Bursa masalsı bir şehirdi. AKP öncesi hallerini bilirim. Sokaklarında dolaştım.
Sonra AKP geldi ve silindir gibi geçtiler o güzel şehrin üzerinden.
İçim eziliyor
içim eziliyor
İçimde kıvırcık saçlı bir çocuk
kurşuna diziliyor
Bu ülkeye bok böcekleri kadar faydası olmayan tarikat şeyhlerine, vergiden muaf olması dışında uçak tahsis ediyorlar. Sen de gitmiş Amerikadaki Hasidik Yahudi ile dalga geçiyorsun öyle mi .?
Kırk yıllık kanın üstüne ince bir “ çerçeve “ gerilmiş.
İçinde hak yok, yüzleşme yok, özür yok, eşit yurttaşlık yok
Devlet bunu kazanım diye ilan ediyor, adaya rol biçiyor.
Bu barış değil. Yönetilen, sessiz, tepeden inme bir kapanış.
Rojava’da Kürtçe eğitim ısrarı: ‘Karar değişene kadar devam edeceğiz’
Suriye Geçiş Hükümeti Eğitim Bakanlığı’nın 27 Ağustos’ta aldığı ve Kürtçe derslerini haftada 3 saatle sınırlandıran kararın ardından Rojava’da başlayan eylem ve protestolar devam ediyor
https://t.co/IbJKEEfuyS
Kürdler savunmaya geçmesin, bu bahsedilen şeyler basit konular; Kürdler bağımsız Kürdistan, Federasyon veya özerklik de isteyebilir.
İkincisi bu kampanyanın iki amacı var, bir Kürdleri sindirmek, ikincisi korkutup ERDOĞAN'ın kucağına itmek, hakkımızı istiyoruz, tercihte de özgür.
We love you, we support you, and we stand with you today, tomorrow, and always.
We pray that God blesses Kurdistan and Israel, protects their peoples, and grants them security, freedom, peace, and prosperity.
Kurdistan & Israel ❤️
#Kürd hareketinin her şeyden önce kendi önüne bakması elzem ve zorunluluktur!
#Filistin'i desteklemek veya karşı çıkmak gibi bir görevi ve sorumluluğu yoktur!
Devlet, Apocu hareket ve bileşenleri eliyle başımıza öylesine büyük, öylesine karanlık bir oyun örüldü ki, inan bana Yılmaz Abi, bu kötülük senin ve benim gibi hayal gücünün sınırlarında dolaşan sanatçıların bile aklına gelmezdi. İnsan bazen yaşadıklarına bakıyor da, Bunu bir filmde anlatsak kim inanırdı? diye düşünüyor.
Bu Kürt düşmanı oyunda figüranlık yapmaya gönüllü olacak bu kadar insanın kendi içimizden çıkacağını da herhalde rüyamızda görsek inanmazdık.
Özgürlük diye çıkılan yollardan MHP-Türk ideolojisinin ve militanlığının kıyılarına savrulmak. Gel de işin içinden çık, Yılmaz Abi. Maalesef, takvimler 2026 yılını gösterirken halkımızın hâli pek iç açıcı değil.
Ama bütün bu karanlığa, kalleş oyunlara ve vicdansızlıklara rağmen umudumu kaybetmedim. Çünkü biliyorum ki hiçbir karanlık sonsuza kadar sürmez. Bir gün halkımız kendi gücünün farkına varacak, kendi kaderine sahip çıkacak; özgür ve bağımsız Kürdistanımızı kuracağız.
Ehmedê Xanî’den Cigerxwîn’e, senden bugüne uzanan o uzun hafıza bize yalnızca geçmişimizi değil, yarınımızı da hatırlatıyor. Sizlerden aldığımız moral, cesaret ve direnme gücüyle yolumuza devam ediyoruz.
Evet Yılmaz Abi, bir gün mutlaka kazanacağız.
Ve biz Kürtler, özgürlük davamız uğruna yaşamını, emeğini, sanatını ve yüreğini ortaya koyan değerlerimizi daima başımızın tacı olarak taşıyacağız.
Seni özlemle, sevgiyle ve saygıyla anıyorum, Yılmaz Abi.
#Kürdistan
#YılmazGüney
#ÇirkinKral
Siyasetçilerin büyük kısmı az yetenekli aktör ve dolandırıcılardan oluşuyor. Ekranı ve sahneyi kaybetmemek için sonunda soytarı rolüne kadar düşüyorlar.
önce türkçenin suriye'de dışlanmasını eleştirmiş, "dil bir milletin iskeletidir" demiş; sonra kürtçe'nin türkiye'de görünür kılınmasından rahatsız olmuş, kürtçeye isyan etmiş. ırkçıların beynini kuşa taksan ters uçar.
Bu kadar döneklik sadece iktidar baskısı ile açıklanamaz.
Kendilerine Atatürkçü, Kemalist, sosyal demokrat vs diyenlerin ciddi düzeyde nitelikli siyasal kadro sorunları var. Siyaset bu insanlar için sadece ticari ilişkilerinden ibaret.
Gazeteci Levent Gültekin,
Melih Gökçek ifadesinde oğlunun çalışmadığını söylemesi hakkında ;
"Nasıl insanlar bunlar? İşi olmayan oğlu kapora için 300.000 euro'yu yakıyor. İşi olmayan oğlu Almanya'da şurada burada 5 , 10 milyon euroluk gayrimenkul alabiliyor."
Dört bir yanımız puşt zulası.
Yıllardır Kürtleri kendi kirli çıkarları ve siyasi hesapları uğruna kullananlar, bugün çıkıp gerçek Kürt yurtseverlerini hedef gösteriyor. “Silahsızlanma projesine karşılar”, “Öcalan’ı itibarsızlaştırıyorlar”, “barış istemiyorlar”, “demokrasiye karşılar”, “akan kanın durmasını istemiyorlar” diyerek Kürt yurtseverlerini suçluyorlar.
Oysa mesele ne silahların susmasına karşı olmak ne de barış ve demokrasiye karşı çıkmaktır. Mesele, Kürtlerin kimliği, iradesi ve geleceği söz konusu olduğunda kimin neyi savunduğudur.
Bizim itirazımız, Kürtlerin kendi kimliğinden ve ulusal bilincinden uzaklaştırılmasına, siyasi iradesinin başkalarının çizdiği sınırlar içerisinde şekillendirilmesine ve bunun “barış” ya da “demokrasi” adına meşrulaştırılmasına yöneliktir.
Bunların asıl amacı ise uyanmış, bilinçlenmiş ve kendi iradesiyle hareket eden Kürt yurtseverlerini etkisizleştirmek; ardından Kürtler üzerinde yürütülen asimilasyon sürecini farklı biçimlerde sürdürmektir.
Kürtlerin kimliğini, iradesini ve haklarını savunmak; barışa, demokrasiye veya kanın durmasına karşı olmak değildir. Tam tersine, gerçek barışın ve demokratik bir geleceğin ancak Kürtlerin kendi kimliği ve özgür iradesiyle mümkün olacağını savunmaktır.