Birçok hesapta aynı sıkıntı var, maalesef.
Ya hesap kapatılıyor ya da görünürlük kısıtlanıyor; mücadele etmemiz, mağduriyetleri dile getirmemiz ve sesimizi duyurmamız zorlaştırılıyor.
X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmek için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır.
Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
@X
Altın yere düşmekle pul olmaz.
Ve altının değerini sarraf bilir.
Bir insanın değeri de uğradığı haksızlıklarla, maruz kaldığı zulümle, elinden alınan makamla, işiyle, özgürlüğüyle ölçülmez.
Hukuksuz ve haksız biçimde işinden edilen, özgürlüğünden mahrum bırakılan, hatta hayatını kaybeden insanların değeri; onları değersizleştirmek isteyenlerin iradesine bağlı değildir.
"Zulüm ile âbâd olanın âkıbeti berbat olur." Hakîkat, birilerinin verdiği hükümle değişmez.
Abdülhak Hâmid Tarhan’ın şu sözü insan olanın vicdanına dokunmalıdır:
“İnsan dünyada bir Hak’tan, bir de haksız olmaktan korkmalıdır.”
Asıl mesele de budur.
Makam değişir, güç değişir, devran döner. Fakat yapılan haksızlıklar ve o haksızlıklar karşısında alınan tavır tarihin ve vicdanın hafızasında ebedî kalır.
Peki ya haksızlık yapanlar?
Hukuksuzluğu görmezden gelenler?
Duyduğu hâlde susanlar, bildiği hâlde sessiz kalanlar? AİHM Büyük Daire’nin verdiği ihlâl kararlarını bile görmezden gelenler?
Gölge Oyunu, toplumun geniş bir kesiminin düşünme biçimine kadar sızmış durumda.
Duyguların bile sahnesi kurulmuş; kimin neye, ne kadar üzüleceği; kimin neye, ne kadar sevineceği önceden hesaplanmış...
İnsan, yalnızca kendisine yapılanlardan değil, başkasına yapılan haksızlıktan da korkmalı ve endişe duymalı.
Altın yere düşmekle pul olmaz. Haklı olan da zulümle, iftira ile değersizleşmez.
"Küfür ile belki, ama zulüm ile âbâd olmaz devlet."
Nizâmü’l-Mülk, Siyasetnâme
#İhlal
‼️ MEMURLAR İÇİN EMSAL DANIŞTAY KARARI!
✅ Danıştay'dan tüm kamu görevlilerini yakından ilgilendiren kritik bir karar çıktı!
✅ Artık ceza dosyası kesinleşmeden hiçbir devlet memuru görevinden çıkarılamayacak. Yani hakkınızda devam eden bir ceza davası olsa bile; istinaf ve Yargıtay süreçleri tamamlanıp karar kesinleşmeden memuriyetten çıkarma işlemi uygulanamaz.
✅ Peki bu ne anlama geliyor?
🔹 Masumiyet Karinesi Güvencede: Yargı süreci sonlanmadan kimse suçlu sayılamaz.
🔹 Haksız İhraçların Önü Kesiliyor: Yargıtay onayı gelmeden verilen ihraç kararları hukuka aykırı hale geldi.
Hey danıştay bizim davalarda da aynı ilkeleri uygulamak çok mu zor.
Hoşuma gitmiyor ama çepçevre kuşatılınca S.O.S. sinyali vermek de normal olsa gerek.
X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmek için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır.
Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
@X
Millî irade nedir?
Millî irade, milletin sandıkta ortaya koyduğu tercihtir. Ama yalnızca sandığa gitmek değildir. Sandıktan çıkan tercihe saygı göstermek, seçilmişlerin hukuk içinde görev yapabilmesini sağlamaktır.
Şimdi yeniden “vesâyet” ve “millî irade” deniliyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da bunun için bir panel düzenledi.
Peki, millî irade yalnızca darbeler söz konusu olduğunda mı hatırlanacak?
Muhalefet tam da buradan itiraz ediyor. Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanları hakkında yürütülen yargı süreçlerini, 'seçmen iradesinin etkisizleştirilmesi" olarak değerlendiriyorlar.
