Ayasofya, 86 yıllık hicranın ardından yeniden asli hüviyetine 6 yıl önce bugün kavuştu…
Bu kutlu mabet, inşallah ebediyete kadar semalarımızı ezan sesleriyle süslemeye devam edecek…
Ayasofya’nın dirilişi mübarek olsun…
Medya tamam, sosyal medya tamam ama bizim hareketimiz ruberu muhabbet üzerine kuruludur.
Biz gönüller yaparak, gönüller kazanarak bugünlere geldik.
Bundan sonra da yola böyle devam edeceğiz.
Teşkilatımız her an vatandaşımızla hemhâl olacak. Bize geleni başımızın tacı edeceğiz.
Bize gelmeyeni arayıp bulacak, hal hatır soracak, derdini dinleyeceğiz.
Tebrik ve takdirler kadar, hatta onlardan daha da fazla, eleştirilere kulak vereceğiz.
Kibirden özellikle uzak duracağız, tevazuyu elden bırakmayacağız.
İktidar partisi demek hacet kapısı, dert kapısı, derman kapısı demektir.
Vatandaşlarımızın ilettiği sorunlara bigâne kalmayacak, çare bulmaya çalışacak; çare bulamıyorsak imkânlarımızı daha da zorlayacağız.
Allah’ın izniyle çeyrek asırlık destana yeni zaferler eklemeye hep birlikte devam edeceğiz.
Bir kitabın binlerce sayfası olabilir, her sayfası farklı renkte olabilir, her sayfasında farklı bir hikâye olabilir.
Ama her kitabı bütünleştiren bir cildi vardır.
AK Parti, bir Türkiye kitabıdır. #ÇeyrekAsırlıkDestan
Aziz Hemşerilerim,
31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimlerde Keçiören halkı teveccüh göstererek büyük bir oy oranı ile şahsımı Belediye Başkanlığı’na layık görmüştür. Keçiören halkının bu teveccühü beni onore etmiştir. Mazbata alma töreninde de açıkladığım üzere, ilk günden itibaren parti rozetimi çıkartarak tüm Keçiören’e şeffaf ve eşit hizmet etmeye başladım. Bu kapsamda parti ayrımı gözetmeksizin her kapıyı aşındırarak Keçiören’imize hizmet getirmeye gayret gösterdim.
Son zamanlarda Keçiören’imizin belli başlı büyük yatırım ve sorunlarına çözüm bulmak amacı ile yapmış olduğum ziyaretlerin artmış olması ve bu ziyaretlerimin şeffaf bir şekilde sosyal medyadan halkımıza duyurmam sonrasında CHP içerisinde bazı klik ve odaklar tarafından sistemli bir dedikodu ve algı faaliyeti başlatılmıştır. Temsil ettiğim millî ve manevi değerlere mesafeli olanlar ile bu değerleri parti içi hesaplaşmalarında araçsallaştırmak isteyenler, gerçek dışı spekülasyonlarla kamuoyunu yanıltma ve şahsımı parti içinde itibarsızlaştırma çabasına girişmiştir. Ancak; şahsımla ilgili iftiralar, spekülasyonlar “Halka Hizmet Hakka Hizmettir” anlayışı ile tarafımca umursanmamış ve 6 Ocak 2026 tarihinde, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum ile Keçiören’imizin sorunlarının çözümü amacıyla görüşme gerçekleştirilmiştir.
