Bazı insanlar intikam almaya değmez.
Zaten hayat onları köşeye sıkıştırmış,
içlerini boşaltmıştır. Yüzlerine bakınca
anlarsın; kayıpları cezalarından ağırdır.
Sessizce yok oluşları yeterince nettir.
Bazı insanları merhem sanırsın, oysa onlar sadece vaktini bekleyen birer sızıymış. En savunmasız anında paylaştığın acılarının günü gelince sana karşı bir silah olarak kullanılması; birine güvenmenin bedelini en ağır şekilde ödemekmiş. Meğer büyümek, kalkanını indirdiğin yerden vurulunca başlıyormuş.
günler, haftalar, aylar geçecek…iyi rüzgar alan bir balkon köşesinde, neyi başarıp başaramadığımı umursamayan insanlarla birlikte gülüp eğleneceğim. öyle ki, beni ilk defa görenler hayatımda hiç mutsuz olmadım sanacak.
Seni inciten şey ona dert olmuyorsa o insanda anlamlı bir his aramanın, onunla bir bağ kurmanın hiçbir anlamı yok. Bazı şeyler için “bu kadarmış” deyip usulca yürüyüp geçeceksin.
O hareketin beni mutsuz ettiğini bilmesine rağmen sürdüren birinin beni sevmesi mümkün değil. Birini seversen onun gönlünü hoş etmek istersin. Birbirinizin hassasiyetlerine karşı özenli yaklaşırsınız. Bir şeylerin inada bindirildiği bir ilişkide aşktan sevgiden söz edilemez.