Şike sürecinde:
1-) Trabzonspor’un hakkının nasıl yenildiğinin
2-) Fenerbahçe’nin nasıl şike yaptığını
3-) Karanlık güçleri anlatıldığı şahane bir BELGESEL.
PAYLAŞ PAYLAŞTIR!
#BizimKupamız | #Tertemiz#3Temmuz#SeneHep2011
Ne şikesi memleket elden gidiyor deyip Yargıtay kararı verince memleketi bırakıp Fransa’ya giden Başbakan RTE yeniden yargılama sözü verince dönen, askerliği çürük raporu alıp yırtan sonra yasa çıkınca cezaevinde bedelli askerlik yapan, cezaevinden çıkar çıkmaz fetöyle görüşüp ‘kalbinde ona karşı kötülük olmadığını’ dinleyen, bu olanlardan cemaat değil hükümet sorumlu deyip, fetönün bankasından kredi çeken, fetöcüleri federasyon kurullarına soktuğunu itiraf eden, fetöcüleri kulübe bedava üye yapıp 2017 yılına kadar ihraç etmeyen, fetöcü futbolcuları transfer eden ‘KAHRAMAN’ yersek/yerseniz..
Kimse karnından konuşmayacak!
Şike dosyasının Fenerbahçe ile ilgili bölümüne “kumpas”, diğer kulüpler ve Trabzonspor ile ilgili bölümüne ise “gerçek” denilemez. Bu çifte standardı kabul etmiyoruz.
Konuyu bilmeyenler bu söylemleri gerçek sanabilir. Oysa 17/25 Aralık’tan sonra, Şubat 2014’te Fethullah Gülen hakkında övgü dolu ifadeler kullanacaksın; ardından 18 Haziran 2014’te “kumpas” dediğin aynı tapeleri delil göstererek Trabzonspor’u UEFA ve Court of Arbitration for Sport nezdinde şikâyet edeceksin. 15 Temmuz gecesi ise Trabzonspor darbe girişimine ilk tepki veren kulüplerden biri olurken, sen saat 03.00’e kadar sessiz kalacaksın…
Sonra da çıkıp “Kimse karnından konuşmasın” diyeceksin.
Algı oluşturmak için armutla elmayı karıştırmanıza müsaade etmeyeceğiz.
Şike davasında tapelerin sahte olduğuna ilişkin verilmiş bir yargı kararı yoktur. Sanıkların mahkemede kendilerine okunan tape içeriklerine verdikleri beyanlar da dosyanın bir parçasıdır.
Trabzon Gastronomisi Pideden İbaret Sanılıyor… Asıl konu Zihniyette.
Trabzon denince herkesin ezberi aynı…
“Pide.”
“Köfte.”
“Balık.”
Başka?
Sessizlik…
Oysa gastronomi, bir tabağın içindekinden çok, o tabağın arkasındaki medeniyettir.
Bugün dünyanın gastronomi şehirleri, sadece iyi yemek yaptıkları için marka olmadılar. İnsan yetiştirdikleri için oldular. Şef yetiştirdiler. Servis personeli yetiştirdiler. Sommelier yetiştirdiler. Barista yetiştirdiler. Restoran yöneticisi yetiştirdiler. Yabancı dil bilen, misafir ağırlamayı bilen, sunumu bilen insanlar yetiştirdiler.
Biz ise hâlâ pidenin kaç santimetre olacağını tartışıyoruz.
Sorun mutfakta değil.
Sorun vizyonda.
Bir turist, yediği balığın lezzetini birkaç ay sonra unutabilir.
Ama garsonun yüzünü…
Karşılanma şeklini…
Hijyeni…
Sunumu…
Gülümsemeyi…
Asla unutmaz.
Çünkü gastronomi, karın doyurmak değildir.
Hatıra bırakmaktır.
Trabzon’un artık bir gastronomi devrimine ihtiyacı var.
Bu devrim yeni bir köfte tarifiyle olmaz.
Yeni bir pide çeşidiyle de olmaz.
Bu devrim, hizmet sektörüne yatırım yaparak olur.
Meslek liselerinde…
Üniversitelerde…
Akademilerde…
İşletmelerde…
İnsan yetiştirerek olur.
Çünkü dünyanın en iyi mutfağını, kötü hizmet beş dakikada yok eder.
Ama iyi hizmet, sıradan bir yemeği bile unutulmaz hâle getirir.
Trabzon’un önünde büyük bir fırsat var.
Karadeniz’in gastronomi başkenti olmak.
Belki de Türkiye’nin.
