@_umbereco Yazdıklarının tamamı menkıbeci hikayeci din adamlarının söylemleri anlatıları.Allahın böyle emirleri yok.Kitabı yani indirilen dini iyi anlamak gerekiyor.Hikaye dini üzerinden Tanrı eleştirilmez.
@_umbereco İnsanların anlattığı din üzerinden değerlendirme yapıyorsun.Allahın böyle bir emri yok.İbrahim hem öldürmemeyi insanlara anlatacak hemde kalkıp kendi oğlunu canice kesecek böyle bir ikilem olurmu?
@sakallimaco Maun suresi başlı başına sosyoekonomik konuya değinen bir suredir.Orda geçen salat kelimesi de yardımlaşmaktan bahseder konunun-surenin bildiğimiz namazla bir alakası varmıdır ?Çünkü türkçe paragraflarda bile konunun bağlam ve bütünlüğünden çıkıldığında anlamı bozulur.
@aspor Kadıköyde kara bir geceye imza atan Kadir Sağlamı tebrik etmek gerekir çünkü ligin erken bitmesini engelleyerek endüstriyel futbola hizmet etmiştir.
@ProfDemirtas Selamünaleyküm kelimesinin aslıda ibranice dir,yani ilk olarak Yahudiler kullanmışlardır (şalom aleyke) biz müslümanlar bu kelimeye bir kutsiyet katmak istiyoruz.Bir günaydın dan daha değerli bir kelime değildir.
SON KİTAP GELMESEYDİ
Allah, son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v) aracılığıyla insanlığa İslam dinini ikmal etmese ve bizler hayatımızı başka dinlere göre şekillendirseydik neler olurdu?
Herhangi bir dine girer dünya ve ahiretimizi heder ederdik.
Allah’ın tek ilah olduğunu, O’ndan başka ilah olmadığını, O’nun aracıları olmadığını, tövbeleri yalnız O’nun kabul ettiğini, hiç kimseyi hükmüne ortak etmediğini, herkesin tek başına hesap vereceğini, kıyamet gününde kimsenin kayırılmayacağını, şefaat kabul edilmeyeceğini, Allah’ın üstünde ve altında yardımcıları, oğulları, ortakları olamayacağını, kalpleri yalnızca Allah’ın bileceğini kesinlikle öğrenemezdik.
Kimimiz Yahudilere uyabilir, onların tahrif olmuş kitaplarında anlatılan Adem-Havva hikayesine iman edebilir, Havva’nın Adem’i aldattığına, bu yüzden kadınların yönetici olamayacaklarına, adet sancılarını bu yüzden çektiklerine, kadının fitne olduğuna, cehennemde en çok kadınların olduğuna, kadınların aklının kısa olduğuna inanmakla birlikte, Havva’nın, Adem’in kaburgasından yaratıldığına, Allah onlardan başka insan yaratmadığı için insanların ensest yoluyla ürediğine iman edebilirdik. Allah, Sînâ dağında Hz. Musa’ya yazılı Tevrat’la (Torah) birlikte onun açıklaması niteliğindeki sözlü Tevrat’ı da (hadisler-mişna) vermiş, ama bunun Tevrat’a girmesini istememiş bu sözler/hadisler şifahî/sözlü olarak Musa’dan Yeşu’ya, ardından sırasıyla İsrailoğullarının ileri gelenlerine, yazıcılara, nihayet yahudi din âlimlerine aktarılmış, onlar da bir çok çelişkiyle halka anlatmış ve Tevrat’la çelişkili bir şekilde ortaya çıkmış dine iman etmiş olurduk.
Kimimiz de Hristiyan olurduk: Kilise tarafından kurulan konsül üyeleri tarafından yüzlerce dini metin, aktarım, söz, kitap içinden seçilmiş ama yine de çelişkilerden arındırılamamış birkaç kitabı kutsal kitap edinirdik. Mezheplere bölünür diğer mezheb/ kilise müntesiplerini tekfir ederdik. İsa’yı Allah’ın oğlu, sevgilisi, kendisiyle aynı “öz”den yaratılmış Tanrı bilirdik. Mesela, "İsa eşittir Allah!" diyebilirdik!
