Doğayla kurulan asimetrik ilişkilerin kötü sonuçları,
vahşi kapitalizmin insanı hiçe sayan saldırıları,
bencillik ile merhametin savaşı devam ediyor.
Hayırlı Cumalar.
Ankara 2 nolu Barosu seçimlerinde Başkan adayı değerli meslektaşım Av. Muhammet Kürşat Üçüncü’ye,
kurullarda görev alacak hukukçu kardeşlerimize,
yargının yegane ideolojisinin adalet olduğuna inanan baro mensuplarına başarılar diliyorum.
Hürriyet Ahmet Hakan bugünkü köşe yazısında
SÖZÜN SÖZÜMÜZDÜR CELAL ADAN
MECLİS kürsüsünden şöyle haykırdı Celal Adan:
“Hırsız, arsız kim varsa... Bu milletin parasını kim çalmışsa... Kim çalmasına vesile olmuşsa... Şerefsizdir, adidir, namussuzdur.”
Evet,
Sözün sözümüzdür Meclis Başkan vekilimiz Sayın Celal Adan….
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli ,
"Cumhuriyet dönemiyle birlikte Türk demokrasisi askeri darbelerle sınanmış ve her bir askeri darbe Türk demokrasisinde yaralı hafıza durakları oluşturmuştur.
Türk siyasetinde darbeler, devlet kurumsallığının zayıflamasına, imkân ve fırsatların heba olmasına ve devletin yüksek politik hafızasının daralmasına, sebebiyet vermiş ancak, Türk milletinin demokrasiye sadakati eksilmemiş, bilakis daha da güçlenmiştir.
Parlamenter sistemin uygulandığı dönemde istikrarsız hükümetler, koalisyon kavgaları, siyasi kutuplaşma ve anlaşmazlıklar hızlı ve etkin kararlar alınmasına mâni olmuş, millet ve devlet hayatında pek çok çarpıklığı teşvik edip tetiklemiştir.
Hatırlatmak isterim ki çok partili hayata geçilen 21 Temmuz 1946 ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin hukuken ve fiilen uygulamaya başlandığı 9 Temmuz 2018 tarihleri arasında 51 Cumhuriyet hükümeti kurulmuş, ortalama ömrü 1 yıl 5 ay olan kısa ömürlü hükümetler, koalisyon pazarlıkları ve belirsizliğin ortaya çıkardığı istikrarsızlık, Türkiye’nin küresel rekabette geri kalmasına sebep olmuştur."
"Bu bağlamda siyaset kurumuna düşen görev, sorunların çözüm adresi ve güçlü kurumsallığın teminatı olmaktır. Siyasi yelpazenin neresinde konumlanırsa konumlansın siyasi partiler, programları ve ideolojik yönelimleriyle siyasetin alanını genişletmek, toplum müştereklerinin zeminini güçlendirmek için vardır.
Türk milletine hizmette birbiriyle yarışırken aynı zamanda demokratik kültürün olgunlaşması ve devletin yüksek politikalarının devamlılık sağlaması için ileti��im ve mutabakat içerisinde olmak durumundadır. Bunları bilmek; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin mazisini, ruhunu ve davasını bilmek, yasama sorumluluğunun mahiyetini kavrayabilmektir.
Oportünist ve popülist heveslerden kurtulmak, kısır ve verimsiz siyasi tartışmalardan kaçınmak, Türk milletinin âli menfaatleri, huzur ve refahı için gayret etmek, Türk devletinin bekası ve ilerlemesi için çaba göstermektir. Bunu bilmek, Türk milletine hizmet yolunda siyaseten rekabet ederken Türk devletinin milli siyasetinde sırf iktidarın karşısında olmak adına “Edirne’yi Enver alacağına Bulgar alsın” çukuruna düşmemektir."
"Bu vesileyle, siyasi partilere ve Türk milletini temsil eden muhterem milletvekillerine yeni yasama yılı münasebetiyle şu hususları hatırlatmak isterim:
İdeolojik koordinatlarımız farklı olsa da politik merkezimiz Türkiye’dir. Siyasi rekabet alanımız ne kadar geniş olsa da pergelimizin sabit ucu Ankara’dır. Siyasette yöntem olarak ayrışsak da yönümüz Türk İstiklali ve egemenliğidir. Siyasete farklı pencerelerden bakıyor olsak da gelecek ufkumuz müreffeh toplum, güçlü Türkiye’dir.
