Bu paylaşımla amacım kimseyle polemiğe girmek değil ama madem su bulandırıldı o zaman bu açıklama da şart oldu. İşte iddialara yanıtım👇
1. “Para için” diyorsunuz, sizden bırakın zammı düzeltme bile istemedim. Daha önce söylediğim gibi; bordromu yayınlayın! Ayrıca burada sorun EŞİTSİZLİK VE ADALET. Siz maaşları belirlerken kendi takdirinizin ‘sözde adaletini’ dikkate aldınız hep.
2. “Ayrılmasına neden olan şey iç mesele” diyorsunuz. Nedir bu, açıklayın, ben de bileyim!!! “Onu yöneticilere sorun” diyorsunuz. Defalarca sordum, onlar da bilmiyorlar.
3. Muhasebe müdürünüz beni arayarak “Ekrandan alındın, artık çıkmayacaksın. Patron, Seda ile ilgili paylaşımına çooook sinirlendi” dedi. Bunu söyleyen yayın yönetmeni değil, haber koordinatörü değil… Muhasebe müdürü.
4. “Başka kanalla anlaştı” diye iddiada bulundunuz. Hiçbir kanalla görüşmedim, anlaşmadım. Boşluğa çıktım. Diğer arkadaşlarım gibi. Biz elbette başka yerlerde bundan sonra görüşür, olursa da çalışırız. Yaratmaya çalıştığınız algı belli zaten. “Anlaşıp gittiler, buraya zarar veriyorlar. Hainler.” Kişiler, o koltuklar gelip geçici. Kurumlar kalıcıdır. Bundan dolayı Halk TV’ye zarar vermek aklımdan geçmez.
5. “Bana telefonla ulaşabilirlerdi, bir şeyden haberim yoktu” diyorsunuz. Kanaldaki yöneticinize, ‘cezalı olduğumu ve ekrana bir daha çıkmayacağımı’ bildiren sizsiniz!!! Muhasebe müdürünüz benimle görüşürken sizi aradı. Odadan çıkıp yan odaya geçti. Sonra gelip şöyle söyledi: “Cafer bey sana kıdem ya da ihbar vermek istemiyor.” Hani herkesle ‘ağabey kardeş’ ilişkiniz varmış ya. Madem öyle telefonu alıp kendiniz söyleseydiniz. Bu sözleriniz de hepsi gibi doğru değil!!!
6. Tekrar ediyorum: Ayrılışımda para asla bir neden değildi. Neden; sadece sizin yaklaşımınızdı. Yoksa maaştan önce hakkım olan 212’yi sorun haline getirirdim. Kendimi bir mücadelenin parçası olarak gördüğüm için hep sustum. Savaş bölgesine bile 212 kadrosu olmadan gittim.
7-Ben Suriye’ye muhabir olarak gittiğimde, beni ve kameraman arkadaşım Gencer Keten’i konaklama için Hatay’da depremde yarısı yıkılmış, zar zor ayakta duran otele yolladınız. Sırf ucuz diye. Yöneticilerimizin bundan haberi bile yoktu. Bunu bile kendi içimizde hallettik. Yeter ki kurum zarar görmesin diye. İstediğimiz sadece biraz değer görmekti. Olmadı.
8-Özetle; hiçbirimizin gidişi planlı değildi. Ortada ne bir düğme var basılan ne de operasyon. Bu iktidar dilini reddediyorum. Helal edeceğim bir hakkım da yok. Rejisinden kamera servisine, muhabirlerden editörlere, ulaştırmadan kurguya kadar tüm arkadaşlarım haklarını aldığında benim de hakkım helal olur. O zaman kadar olmayacak.
Herkes ayrılık gerekçelerimi merak etmiş, anlıyorum. Niyetim kendimi özne, yaşadıklarımı da, ülkenin bu kadar ciddi sorunları varken burada kriz haline getirmek değildi. O nedenle yayında "kendime göre haklı gerekçelerim var' demekle yetindim . Madem merak ediliyor ve gazetecilerin dayanışmasının bile yer yer önüne koyuluyor, o halde iki satır yazayım;
Halk Tv benim ikinci evimdi. Orada dostlarımı bıraktım, izleyicilerimi bıraktım. 25 yıldır emek verdiğim, severek yaptığım mesleğime, gelecekte ne olacağını bilmeden ara vermiş oldum.