Ekrem İmamoğlu da bunu açıkça “millî iradenin yok sayılması ve gasp edilmesi” şeklinde ifade ediyor.
O hâlde soralım: Sandıkta seçilen bir iradeye, sandıktan sonra da saygı göstermek millî iradenin gereği değil midir?
Millî irade, işimize geldiğinde hatırlanacak bir kavram değildir.
Tıpkı “bekâ” gibi... Her meseleye beka demek, kavramın kendisini de değersizleştirir. Kebapçı esnafından üç harfli marketlere, hal esnafından kabzımala kadar ekonomik meselelerin bile bekâ başlığı altında tartışıldığı günleri gördük.
2019'da Cumhurbaşkanı Erdoğan, sebze-meyve fiyatları tartışması sırasında “halde terör estirenlerin” işini bitireceklerini söyledi.
Kaynak: AA
2021'de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ekonomik sıkıntılar ve işsizlik tartışılırken “teröre yardım ve yataklık yapan bölücü kebapçıların işsizlikte payı vardır” dedi.
Kaynak: TBMM
2022'de ise zincir marketlerdeki fiyat artışları tartışılırken, “Sürekli zam yapan zincir marketlerin FETÖ ile irtibat ve ilişkisinin titizlikle araştırılması gerekti��ine de inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Kaynak: AA
Millî irade de bekâ da bu kadar ucuzlatılmamalı.
Demokrasi, yalnızca sandığa gitmek değil; sandıkta ortaya çıkan iradeye hukuk içinde saygı göstermektir.
Kimseyle hısım/hasım değilim. Sadece adaletin, hukukun ve demokrasinin hâkim olduğu yaşanabilir bir ülke arzu ediyorum; ömrümün son demini de huzur içinde yaşamak istiyorum.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
#SOS
📍AİHM’in KHK ihraçları bakımından ‘öncü dava’ niteliğindeki Candar/Türkiye başvurusunu Hükümete tebliği ve taraflara yönelttiği sorular bağlamında, başvurucular mahkemelerden hangi taleplerde bulunabilirler? Bu taleplerinin reddi neden AİHM nezdinde aleyhlerine değil, lehlerine bir sonuç doğuracaktır?
📽️ İzlemek İçin: https://t.co/qWLdcJ7bI9
Videoyu gören herkesten ricam:
Şimdi değilse ne zaman?
Adalete, sanata, kültüre ve edebiyata ne zaman sahip çıkacağız?
Ne zaman düşünceyi, sözü, kitabı, müziği, tiyatroyu ve insanın güzeli arama çabasını bir toplumun temel ihtiyacı olarak göreceğiz?
X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmek için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır.
Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
@X
Kültürüne, sanatına ve edebiyatına önem vermeyen; bunları geliştirmeyi ve gelecek kuşaklara aktarmayı dert edinmeyen toplumların muasır medeniyetlerin gerisinde kalması kaçınılmazdır.
Bir toplumun gerçek zenginliği; düşünme, sorgulama, üretme, hayal etme ve güzeli arama kabiliyetinde saklıdır.
Platon sanatın insan ruhu üzerindeki etkisine dikkat çekerken, Aristoteles Poetika'sında sanatın insanın yaşadıklarını anlamlandırma yollarından biri olduğunu ortaya koyar.
Goethe'nin “Mimarlık donmuş müziktir” sözü, sanatların aynı insan ruhunun farklı ifadeleri olduğunu anlatır.
Doğu'da Fârâbî'nin erdemli toplum düşüncesi, insanın yalnızca maddî ihtiyaçlarıyla değil; bilgi, ahlâk ve düşünceyle de gelişebileceğini hatırlatır.
İbn Haldun'da da medeniyet; şehir, bilgi, üretim ve kültürden bağımsız düşünülemez.
Yunus Emre'nin yüzyılları aşan sözleri ise bunun en güzel örneklerinden biridir: Söz insanı aşar, sanat zamanı aşar.
Bunun çarpıcı örneklerinden biri savaş sonrası Almanya'dır.