Bu ziyaret sonrasında CHP içerisindeki bazı klikler; bu dedikodu ve algıların dozunu artırmıştır. Ancak bir Belediye Başkanının; özellikle deprem bölgesinde yürütmüş olduğu etkin ve hızlı hizmetleri ile halkımızın gönlünde taht kuran Çevre Şehircilik ve İklimlendirme Bakanını ziyaret etmesi ve ilçesine hizmet etmek için ziyarette bulunmasının altında başka bir gaye aranması tarafımca anlaşılamamıştır. Ayrıca Sayın Bakan ile ilişkimiz, okul ve mesai arkadaşlığına dayanan, yıllara sari bir dostluk olmasına rağmen; bu ziyaret sonrasında bu kliklerin sayısı ve şahsıma yönelik baskısı artmıştır. Baskı, dedikodu ve iftiralara karşı sessizliğimi korumama ve hizmetlerime devam etmeme rağmen 07.02.2025 tarihinde saat 23:59’da CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel tarafından şahsıma yönelik Whatsapp mesajları gelmeye başlamıştır. Bu mesajlar; siyasi nezaketle, parti ahlakıyla, kamu sorumluluğu ve insanlıkla bağdaşmayacak hakaret, tehdit ve iftiralar içermektedir.
Soruyorum; Bir genel başkan, belediye başkanına küfür eder mi? Bir genel başkan, ailevi değerleri hedef alıp hakaret eder mi? Bir genel başkan, ağıza alınmayacak kelimelerle tehdit eder mi? Özellikle aile değerlerimi ve kutsal varlığım annem ve merhum babamın dahi karıştırıldığı mesajlar karşısında; Cumhuriyet Halk Partili seçmene olan saygım ve sevgim baki kalmak kaydı ile artık Cumhuriyet Halk Partisi saflarında hizmet etmem söz konusu dahi olamaz. Benim tek önceliğim Keçiören’e hizmet olmasına rağmen mesajlarda yer alan üslubun ve anlayışın hâkim olduğu bir zeminde, enerjimi ve mesaimi ilçemin sorunlarına odaklayarak sağlıklı bir şekilde görev yapmamın mümkün olmadığı kanaatine varmış bulunuyorum.
Tepkim; Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğine, Atatürkçü ve Cumhuriyetçi seçmenlerine değil; siyasi nezaketi ve devlet ciddiyetini yitirmiş mevcut yönetim anlayışınadır.
Bu çerçevede, Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ediyorum.
Her şeye rağmen birlikte yol yürüdüğüm Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş başta olmak üzere, Ankaralı diğer belediye başkanı arkadaşlarıma emekleri için teşekkür ediyorum. Hizmet odaklı siyasetin parti içi gerilimlere ve kırıcı üsluba kurban edilmemesi gerektiğine inanıyor; bu üsluba sahip bir yönetimin olduğu yerde siyaset yapma zemininin herkes tarafından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyorum.
Ayrıca belirtmek isterim ki; beraber yol yürüdüğüm başta Sayın Mansur Yavaş olmak üzere Ankaralı diğer Belediye Başkanlarına teşekkür etmem sebebi ile CHP içerisinde yer alan ve bu sürecin buraya gelmesine sebep olan kliklerin “teşekkür” etmemi de başka yerlere çekeceğini de düşünerek belediye başkanı arkadaşlarımdan helallik istiyorum.
Ancak; kardeşleri, dostları ve mesai arkadaşları olarak bir hatırlatma yapmak istiyorum; biz “Allah yolunda, millete hizmet gayesi ile vatanın birliğini bütünlüğünü koruyarak” yol yürümek için kader birliği yapmıştık. Ancak; geldiğimiz noktada; maalesef ki CHP Genel Başkanı Sn. Özgür Özel ve yakın çalışma arkadaşlarında; ne Allah Yolu, ne vatan, ne aile ne de kutsal saydığımız değerlerden hiç bir şey kalmamış, tüm mukaddesiyetler yerle yeksan olmuştur. Yola çıktığım ve birlikte yol yürüdüğüm arkadaşlarımın vicdanlarına sesleniyorum; “Dava İnsanlık Davasıdır”; kuruluş kodlarından uzaklaşmış, gayri ahlaki bir şekilde idare edilen bu yapıdan kendilerini kurtarmaya, şahsıma yapılan ahlaksızlığın içerisinde yer almamaya ve tepkilerini göstermeye davet ediyorum. Bugün şahsıma ve aileme yapılanlar; unutulmasın ki tepki gösterilmez ise bir gün kendilerine de yapılacaktır.