Ama bunun yolu sadece mutfaktan geçmiyor.
İnsandan geçiyor.
Artık pideyi konuşmayı bırakıp gastronomiyi konuşmalıyız.
Balığı değil, marka değerini…
Köfteyi değil, hizmet kalitesini…
Tarifi değil, vizyonu…
Çünkü gerçek gastronomi, mutfakta değil; insanın zihninde pişer.
Ve unutmayalım…
Bir şehir, yaptığı yemek kadar değil; yetiştirdiği insan kadar büyüktür.
@nebilozgenturk@halktvcomtr@Serhan_Asker Sayın özgentürk, orta Karadeniz deseydiniz daha isabetli olurdu. Ayrıca Kadir İnanır’ın babası Trabzonlu. Trabzon’dan Ordu Fatsa’ya göç etmiş bir aile!
@cuneytozdemir Zenginlik, milyoner, lüx. Parayla kafayı bozmuşsun Cüneyt.
Allah hiç kimseyi ilgi budalalığından içinde bile yaşa(ya)madığı ülkesinin Milli Takımı için sahte sevinç videoları çekmek zorunda bırakmasın.
Yeni Macaristan Başbakanı Peter Magyar:
Temiz Ateş Operasyonu'nu başlatıyoruz. Kamu parasının son 20 yıldaki kullanımını araştıracak, yasadışı elde edilen servetleri geri alacağız.
Kendi yaptıkları yasaların dışına çıkmadan Türkiye’de bunu vaat eden/edecek siyasi parti var mı?
Hatırlıyor musun Bülent Uygun?
Erman Toroğlu sana "formsuz" dediğinde, şike iması diye canlı yayına çıkıp kendini savunmuştun. Ama o sırada neredeydin? Fenerbahçe yöneticisi İlhan Yükselekşioğlu'nun evinin önünde, 250 bin dolarlık şike parasını almaya giderken! Kameralar her şeyi kaydetti. Gerçek kimliğin bu!
#Şike #BülentUygun #FutboldaAdalet
İbrahim Hacıosmanoğlu’nu savunacağım aklıma gelmezdi.
Fakat mesele kişiler değil, ilkeler meselesidir.
Sayın Bülent Uygun;
Sen bugün çıkıp başkalarına ahlak ve karakter dersi vermeye çalışıyorsun. Oysa 2010/11 sezonunda teknik direktörü olduğun Eskişehirspor, UEFA’nın yürüttüğü soruşturma sonucunda Avrupa kupalarından men edildi. CAS da bu cezayı onadı.
Eskişehir yerel basını o günlerde “UEFA’nın kararıyla geri döndüler” manşetleri atıyordu. Bunlar arşivlerde duruyor.
Yetmedi…
Eski eşinin sana yönelik kamuoyuna yansıyan ağır ithamları da hafızalarda. O açıklamaları da insanlar unutmuş değil.
İbrahim Hacıosmanoğlu kâğıt oynuyorsa kendi parasıyla oynuyor, kendi parasıyla kazanıyor veya kaybediyor.
Ama sen, UEFA ve CAS kararlarıyla ceza alan bir kulübün teknik direktörü olduğun dönemin hesabını vermeden başkalarına ahlak dersi vermeye kalkıyorsun.
Önce herkes dönüp aynaya bakmalı.
Geçmişi bu kadar tartışmalı olanların, başkalarını yargılamadan önce kendi sicillerini gözden geçirmesinde fayda var.
#Trabzonspor #3Temmuz #UEFA #CAS #Adalet https://t.co/Xta9tAEDgK
@BesirogluEren Geçen yıl 61 Black kart
5 yıl loca uzatımı
805.000 Euro
40 milyon destek yetmezmi?
Bizim gücümüzde bu kadar
Hiç elini cebine atmayan ne para babaları var Trabzon’da
Biraz da onları araştırıp yazın
Fotoğraftaki kişi, İBB Davası’nda “Ekrem İmamoğlu’nun kasası” denilerek tam bir yıldır tutuklu bulunan kadim dostum Seza Büyükçulha. Seza’nın gözaltına alındığı gün onun öyle birisi olmadığını, Cem Küçük gibi gazeteci bozuntularının iddialarının doğru olmadığını, kirada oturan ve ortalama gelire sahip birisi olduğunu elimden geldiğince vurgulamaya çalıştım. Hatta benim tweetime istinaden Cem Küçük “bunlar tırı vırı” demişti.