İstifamın sebebi sadece Halk Tv'nin patronu Cafer Mahiroğlu'nun yönetim anlayışıdır. Bu anlayışın yol açtığı adaletsizlik ve nobranlıktır., Gazeteciliğin değersizleştirilmesidir. Bu mesleğin bilinmemesi ve ısrarla doğasına aykırı tutum ve davranışlardır. Tekrar tekrar söylüyorum, bütün bunlara rağmen işini yapmaya çalışan emekçi arkadaşlarımız ve yöneticilerimizin gayreti, iyi niyetli çabaları bunca zaman dayanmama vesile olmuştur. Halk Tv'yi var eden onlardır. Fakat dostum @soreldagistanli nın bana destek olduğu için ekrandan uzaklaştırılması işleri başka bir boyuta getirdi. Artık açık açık yazma, dayananışma vaktidir!
Başsağlığı
Hafta içinde aldığımız ilk haber, tüm soL ekibini derin bir üzüntüye sevk etti.
Çağdaş Gökbel'in eşi Emine Ertaş Gökbel'in vefatının ardından İrlanda'da yaşayan yazarımız ve yoldaşımızın acısını yüreğimizde hissettik.
Henüz bir hafta geçmeden, Gökbel'in babası Feyzullah Gökbel'in de yaşamını yitirdiği haberini aldık.
Çağdaş Gökbel'e ve bebeği Larkin Ulaş başta olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı, metanet, sabır ve güç diliyoruz.
https://t.co/xqN7S8bZow
🚩 Dayanışmamızdan, örgütlülüğümüzden, birbirimize duyduğumuz güvenden güç alıyoruz.
Yaşasın 1 Mayıs! 🚩
Şimdi tüm meslektaşlarımıza çağrımızdır:
Bu çürümüş düzeni değiştirecek olan biziz.
Sömürüye karşı sesimizi büyütmek, mesleğimize ve emeğimize sahip çıkmak için birlikte yürüyelim.
📍 Adana | İller Bankası Kavşağı, 12.30
📍 Ankara | Anıtpark, 15.00
📍 İstanbul | Kartal Meydanı, 15.00
📍 İzmir | Karşıyaka Demokrasi Meydanı, 15.00
1 Mayıs’ta alanlardayız! ✊
@pensendeyiz
Kıymetli meslektaşım, sevgili Hazal'ın '1 Mayıs' mesajını çok sevdim; en güçlü haberimiz, bizim dayanışma haberimiz olsun. Çünkü anlatılan hepimizin hikayesi💥
@hazalgvn@iletisimemekagi
saldırıyı gerçekleştiren çocuğun bir videosundan yola çıkıp çocuğa çeşitli etiketler atayanlar, adhd otizm vb gibi konuları ortaya atanlar var
bunu yapmayın, milyonlarca çocuğa bu şekilde ne kadar büyük zarar verdiğinizin bilincinde değilsiniz
Ne X-Ray'i, ne silahlı güvenliği? Şiddeti siyasal, toplumsal ve ekonomik doku üretir. MESEM'de gece vaktine kadar, haftasonu bile çalıştırılmasına izin verdiğiniz, eğitimden kopardığınız öğrenci yapısal şiddet görüyor. MEB yapıyor bunu. Siz bu dokuyu yaratacaksınız ama patron ve devlet dışında kimse şiddet faili olmayacak öyle mi? İsterseniz sabunu olmayan okullara komando birlikleri yerleştirin, bu koşullarda şiddeti önleyemezsiniz.
Hangimizin hakkını yemediler ki...
Hangimize beş kuruş mesai ödediler...
Hangimizin hakkını verdiler...
Yaşadıklarımı ve aldığım maaşı yazsam siz utanırsınız...
Orada değer bilme yok...
