereken bir kadın....
Adı Asu Özdağlar...
43 yaşında...
2 çocuk annesi...
ODTÜ Elektrik - Elektronik mezunu...
Peki neden Türkiye'nin gurur duyması gereken bir KADIN!!
Amerika'da bir üniversite var, adı Massachusetts Institute of Technology (MIT).
Sadece mezunlarının kazandığı NOBEL sayısı 72 ve bu Nobel ödüllerinin 15 tanesi son 5 yıl içinde.
Simdi Asu Hanım, işte bu Üniversitenin Elektronik Mühendisliği ve Bilgisayar Bölümü BAŞKANI oldu....
Eski Başkan Anantha Chandrakasanona görevi devrederken bakın ne demiş ...
“Bir eğitimci olarak vizyonu ve özverisi de aynı şekilde etkileyici. Öğrencileri için yorulmak bilmeyen bir koç ve bu bölümdeki eğitim alanında yapılacak yenilikleri her zaman güçlü bir şekilde savundu...”
İşte bizim gurur duydugumuz Atatürk’ün un evladı KADIN....
Sevgili Asu Hanım, iyi ki varsınız...
İlber Ortaylı
#ALINTIVEŞİİRSEL
Melih Gökçek’in yargı sicili
Arınç, “Parsel parsel” dedi, dava açılmadı
FETÖ ile kol kola girdi, “somut delil yok” dendi
Mansur Yavaş 100 suç duyurusu yaptı, tek dava açılmadı
ANKAPARK’ta 800 milyon dolar kamu zararı dosyası kapatıldı
Belediyenin hafriyat işini oğlunun kulübüne verdi, hesap sorulmadı
FETÖ’cü savcı Şadan Sakınan’a imar kıyağı yaptı. Zaman aşımından kurtuldu
Şimdi Murat Ağırel’in haberi üzerine resen soruşturma açıldı
Ankara’da yanıtı aranan soru: Melih Gökçek’e bu kez gerçekten dokunulacak mı?
https://t.co/ghuksrt8Ou
Binali Yıldırım'ın Hikayesini Timur Soykan Anlattı! @timursoykan@ilgazsenem
"Binali Yıldırım hayatı boyunca bürokrat... İBB'de Recep Tayyip Erdoğan'la birlikte göreve başlamış... Maaşınız belli. Peki oğulları, kızı 18-20 yaşında nasıl denizcilik alanında şirketler kuruyor?"
"Bu şirketler inanılmaz mal varlıklarına, inanılmaz gemi sayısına ulaşıyorlar. Hollanda'daki varlığın 480 milyon euro olduğu söyleniyor."
"Dünyanın neresine giderseniz gidin, kabile devletine bile gitseniz, bir siyasetçinin çocuklarının böyle bir varlığı olması çok büyük bir skandaldır."
"Bizim ülke şunu sormuyor: Ya Binali Bey, siz bu varlığı nasıl elde ettiniz? Çocuklarınız nasıl bu kadar zengin oldu sizin?"
"Bir bürokratın çocukları denizcilik dünyasında, gemicilik dünyasında, kapitalizmde bir formül çözdü... Biz de serveti yaptık, açıklasın ya bir formülü varsa. Atama yapılamadığı için canına kıyan öğretmen varken, bu çocuklar nasıl böyle başarılı oluyor?"
#İBBDavası'nda 2.Celse 10.gün
"Şu an evim de yok."
"Bu 18 ay, her an her dakikası çocuklarıma özlemle geçti."
Medya A.Ş Genel Müdürü #FatoşPınarTürker tutukluluk incelemesi öncesi beyanda bulundu.
Son 2 ay içinde hem sağlıkla uğraşırken hem duruşmalara gidip gelirken bir yandan da 10 yıldır oturduğum evimden oldum.
Evimde kiracıydım, bunları anlatmıştım daha detaylı olarak.
Ben tutuklu olduğum için, devam eden burada tabii pek çok ev sahibi-kiracı davası vardır, bizim de vardı.
