Sayın Şaban Sevinç,
Bugünkü paylaşımınızda CHP’de kalacak milletvekilleri arasında ismime yer vermemişsiniz.
Beni yaklaşık 35 yıldır tanırsınız. Ankara Gençlik Komisyonu Başkanlığından, Gençlik Komisyonları Kurucu Genel Başkanlığına; SHP ve CHP Elazığ İl Başkanlığı görevlerime kadar partimin hemen her kademesinde mücadele ettim. Bu uzun siyasi yolculukta, gerektiğinde parti içindeki sol demokrat çizgide durarak genel merkez yönetimlerine muhalefet ettiğim dönemler de oldu.
Bu süreçte sekiz değerli genel başkanla çalışma fırsatı buldum. Ancak hiçbir dönemde kişiler üzerinden siyaset yapmadım. Çünkü bizler, günü kurtarmak ya da koltuk hesabı yapmak için değil; partimizin kurumsal kimliğini, siyasi kültürünü ve temel ilkelerini yaşatmak için siyaset yaptık.
Cumhuriyet Halk Partisi, bir kişinin partisi değildir. CHP; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir. Bu partide siyaset, genel başkanlara göre değil; Cumhuriyet’in değerlerine, demokrasiye, sosyal adalete ve partimizin köklü geleneklerine bağlılıkla yapılır.
Ailemizin büyük dedesi dersim 1 dönem mv Diyap ağadan gelen 103 yıllık bir çınarın CHP nin mensubu olan bir ailenin evladı olarak, Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılmayı hiçbir zaman kişisel bir tercih olarak görmedim. Bunu, koltuk hesabıyla açıklanabilecek bir mesele olarak da değerlendirmem. Atatürk’ün, “Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir.” sözünün sorumluluğunu taşıyan herkes için bu emanetin anlamı çok büyüktür.
Elbette siyasette herkesin kendi tercihleri olabilir. Herkes kendi vicdanına ve siyasi anlayışına göre karar verir. Buna saygı duyarım. Ancak ben, Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılmayı haklı gösterecek hiçbir siyasi gerekçe görmüyorum.
Şunu da hiçbir zaman unutmamak gerekir: Bugün hangi makamda olursak olalım, hangi unvanı taşırsak taşıyalım, toplum bizi tanıyorsa, bize güven duyuyorsa ve bize görev verdiyse bunun en büyük sebebi Cumhuriyet Halk Partisi’nin çatısı altında siyaset yapmış olmamızdır. Bu nedenle vefa, sadece kişilere değil; bizi var eden değerlere ve o büyük çınara gösterilmelidir.
Biz gelir geçeriz. Makamlar gelir geçer. Ama Cumhuriyet Halk Partisi kalır. Çünkü CHP, bir siyasi parti olmanın ötesinde, Cumhuriyet’in kurucu iradesidir.
Yaşasın Cumhuriyet!
Yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi!
Yazık oldu Cumhuriyet Gazetesi için verdiğiniz emeklere…
İnsan söyleyecek söz bulamıyor.
ALEVİ DÜŞMANI bir Cumhuriyet yazarı…
Öfkesi gözlerini kör etmiş..
İçindeki kini kusmuş…
“Cehalet” diyerek rezilliğin üstünü örtmeye çalışıyor.
Polis kovaladı, bakkal çelme taktı, fırıncı vurdu.
‘Vurmayın öldüm!’ dedi.
Durmadılar!
Son tekmeyi de vurdular...
Hukuksuzluk yıllarca sürdü...
Katiller hep korundu..
Ali İsmail Korkmaz'a yapılan hukuksuzluk ve kötülük bin yıl unutulmaz...
Katillerine milyon kez lanet olsun...
Ali İsmail Korkmaz hep 19 yaşında...
#AliİsmailKorkmaz
Zeydan Karalar Adana’dır, Adana Zeydan Karalar’dır.
İki kez rekor oy ile Adana Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmiş olan, Adanalının büyük sevgi gösterdiği adam gibi adam Zeydan Karalar’ı tutuklamak Adana’ya ihanettir.
Bu millet bu günleri bu zulmü unutmayacak. @ZeydanKaralar01 #ZeydanKaralar #zeydankaralaryalnızdeğildir
Çatalca Müftüsü,Volkan Konak için :'Sahnede gebermiş' demiş.
İnsanlıktan zerre nasip almamış,şerefini kiraya vermiş Müftü denilen kirli ve karanlık ruh.
Volkan sevdiği yerde sahnede ölmüş ve yıllar geçsede hep anılacak.
Sen tarihin çöplüğünde GEBERECEKSİN.