Keçiörenli hemşerilerimin emanetini layıkıyla taşımaya ve parti ayrımı gözetmeksizin ilçemiz için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğim.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
2 yıldır soykırım suçlarında Hitler’i bile geride bıraktılar, 365 kilometrekareye hapsettikleri 2,5 milyon insana her türlü zulmü, barbarlığı reva gördüler.
Ama Gazze halkının direniş iradesini kıramadılar, Gazze’nin topraklarını savunan kahraman evlatlarına diz çöktüremediler.
Şarm El Şeyh’de yürütülen ve Türkiye olarak bizim de katkı sağladığımız Hamas-İsrail görüşmelerinin Gazze’de ateşkesle sonuçlanmasından büyük memnuniyet duyuyorum.
İsrail hükûmetinin ateşkese teşvik edilmesinde gerekli siyasi iradeyi ortaya koyan ABD Başkanı Sayın Trump başta olmak üzere, anlaşmaya varılmasında önemli destekleri olan kardeş ülkeler Katar ve Mısır’a hassaten teşekkür ediyorum.
Türkiye olarak anlaşmanın harfiyen uygulanmasının yakın takipçisi olacak ve sürece katkı sunmaya devam edeceğiz.
Aynı şekilde Filistin’de 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin devleti kurulana dek mücadelemizi sürdüreceğiz.
Bu vesileyle, 2 yıldır tarifsiz acılar çeken, gayriinsani koşullar altında hayat ve haysiyet mücadelesi veren; evladını, anasını, babasını, akrabasını, arkadaşını kaybeden, yaşadıkları tüm trajedilere rağmen izzetli duruşlarından taviz vermeyen Filistinli kardeşlerimi en kalbî muhabbetlerimle selamlıyorum.
Rabb’im Filistinli kardeşlerimizin yâr ve yardımcısı olsun; Rabb’im şehitlerimizin ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin.
— 200-300 kişiyi diz çöktürdüler, aynı sırada Ben Gvir de asistanıyla, telefonuyla kendi kısa videosunu çekmeye çalışıyordu
— Bizi terörist ilan ediyordu ve cezaevinde çürüyüp gideceğimizi söylüyordu
Küresel Sumud Filosu'nda İsrail tarafından alıkonulan 7 İtalyan aktivist daha Roma'ya döndü https://t.co/3CwpmYrXeV
▪️Hayır, hayır biz kahraman değiliz, sadece asgari düzeyde bir şey yapıyoruz.
▪️Hapishanedeki kötü muamele ve istismarlar hakkında çok uzun süre konuşabilirim. Ama mesele bu değil.
▪️Mesele İsrail’in gözlerimizin önünde Filistin halkını yok etmesidir.
📌İsrail’in sınır dışı ettiği Sumud filosu aktivisti Greta Thunberg Yunanistan’da konuştu.
İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na saldırısında yasa dışı şekilde alıkoyduğu Sena Polat, Türkiye’ye dönüşleri esnasında hapishanede yaşadıklarını anlattı
— (Hapishane) İlk gün oraya gittiğimizde Ben Gvir de oradaydı. Bizi bekliyordu ve bize "bunlar terörist ve bunlara teröristlerden daha ağır şartlarda yargılayacağız ve burada karşılayacağız” gibi bir konuşması oldu
— O kadar korkaktı ki etrafında güvenlik güçleri vardı. O her konuştuğunda “Free Palestine” diye bağrıldığında güvenlik güçlerinin arkasına saklanıyordu
— İşgal edilmiş topraklarda olduklarını biliyorlar ve o toprakların onlara ait olmadıklarını biliyorlar ve bu korkuyla yaşıyorlar. Bu korkuyla da yaşamalılar
— Bizim yaşadığımız hiçbir şey değil. 44 ülkeden insan ve dünyanın gözü buradaydı, buna rağmen bunlar herhangi bir insani bir şarta, hapis şartına uymadan orada bizi tuttu
— Dışarı çıkmamız yasaktı, 2 gün su vermediler. İlaçlarımıza ulaşamadık. Her bir saatte bir bizi uyandırıyorlardı. Sadece rahatsız etmek için
— Kötülüğün ötesinde sapık bir zihniyet var, bundan zevk alıyorlar
İsrail güçlerince el konulan Küresel Sumud Filosu teknelerinde yer alan vatandaşlarımızı ve çeşitli ülkelerden filo katılımcılarını taşıyan Türk Hava Yolları uçağı İstanbul’a ulaştı.