Geldiğimiz noktada dediklerimizin doğru olmasının gururunu yaşıyorum. Allah herkese Seza gibi dost nasip etsin. Cem Küçük gibi düşmanı ise düşmanıma bile nasip etmesin. Bu arada hesap yine bana kaldı, kasa masa işi hikaye :))
@BuyukculhaSeza
📌İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: "Bir günlük bile olsa Kudüs Valisi olmayı hayal eder bunun için Allah'a dua ederdim" demiş.
Devlet Adamları, özellikle Osmanlı Torunu olduğunu iddia edenler, Osmanlı Tarihini iyi bilmeli gaf yapmamalıdır.
‼️Osmanlı'da Kudüs Valisi yoktu. Kudüs Valilik değildi. Sancak'tı ve en yüksek mülki amiri Mutasarrıf'tı.
👉Ne yazık ki Osmanlı'nın Son Kudüs Mutasarrıfı olan İzzet Bey, Kudüs'ü tek kurşun atmadan "Efendim" diyerek İngilizlere teslim etmişti.
Mutasarrıf İzzet Bey, Kudüs'ü teslim etme vazifesini de Belediye Başkan Vekili olan Filistinli Arap Hüseyin Efendi'ye vermişti. Hüseyin Efendi, Abdülhamid Döneminde Araplardan arazi toplayıp el altından Yahudilere satarak büyük bir servet edinmişti. Servetini de İngilizlerin garantörlüğü altında korumak için Kudüs'ü güle oynaya Allenby'e teslim etmişti.
İzzet ve Hüseyin Efendilerin İngilizlere teslim ettiği Kudüs'te Edmund Allenby; "El Nebi" olarak karşılanmıştı.
NOT: Sevgili arkadaşlar sizlerden ricam elden ele yayarak bu bilgileri kıymetli devlet büyüklerimize ulaştıralım ki bu tip basit konularda Osmanlıcılık oynarken komik durumlara düşmesinler...
#tarih #pazar #Kudüs
Türkiye’de Hafıza Bu Kadar mı Kısa?
İnsan gerçekten hayret ediyor…
UEFA tarafından cezalandırılmış, CAS tarafından cezası onanmış, İsviçre Federal Mahkemesi tarafından itirazı reddedilmiş bir dosyanın merkezindeki isim, yıllar sonra yeniden on binlerce kişinin desteğiyle başkanlık yarışının en güçlü adaylarından biri olabiliyor.
Üstelik mesele sadece UEFA ve CAS kararları da değil.
17 Ocak 2014 tarihinde Yargıtay 5. Ceza Dairesi, soruşturmanın temelini oluşturan telefon dinlemeleri ve teknik takip kayıtlarının hukuka uygun elde edildiğini kabul etti.
Daha sonra yeniden yargılamalar yapıldı ve 20 Aralık 2021 tarihinde beraat kararları onandı.
Ancak burada gözden kaçırılan önemli bir gerçek var:
Beraat kararı, “şike yapılmamıştır” kararı değildir.
Kararın özü, bazı delillerin ceza hukuku bakımından mahkûmiyet için yeterli görülmemesine dayanmaktadır.
Yani kararın söylediği şey:
“Bu delillerle mahkûmiyet kurulamaz.”
Söylemediği şey ise:
“Şike hiç yaşanmamıştır.”
Nitekim UEFA’nın verdiği ceza, CAS’ın onadığı karar ve İsviçre Federal Mahkemesi’nin reddettiği başvuru bugün hâlâ ortadadır.
UEFA Disiplin Müfettişi’nin Aziz Yıldırım ve bazı yöneticiler hakkında ömür boyu futboldan men talep ettiği rapor da tarihin kayıtlarında durmaktadır.
Bütün bunlara rağmen Aziz Yıldırım’ın yeniden büyük destek görmesi aslında Türk futbolundan çok Türkiye’nin toplumsal hafızasını anlatıyor.
Çünkü mesele artık sadece futbol değildir.
Mesele; emek, adalet ve hesap verebilirlik meselesidir.
Trabzonspor taraftarlarının önemli bir bölümü için 2010/11 dosyası bu yüzden kapanmış değildir.
Çünkü onların gözünde kaybedilen sadece bir şampiyonluk değil, adalete olan inançtır.
Ve insan ister istemez şu soruyu soruyor:
UEFA’nın ceza verdiği, CAS’ın onadığı, İsviçre Federal Mahkemesi’nin reddettiği ve yıllarca Türk futbolunun en büyük tartışmalarından birinin merkezinde yer alan bir isim, nasıl oluyor da bugün yeniden on binlerce kişinin desteğini alabiliyor?