Çok öfkeliyim
Fatmanur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler'in Zeytinburnu sahilinde cansız bedenleri bulundu. Fatmanur hanım ile 2023 yılında bir kafede görüştük, yaklaşık iki saat yaşadıklarını belgeleriyle anlattı.
Birçok haber yaptık ama seslerini duyan olmadı süreci belgeleriyle anlatıyorum. Çünkü Fatmanur Çelik, "Başıma bir şey gelirse intihar demeyin" demişti.
Sorumlunun kimler, hangi "makamlar" olduğuna siz karar verin +
Hakkari'de 11 yaşındaki bir kız çocuğu, köyündeki 3 kişinin TECAVÜZÜNE uğradı!
1- Esra’yı "sana acil bir şey söylememiz lazım, akşam ahıra gel" diyerek kandırıyorlar.
2- Esra akşam ahıra gittiğinde Esra’yı kaçırıp şiddet uygulayıp, tecavüz ediyorlar.
3- Tecavüzcüler, tecavüz ettikleri anları kayıt altına alıyor.
4- Esra’yı da birine söylerse kaydı yaymakla ve öldürmekle tehdit ediyorlar…
5- Tecavüzcüler, Esra’yı kayalıklardan aşağı atıyorlar. Oradan geçen arıcılar (biri kuzeni) Esra’yı bulup hastaneye götürüyor.
6- Esra olayı hastanede bir hemşireye anlatıyor, deliller toplanıyor. Bu 3 tecavüzcü tutuklanıyor.
Deliller:
- Esra’nın paramparça olmuş kıyafetleri
- Esra’yı sabah bulan arıcılar ve kuzeni
- Hastanede olayları anlattığı Ayşe hemşire
- HTS kayıtları (telefon sinyalleri)
- Baz istasyonu kayıtları (konum sinyalleri)
- Adli Tıp kontrolünde tecavüz ve meni bulgusu
- ESRA’NIN BEYANI
7- Tutuklanan 3 tecavüzcü 8 ay sonra adli tıp raporuyla “SERBEST” bırakılıyor.
Gerekçe:
- Adli Tıp Raporu’na göre tecavüz ve meni var fakat rapora “erkek DNA’sı kadın DNA’sına karıştığı için kimlik tespit edemiyoruz” yazılıyor ve serbest kalıyorlar.
8- Bunun üzerine zanlıların avukatının AKP il başkanı olduğu ortaya çıkıyor…
9- Esra artık aramızda değil, tecavüzcüler serbest bırakıldıktan 10 gün sonra intihar etti…
Tecavüzcülerin isimleri:
- Nihat Yılmaz
- Veysi Yılmaz
- Zahir Yılmaz
(Timur Soykan)
Tarihi bir an daha. Olağanüstü rejimin olağanüstü bakanı. Türkiye benim bildiğim kadarıyla daha önce böyle bir yemin görmedi. Ülkeyi nereye götürdüklerini biliyorlar. Başka bir yolları olmadığını da. Bağırıp sesleri bastırmak ve ezmek dışında bir yönetim teknikleri de kalmadı ellerinde. Hem gücün hem sıkışmışlığın görüntüsü. Siyasi ömürleri bir kişiye bağlı onca insan. O yoksa onlar da yok. Bağırıp çağırmak dışında bir işlevleri de... Birkaç sokak ötedeki semt pazarına çıkamazlar. En korunaklı yerde bile halka olup birbirlerini kollamak zorundalar.
Paylaşımlar görüyorum #Epstein Türkiye ayağı açıklansın yer yerinden oynar falan diye. Ulan arkadaşlar biz farklı ülkelerde mi yaşıyoruz. 45 erkek çocuğuna tecavüz edildi, bi kereden bir şey olmaz denildi. Yenidoğan çetesi bu ülkede bebekleri öldürdü, unutuldu. Bi halt olmaz...
Bunca hünere, hırsa rağmen gürültülü bir varoluş kavgası:
Bir Varolamayış Hikâyesi.
Bu kadın bir tür oyuncu.
Renkten renge, halden hale, kimlikten kimliğe girebilen bir hayat aktrisi. Ve tam bir gündem simsarı. Son on yıldır o an ne prim yapıyorsa (feminizm, siyaset, felaketler, magazin, suç dosyaları, edebiyat) bodoslama dalar, birden onun savaşçısı kesilir bu profiller. Hayatla kavgasını politikleştirerek meşrulaştırırlar; oysa kavgaları kendileriyledir.
Kâh cübbe içinde bebekle demeç verir. Kâh seçim sonuçlarına itiraz eder, siyaset programlarına çıkar. Deprem olur, meydanlara iner, bas bas bağırır. Rakı masasında pozlar verir. Çocuk kitapları yazar. Geçmişte kadınlara .aşar diye hakaret ettiği twitler ortaya çıkar sonra pat diye bir gün. Atatürkçü olur, Cumhuriyet kadını olur, feminist idol olur... Sonra bütün bu duruşlara korkunç bir tezat olacak şekilde yasa dışı bahis figürleriyle görünür. Magazin programlarında popüler tiplerle ağız dalaşına girer.
