Hiç'in ne olduğunu anlayan her'i de anlamıştır. Fakat kavrayış ile eylemin örtüşmemesi bildiğini göz ardı etmekten doğar. Bu, ilkel aklın kendi ve kendine dair olanı yaşatmasıdır. Örtüşen eylemlerde ise yüksek bilinç etkindir. Orada her ve hiç bile bir'dir ve birbirine eşittir.
Bazılarında ambiti şansı vardır. Ne kadar yetersiz, eğitimsiz, bilgisiz, çapsız, akılsız olsalar da bir kediden daha garanti halde dört ayak üstüne düşerler. Bunlar 'işin rast gitsin' demeye gerek olmayacak kadar tıkırındadır. Ve bu doğuştan ambitiler hep bi' şikayet halindedir.
"...Ülkü denen nazlı gelin, erde şan ister
Büyük devlet kurmak için büyük kan ister
Var mı senin damarında böyle bol kanın
Türk'ün kanı bir eşidir lavlı volkanın"
Az uz dere tepe düz gittiği halde bir şey olamayanları gören bir nesil neden çalışsındı ki?O bin yıllardır gelen şükür mekanizması yerini 'daha fazlacı' isteklere bırakmıştı. Ve şükür de yorulmuştu.Çünkü tek başına karın doyuramıyor,yetiremiyordu artık.Şükür bile şükürsüzdü artık
Hiçbir vasfı olmadan, anasının gözü babasının kanatları altında etliye sütlüye sadece yemek için dokunarak geçirdiği bunca senede zihnini hiç kullanmak zorunda kalmadığından olsa gerek sadece moron bakışlarla ortalıkta gezmeyi iş sanırdı..
Metroda en köşe cam kenarına oturduğumda, çalışmadığı halde sürekli yüksek maaş isteyen sırtını devlete dayamış öğretmen gibi hissediyorum. Öyle güvenli bi alan
Gerek Kemal olsun gerek 'devlete karşı ahbap' örneği olsun, malların nasıl yanlış atlara oynadığını zaman bi' güzel ortaya çıkarıyor. Ortalık 'R'den geçilmiyor.
"Lütfen kapılara yaslanmayalım" anonsu için bile "Neden yaslanmayacakmışız, yas-lan-ma hak-kı-mız en-gel-le-ne-mez" diyecek eylem kafasında manyaklar var ülkede
Çocuk bilgi ve tecrübe eksikliği nedeniyle çocuktur. Bilgisi arttıkça zihinsel yapısı gelişen insan tecrübe edindikçe çocukluktan çıkar. İleri yaşına rağmen çocukça davranış sergileyenler bilgi değil, tecrübe olgunluğuna erişememiş olanlardır. Çocuklarınızı hayatın içine atın..
Devlet bir çatıdır. Çatının şekli yönetenlere göre değişebilir ve beğenilmeyen ya da aksayan tarafları onun altındakilerin talepleriyle restore de edilebilir; ama önemli olan çatının çökmemesidir. Devletçilik işte bu yüzden önemlidir ve işte bu yüzden Allah devlete zeval vermesin
O tatlı gibi gelen dilinin altında her daim ikamet ettirdiği ağulu sözlerinden sebep olsa gerek bazen beşer gözüne vücut bulmuş fitne gibi görünürdü. Hacmi, ağuşa sığacak kadar yer kapladığından mıdır bilinmez, karakteri de ebadına sadık kalarak küçücük kalmıştı.
Hiçbir şeyin sahibi olmadığını bildiğinden beri yaşamak hissi, acizliğini bir müptezelin yoksunluğu gibi titrettiği benliğinde boşluğa mahkum oluyor, bir zaman semirmek istediği o hayat artık karanlık bir halde her ışığı soğuruyordu. Hiçbir şeye sahip olmak ne korkunçtu.
Çok isteyerek doğurduğu bebeği büyüyüp çocuk olduğunda, kendi yaşayamadığı hayatı ve hayalleri onun yaşama ihtimalini kıskanır olmuştu. Nereden geldiği belli olmayan bu şeytani güdüye karşı koymayarak ilk önce, kızının da babasız büyümesi için kocasını boşamıştı.
Uyandı, gerindi. Okun esnettiği yay gibi kıvrıldı beli. Yokladı kendini, bugün iyiydi. Yoktu ağrı sızısı. Bir güne daha sağlıklı başladığı için 'şükür' dedi. Su dolu leğenin başına oturdu, daldırdı ayaklarını. Sonra o ıslak ayaklarını sürdü yüzüne...