Akâid alanında varid olan ve şerhleri ciltlerce kitaba ulaşan çok sayıdaki Kur'an ayetini ve hadis-i şerifi doğrudan okumak durumunda kalmayalım diye İslam âlimleri, akâid ilmini genel hatlarıyla birkaç sayfa içinde önümüze koydular. Tahavî akidesi bu eserlerdendir.
Haftasonu YKS var. Öğrencilerin uzun yıllar süren emeklerinin karşılığını almak için girecekleri bir sınav. Caddelerde, sokaklarda ve okul yakınlarında lütfen sessizlik.
LGS Tayfa geçmiş olsun. Sonuçlar açıklanıncaya kadar LGS haberlerine kulak asmayın.Hakkınızda hayırlısı. İyi bir tatili hak ettiniz. Tatilde güzel kitaplar okumayı ihmal etmeyin, YKS'de lazım olur. Sağlıcakla kalın.
"على أن أكثر ما رأينا من التجديد فإنما العامل فيه التقليد، وكم فرق بين التقليد والتجديد."
"Şimdilerde 'yenilenme' adına şahit olduğumuz şeylerin pek çoğunda asıl amil 'taklit'ten ibarettir. Halbuki taklit ile yenilenme arasında ne muazzam bir fark vardır!"
Ebû Nasr el-İyâzî (rahimehullâh), öğrencisi Ebû Mansûr el-Mâtürîdî (rahimehullâh) hazır bulunmadıkça meclislerinde asla kelam etmezdi. Bir hocanın talebesine bu derece ihtiram gösterdiğine pek nadir rastlanır.
Bu durum, hocasının onu kendi asrının eşsiz bir dehası (u’cûbe) olarak telakki ettiğini ve "Cenâb-ı Hak, böylesine müstesna bir şahsiyeti halk etmiş midir?" diyerek hayretini gizleyemediğini göstermektedir.
Bir kelam kitabındaki salât ü selam
والصلاة والسلام على واسطة ذلك النظام، وعلى آله وصحبه ليوث الوغى وهداة الأنام
Salat ve selam, o nizamın vasıtası olan Efendimiz’e, O’nun ailesine ve savaş meydanlarının aslanları, insanlığın hidayet rehberleri olan ashâbına olsun.
ما زاد عن حدّه انقلب إلى ضدّه، فلا تجعلوا الناس يكرهون من تحبون. Her ne ki haddini aşarsa zıddına döner; bu yüzden insanların, sevdiğiniz kişilerden nefret etmesine sebep olmayın.
(Bir yerde okudum)
veya Nazmü’l-Ferâid ve Cem‘u’l-Fevâid müellifi Şeyhzâde gibi zatların eserleri incelendiğinde, onların büyük ölçüde bu eserlere istinat ettikleri müşahede edilecektir.
Nureddin es-Sâbûnî'nin eserlerindeki lafız ve ibarelerinin, sonraki dönem ulemanın teliflerinde aynen yer aldığını görmek mümkündür. Nitekim Ebü’l-Berekât en-Nesefî’nin
Ana dili Arapça olmayan topluluklarda, Arap diline tam vâkıf olmadıkları için muhtasar kitaplara ihtiyaç daha fazladır. Bundan dolayı muhtasar eserler onlar nezdinde büyük bir kıymete haiz olmuştur.
Eser; bilgi teorisi (epistemoloji) ve hakikatlerin ispatı bağlamında, doğru bilimsel düşünce metodolojisini ele alarak başlar. Bu doğrultuda müellif, söze Sofistlerin (Süfestaîlerin) aksini savunarak, 'Eşyanın hakikati sabittir' teziyle giriş yapar.