Gerçek gazetecileri çalıştırmak istemezler asla...
Halk TV'de çalışan bir çok gazeteci benim gibi bazen kendi cebinden para harcayarak habere giderler...
Orada çalışan gazetecilerin o kadar çok hakkı yenmiştir ki...
Şu an orada çalışan 30 emekçinin maaşına denk gelecek maaşı sadece iki ekran yüzü alıyor...
O ekran yüzleri bir de çıkıp emek sömürüsü yapıyorlar...
Onları çeken kameramanın, rejideki çalışanın, muhabirin aldığı ücretler ne kadardır umursamıyorlar bile...
4.5 yılımı verdim...
Gitmediğim il kalmadı...
Değer bilen yönetici yok...
Yaşadıklarımı yazmam 2 kitap olur...
Sabrediyorum...
Vedat Yalvaç gerçek bir emekçi gazetecidir...
Yıllarca birlikte çalıştık...
Tepeden tırnağa gazetecidir...
Yaptığı haberler, aldığı ödüller, verdiği emek ortadadır...
Vedat'ı iyi gazeteci olduğu için, emekçi gazeteci olduğu için, hak arayan gazeteci olduğu için işten çıkardılar...
Son sözüm şu; Halk TV, yıllarca iktidarın emrinde çalışan Akif Beki'ye verdiği değeri maalesef ki gerçek emekçi gazeteci meslektaşlarımıza vermiyor...
En çok ta bu ağrımıza gidiyor....
Ne yazık ki “haktan, emekten, eşitlikten” en çok bahseden, emekçinin hakkını en önce yiyen oluyor.
Vedat’ın anlattıkları medyamızın özeti, bizim de içine düştüğümüz açmazın somutlaşmış hali…
Bu kurumlar personeline bir bardak kahveyi lüks gören, hakkı olan basın sigortasını yapmayan, hiçbir sosyal hakkı çalışanına tanımayan, yangında yanan 1 gömleği vermek için muhabirini ‘yalvartan’ kurumlar.
Ama aynı kurumlar yorumcularına transfer parası diye milyonlar saçan, ekran yüzüne 4 çeşit peynirle mükellef kahvaltı sofralarını hazır eden kurumlar.
Bizi izleyen, takip edenler bilsin; ‘hak, hukuk, adalet’ naraları atıp X’te bağımsız yayıncılık mesajları verenler, çalışanlarına 3 kuruş zammı vermeyenler, hakkı olan basın sigortasını yapmayanlardır.
3 kameraman 5’er bin lira zam istedi diye kapıyı gösterenlerdir. Üstelik o kameramanlar aylardır işsiz.
Severek izlediğiniz o kurumlarda maalesef çok büyük bir sömürü düzeni var.
3 buçuk yıl boyunca her sabah saat 04.00’te kalkarak emek verdiğim #Halk TV’den, “küçülme” gerekçesiyle işten çıkarıldım. Ancak asıl gerekçe kurum içinde yaşanan sorunları dile getirmem ve yapılan hataları eleştirmemdi. Bu mesajdan kısa bir süre sonra işime son verildi.
İsrail’in, bugün Beyrut’un merkezinde yer alan binaları hedef alarak gerçekleştirdiği saldırıyı, trafikteki sivillerin gözünden izleyin. Yüzlerce ölüden bahsediliyor.
Barbar alçaklar. Baalbek’te de mezarlıkta cenaze törenini vurdular.
Eski teknik direktörümüz, 100. yılımızdaki şampiyonluğumuzun mimarı Mircea Lucescu’nun hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Seni hiçbir zaman unutmayacağız Lucescu, huzur içinde uyu.
Elveda Luce. 🖤🤍
Sadece halkın haber alma hakkını savundukları, gerçeği yazdıkları için özgürlüklerinden mahrum bırakılan gazeteciler için buluşuyoruz.
İsmail Arı, Alican Uludağ, Merdan Yanardağ ve tutuklu tüm gazeteciler için bir araya geliyoruz.
#GazetecilikSuçDeğildir@pensendeyiz