Şehirler bombalanmış, okullar, tiyatrolar, müzeler ve kütüphaneler ağır hasar görmüştü. Buna rağmen yalnızca binaları onarmaya odaklanılmadı; okullar, tiyatrolar ve müzeler yeniden hayatın içine döndü.
Berlin'de kültür emekçilerinin yüksek gıda tahsis grubunda değerlendirilmesi de kültüre verilen önceliğin dikkat çekici örneklerinden biriydi. Mesele yalnızca enkazı kaldırmak değil, toplumun zihnini ve hafızasını da yeniden kurmaktı.
Bugün de durum bundan farklı değildir. Bilim bize çoğu zaman nasıl yapacağımızı öğretir; sanat ve edebiyat ise neden yaptığımızı düşündürür.
Edebiyatı küçümseyen, sanatçısını yalnız bırakan, düşünceyi ve estetiği gereksiz gören toplumlar aslında kendi geleceğinden eksiltir.
Muasır medeniyet seviyesine ulaşmak; düşünceyi, bilimi, sanatı, edebiyatı ve insanı önemseyen bir zihniyeti inşâ etmektir.
Buradan ilan ediyorum: Yarın öbür gün Ömer Faruk Gergerlioğlu’na bir saldırı yapılır, yaralanır veya öldürülürse sorumlusu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıdır! Tüm kamuoyu bunu bilsin. Basın mensupları bunu bilsin. Böyle rezalet olmaz!
Şu hâle bak ya! Bana küfür etmiş! Savcı karar vermiş: Takipsizlik! Suç bulamamış.
Savcılara soruyorum: “Size bu laf denilse, bir savcı takipsizlik verse ne dersiniz? Yüzünüz kızarmıyor mu kardeşim? Bu nasıl bir memleket ya?” @ankaracbs
Bal; aracıdan değil arıcıdan alınır...
Ne ballı adamım maşallah 😂
1 yaşından yukarı Çocuklarınıza gönül rahatlığıyla yedirebilirsiniz...
İstediğiniz yerde istediğiniz kriterlere analiz yaptırabilirsiniz. Balımız katkısız çiçek balıdır
Sipariş için 0505 010 46 46 veya dm
Merhaba . Türkiye'de yaşayan bir emekli öğretmenin.Birikimimi gümüş alıp satmakla değerlendirmek istiyorum. Al sat zamanları konusunda bilgi ve ilginize ihtiyacım var.Yardımcı olur musun? hatice.samsun /Türkiye
@SallmanBTC
KHK’larla ihraç edilen kamu görevlileri arasında haklarında kesinleşmiş beraat kararı verilen, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen veya ceza yargılaması sonucunda suç isnadı hukuken ortadan kalkan birçok kişi bulunmaktadır.
Hukuk devletinde idari işlemler de yargı kararları ışığında yeniden değerlendirilmelidir.
Hakkında suç isnadı hukuken geçerliliğini yitirmiş kişilerin dosyaları gecikmeksizin gözden geçirilmeli; görevlerine iade edilmeleri gerekenler bakımından adalet tesis edilmelidir.
Adalet, yalnızca cezalandırmayı değil; haksızlığa uğrayanın hakkını gecikmeden teslim etmeyi de gerektirir.
Güçlü devlet, hatasını hukuk içinde düzeltebilen devlettir.
Belki bugün çıkacak bir zeytinyağı siparişi, bu ayın yükünü biraz olsun hafifletecek...
Bazen tek bir destek bile insanın yeniden umutla ayağa kalkmasına yetiyor. Eğer zeytinyağı ihtiyacınız varsa beni tercih ederseniz çok mutlu olurum.
