Akp tarihinin,
Akp’ye en çok yakışan çifti hangisi
1- Ruhsar- Hasan Pekcan
2- Zehra Taşkesenlioğlu- Ünsal Ban
3- Özlem-Ercan Çerçioğlu
4- Fatma Betül Sayan - İlyas Kaya
📣 Sevgili takipçilerimize;
Gerçektivi YouTube kanalımızın ismi Ali Tarakcı olarak değişmiştir.
Kanalımıza gelmek isterseniz aşağıdaki linke tıklayın ⬇️
https://t.co/03C5bYe3ow
ALİ TARAKCI NE YAPTI?
Dostum, gazeteci Ali Tarakcı tutuklandı.
Ali Bey'le beraber yayınlar yaptık. Bu gece yaşananları gördükçe üzüntüm öfkeye dönüşüyor.
Çünkü hâlâ aynı sorunun cevabını arıyorum:
Ali Tarakcı ne yaptı?
Birilerini mi dolandırdı?
Kamunun parasını mı çaldı?
Yüz binlerce yatırımcının parasını mı tehlikeye attı?
Milyarlarca dolarlık bir finansal tablonun sorumlusu mu?
Hayır.
Ali Bey ne yazdı?
“Çok önemli bir bakan Cuma günü istifa edecek.”
Hepsi bu.
Ama şimdi işin zamanlamasına bakın.
Ali Bey 23 Eylül'de “Cuma günü” dedi.
Cuma gününün bitmesi beklendi.
Saatler ilerledi.
Takvim cumartesiye döndü.
Ve gece yarısından hemen sonra operasyon başladı.
Saat 01.10'da gözaltı haberi geçildi.
Saat 01.23'te Ali Bey hâlâ evinin arandığını söylüyordu.
Telefon, bilgisayar ve dijital materyaller...
Arama...
El koyma...
Gece yarısı gözaltı...
Kelepçeli görüntüler...
Ardından tutuklama.
Şimdi insan ister istemez soruyor:
Neden cuma gününün bitmesini beklediniz?
Çünkü cuma bitmeden o kulisin gerçekleşmeyeceğinden siz de emin değil miydiniz?
Belki cuma günü gerçekten bir istifa olabilirdi.
Belki gerçekten hükümet içerisinde böyle bir tartışma yaşandı.
Belki bir bakan istifayı düşündü.
Belki vazgeçti.
Belki vazgeçirildi.
Belki Ali Bey'in kaynağı doğru bir tartışmayı aktardı ama sonuç gerçekleşmedi.
Bilmiyoruz.
O halde bir gazetecinin kulisinin gerçekleşmemesi nasıl oluyor da kulisin baştan itibaren bilerek uydurulduğunun kanıtına dönüşüyor?
Daha da önemlisi:
Siz Ali Tarakcı'nın evinde ne aradınız?
Bir cümlenin doğru olup olmadığını araştırmak için gazetecinin bilgisayarında ne arıyorsunuz?
Telefonunda ne arıyorsunuz?
Dijital materyallerinde ne arıyorsunuz?
İnsan ister istemez başka bir ihtimali düşünüyor:
Acaba asıl merak ettiğiniz şey “Bu adam bu bilgiyi nereden aldı?” sorusu muydu?
Acaba gerçekten içeride bir şeyler konuşulduğu için mi bu kulisin kaynağı bu kadar önemli hale geldi?
Soruyorum.
Yapılan işlemin ağırlığı bu soruyu sormayı meşru hale getiriyor.
Bir gazetecinin tek bir kulis cümlesi için gece yarısı evine giriliyor, dijital materyallerine el konuluyor ve kendisi tutuklanıyorsa, kamuoyunun “Burada aslında ne aranıyor?” diye sormasından daha doğal ne olabilir?
Ve şimdi deniliyor ki:
“Piyasaları etkiledi.”
Allah Allah!
Türkiye ekonomisi “Bir bakan cuma günü istifa edecek” şeklindeki tek bir X paylaşımıyla sarsılabilecek kadar mı kırılgan?
Bir taraftan Ali Tarakcı'yı küçümseyip “Kim ki bu gazeteci?” diyeceksiniz.
Öbür taraftan aynı gazetecinin birkaç kelimesini Türkiye'nin piyasalarını sarsabilecek güçte göreceksiniz.
Hangisi?
Ali Tarakcı mı faizleri belirliyor?
Ali Tarakcı mı enflasyonu yönetiyor?
SPK Ali Bey'e mi bağlı?
Fonları Ali Bey mi denetliyor?
Ekonomi yönetiminin başında Ali Bey mi var?
Türkiye ekonomisini Ali Tarakcı mı batırdı?
Madem mesele “halkı yanıltıcı bilgi”, o zaman gelin bu kavramı gerçekten konuşalım.
Bu millete yıllardır kaç ekonomik hedef açıklandı?
Kaç enflasyon hedefi tutmadı?
Kaç proje için tarih verildi?
Kaç kez “şu tarihte göklerde”, “şu tarihte yollarda”, “şu tarihte üretimde” denildi?
Kaç siyasi vaat gerçekleşmedi?
Bunların gerçekleşmemesi tek başına suç mudur?
Hayır.
İşte mesele de bu!
Bir iktidarın sözü, açıklaması, hedefi veya vaadi gerçekleşmediğinde otomatik olarak “halkı yanıltıcı bilgi” suçu oluşmuyorsa, gazetecinin kulisi gerçekleşmediğinde de otomatik olarak suç oluşamaz.
Üstelik 2023 seçimlerini unutmadık.
Muhalefetin PKK'yla birlikte hareket ettiği söylendi.
İktidara gelirse PKK'lıları çıkaracağı söylendi.
Milyonlarca insanın oy vereceği bir seçim atmosferinde bunlar söylendi.
Bugün ise AKP Öcalan'ı, PKK'lılara affı ve yepyeni bir siyasi süreci konuşuyor.
O halde soruyorum:
“Halkı yanıltıcı bilgi” konusunda bu hassasiyet neden gazetecinin kapısına gelince gece yarısı operasyonuna dönüşüyor?
Cevabı hepimiz biliyoruz.
Bir skandalı da ben ifşa edeyim.
AKP kurmayının vurgunla suçlandığı ve patronları tutuklananÖzata Denizcilik’in yönetiminde çok kısa süre önce bir değişim yaşandı. Tesadüfe bakın ki, şirketin yönetim kurulu üyesi İskender Balcı birdenbire istifa etti.
Sanki, filikaya binip gemiyi terk etme gibi… Tıpkı hisselerini satıp milyar kazanan Fatma Betül Sayan Kaya gibi…
Peki, kim bu İskender Balcı? Yazayım: Osman Çelik’in damadı. Osman Çelik mi kim? Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı!
Gördünüz mü?
Memleketin hazinesini emanet ettiğimiz insanların pek “akıllı” damatları nerelerden çıkıyor?
Sahi, Mehmet Şimşek yardımcısına “bu ne iş” diye soracak mı?
İşte KAP’ta yer alan o “istifa” 👇🏼
Ekonomist Ordinaryüs Prof Dr Fatma Betül Sayan Kaya
hakkında soruşturma olacaksa şu LGS sorularıyla ilgili de bir kontrol yapılabilir mi rica etsem
Malum
Zamanında Fetönün torunu da birinci olduydu
İnsan ister istemez gıcıklanıyor
Milletin aklında soru işareti kalmasın