Bu hatırlatmalarla birlikte, yeni yasama yılında siyasi partilerimizin “Hizmette rekabet, İstiklalde vahdet, İstikbalde gayret” içerisinde olmalarını temenni ediyorum."
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli,
“Türkiye, yeni yasama yılıyla birlikte bir taraftan 'Terörsüz Türkiye' hedefinin hukuki ve siyasi tabanının güçlendirilmesine; diğer taraftan demokratik standartların geliştirilmesi, hukuk devletinin kurumsal kapasitesinin artırılması ve toplumsal bütünleşmenin kalıcı hale getirilmesi ile sosyoekonomik şartların iyileştirilmesine yönelik çalışmalarla milletimizin beklentilerini karşılayacaktır.
7595 sayılı kanun çerçevesinde oluşturulan komisyonların çalışması, kanunun yürürlüğe gireceği şartların oluşturulması, bunların takip ve tespiti, aynı zamanda da ihtiyaç duyulacak yeni yasal düzenlemelerin yapılması, önümüzde duran en hayati konulardan birisi olacaktır. Bunun yanında Türkiye'nin kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için biriken yapısal sorunların çözülmesi, güncel meselelerle birlikte köklü reform adımlarının atılmasını da gerektirmektedir. Bu nedenle önümüzdeki Meclis dönemini, kısır siyasi tartışmaların ötesinde, Türkiye'nin orta ve uzun vadeli geleceğini şekillendirecek bir yapısal reform dönemi olacaktır"
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız'dan şehit Recep Haşatlı ve Mustafa Haşatlı için mesaj: Ülkücü genç geçmişini, tarihini asla unutma...
@YildizFeti
https://t.co/3uea0VKKar
Yolsuzluklarla uğranılan kamu zararı geri alınarak emeklimize, dar ve sabit gelirli vatandaşlarımıza verilmeli, onların refahı için harcanmalıdır.
MHP Genel Başkanı
Devlet BAHÇELİ
İstanbul İl Başkanımız Recep Haşatlı Bey ve oğlu Mustafa, Erenköy’deki evlerinin önünde
3 Ekim 1978’de katiller sürüsü tarafından alçakça şehit edilmişti.
Olay yerine yetiştiğimizde tertemiz kanları halen vatan topraklarını suluyordu.
Aziz milletimizin yarınlarını emanet edeceğimiz Ülkücü genç geçmişini,tarihini asla unutma…
"Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın."
Vatan için, Millet için, kutlu Ülkülerimiz için serdengeçen ama davasından taviz vermeyen tüm şehitlerimizi dualarla, hürmetle ve saygıyla anıyorum. Ruhları şâd mekanları Cennet olsun.
3 Ekim 1978'de kızıl terörizmin şehit ettiği MHP İstanbul İl Başkanı Recep Haşatlı, oğlu Mustafa Haşatlı ve MHP Beyoğlu İlçe Sekreteri Hüsnü Tepe'yi rahmetle anıyorum. Şehitlerimizin emaneti üç hilal, ebediyen sönmeyecek; ülkücü hareket, o kahramanların yolundan dönmeyecektir.
Evlerinin Önünde Uğradıkları Saldırı Sonucu Şehit Olan Merhum İstanbul İl Başkanımız Recep Haşatlı ve 17 Yaşındaki Evladı Mustafa Haşatlı’yı Şehadetlerinin Yıl Dönümünde Rahmet ve Dualarla Anıyorum.
İstanbul 2 Nolu Barosu tarafından düzenlenen ve Genel Başkan Yardımcımız İstanbul Milletvekilimiz Sn.Feti Yıldız’ın teşrifleriyle gerçekleştirilen toplantıya katıldık.
Kıymetli hukukçularımızla bir araya geldiğimiz ve Terörsüz Türkiye konusu başta olmak üzere bir çok değerlendirmenin yapıldığı bu buluşmadan dolayı 2 Nolu Baro Başkanı Av.Yasin Şamlı, Başkanvekili Av.Niyazi Paksoy ve yönetimine teşekkür ediyorum.
