An itibarıyla bütün kurbanları bitirdik. Buradan gönderenler varsa bilginiz olsun.
WhatsApptan sınırlama geldiği için videoların bir iki gün içinde sizde olacak.
Günlerdir Efrahim'in numarasına ulaşamıyorduk. Kendisini bulabilmek için o güzergâhtaki herkese sorduk.
Meğer polislerden kaçarken telefonunu düşürmüş. Bugün buluştuk, emanetinizi teslim ettik. İnşallah bundan sonra ticaretle ailesine bakacak.
Günlerdir Efrahim'in numarasına ulaşamıyorduk. Kendisini bulabilmek için o güzergâhtaki herkese sorduk.
Meğer polislerden kaçarken telefonunu düşürmüş. Bugün buluştuk, emanetinizi teslim ettik. İnşallah bundan sonra ticaretle ailesine bakacak.
Baktım Yahya aynı yerde terzilik yapıyor.
Neden hâlâ buradasın diye sorunca.
“Burası benim bereketli yerim, beni burada buldunuz” dedi :)
Verdi��imiz parayla önce birkaç kişiye yardım etmiş. Bunun için kullandığı ifade çok güzeldi. “Önce parayı temizledim” dedi.
İnsanlara yardım etmeye devam ediyormuş ama yeniden eski günlerine dönmekten de korkuyormuş.
Kirada oturduğu evi satın almış. Böylece 153 TL’lik kiradan kurtulmuş. Evi 24 bin TL’ye almış.
Paranın gerisiyle de pirinç ticaretine başlamış. “50 torba aldım, inşallah güzel bir kârı olacak.” dedi.
Eğer güzel giderse onu desteklemeye devam edeceğimizi söyleyince “Öyle zor bir hayattan geliyorum ki bana bu kadar yardım etmeniz bile yeter.” dedi.
Baktım Yahya aynı yerde terzilik yapıyor.
Neden hâlâ buradasın diye sorunca.
“Burası benim bereketli yerim, beni burada buldunuz” dedi :)
Verdiğimiz parayla önce birkaç kişiye yardım etmiş. Bunun için kullandığı ifade çok güzeldi. “Önce parayı temizledim” dedi.
İnsanlara yardım etmeye devam ediyormuş ama yeniden eski günlerine dönmekten de korkuyormuş.
Kirada oturduğu evi satın almış. Böylece 153 TL’lik kiradan kurtulmuş. Evi 24 bin TL’ye almış.
Paranın gerisiyle de pirinç ticaretine başlamış. “50 torba aldım, inşallah güzel bir kârı olacak.” dedi.
Eğer güzel giderse onu desteklemeye devam edeceğimizi söyleyince “Öyle zor bir hayattan geliyorum ki bana bu kadar yardım etmeniz bile yeter.” dedi.
“Aslında para biriktirmeyi denedim ama açlığa üç gün dayanabildim” dedi sesini kısarak.
Yahya, 48 yaşında. Bir beyaz adamın dükkanı önüne koyduğu dikiş makinesiyle terzilik yapıyor.
Eskiden kıyafet satıyormuş. 10 yıllık birikimiyle aldığı kıyafetler çalınınca beş parasız kalmış. Güney Afrika’ya gidip işçilik yapmış ama bir yıl sonra geri dönmüş.
Neden döndün diye sorunca, “Oradaki göçmen ortamı, bir Müslüman’a yakışmazdı.” diyerek geçiştirdi.
Yahya, 18 yıldır terzilik yapıyor.
İkindiye kadar 12 TL kazanmıştı. Yetiyor mu diye sorunca, “Buna da şükür, bazı günler hiç kazanamıyorum.” dedi.
Sevinçle elindeki önlüğü gösterdi. Beyaz adamın eşi için dikiyormuş. Eğer bitirebilirse 6 TL de oradan kazanacakmış.
Burada emeğin karşılığı yok ama buna rağmen fiyatlar çok pahalı. Bu yüzden Yahya hiç öğle yemeği yemiyor.
