Her kişiye, her kuruma, her topluma, her ülkeye tek maddelik anayasa olarak yetecek ayetin adı Nisa olan surede yer almasındaki hikmet üzerine de çok düşünmeli.
Aklı olana Nisa 135 yeter. 136 ise tokat gibi başlar:
"Ey iman edenler; iman ediniz!"
Lusna firmasının sahibi Mehmet Genç’e yeni iş yerinde hayırlı olsun ziyaretinde bulunduk
Geçmişte birlikte görev yaptığımız Mehmet Genç ve Abdulkadir Özöğür ile eski günleri yâd ederek hasbihal ettik
Mehmet Başkanımıza teşekkür ediyor, hayırlı ve bereketli kazançlar diliyorum
Hüseyin yoldaş. Siyasal Aleviciye anlatır gibi anlatayım sana.
Bak bu Kabataş Erkek Lisesi’nin resmi beyanı: "Kabataş Erkek Lisesi YKS'de tarihi bir başarı göstererek zirvede yer aldı. 2026 sonuçlarına göre okul; ilk 5'te 3 derece, ilk 100'de 24 derece, ilk 500'de 73 öğrenci ve ilk 1000'de ise toplam 94 öğrenci sokma başarısı gösterdi."
Bak bu da Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi'nin resmi açıklaması: "Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi son YKS sonuçlarına göre ilk 100’e 2 öğrenci sokma başarısı göstermiştir. Okulun resmi verilerine göre ilk 1000’de ise 12 öğrenci yer almıştır."
Bunlar hayatın olağan akışına niye aykırı değil biliyor musun Hüseyin yoldaş? Çünkü Kabataş Erkek Lisesi de tıpkı Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi gibi LGS sonucuna göre Türkiye'nin en üstteki öğrencilerini alıyor okula.
Dolayısıyla Kabataş 24, KAİHL 21 öğrenci sokuyor ilk 100'e. Kadıköy İmam Hatip ise LGS'de iki alt dilimden alıyor öğrenci. Onlar da 2 öğrenci sokuyor ilk 100'e.
Sana bir de ek bilgi. Kabataş Erkek LGS'de KAİHL'nin hemen üzerinde kayıt alıyor LGS sonuçlarına göre. Bu da onları KAİHL'e göre bir tık öne geçiriyor YGS'de.
Bu denli basit bir gerçeği Siyasal Alevici olmadan inkar etmek zor yoldaş. Çok zor.
Dilersen tek tek bütün liselerin LGS dilimlerine bakıp YGS başarılarını o dilimle oranla yoldaş. Dilersen de hırsından, kininden kudur. Tercih senin.
Bir gün Resûlullah (S.a.v) evinden çıkmıştı. Mahallenin çocukları etrafını sardılar.
“Yâ Resûlallah! Seni esir aldık. Fidye vermeden bırakmayacağız.” dediler.
Efendimiz (S.a.v), onların oyununa tebessümle iştirak etti. Hz. Bilâl’i eve gönderdi. Getirilen birkaç ceviz (bazı rivayetlerde birkaç hurma) çocuklara verildi. Onlar da sevinçle:
“Artık serbestsin yâ Resûlallah!” dediler.
Bunun üzerine Efendimiz (S.a.v) tebessüm ederek:
“Kardeşim Yusuf birkaç dirheme satılmıştı; ben ise birkaç cevizle kurtuldum.”
buyurdu.
Çocukların gönlüne inen bir Peygamber…
Gönülleri yücelten hâliyle yaşayan bir Nebî…
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed.
Kesinlikle katılıyorum ama bir şeyi eklemeden geçemeyeceğim. Sekülerlerin gücü kendilerinden değil muhaliflerinin onlara duyduğu platonik aşktan kaynaklanmaktadır. Bu aşk sebebiyle muhalifleri kendilerinden olana asla göstermedikleri toleransları onlara gösterebilmektedirler.
Kurbanlıklara su verirken yanımıza gelip mahcubiyetle “Bana verebileceğiniz bir iş var mı? diye sordu.
Arkadaşım, “10 kilometre ötede 9 torbamız var, kaça getirirsin” diye sorunca, 6 TL istedi.
Bisikletle de olsa 10 kilometre toprak yolu gitmek ve 200 kilo yükü taşımak kolay değildi. Bu, güçlü bir hikâyenin işaretiydi.
Abbat 55 yaşında. Eskiden bisiklet parçaları satarmış. Fakat ülkeyi vuran o açlık döneminde her şeyini kaybetmiş.
