Billions of people around the world are poor. They don’t sell their daughters to be raped by old men. BBC is disgusting for covering this with empathy.
"Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik."
Şeyma Çekici
ya n'olacaktı? her gün en az bir kadının öldürüldüğü, katillerin "iyi hal" indirimleriyle ödüllendirildiği bir ülkede şiddet sadece evde mi kalacaktı? elbette okullara, hastanelere, her yere sıçrayacaktı. hiçbiri diğerinden bağımsız değil; hepsi aynı çürümenin eseri.
@darkwebhaber Şerefsiz bir elinde de sopa.. İşine yaradığı kadar kullanıp en ufak nedenle hayvanları katleden caniler. Sahipsiz birçok köpek bu pisliklerin şehre dağa atmasıyla çoğalıyor. Asla kısırlaştırmak yok bu şerefsizlerde. Önce bunun köylerde denetimi olmalı cezası olmalı.
Hayvan istismarı vakasında verdiği korkunç kararı yeni açıklamıştı. Ancak odasına dönmeden önce, mahkeme salonunda bulunmayan tek mağduru ziyaret etmesi gerekiyordu.
Yargıç Martin Wallace otuz yılı aşkın süredir avukatlık yapıyordu. Sıkı, adil ve neredeyse sarsılmaz bir kişiliğe sahip olduğu biliniyordu.
Ama Finn'in davası onu geceleri uykusuz bırakıyordu.
Bu basit bir ihmal değildi; kasıtlı, acımasız bir eylemdi. Köpek, komşuların dayanılmaz bir koku bildirmesinin ardından boş bir dairede zincirlenmiş halde bulunmuştu. Haftalarca yiyecek ve su verilmemişti. Hayvanın iskelete dönüştüğünü gösteren suçlayıcı fotoğraflar Wallace'ın hafızasına kazınmıştı.
O gün, cezayı açıklamış ve faili en ağır cezaya çarptırmıştı. Sesi sert, kontrollü bir öfkeyle doluydu.
Ama tokmak indiğinde, zafer duygusu hissetmedi. Sadece o köpeğin çektiği acının ezici ağırlığını hissetti.
Odasına dönmedi.
Cübbesini bile çıkarmadı.
Bunun yerine, şaşkın personelinin yanından geçti, kendi arabasına bindi ve doğruca ilçe hayvan barınağına gitti.
Girişte bir bakıcı onu karşıladı.
"Çok zayıf, Sayın Yargıç," dedi sessizce. "Ve insanlardan çok korkuyor. Ona yaklaşmakta çok zorlandık."
Onu tıbbi alana götürdü. Yargıç Wallace kulübenin içine baktı ve duvara hareketsizce bakan, bitkin, tükenmiş, teslim olmuş, zayıf, iskelet gibi bir pitbull gördü.
Yargıç yavaşça kulübenin kapısını açtı ve soğuk betona diz çöktü.
"Merhaba dostum," dedi yumuşak bir sesle. "Benim adım Martin. Ben... senin hikayeni duyan kişiyim."
O zamana kadar kimseyi yanına yaklaştırmayan köpek, yavaşça başını çevirdi. Titreyerek ayağa kalktı, kaburgaları ve çıkıntılı kemikleri açıkça görünüyordu ve tereddütlü bir adım öne attı.
(Tarifler ve ipuçları aracılığıyla)
Antalya'da Süleymancılar tarikatına ait bir yurtta, 10 erkek çocuğun cinsel tacize uğraması skandalında, ailere susmaları için para teklif edildiği görüntüler ortaya çıktı:
"Ortaokul öğrencileri bazen bir kadından daha cazip gelir insana..." (SZC)
İğrenç kuma aşiret dizilerinden önce izleyebildiğimiz muhteşem karakterler umarım bir an önce bu düzen değişir ve normal diziler izleyebiliriz 🙏 8 mart dünya emekçi kadınlar günümüz kutlu olsun ✨️
Doksanlı yıllarda herkes aynı evde yaşamış gibi. Bu kadar mı benzer olur yaşanmışlıklar, bu kadar mı aynı hissedilir duygular? En zor olanı da herkes özlüyor o yılları. Burçin Terzioğlu’nun da klibinde oynadığı Ali Güven’in “Yolcu” şarkısı tam da bu nostaljiyi yaşatıyor. 🥹