Genel Başkanımız Sn.Devlet Bahçeli’nin işaret ettiği hedefler doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Ülkemizin iki kıymetli ailesi, Sarallar ve Şahinler aileleri, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli ile birlikte tarihi bir kucaklaşma ve buluşmayla genel merkezimizde bir araya geldiler.
Bugün ‘Beykoz Koru Sosyal Tesislerinde’ kahvaltılı toplantıda İstanbul 2 Nolu Barosu üyesi meslektaşlarımızla bir araya geldik.
Toplantıya Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul İl Başkanı Sayın Volkan Yılmaz ve 2 Nolu Baro Başkanı Sayın Yasin Şamlı ve çok sayıda meslektaşlarımız katıldı.
Kamuoyunda çerçeve yasa olarak bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” hakkında değerlendirmeler yapıldı.
Bilindiği gibi,
Çerçeve Kanun Teklifi 367 milletvekilinin imzası ile TBMM Başkanlığına sunulmuş,
467 milletvekilinin oyuyla
10 Ağustos 2026’da kabul edilerek kanunlaşmıştır.
Yüksek bir temsille kurulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda oluşan,ülke çıkarlarını önceleyen işbirliği ve mutabakat kanun teklifinin çok yüksek bir oyla kabulünü sağlamıştı.
Daha önce defalarca izaha çalıştığımız yasayı bir kez daha kısaca hatırlattım.
Kanunu hukukçulara anlatmanın kolaylığını yaşadık.
Şöyle ki;
1-PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verilmesi.
2-Örgütün kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim etmesi.
3-Silah ve mühimmatın tesliminin güvenlik kurumlarınca tespiti.
4-Örgütün fiili varlığına son verdiğine, silah ve mühimmatın teslim edildiğine ilişkin tespitlerin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu kararının alınması ve bu kararın Resmi Gazetede yayımlanması.
5-Resmi Gazetede yayımlanmayı takiben yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile mahkumiyet hükümlerinin ertelenmesi amaçlanmıştır.
Yasanın istisnaları hiç bir tartışmaya meydan vermeyecek şekilde açıktır.
A-1 Haziran 2005'ten önce işlenmiş ve ağırlaştırılmış müebbet ile müebbet hapis cezasını gerektiren suçların failleri bu suçlardan haklarında mahkumiyet olmasa bile kanundan yararlanamaz.
B-Failin yasa kapsamına dahil olmaması için yani istisna tutulması için hakkında soruşturma veya kovuşturmanın bulunması yeterlidir.
C-Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçları herhangi bir zaman sınırına tabi olmaksızın istisnalar kapsamındadır.
Burada da kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması şart değildir.
Faillerle ilgili soruşturma veya kovuşturmaya başlanmış olması yeterlidir.
Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi:
Örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere,
1 inci madde kapsamına giren ve üst sınırı onbeş yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl,
Onbeş yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar on yıl süreyle ertelenir.
Erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemez.
Son olarak yasaya doğrudan karşı çıkamayanlara şu hususları hatırlatmak gerekiyor.
Çerçeve Yasa mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldıran,
suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir.
Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını korumakta;
Suçun vasfına, mahkûmiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.
Bu yönüyle kanun,hukuki niteliği itibarıyla ceza adalet sistemi ile infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliği taşımaktadır.
Her bir Ülküdaşımız bizim dava arkadaşımızdır, bizim yol arkadaşımızdır, her biri çok kıymetlidir.
Sen, ben demeden bir ve bütün halde biz olmak, Türk ve Türkiye Yüzyılını hep birlikte inşa etmek için gün bugündür!
GAZİ; şehitlerin silah arkadaşı, fedakarlık abidesi, vatanperverlik nişanesidir. Bu devletin temelinde, bu sancağın renginde, bu yurdun her zerresinde onların hakkı vardır. Gazi Alparslan'dan Gazi Mustafa Kemal'e; selam olsun. #GazilerGünü kutlu olsun.
12 Eylül 1980 ; cuntacıların Türk demokrasisine Türk milliyetçiliğine darbe vurduğu gündür. Fakat demokrasimiz yok edilememiş, milliyetçiler boyun eğmemiştir. Darbecilerin payına rezil bir hezimet düşerken; ülkücü hareket direniş ve dirilişi, şeref madalyası gibi taşımaktadır.