“ Günün birinde son yemeğini yiyip, son çiçeğini koklayıp, bir arkadaşına son kez sarılacaksın. Son kez olduğundan haberin olmayacak. O yüzden, sevdiğin her şeyi tutkuyla yapmalısın. Kalan yıllarının kıymetini bilmelisin çünkü devamı yok.”
Bir akademide İl Milli Eğitim Müdürü’nün konferansı sonrası yoklama için karekod okutuluyor. Karekodun alanda olmayan kişiler tarafından da okutulduğu gerekçesiyle bu kişilerin tespit edilip cezai işlem uygulanacağı söyleniyor.
Ancak sorun burada bitmiyor.
Her hafta yapılan etkinliklerin sonunda öğretmenlerden konumlarını açmaları isteniyor ve karekodla yoklama alınıyor. Bu artık sıradan bir yoklama değil; öğretmeni sürekli denetlenen, takip edilen, baskı altında tutulan bir memur konumuna düşüren bir uygulamaya dönüşmüş durumda.
Son etkinlikte, zaten gün boyu derslerden yorgun düşmüş öğretmenlere “kültür sanat etkinliği” adı altında yaklaşık 3 saat süren, konusu oldukça ağır bir film izletiliyor. Yoklama etkinlik sonunda alınacağı için öğretmenler fiilen orada kalmaya mecbur bırakılıyor. Bu gönüllü bir kültür sanat faaliyeti değil; yoklama tehdidiyle dayatılan zorunlu bekleyiştir.
Üstelik 3 saat boyunca orada bekleyen öğretmenler, teknik bir arıza nedeniyle yoklamaya da katılamıyor. Yani insanlar hem saatlerce tutuluyor hem de sistem arızası yüzünden yok sayılma riskiyle karşı karşıya bırakılıyor.
Bu süreç öğretmenlerin psikolojisini ciddi biçimde yıpratıyor. Eve gidince sinir krizi geçirip ağlayan öğretmenler var. “Eşime bazı şeyleri anlatsam, bırak gel der diye korkuyorum” diyen öğretmenler var.
Akşam saat 22.00’ye doğru konaklama yerine dönülüyor. Bazı servis şoförleri öğretmenleri konaklama yerine uzak noktalarda indiriyor. O bölgelerde alkol kullanan kişilerin olduğu söyleniyor ve özellikle kadın öğretmenler gece o yollarda tek başına yürümekten çekiniyor.
Buradan açıkça soruyorum:
Öğretmenler neden bu şekilde baskı altında tutuluyor?
Konum açtırarak yoklama almak hangi hukuki ve pedagojik gerekçeye dayanıyor?
Yorgun öğretmenleri akşam saatlerine kadar etkinlik adı altında bekletmek kimin sorumluluğunda?
Teknik arıza nedeniyle yoklamaya katılamayan öğretmenlerin mağduriyeti nasıl giderilecek?
Kadın öğretmenlerin gece güvenliği neden ciddiye alınmıyor?
Öğretmenler robot değildir. Öğretmenler cezayla, yoklamayla, konum takibiyle, psikolojik baskıyla yönetilecek insanlar değildir.
Bu uygulamalar derhal incelenmeli; öğretmenlerin onurunu, güvenliğini ve psikolojik sağlığını hiçe sayan bu anlayışa son verilmelidir.
@tcmeb
Dün yapmış olduğum paylaşımda okullarda güvenlik önlemi alınana kadar tatil olmalıdır, mesele yazın değil yarın çözülmelidir demiştim. Bugün sorunlara yenisi ve daha büyüğü eklendi. Maalesef ölümler var ve dahası... Daha ne olabilir derseniz dahası KORKUdur. O çocuklar yaşamış olduğu travmadan sonra okul hakkında ne düşünecek? Yarın Türkiye genelinde okullar açık olmaya devam ederse tüm öğrenciler bu konuyu konuşacak. Bu çok tehlikelidir. Okullar acilen BAKANLIK TARAFINDAN tatil edilmelidir. Yarın için ek önlemleriniz var mıdır? Yoksa ve yarın bir tane daha olay yaşanacaksa bir sorumlusu da okulları tatil yapmayanlardır. Dün söylediğimi tekrar söylüyorum: Okullar tatil edilmelidir. Veliler tedirginken çocuklarını okula göndermek istemez. Okullarda zaten çoğu öğretmen iş bırakmış olacak, çoğu sınıf öğretmensiz olacak. Tüm sendikalar iş bırakıyor, tüm Türkiye tatil haberini bekliyor. @tcmeb
Bırakın 14 ayda 3 sınav değişikliğini geceden bu yana 3. kez değişiklik yaşıyoruz. Aklımızda kesinlikle dalga geçiyorsunuz. Bunun başka açıklaması olamaz. #BayramAliErsoyistifa#YusufTekinİSTİFA
Bizler hayatımızın her anında en ufak meselelerde bile en doğru kararları alabilmek için istişare yaparken, “Ben yaptım oldu.” anlayışının eğitim camiasına ve özellikle meslektaşlarıma yapılan bu kötülüğün izahı dahi olamaz…
“Dün kaldır,bugün getir.” anlayışı ile MEB ve ÖSYM sınıfta kalmıştır.Sınava 6 ay kala ders sayılarında ve soru dağılımında artış ve azalma yapılması ve bazı branşlara Alan Sınavı getirilmesi kabul edilemez.
Bu serzenişimin Tarih branş sorularının azaltılması ile yakından uzaktan ilgisi yoktur ki bana göre 6 sorunun kapsamı tüm müfredatı kapsayacaksa Tarih ve Coğrafya derslerinin sınavdan tamamen kaldırılması ve soru sorulmaması meslektaşlarım için daha iyi olacaktır. En azından buraya harcayacakları zaman ve enerjiyi başka derslere vermeleri bilgi eksikliklerini kapatmaları açısından önemli hale gelecektir.
Ancak müfredatta tarih sorularını azaltsanızda bu gelişmeler karşısında bilim dünyası başta olmak üzere, eğitim paydaşlarının sessiz kalması, statülerini koruma güdülerine karşı haksızlıklara ses çıkarmayıp sinmelerini de ilerde okutulacak tarih kitaplarında yerini alacaktır.