Burada kuraklık gelince insanlar hayatta kalmak için ellerindeki her şeyi yok pahasına beyaz adama satarlar.
Abbat da öyle yapmış. Çocukları aç kalmasın diye dükkanını, sermayesini satmış.
Geriye bir tek eski bisikleti kalmış. Şimdilerde onunla köy köy dolaşıp iş arıyor.
“Bisikletin geçinmene yetmiyor mu?” diye sordum.
“Yalnız olsam yeter ama oğlumun okulu 2 saat uzaklıkta. Sabah o kullanıyor, öğleden sonra bana kalıyor. Bir iş bulduğum zaman yürüyerek giderim ama iş ararken saatlerce yürümek insanı bitiriyor.”
Gözüm, gövdesi birkaç yerinden kaynaklanmış, kırık dökük bisikletine takıldı.
Sorunca “Ağır eşya taşıdığım için.” dedi.
Seni en çok zorlayan şey ne?
“İnsanlar benim yaşımdaki birinin kapı kapı gezip günlük iş aramasını yadırgıyor.
Çünkü böyle işleri gençler yapar. Sadece bir kap yemek uğruna bu yaşta çalışmak onları da üzüyor. En çok onların bu bakışları zorluyor beni. Oysa bir zamanlar durumum iyiydi.”
Arkadaşım araya girdi, “Onu hatırlıyorum. Ben çocukken bisiklet parçaları satardı. Neşeli, komik bir adamdı.” dedi.
Karşımda duran adama baktım. O eski günlerin neşesinden en ufak bir iz kalmamıştı. Bir iş bulabilirse günlük kazancı en fazla 25 TL oluyordu ama o işi de haftada bir buluyordu.
“Yeniden başlasan ne iş yapabilirsin?” diye sordum.
“Bildiğim işi yaparım. Bisiklet parçaları satarım.” dedi.
Bunun mümkün olabileceğini söyleyince sevinçten titremeye başladı. Ama bir şartım var, gelip seni kontrol edeceğim.
Heyecanla “Yol üstüne açın, istediğiniz zaman kontrol edin.” dedi. Kendisiyle sözleştik, bayramdan sonra dükkanını kiralayacağız.
Biz oradan ayrılırken Abbat 10 kilometre ötedeki malzemeleri getirmek üzere bisikletinin pedalını çevriyordu.
Cebinde 6 TL’den çok fazlası vardı ama onu asıl mutlu eden şey eski mutlu günlerin yeniden gelme ihtimaliydi.
👉Tartışmasız dünyanın en iyi futbolcularından biri…
👉İspanya vatandaşı…
👉Dünyanın en iyi kulüplerinden Barcelona’y�� şampiyonluğa taşıdı.
👉Ödül alırken annesinin yüzüne bakın
👉kardeşi bir an önce oradan kaçmak ister gibi
👉kız kardeşi gülmeyi unutmuş
Neden tüm bunlar?
👉Çünkü onlar bir göçmen ailesi
👉Çünkü Müslümanlar
👉 Çünkü Lamine Yamal şampiyonluk turunda Filistin bayrağı açtı.
👉bu yüzden linç kampanyası başlattılar.
👏Fakat şu çocuğa bakın, 18 yaşında korkmadan ailesi, inancı ve idealleri için dünyaya meydan okuyor…
Sen çok yaşa genç adam 🙏
#FREEPALESTİNE 🇵🇸🇪🇸🇹🇷
Yıkıcı etkilerinin yanısıra İran savaşının hayra vesile sonuçları da var.
Özellikle Amerikan kamuoyu İsrail’i ilk kez bu denli yoğun bir şekilde tartışmaya başladı.
Her gün itiraflara yenisi ekleniyor.
CİA eski çalışanı John Kiriakou, John Kennedy suikastının gerisinde İsrail’in olduğunu açıkladı.
Kennedy’nin İsrail’in nükleer teknolojiye sahip olmasını engellediği için öldürüldüğünü söyledi.
Şok edici itiraf👇
Bu İslamcı refleksi gerçekten anlamak zor.
Dün FETÖ’ye yapılan en büyük hata neydi?
“Bunlara Kemalistler karşı çıkıyor, demek ki iyi bir şey yapıyorlar” kolaycılığı.
Bedelini kim ödedi? Hepimiz.
Bugün benzer bir zihniyet tekrar sahnede.