Hiçbir şekilde istinafta olan, benim lehime devam eden bir duruşmadan aleyhime karar çıkıyor.
Ve babam 86 yaşında, annem 77 yaşında...
Daha fazla ev sahibinin baskısına dayanamayarak eşyalarımı topluyorlar, bir depoya koyuyorlar.
Dolayısıyla şu an zannedersem bugün avukatım da adres değişikliği dilekçesi verecek.
Şu an evim de yok.
Babamın evinin adresini sayın mahkemenize de sunacağız.
İşlemediğim bir suçtan, hakkımda somut iddia olmayan bir suçtan tutuklu kaldığım bu süreçte kızlarımı, sağlığımı, evimi, paramı kaybettim.
Herkes size sordu; benim tutukluluğumun kime ne faydası var, ben de soruyorum.
Bu 18 ay, her an her dakikası çocuklarıma özlemle geçti.
Ben tutuklandım, mevsimler değişti.
Kızlarımın okulu kapandı. Büyük kızım liseden mezun oldu, okulları açıldı, büyük kızım üniversiteye başladı. Okulları kapandı, küçük kızım ortaokuldan mezun oldu. Şimdi tekrar okullar açılıyor.
Büyük kızım üniversite ikinci sınıfa başlayacak, bir kızım da liseye başlıyor.
Ama ben kızlarımın son 1,5 yıldır tüm önemli anlarını kaçırdım, yanlarında olamadım.
Bir insan anne olunca...
Çocuklarının yüzü, gözü, saçı, kokusu, elleri, ayakları her şeyi aklınızda oluyor.
İlk tutuklandığımda asla çocuklarımın fotoğraflarının cezaevinde olmasını istemediğim için hiç fotoğraf istemedim.
Gözlerimi kapattığımda her şeylerini çok net hatırlıyordum.
Şimdi, geçen gün anneme telefonda da söyledim; sanki çocuklarım geride kalıyor, yani biz uzaklaşıyoruz gibi hissediyorum.
Hatırlamıyorum...
Kokularını, ellerini de hatırlamıyorum,
ayaklarını da hatırlamıyorum.
Halbuki her sabah uyandırıp çoraplarını giydirirdim.
Bir anne olarak bu çok tarif edilemez ve ağır bir duygu."
Siyaseti halktan kaçıranlara karşı, emekçilerin seçeneğini güçlendireceğiz!
Genel Başkanımız Erkan Baş, Sivas Divriği halk buluşmamızda yurttaşlarımızla bir araya gelerek kamuoyundaki gündemleri değerlendirdi. Toplantının ardından partimize yeni katılan yoldaşlarımız için rozet töreni düzenlendi.
https://t.co/kozzaJmTJ9
ULUDAĞ SIRALAMIŞ:
Arınç, “Parsel parsel” dedi, dava açılmadı.
FETÖ ile kol kola girdi, “somut delil yok” dendi.
Mansur Yavaş 100 suç duyurusu yaptı, tek dava açılmadı.
ANKAPARK’ta 800 milyon dolar kamu zararı dosyası kapatıldı.
Belediyenin hafriyat işini oğlunun kulübüne verdi, hesap sorulmadı.
FETÖ’cü savcı Şadan Sakınan’a imar kıyağı yaptı. Zaman aşımından kurtuldu.
Şimdi Murat Ağırel’in haberi üzerine resen soruşturma açıldı.
Ankara’da yanıtı aranan soru: Melih Gökçek’e bu kez gerçekten dokunulacak mı?
Onur Cingil: "Türk Ceza Kanunu'na göre kamusal alanda alkol alınması, bu arada yayında olduğumuz için söylüyoruz alkol zararlıdır, suç değildir.
Suç olmayan bir şeyle ilgili yaptırıma başlanırsa bunun sonu yoktur, bu keyfiyete gider. Ve bu noktada kabahat diye bakıyoruz, yani suçun bir altı Kabahatler Kanunu, bu kabahat de değildir.