Fakat şanslı. Normalde çoğu kişinin dikiş makinesi kiralık olur. Makine sahibi ile terzi, parayı bölüşür. Yahya’nın makinesi eşine aitmiş. 10 yıl önce bir iş adamı hediye etmiş.
Sadece bir dikiş makinesi ile 5 kişilik ailesini geçindirmeye çalışıyor.
Evini sordum, “7 kilometre uzakta.” dedi. Minibüs parası günlük kazancının iki katından fazlaymış, bu yüzden her gün yürüyerek geliyormuş.
- Zor olmuyor mu?
“Yok, koşarsam 45 dakikada da gelirim.” dedi.
- Bisikletin yok mu?
“Eskiden vardı ama tekerleği tükendi artık.”
- Tamir ettir.
“Param yetmez”
- Biriktir.
“Aslında para biriktirmeyi denedim ama açlığa üç gün dayanabildim. Tahtadan bir kumbara yapıp içine her gün para atıyordum, bir gün eve gidip tahta kumbarayı kırdım ve yemek aldım.”
Yahya makinesini beyaz adamın dükkanı önünde tutmak isterse ona kira ödemek zorunda. Bu yüzden 500 metre ötedeki bir depoya taşıyor her akşam. Depo sahibi iyi adammış, para almıyormuş.
Arkadaşım, Yahya’ya 100 TL uzatınca mahcup bir şekilde kabul etti. Ne yapacaksın diye sordum, “Uzun zamandır yalnızca nsima (mısır unu bulamacı) yiyoruz. Bugün yanına patates alacağım.” dedi.
Oradan ayrılırken dönüp Yahya'ya baktım. Mutluluğunu uzaktan bile görmek mümkündü.
Şimdi vakit akşam, muhtemelen Yahya bir sofra başında çocuklarıyla patates yemenin mutluluğunu yaşıyor.
Yoldan geçermiş gibi gidip Yahya’ya uğradım. Ona verdiğimiz parayı ne yaptığını sordum, biraz şeker biraz da patates aldığını söyledi. Gevezeliğim tuttu yine, “İhtiyacımız ��ıktı, sana verdiğim parayı alacaktım.” dedim.
“Yarısı evde, isterseniz getireyim.” dedi.
Sarılıp poşetteki parayı uzattım, görünce ağlamaklı oldu, elleri titremeye başladı.
Sence ne kadardır?
Bilmem ki hiç böyle para görmedim.
Türkiye’deki kardeşlerin senin Güney Afrika’dan neden döndüğünü duyunca sana gönderdiler.
Hüzünle çöktü sandalyesine.
“Dün akşam evde çocuklara sizi anlattım. Beyaz adamlar sırf Müslüman olduğumu fark ettikleri için bana yardım ettiler. Bunun için Allah’a şükretmeliyiz dedim.
Sabah uyandığımda oğlum, ‘Rüyamda beyaz adamlar sana yine para veriyordu’ dedi.
Sizi beklemiyordum. Çok şaşkınım.”
Yahya bunları anlatırken titriyordu.
Şimdi ne yapacaksın?
• ⁃ Bilmiyorum, camiye gidip şükür namazı kılmam lazım.
@sanal_gulsen Herkesin kesildi istisna yok :) kısıtlama geldiği için yeni numara aldık ona da kısıtlama geldi. Kendi telefonlarımızdan deniyoruz. Onlara da kısıtlama geliyor. WhatsApp kendini “‘ücretli” sisteme mi hazırlıyor, anlamadım.
An itibarıyla bütün kurbanları bitirdik. Buradan gönderenler varsa bilginiz olsun.
WhatsApptan sınırlama geldiği için videoların bir iki gün içinde sizde olacak.
Kurbanlıklara su verirken yanımıza gelip mahcubiyetle “Bana verebileceğiniz bir iş var mı? diye sordu.
Arkadaşım, “10 kilometre ötede 9 torbamız var, kaça getirirsin” diye sorunca, 6 TL istedi.
Bisikletle de olsa 10 kilometre toprak yolu gitmek ve 200 kilo yükü taşımak kolay değildi. Bu, güçlü bir hikâyenin işaretiydi.