Okullarda sözde “Tevhid andı” okunuyor diye, devleti, seçimi, hukuku, toplumsal düzeni tekfir eden radikal selefi yapılara alan açılıyor.
Şunu açık konuşalım:
“Tarikatlar şirktir.”
“Oy vermek şirktir.”
“Asker–polis şehit değildir.”
“Askere gidilmez.”
“Kadından yönetici olmaz.”
“Milletvekilleri, hâkimler, savcılar kanun yaptıkları için kâfirdir.”
Bu söylem bir “hassasiyet” değil.
Bu, düpedüz siyasal düzen düşmanlığıdır.
Bu dili romantize edenler şunu mu sanıyor?
Laikleri kızdırınca stratejik kazanım elde ettiklerini mi düşünüyorlar?
Devleti tekfir eden bir ideolojiye göz kırparak hangi muhafazakâr kazanımı koruyabilirsiniz?
Seçimi “şirk” gören bir anlayışın güçlenmesi en çok kime zarar verir?
Demokratik siyasetle var olmuş bir partinin altını kim böyle oyuyor?
Dün FETÖ’de “bize dokunmaz” denildi.
Bugün de “marjinal, bize yönelmez” mi deniyor?
Tarih şunu defalarca gösterdi:
Devletle, toplumla ve siyasal meşruiyetle kavgalı radikal yapılara alan açmak, sonunda en çok o alanı açanları vurur.
Gerçek soru şu:
Bu refleks sadece siyasi körlük mü, yoksa birileri yine birilerine tuzak mı kuruyor?
Bu ülkede tepkisellikle değil, akılla hareket etmek zorundayız.
Aksi halde yine “nasıl oldu?” diye sormak zorunda kalırız.
Sahi AK Parti’nin altını şimdi kim oyuyor? Yeni Yolovalar olursa kim hesap verecek?
İsterseniz namaz da kılmayın, oruç da tutmayın, hacca da gitmeyin abicim. Hesabı sizinle Allah arasında bir meseledir, bize ne. Lakin ibadetlerimize "asıl ibadet bunlar değildir, asıl ibadet değer üretmektir" falan diyerek bize ve tüm topluma "şekli ibadetten arınmış" amorf bir protestanlık önerirseniz işler değişir.
Çünkü orucu şeklen tutan, namazı şeklen kılan Müslüman'ın ibadet etmediği yaklaşımı dini salt sosyal bir indirgemeye tabii tutmak anlamına gelir ki haddinize değildir. Nasıl ki sizin orucunuz, namazınız bizim işimiz değilse bizim orucumuz, namazımız da sizin işiniz değildir.
Sekülerlere lazım olan dini üretme çabasıyla zırvalamanın da bir sınırı vardır.
Allah tealanın bildirdiği, Efendimiz (s.a.v)'in bize öğrettiği ibadetleri yapmaya ve karşılığında cennet ummaya devam edeceğiz.
Şurası çok önemli: Seküler hayırseverlikten ölüyormuş da Müslüman cimrilik ediyormuş, seküler sürekli değer üretiyormuş da Müslüman üretmiyormuş anlatısı sefil bir anlatıdır. Tribün anlatısıdır. Toplumsal vasatın terazisini yanlış yere bilerek ve isteyerek koyan bir anlatıdır.
@solcugazete60 Bu sapkın tiplere müsade etmediği için çok teşekkür ediyorum Beşiktaş kaymakamımıza. Bu sapkın tiplerin konserinin iptali için emek veren tüm vatandaşlara çok teşekkür ederim.
Allah’ım ne günlerde yaşıyoruz… Şu habere bakın…
“Rusya, İsrail’den gelen ve ‘10.000 çocuğun kanını’ içerdiği iddia edilen bir adrenokrom sevkiyatına el koydu.”
Rus istihbaratından sızdırıldığı öne sürülen bir rapora göre, Rus güçleri Suriye’deki Tartus Deniz Üssü’nde, şimdiye kadar kaydedilen en büyük adrenokrom sevkiyatını taşıdığı belirtilen bir İsrail gemisini durdurdu. Varış noktası ise Hollywood, yani Amerika Birleşik Devletleri idi.
Sevkiyat “insani tıbbi yardım” olarak tanımlanmıştı. Ancak Rus ajanlarının gemide buldukları şeyin insanilikle uzaktan yakından ilgisi yoktu. İçeride, sıkıca mühürlenmiş dondurma kapsülleri, askerî soğutma üniteleri ve çatışma bölgelerindeki gizli hastanelerle bağlantılı seri numaraları taşıyan şişeler bulundu.