Kabahatler Kanunu 35. maddesinde şöyle bir hüküm geçer, alkol kullanımından sonra aşırı sarhoşluk sebebiyle toplumun huzur ve sükunu bozma. Yani bu huzur ve sükunu bozmayı aslında bizim kanunumuz düzenlemiştir ve yine suç değildir, kabahattir."
Timur Soykan: “Melih Gökçek’e dokunulmuş gibi yapacaklar. Ardından Mansur Yavaş’a dokunup ‘Bakın, biz herkese dokunuyoruz’ diye bir iklim yaratacaklar. Senaryolardan biri bu.
Melih Gökçek hakkında bunca haber, bunca para konuşulmuş; savcılıkta yüzlerce dosya beklerken bugüne kadar bir ifadesinin bile alınmamış olması bu fikri güçlendiriyor.
Olur mu? ‘Olmaz’ dediğiniz ne varsa olan bir memlekette yaşıyoruz. Ama artık halkın ne düşündüğü, halkın fikrinin ne olduğu kimse tarafından önemsenmiyor.”
Kral çıplak!
AKP Genel Başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’daki resmi temsilcisi İstanbul Valisidir.
Demek ki neymiş?
İstanbul Valiliğinin, Üsküdar Belediyesi AKP’ye geçsin diye kurguladığı, belediye başkan vekilliği seçim tarihi kararının arkasında, AKP Genel Başkanı varmış.
Her şey açık, net ve ortada!
Murat Taylan: "Bu ülkede Ekrem İmamoğlu'nu suç örgütü lideri diye yargılarken mahkemede kendisine savunma hakkı verilmemesi, 3 saatte 5 saatte savunmanı yaptın yapmadın seni susmuş sayıyorum tavrı dehşetti.
Kitap toplatılması da dehşet.
Deniz Göktaş haberi de dehşet.
Manifest grubunun Türkiye'yi terk etmek zorunda kalması ve onun menajerinin başına gelen de dehşet.
Dronların havalarda uçup millete buralarda alkol alamazsınız, içki içemezsiniz yasaktır falan diye anons yapması dehşet."
KÖŞE ATIŞI
-------------
ŞÜKRAN
Sen benim çocukluk arkadaşımdın. Yenikapı’da üniversite lokalinde Yaman Tüzcet, Savaş Dinçel, Demir Özlü, Adnan Özyalçıner, Onat Kutlar ve daha adını sayamayacağım onlarca dost buluşurduk. Sanıyorum (bir umut ama) yine buluşacağız. Ben seni çok sevdim Şükran.
MÜJDAT GEZEN
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın haksız hukuksuz bir soruşturmayla tutuklanmasının ardından yapılan meclis oylamasında başkan vekilliğine Sibel Tan Çetinkaya seçilmişti.
5 Ağustos'ta yapılan oylamada oy pusulaları teker teker gösterilerek sayılmıştı. Tüm baskı ve tehditlere rağmen AKP’nin adayı seçimi alamamıştı.
Bu seçim hukuksuzca iptal edildi.
➡️Seçimden sonra iki meclis üyesi istifa ettirildi. Ardından 4 Belediye meclis üyemiz ifadeye çağrıldı. 2 meclis üyemiz gözaltına alındı ve 4 gün boyunca gözaltında kalacaklar.
➡️Gözaltı kararından bir süre sonra ise İstanbul Valiliği tarafından Belediye Başkan Vekilliği için yeni seçim tarihi belirlendi.
➡️Üsküdar Belediye Başkan Vekili seçimi 5 Eylül Cumartesi günü yapılacak. Yani gözaltı süresi devam ederken.
Bunun tek bir anlamı var: 30 yıl sonra AKP’nin kaybettiği Üsküdar Belediyesi, yargı ve siyaset işbirliğiyle gasp ediliyor. Seçimi AKP’nin alabilmesi için önceden tüm önlemler alınıyor.