Allah'tan sonra İsa’nın geldiğine, İsa’dan sonra Yakub’un, Petrus’un, Pavlus’un, sonra diğer azizlerin vs. geldiğine inanır, Allah’ın altında ilahlar edinirdik. Ruhban sınıfımız olur, tevbe edeceğimiz zaman, gaybı merak ettiğimiz zaman, cennete gitmek istediğimiz zaman onların kutsal mekânlarına gider, mübarek eteklerine yapışırdık! İsa’dan gelen rivayetlerin doğruluğuna-yanlışlığına karar vermek için ruhbanlarımız rüyalara yatar sahihini sahtesinden ayırırdı. İsa’nın ölmediğine, geri geleceğine, dünyayı ıslah edeceğine iman ederdik!
Kimimiz de yakın doğu, uzak doğu dinlerine (Zerdüştlük, Brahmanizm, Budizm, Hinduizm, Şamanizm, Maniheizm vs.) girer bir takım kişi ve nesneleri ilah edinirdik. Onların önünde dans eder, “zikir ritüellerine” katılır, delice tepinirdik! O ilahlar bizim hayatımızı yönlendirir iradelerimizi onların eline teslim ederdik. Depremleri, selleri, çığları, bulaşıcı hastalıkları; tüm felaketleri tütsülerle, boncuklarla, tılsımlı nesnelerle, kutsal ruhlarla irtibat kurarak engellerlerdi.
Fakat elhamdülillah müslümanız ve Allah gönderdiği kitapla/Kur’an’la bizleri tüm bu saçmalıklara iman etmekten beri eyledi ve din olarak yalnızca Kur’an’a iman etmemizi, Kur’an’dan hesaba çekileceğimizi söyledi.
Biz kitaba uyarız ve insanların tek başlarına doğup tek başlarına hesap vereceğine fakat insanın yalnız olmadığına iman ederiz. İnsanın insana ahirette değil dünyada yardımcı olabileceğine inanırız. Çünkü insan tek başınadır ve her insan bir diğerine muhtaçtır. Ahirette ise sadece Allah’a muhtaçtır.
İşte bu yüzden, bizler Allah ile aramıza aracılar koyup, onlardan imdat istemeyiz.
Bizim, Allah’ın elinden adam kurtaran kurtarıcılarımız yoktur.
Bizim, vahiy olup olmadığına emin olamadığımız; kimimizin sahih, kimimizin uydurma dediği din kaynaklarımız, kimimizin muteber, kimimizin kezzap (yalancı) dediği ravilerimiz yoktur.
Bizim, getirdiği kitapla çelişkili "vahiyler" alan peygamberimiz yoktur.
Ramazan Yaman
● Hanefilik Mezhebinin Kurucusu Ebu Hanife'nin Kulak Arkası Edilen Fetvalarına göre siyaset yapılsa idi, dinin arkasından siyaset yapanların din ile alakalarının olmadığını millet anlardı.
● İktidara sahip olanların yanından bile geçmedikleri Ebu Hanife'nin Fetvaları:
● Arapça kutsal dil değildir, kutsal olan anlamıdır.
● Arap olmayan Müslümanlar anadilleri ile ibadet yapabilirler.
● Bir insanının mümin olduğunu ibadeti belirlemez.
● Kimin cennete veya cehenneme gideceğini Allah'tan başka hiç kimse bilemez.
● Beşeri ilişkilerde dindarlık ölçü değildir.
● Namaz kıldırıp para almak helal değildir.
● Din için toprak gasbetmek meşru değildir.
● Evlenme ve eş seçme hakkı kadının kendisine aittir.
● Allah'ın elçileri, Allah'ın kitabına aykırı konuşmazlar.
● Kuran'a ve akla aykırı rivayetler(hadisler) kaynağı ne olursa olsun reddedilir.
● İslamda evliya diye bir sınıf yoktur, her mümin Allah'ın dostudur.
● Haram para ile hayır olmaz.
● Zulüm yapan idareciye hediye verilmez, hediyesi de alınmaz.
● İSLAM akıl ve vahiy dinidir. Aklı olmayanın dini de yoktur...
Kaynak:
Prof.Dr. Muhammed Ebu Zehra (Mısır'lı İslâm âlimi)