Putin’e bağlı “adrenokrom görev gücü” ele geçirme operasyonundan birkaç saat sonra Kremlin’e bir brifing sundu. İlk tahminlere göre sevkiyatın, en az 10.000 çocuğun kanından elde edildiği belirtiliyor; bu çocukların önemli bir kısmının Ukrayna, Suriye ve Gazze’deki çatışma bölgelerinden toplandığı iddia ediliyor…”
🔴Engin Tuncer (Eyüp Sabri Tuncer Yön. Kur. Bşk.) Bir insanın on beş tane, yirmi tane, yüz tane dairesi varsa bu kul hakkına girer. Gayrimenkul biriktirmek insanların barınma hakkını elinden almaktır.
✔️Ailemizde kimsenin ikinci dairesi yoktur. Ne şirketimizin ne de ailemizden hiç kimsenin bir tane kirada gayrimenkulü yoktur.
Erdemli bir toplumda kötü veya günahın afişe edilmemesi esastır.
Bu İslam dininde de böyledir.
Kötülüğün veya günahın, afişe edilmemesi, bir suç var ise bunun soruşturulmaması, yargılanmaması anlamına gelmez.
Günahın ve kötülüğün görünür kılınmamasının temel prensibi toplumun değer yargılarını korumak, kötüyü sıradanlaştırmamak, normalleştirmemektir.
Olur olmaz dosyalarda gizlilik kararı alan savcılığın uyuşturucu ve kadın temalı bir dosyada gizlilik kararı almamasını anlamak zordur.
Kişilerin günahı bizi ilgilendirmez. Foto ve video galerileri, yazışmaları bizi hiç ilgilendirmez.
Suç sayılan fiiller için soruşturma ve yargı makamları gereğini yapar, yapmalıdır.
Bunlar sızdırılmamalı, yayınlanmamalıdır. Bunun için gerekli tedbirler alınmalıdır.
Gündüz kuşağı programlarında yayınlanan rezaletlere itirazımız da tam bu sebepledir.
Gündüz kuşağı programları denetim altına alınmamışken, sosyal medyada kırmızı noktalı “savcılık kusağı” programlarının başlaması izah edilemez bir kirliliktir.
Gündemin hararetine yenik düşmüş bir habere dikkat çekmek istiyorum.
Düzce Emmiyeti, iki günce çok önemli bir operasyon yaptı.
46 bin 655 adet tabanca parçası ele geçirildi.
Birleştirildiğinde 2 bin 100 adet tabanca yapılabiliyor.
Diğer önemli ayrıntı, bu tabanca parçalarının İstanbul’a sevki planlanıyormuş.
Belli ki birileri İstanbul’u karıştırmak için harekete geçmiş.
Düzce Emmiyetini kutluyoruz, yüreğinize sağlık.
“Küreselciler, Zelensky'nin fişini çekti!
Herkesin beklediği an, sonunda geldi. Bir zamanlar medyanın altın idolü, küreselcilerin kusursuz kuklası ve Batı'nın en kullanışlı varlığı olan Volodimir Zelenskiy, şimdi kurban ediliyor.
Yolsuzlukla mücadele yetkilileri, bugün Kiev'deki ofisine baskın düzenledi.
En yakın müttefikleri ülkeden kaçıyor.
Soruşturmacılar, Rus saldırıları sırasında Ukraynalılar karanlıkta otururken Ukrayna'nın enerji sektöründen para çalındığını söylüyor.
Bu, küçük bir skandal değil.
Onu oraya yerleştiren küresel makine şimdi onu parçalıyor.
Çünkü Zelenskiy amacına ulaştı:
Savaş, NATO'nun vaat ettiği gibi gitmedi.
Batı kamuoyunun desteği çöktü.
Kara para aklama kanalları ifşa ediliyor.
Ve şimdi Avrupa "Zelenski sonrası" planlamaya geçiyor.
Dolayısıyla soru şu: Nereye kaçacak?
Yoksa konuşamadan silinecek mi?
Skandallara bulanmış, milyarlarca dolar kayıp ve yabancı istihbarat servisleri etrafında dönen çaresiz bir lider...
Küreselcilerin kuklarının sonu hep böyle biter:
Alkışlarla değil, sürgünle veya sessizlikle...”
Gazeteci Jim Ferguson