Yazıklar olsun!
#ÜsküdarBelediyesi #SinemDedetaş #Seçim
Çorlu Karatepe Cezaevi’nde; Üsküdar Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş, Babala TV Genel Yayın Yönetmeni Oğuzhan Uğur, İBB davasında yargılanan Murat Ongun ve Mehmet Pehlivan'ı ziyaret ettim.
Hepsi günlerdir, aylardır haksız ve hukuksuz zindanda tutuluyor!
Türkiye’nin gerçekten demokratikleşebilmesi için peşin cezaya dönüşen bu hukuksuz tutuklulukların derhal son bulması gerekir.
Gazetecilere, hak savunucularına, komedyenlere, belediye başkanlarımıza ve hukuksuzca zindanda tutulanlara bir an önce adalet, bir an önce özgürlük!
Fetö ( kafiri ) kumpasıyla Genelkurmay Başkanı olması engellenen, Fetö ( kafirine ) karşı koyarak duruşma günü mahkemeye gitmeyen ve adliye üzerinden F-16 uçurarak akıllara kazınan, “Erkekseniz gelin alın beni!” diyerek meydan okuyan Emekli Orgeneral Saldıray Berk Paşamızı vefatının 2. yılında saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.
Bir gün Saldıray Paşa, helikopterle bölgedeki karakolları denetlemeye çıkar. Ancak bu seferki rotası önceden bildirilmemiştir. Hiç hesapta olmayan, kuş uçmaz kervan geçmez, oldukça yüksek rakımlı küçük bir üs bölgesine ani bir iniş yapar.
Pervane rüzgarı dinerken kapı açılır, Paşa aşağı iner. Tabii karakoldaki askerler ve genç teğmen şaşkınlıktan ne yapacağını bilemez. Hazırlıksız yakalanmanın verdiği o meşhur askerlik gerginliği havada asılı kalır.
Paşa, karakolu gezmeye başlar. Her köşeye bakar, her askerin gözünün içine bakarak hal hatır sorar. Bir ara mevzilerden birine yaklaşır ve oradaki nöbetçi askere döner:
“Evlat,” der, “Burası çok soğuk, kumanyanız tam mı? Isınıyor musunuz?”
Asker “Sağ olun komutanım, her şeyimiz tam!” diye tekmil verir. Paşa gülümser, ama bir eksiklik fark etmiştir. Teğmene döner: “Evlat, bu çocukların çayı nerede? Bu soğukta çaysız nöbet mi olur?”
Teğmen kekeleyerek, “Hemen demletiyorum komutanım,” derken Saldıray Berk elini kaldırır: “Dur, ben demleyeceğim. Siz geçin şöyle.”
Saldıray Paşa, bizzat mutfağa (veya o anki imkanlarla ocağın başına) geçer. Yanındaki korumalarını ve karakol personelini şaşkına çevirerek çayı demler, bardaklara doldurur ve nöbetçi askerlere bizzat kendi elleriyle götürür.
O gün o karakolda sadece bir denetleme yapılmamış, koca bir Ordu Komutanı, en uçtaki askeriyle aynı bardaktan çay içmiştir. Bu olay kısa sürede tüm bölgeye yayılır. Askerler arasında Saldıray Berk ismi, sadece “disiplin” değil, aynı zamanda “sırtını yaslayabileceğin bir dağ” anlamına gelmeye başlar.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
( Alıntıdır )
Bu hafta sendikal tarihimizi ve şanlı işçi direnişlerimizi konuştuk, tartıştık, onlardan öğrendik.
İşçileri 15-16 Haziran'da sokağa çıkaran şartları, Yeni Çeltek Madeninden alınacak sayısız deneyimi, sendikaların işlevini ve sınıfın önderlerini konuştuk.
Bir sonraki hafta yeni faşizm ve faşizme karşı tarihi deneyimleri konuşacağımız sohbetimize tüm dostlarımız davetledir.