Ruhun şad olsun Volkan.
Aylardır kendisine sansür uygulayan ve itibar suikasti yapan kanalların hakkını savunmak da yine Kemal Kılıçdaroğlu’na kaldı.
Sorgusuz yandaşlık yapmayan kanallara çıkan gazetecilere bile ‘o kanallara çıkmayın’ diye mesaj yollayan tatlı su demokratları belki bir ders çıkarır
Aslı Baykal’ı Halk Tv’de tanıdım. Birlikte bir süre çalıştık…Bize;”Halk Tv’yi yaşatacağız.Babam öyle diyor zaten” dedikten 2 hafta sonra sabah televizyonun Ankara bürosuna geldiğimizde kanalın satıldığını İstanbul’dan arayan bir avukattan öğrendik.CHP il örgütlerinin kuruş kuruş bağışıyla kurulan kanalı “Babamın malı” diyerek 2,5 milyon dolara satıp arkasına bakmadan,bir tek kişiye bile “Elinize sağlık” demeden, kimseden helallik istemeden çekip gitmişti…
Deniz beyden dolayı üzüldük…
Bu arada muhasebecimizden öğrendiğimize (iddiasına) göre bürodan en iyi durumda çalışan iki bilgisayarı ve reprodüksiyon olup orjinaline benzeyen yönetim odasındaki duvardaki iki resmi de çerçevesiyle götürmüş…
Şimdi çıkıp akıl almaz şeyler söylüyor diyorlar…
Ben şaşırmadım tavsiyem siz de şaşırmayın…
Bakmaya kıyamadığın çocuğunu,beş bıçak darbesiyle hayattan koparıyorlar. Başka çocukların yaşaması için organlarını bağışlamak istiyorsun, doktor “organları çok yara almış,maalesef uygun değil” diyor. Bir anne-babaya bu acıyı yaşatanlar bir daha güneşi görmemeli…
Cihatçıların eline geçen Suriye’de Alevi katliamı korkunç boyutlara vardı.
Az önce (yayınlamam mümkün değil) gelen görüntüler ve ses kayıtları inanılır gibi değil.
Anlaşılan o ki Alevilerin katledilmesi yeryüzünde kimseyi ilgilendirmiyor.
Şu an evlerinde öldürülmek için sıra bekleyen insanlardan söz ediyorum.
İnsanlığın vicdanı yok artık!
Edip Akbayram’ın ardından gördüklerim beni derinden yaraladı ve üzdü. Son yıllarda sanatın ve sanatçının değeri maalesef kalmadı. Çürümüşlük her yanı sarmış durumda. Medya iki yüzlü; sanatçılar, yolsuzluk yapan, ilkesiz, yalancı, sahtekar politikacılar kadar bile değer görmüyor.
Her gün ekranlarınıza, gazetelerinize, internet sayfalarınıza, halka umut satıp servetlerine servet katan sahtekar politikacıları taşıyorsunuz ama üreten, topluma ışık tutan sanatçıları görmezden geliyorsunuz.
İstisnalar olabilir ama büyük çoğunluğunuz, böylesine değerli sanatçıların konserlerini, başarılarını görmezden geldi. Onları yaşarken yok saydınız, adlarını bile anmadınız. Ama ne zaman ki bu dünyadan göçtüler, halk onların gerçek değerini gözler önüne serdi, işte o zaman haber değeri taşıdığı için hatırladınız.
Sanatçı demeye bin şahit isteyen sıradan insanların en basit olaylarını bile manşetlere taşıdınız ama bu ülkenin gerçek değerlerini hep görmezden geldiniz. Şimdi arkalarından methiyeler düzüyor, anılar paylaşıyorsunuz. Ama gerçek ortada: Onlar yaşarken hak ettikleri değeri görmediler!
Bu ülke, sanatçısını yaşarken yok sayıp öldüğünde hatırlayanların ülkesi oldu. Ne büyük bir acı! Ama unutmayın, gerçek sanatçılar ne sizin haberlerinizle ne de sizin onayınızla var oldular. Onlar, halkın yüreğinde, eserlerinde ve bıraktıkları mirasta sonsuza kadar yaşamaya devam edecekler.
Yaşasın sanatçıya gerçekten değer veren haberciler ve magazinciler!
Genç kızın 'Yağ kuyruğu bekledik' diyenlere söylediği sözler sokak röportajına damga vurdu: "Kıbrıs Barış Harekatı'nda soydaşlarımız öldürülüyordu. Türkiye de oraya müdahale etti, O yüzden ülkemize ambargo uygulandı. Hala bunun lafını yapıyorsanız, defolun gidin buradan"