#HMGS
Avukatlık mesleğine kabulde sınav gerekip gerekmediği ile ilgili olarak yıllardır tartışılan bu konuyu tek boyutlu olarak ele almak meseleye rasyonel bir çözüm bulmanın önünde büyük bir engel.
Aşağıdakiler tamamen şahsi görüşlerim olup değişime ve her türlü eleştiriye açıktır.
'Sınav' olmalı mı? Kesinlikle sınav olması gerektiğini düşünüyorum.
Sınavın nitelikleri bu durumda önem arz ediyor.
1️⃣ Bu sınavın merkezi bir sınav mı olması yoksa barolar ya da TBB tarafından mı yapılması gerektiği veya karma bir sistem mi olması gerektiği en önemli meselelerden biri. (Düzenleyen Kurum)
2️⃣ Bu sınavın neyi ölçeceği diğer önemli mesele olarak karşımıza çıkıyor. (Sınavın amacı)
3️⃣ Sınavın staj öncesi mi yoksa sonrası mı olacağı sınavın amacı ile doğrudan bağlantılı diğer önemli bir konu.
4️⃣ Sınavın yalnızca avukatlık mesleğine yönelik mi yoksa tüm hukuk mesleklerine yönelik mi olması gerektiği başka bir mesele.
----- Sınavın temel hukuk kurallarına hakimiyeti ölçen merkezi bir kısmı ve avukatlık uygulamaları ve avukatlık için aranan şartların sağlanıp sağlanmadığını denetleyen baro sözlü sınavından olmak üzere iki ayrı aşamadan oluşması bir seçenek olarak düşünülebilir.
----- Sınavın amacının bilgi ölçmekten ziyade muhakeme yeteneğini ölçmek olarak belirlenmesi avukatlık hizmetlerinin kalitesini ve verimliliğini artıracaktır. Sorulara bakayım dedim, bir soru gördüm ki ben de çözemedim. Bir anda avukatlık ruhsatı yok oldu. Aşağıya eklediğim sorunun, avukatın ezber kabiliyeti dışında hangi niteliğini ölçtüğü muammadır. Neyi nerede bulacağını bilmek, muhakeme edebilmek ve meramını öz ve güzel biçimde açıklayabilmek gibi hiçbir yetiyi ölçmeyen bu soruların iyi hukukçu yetiştirmeye ne oranda hizmet ettiği tartışılmalıdır. Hukukçu yaralama suçunun cezasını ezbere bilmek değil; somut olayda yaralama suçunun mu yoksa öldürmeye teşebbüs suçunun mu oluştuğunu GEREKÇELERİYLE açıklayabilmek niteliklerine sahip olmalıdır.
----- Sınavın staj öncesi olması, fakülteden henüz 'mezun' olmuş, yani diploma almış kişilerin yeniden sınava tabi tutulmasına yol açmaktadır. Eğer fakültelere güvenilmiyorsa bu sorunun çözümü sınav değil, bunların niteliksiz olanlarının kapatılmasıdır. Eğer amaç avukatlık mesleği pratiğine hakim olunmasını sağlamak ise sınavın staj sonrasına bırakılması bu amaca daha çok hizmet edecektir. Ayrıca fakülte mezununun henüz ne istediğini, hangi alanın kendisine uygun olduğunu bilme imkanı yoktur. Sahaya indikten sonra sınava tabi tutulması bu anlamıyla da daha adil olacaktır.
----- Avukatlık, hakimlik ve savcılık tamamen ayrı meslekler olup adaylardan birini seçmesinin istenmesi 'tercih' edilen bir mesleğin ifa edilebilmesine olanak sağlayacaktır.
----- Naçizane, benim görüşüme göre 3 yıl temel hukuk fakültesi eğitiminin üzerine 1 yılı avukatlık bölümü ve 1 yılı avukatlık stajı olmak üzere iki yıl uygulamalı eğitimden ibaret 5 yıllık bir fakülte süreci çok daha verimli olur. (Keşke başka bir sosyal bilim bölümü mezunu olmak gibi bir ön şart getirilebilse...)
Peki bugünkü mağduriyetler nasıl giderilecek?
Sınavdan en çok etkilenen gençler muhatap almak, eşitlik ve adalet temelli geçiş süreci niteliğinde bir çözüm ile mağduriyetleri gidermek zarardan çok yarar getirecektir.
Gençlerin bu konudaki mağduriyetleri dile getirmek ve seslerini duyurmak amacıyla kurmuş olduğu toplulukları (örneğin @Hmgsplatformu) ciddiye almak, mağduriyetlerini anlamak, bazen de belki onların göremediği hususları doğrudan yermek yerine neden o görüşe katılmadığımızı açıklayarak tartışmaları verimli kılmak, gençlerin yok sayılma hissine kapılmalarını ve samimiyet konusunda ikna olmalarına yardımcı olacaktır.