Kıymetli Ataşehirli komşularım,
Belediye Başkanımız Onursal Adıgüzel’in görevinden uzaklaştırılmasının ardından, Ataşehir Belediye Meclisimizin iradesiyle Belediye Başkan Vekilliği görevini üstlendim. 30 Nisan’da yapılan seçimde 22 oy alarak bu göreve seçildim.
Göreve geldiğim ilk gün ne söylediysem bugün de aynı yerdeyim: Biz bu makamların sahibi değil, milletimizin emanetçileriyiz.
Aylar boyunca tek gayemiz, Ataşehir halkının sandıkta verdiği emanete sahip çıkmak; belediyemizin hizmetlerini hiçbir koşulda aksatmamak ve Belediye Başkanımız Onursal Adıgüzel’in bıraktığı sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmek oldu.
Son günlerde Belediye Meclisimizde yaşanan parti değişikliklerinin hemen ardından gerçekleştirilen bu operasyonun amacının ne olduğu da kamuoyunun malumudur. Yaşadığımız sürecin, Ataşehir halkının iradesi üzerine ipotek koyma çabasının bir parçası olduğu ayan beyan ortadadır.
Hakkımdaki her türlü iddiaya hukuk önünde yanıt vermeye hazırım. Talebimiz çok açıktır: Süreç hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde, şeffaf biçimde yürütülmeli; milletimizin hiçbir tereddüdüne yer bırakılmamalıdır.
Mesele bir makam ya da koltuk değildir. Mesele, Ataşehir halkının sandıkta ortaya koyduğu iradenin korunmasıdır.
Görevde olduğumuz her gün bu iradeye sahip çıkmak, Ataşehir’e hizmet etmek ve milletimizin bize teslim ettiği emaneti korumak için çalıştık. Bundan sonra da hukuka, demokrasiye ve millet iradesine olan inancımızdan vazgeçmeyeceğiz.
Ataşehir’in geleceğine ilişkin son sözü, günü geldiğinde Ataşehir halkı söyleyecektir!
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Murat Güneş
Ataşehir Belediye Başkan Vekili
30-40 kitap okur çıkarız hevesimiz yine 4-5’te kaldı.
İşçi sınıfı ve emekçi halkı yurttaşlığın dışına atıp yoksullaştıranlar, oyunbozan olarak gördükleri bizleri de holding ve sarı sendika lobileri üzerinden yalıtma derdinde!
Tutsak olan, direnen, dayanışan herkese milyon selam!
Melih gökçek kaçma şüphesi olmaması sebebiyle güneş gözlüğünü takıp elini kolumu sallaya sallaya ifade verdi. Bizim belediye başkanlarımızın da kaçma şüphesi yoktu neden sabahın köründe evlerinden aldırdınız.
19 Mart 2025’ten beri alnımız ak, başımız dik, aynı çağrıyı yapıyoruz: Davalar TRT’de canlı yayınlansın! 86 milyon izlesin, görsün ve kendi vicdanıyla karar versin.
Hatta 9 Mart’tan bu yana görülen tüm davalar, SEGBİS kayıtlarıyla birlikte yayınlansın; hiçbir şey kapalı kapılar ardında, hiçbir gerçek karanlıkta kalmasın.
Madem bu davalar millet adına görülüyor, o halde milletten saklanmasın!
Tüm Türkiye Silivri’de yaşananlara şahit olsun. Gerçekler 86 milyonun gözü önünde ortaya çıksın.
Bu da geçer ya hû!
Örgütle suçladılar, çöktü. Örgüt olmadığını 2 yıl sonra ikrar ettiler.
İddianameyi hazırlayan savcı, önce hakkımda 415 yıl ceza istedi.
Mahkemeye gelince, istenen ceza 234 yıla kadar düştü.
Bugün ise hakkımda 23 yıl cezaya karar verdiler.
Ya kendi çıkarı için iftiracı olmuş ya da baskı gördüğü için iftiraya zorlanmış kimi insanların ifadeleriyle bize bu cezaları vermeyi tercih ettiler.
Güzel ülkemde cana kast edene, kadın cinayetine, çocuklarımıza el uzatana bile reva görülmeyen ceza, sırf siyasi kimliklerimiz ve görüşlerimiz nedeniyle bize reva görüldü.
Neredeyse 2 yıldır tutsağım…
İlk günden beri dediğim gibi, çocuklarımın, ailemin, yol arkadaşlarımın ve 6 yıl hizmet ettiğim Beşiktaşlı komşularımın yüzünü öne eğecek tek bir suçum olmadı. Benim alnım ak, başım dik.
Her zamankinden daha kararlıyım: “İftira at beraat et” düzenini yol arkadaşlarımızla birlikte ülkemizden söküp atacağız.
Bedeli ne olursa olsun, hep birlikte halkın ve hakkın yolunda yürümeye devam edeceğiz.
Er ya da geç, gücü yetenler değil hakkı yetenler kazanacak!
Rıza Akpolat
Silivri Zindanı
Sevgili meslektaşımız Mehmet, 14 aydır bir hücrede. Cübbesini omuzlarına alamamasının nedeni ise mesleki faaliyeti..
Bir avukat cübbesi, ancak savunma görevini özgürce yerine getiren bir avukatın omuzlarında anlamını bulur.
Yeni adli yıl yaklaşırken, Mehmet ve onun gibi tutsak edilen tüm meslektaşlarımız için dayanışmayı büyütmek zorundayız.