Kalan vatandaşlarımızın da en kısa sürede yurda dönüşleri için çalışmalarımız sürüyor.
İnsanlığın vicdanına ses olan yürekli insanlar, cesaretleri ve kararlılıklarıyla zulme karşı onurlu bir duruş sergilediler; adalet ve insani değerler adına verdikleri mücadele ile mazlumların sesi oldular.
Hoş geldiniz!
"Trump'ın ilhaka izin vermeyeceğini söylemesi dönüm noktası oldu"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Amerika'nın kayıtsız şartsız İsrail'i destekleyen pozisyondan, bir barış yapıcı pozisyonuna evriliyor olması, altı çizilmesi gereken bir nokta.
Hamas’ın Gazze’de ateşkesin tesisine yönelik plana verdiği yanıt, kalıcı barışın sağlanması noktasında yapıcı ve önemli bir adımdır.
Şimdi yapılması gereken, İsrail’in tüm saldırılarını derhâl durdurması ve ateşkes planına uymasıdır.
Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması ve kalıcı barışın sağlanması adına tüm adımlar vakit kaybetmeden atılmalı; küresel vicdanı derinden yaralayan bu soykırım, bu utanç tablosu artık son bulmalıdır.
Türkiye olarak görüşmelerin Filistin halkı için en hayırlı şekilde neticelenmesi, uluslararası toplumun da destek verdiği iki devletli çözümün hayata geçirilmesi için tüm imkânlarımızla mücadele etmeyi sürdüreceğiz.
"Sumud için İsrail üzerinde baskı kurduk"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Filo limandan ayrılır ayrılmaz belli ülkelerle koordinasyon mekanizması kurduk. Bunu çok fazla kamuoyuna yansıtmadık. Ortak mesaj verdik ve buradan bir baskı ürettik.
Küresel Sumud Filosunda yer alan vatandaşlarımızı ve bazı ülkelerden aktivistleri tahsis ettiğimiz bir uçakla salimen ülkemize ulaştırdık.
Vatandaşlarımızı İstanbul Havalimanında karşılayan Bakan Yardımcımız Büyükelçi Musa Kulaklıkaya, dünyanın neresinde olursa olsun, vatandaşlarımızın can güvenliğini korumak için her adımı atmaya kararlı olduğumuzu vurguladı.
İsrail'in saldırarak alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki aktivistler İstanbul'a ulaştı. Aktivistler İsrail tarafından alıkonuldukları sürede yaşadıklarını anlattı ⤵️
Ayçin Kantoğlu:
— “Şimdi nerede olduğunu biliyor musun?” dedi. “Vallahi beni kaçıran sensin dolayısıyla nerede olduğumu senin söylemen lazım. Neredeyiz?” dedim
— “İsrail’desin” dedi. “Artık Gazze yok farkında mısın?” dedi. Ben de müstehzi güldüm ona. Ondan sonra akşama bakan (Ben Gvir) geldi
— Bizi bir kafese kapatmışlardı. Gerçekten bir hayvan, köpek kafesiydi
— Ben Gvir orada ne dedi biliyor musun? "Bunlar terörist" dedi
— Biz de onu protesto ettik “O koca çeneni kapat soykırımcı pislik” diye. Sanıyorum hapishane koşullarını daha çetrefilli hale getiren bir slogandı o. Hiç pişman değilim (o sloganı) attığımız için