Rt edermisiniz
Hurma fotoğrafını paylaştıktan sonra bir çok dostumuz Yorumlarda aynı soruyu soruyor hatta köyümden bile telefonla arayarak sen nasıl yaptın diyenler oldu. Bütün Karadeniz bunu çok iyi biliyor ki birkaç yıldır hurma ağaçları aynen söylendiği gibi çiçeğe dönüyor ve meyve olgunlaşmadan dökülüyor. Bundan ben de 2 yıl muzdarip oldum öncelikle sorunun ne olduğunu söyleyeyim maalesef bütün ülkemizin başına bela olan kokarca denilen zararlının çiçeğin öz suyunu emerken yerine bıraktığı kimyasal zehirden dolayı dökülme oluyor. Kokarca denilen illet tarım zehirleriyle bile kontrol altına alınamadığı için tarım ürünlerimiz büyük tehlike altında. Peki biz ne yaptık? Tabii ki fotoğrafta gördüğünüz gibi doğal çözümünü bulduk, birileri sadece burada tweet attığımızı sanarken arka planda gecemizi, gündüzümüzü tarımda ekolojik mücadele yöntemlerine adadığımızın farkında değiller. Tabii ki de çözümü paraya dönüştürmeyeceğim açıkça söyleyeceğim; ağaçta çiçeklenme başladığı andan itibaren bizzat kendi yöntemim olan kadife çiçeği ve soğanı suda bekleterek yaptığım suyu bitkilere sıkıyorum. Yalnız denemelerime göre etkisi çok az sürüyor bu sebeple havalar yağışlıysa üç günde bir değilse haftada bir uyguluyorum. Yine 10 günde bir mahsul iyice büyüyene kadar 2 kez uyguluyorum, aynı yöntemleri fındıklarda da uyguluyorum. Sonuç gördüğünüz gibi artık hurmalarımı yiyebiliyorum 😊 bir ��rün daha var kullandığım doğal bir bitki yağı onun ismini verirsem tek bir firma ürettigi için reklama girebilir bunu yasal altyapısını öğrenerek onu da paylaşacağım. Geçmiş olsun.
5 litrelik bir bidonu keserek yada benzerinin içerisine 1 litre su, 2 yemek kaşığı toz şeker, yarım çay bardağı elma sirkesi, bir yemek kaşığı sıvı bulaşık deterjanı, 15 metre aralıkla bahçeye yerleştirelim. Ek önlem olarak sinek çeken etiketler var ondan da uygunca yerleştirelim %100 çözüm, aynı yöntemi narenciye bahçelerinde de uygulayabilirsiniz
Akif hocam ziraat mühendisi değilim sadece kendim tarım denemeleri yapıyorum bunları da evet soylediginiz gibi yaklaşık on mandalina ağacında deneyip problemi %90 oranında çözdüm, şunu da belirteyim evet hiçbir doğal çözüm %100 çözüm sağlamıyor sadece kayıp miktarını azaltıyor ben yaptığım işlemlerde kar zarar hesabına bakıyorum, örneğin bir mahsulümün ekolojik yöntemlerde yüzde seksenini kurtarabiliyorsam benim için olay tamamdır geri kalanı doğanın hakkı diyorum çekiliyorum, kimyasal kullanımında bu oranı %100‘lere kadar çıkarabiliyorlar bu da doğrudur, fakat toplum ve tabiat sağlığı kaybettiğimiz bir miktar mahsulden daha önemsiz olduğunu düşünmüyorum, belki hesaplarsalar bu aradaki kayıp kimyasallara ödenen ücretlerden daha az olabilir. Şunu da söyleyeyim hiçbir zaman %100 tarım zehri kullanılmasın demiyorum söylemlerim ve deneylerimden aldığım sonuçlar kullanılan tarım zehirlerinin yüzde doksanının gereksiz olduğunu düşünüyorum ve geri kalanı da en son çağrı olarak kontrollü bir şekilde reçete ile verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ülkemizde siz daha iyi bilirsiniz herhangi bir ziraat satış ofisine gidip ben de şu hastalık var diyerek eline zehirleri tutuşturup gönderiyorlar, bir çoğunu kontrol ettim verilen zehirle ilgili o bölgede zararlı dahi yok. Ben bir yerde kimyasal kullanımı mecbursa bunu sizin gibi ziraat mühendisleri biyolog kimyacılardan oluşan bir heyetle reçete edilerek izin verilmesini savunuyorum.
Not all food is real food.
Many everyday staples are engineered with chemicals and fillers.
Here are 5 of the worst ultra-processed factory foods and why they’re wrecking your health:
1/ Seed Oils