Asla tartışmak istemeyeceğiniz çacaron bir üslup, kolayca öğrenen vahşi bir zeka, hemen adapte olabilen bir mizaç, korkunç bir hırs ve renkten renge girebilme mahareti.
Renkten renge, daldan dala. Şimdi de Pehleviler gibi monarşik aileyle takipleşmeler ve enteresan bir uluslararası aktivist kimliği... Daha 40'ına bile gelmeden bunca kimlik, bunca gürültü bunca kavga. İnsan hiç mi yorulmaz? Hiç mi durulmaz?
Bunca kimliğe rağmen değişmeyecek tek şey var:
Gürültülü gündemin her yerinde olmaya ve ilgi çeken bir gündemin içinde varlığını bize dayatmaya devam edecek. Patolojik bir görünürlük bağımlılığı. Ve bunca hünere, hırsa rağmen gürültülü bir varoluş kavgası.
Trajik bir varolamayış hikâyesi.
Tacize uğramamış kadın yoktur söylemi size abartılı gelebilir. Ama gerçekten yok. Anneniz, kız kardeşiniz, eşiniz, sevgiliniz hepsi uğradı. Köy yerinde bile evet. Rızaları olmadan bir sözle, bakışla, davranışla cinsel açıdan alenen rahatsız edildiler. Bunu cinsiyetlerinden ötürü yaşadılar. Kıyafetleri, güzellikleri veya başka bir nedenden değil. Küçük yaşlarda başladı bu. Hatta evet erkek çocukları içinde de yaşayan ne yazık ki çok, evet.
Sadece ben bir çırpıda hızlıca 32 yılda net biçimde on kere uğradığım taciz olayını anlatırım. Toplu taşımada, yolda yürürken veya başka türlü. Her kadının en az bir tane böyle hikayesi var.
Bunu artık herkes bilsin. Kimse inkar etmesin. Aptal tepkiler vermesin.
Tacizi yaşayan bizler olduğumuz için, haliyle bunun psikolojik ve toplumsal yükünü de biz taşıyoruz. Bu kısma dair söylediklerimize bir zahmet itibar edin. Bu ülkede tacize uğradım diye karakola gidince, polis memurları size asılıyor. Gördük, yaşadık, bildik bunları. Bir kadının bu durumda hissettiklerini, toplumla mücadelesini ciddiye alın artık
Boş konuşmasın özetle hiç kimse. Olmayan bir şeyi söylemiyoruz. Sizin kurgu zannettiklerinizin bin beteri yaşanıyor her gün. Anlayın artık
Şimdi de "biz hasta değil demedik, para toplamasına kızdık" filan diyecekler. Mesele bu değildi ki. Muhtemelen son anlarında tutunacak bir hedef aramıştı, oğlu için bir şey yapma fikri ona iyi gelmişti. Sokaktaki gariban köpekle empati kuramayan insanların Evre ile kurması pek de mümkün değildi zaten. Umarım acıları bitmiştir ve bir yerlerden Oscar'ı seyrediyordur.
kazlar doğal ihtiyaçları olan YÜZME eylemini istedikleri için sokaktaki suçlulardan daha fazla ceza alıyor gözetim altında tutuluyor bir ülkede her şey mi saçma ve garip olur aq
Siz çok alçaksınız çok. Adam kadını kaçırıyor, onlarca mermiyi sıkıp öldürüyor. Siz “direndiği için öldürüldü” diye başlık atıyorsunuz. Sizin o katilden bir farkınız yok. Bunun ekran kaydını aldık. Silseniz bile yırtamayacaksınız alçaklar. @sabah
Filistin'e sahip çıkmak sadece kendi tekellerinde olsun istiyorlar çünkü asıl dertleri Filistin'e sahip çıkmak değil. Asıl dertleri bundan rant sağlayıp kameralara poz vermek.
Ben Eren Üner, 23 yaşındayım. İstanbul Tarih Bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Saraçhane protestocularına yapılan işkenceleri, herkese açık kendi sosyal medya hesaplarından paylaşan Çevik Kuvvet Polisleri'ni kişisel sosyal medya hesabımdan haber yaptığım için; 24 Mart Pazartesi saat 23:00'ten 25 Mart Salı 05:00'e kadar Vatan Emniyet'te işkence gördüm. İki hafta, 25 Mart - 9 Nisan tarihleri arasında cezaevinde yattım.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada kamuoyunda “boykot” çağrıları olarak bilinen söylemler ve bu söylemleri yayanlara yönelik re’sen Nefret ve Ayrımcılık ile Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçlarından soruşturma başlattı
"Mahir Polat'ın cezaevinde ölmesi riski var" demek, eksik söylemek. Mahir Polat cezaevine koyulması sebebiyle ölebilir. Sağlığı şu haldeyken Silivri'ye gönderilmesi, ölüp ölmeyeceğinin zerrece umursanmaması anlamına gelir. Hukuk, zaten bu değildi, ama hapis cezası bile bu değil.
Ben depremde götlerini kaldırıp yardım namına hiçbi şey yapmayıp sonrasında kaypakça "ay tabiki yardım etmiştik" tarzında saçma sapan bi açıklama yaptıkları için starbucks boykotu yapıyorum HALA.