Abbat 55 yaşında. Eskiden bisiklet parçaları satarmış. Fakat ülkeyi vuran o açlık döneminde her şeyini kaybetmiş.
Burada kuraklık gelince insanlar hayatta kalmak için ellerindeki her şeyi yok pahasına beyaz adama satarlar.
Abbat da öyle yapmış. Çocukları aç kalmasın diye dükkanını, sermayesini satmış.
Geriye bir tek eski bisikleti kalmış. Şimdilerde onunla köy köy dolaşıp iş arıyor.
“Bisikletin geçinmene yetmiyor mu?” diye sordum.
“Yalnız olsam yeter ama oğlumun okulu 2 saat uzaklıkta. Sabah o kullanıyor, öğleden sonra bana kalıyor. Bir iş bulduğum zaman yürüyerek giderim ama iş ararken saatlerce yürümek insanı bitiriyor.”
Gözüm, gövdesi birkaç yerinden kaynaklanmış, kırık dökük bisikletine takıldı.
Sorunca “Ağır eşya taşıdığım için.” dedi.
Seni en çok zorlayan şey ne?
“İnsanlar benim yaşımdaki birinin kapı kapı gezip günlük iş aramasını yadırgıyor.
Çünkü böyle işleri gençler yapar. Sadece bir kap yemek uğruna bu yaşta çalışmak onları da üzüyor. En çok onların bu bakışları zorluyor beni. Oysa bir zamanlar durumum iyiydi.”
Arkadaşım araya girdi, “Onu hatırlıyorum. Ben çocukken bisiklet parçaları satardı. Neşeli, komik bir adamdı.” dedi.
Karşımda duran adama baktım. O eski günlerin neşesinden en ufak bir iz kalmamıştı. Bir iş bulabilirse günlük kazancı en fazla 25 TL oluyordu ama o işi de haftada bir buluyordu.
“Yeniden başlasan ne iş yapabilirsin?” diye sordum.
“Bildiğim işi yaparım. Bisiklet parçaları satarım.” dedi.
Bunun mümkün olabileceğini söyleyince sevinçten titremeye başladı. Ama bir şartım var, gelip seni kontrol edeceğim.
Heyecanla “Yol üstüne açın, istediğiniz zaman kontrol edin.” dedi. Kendisiyle sözleştik, bayramdan sonra dükkanını kiralayacağız.
Biz oradan ayrılırken Abbat 10 kilometre ötedeki malzemeleri getirmek üzere bisikletinin pedalını çevriyordu.
Cebinde 6 TL’den çok fazlası vardı ama onu asıl mutlu eden şey eski mutlu günlerin yeniden gelme ihtimaliydi.
Kendisine dükkan emanetini, oğluna bisikleti hediye ettik. Teşekkürler herkese. Haftaya dükkanını denetleyeceğiz. :) ayrıca en kısa zamanda 200 bisiklet dağıtmamız gerekecek buraya :) Desteğiniz için teşekkürler.
@yenerxs@Aydin_BS_16 Hikayeyi anlatmaya değer kılan mesele de bu. 6 TL alıyor ama hayat da ucuz değil. Benzin Türkiye'nin 2 katından daha pahalı. Pirinç neredeyse aynı fiyata.
Sıkı sıkı sarılışı yok mu… Onlar için bayram başladı.
Afrika’dakileri teslim edince yine dikkatimi çekti, çocuklar heyecandan gülemiyordu bile.
Burada insanlar hep mutlu ama bir sevinç anında donup kalıyorlar :)
@StatTarik İnstagram’da sürekli paylaşıyorum. 3 yıl önce yardım ettiğimiz insanların bile son durumunu paylaşıyorum çünkü hep aynı yere geliyorum. Ayrıca Ntaja (Malavi) çarşıda olacak. Yolu düşen, tanıdığı olan varsa bizzat sordurabilir.
@mehmetkaansnckl Adam benim orada olduğumu bile bilmiyordu. Dümdüz gelirken fotoğrafını çektiğimi sandı muhtemelen, önümde öylece durdu. Ben de hiç dokunmadım.