Amedspor Başkanı Nahit Eren:
“Kocaelispor karşılaşması sırasında statta oluşturulan atmosfer, kullanılan dil ve semboller, toplumsal birliktelik ve sporun birleştirici ruhu açısından kaygı verici olmuştur.
Tüm yetkililerin gözleri önünde gerçekleşen bu olayların görmezden gelinemesine asla müsaade etmeyeceğiz.”
DEM Lideri Tuncer Bakırhan:
“Kürtler ayrılmak isteseydi bu meclisin çatısı altında arkadaşlarımızla birlikte burada olmazdık.
Biz buradayız çünkü vatan ortak, gelecek ortaktır.”
Bahsedilen dış mihraklar: Üniter devlet yapısını ve Cumhuriyet’i yıkmaya, yurttaşı kul yapmaya çalışan Çerçeve Anayasa’ya imza atan ve söylemleriyle destek verenlerdir.
#pkk#cerceveanayasa#teröreaf#yeniparti#chp
Kurtuluş Savaşı esnasında kimbilir hangi ülkelerin isbirlikcisi oldular ki yüksek sesle itiraz etme, bakan oldugu icin de uygulama gereği duyuyorlar..
#YusufTekinİstifa
Yusuf Tekin, Kurtuluş Savaşı'nı müfredattan çıkardı: 'Neyden kurtuluyoruz?'
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kurtuluş Savaşı kavramının yeni müfredatta yer almayacağını söyledi. Tekin “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” ifadelerini kullandı.
https://t.co/wt4NJWq4RL
Kent-devlet (feodalizm, Lübnanlaşma) teorisini hayata (Türk milletine, cumhuriyetimize) karşı verdiği mücadelesini beyan etmiş. Zaten biliniyordu, ilk defa söylenen şeyler değildi.
Davanın gerekçesi belli olduğuna göre duruşması esastan görülecek midir, asil soru budur bence.
Ahmet Türk, Mardin için "Kürdistan" diyor.
Peki neden?
Çünkü orada Kürtler yaşıyor.
O halde aynı mantıkla soralım:
Mardin'de Araplar yaşamadı mı?
Süryaniler yaşamadı mı?
Türkler yaşamadı mı?
Ermeniler yaşamadı mı?
Mardin ne zamandan beri tek bir etnik grubun tapulu malı oldu?
İşin ilginç tarafı şu:
"Türk toprağı" ifadesine itiraz ediyorlar.
Ama burada bilinçli bir kavram oyunu var.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kullandığı "Türk" tanımı etnik değil, siyasidir.
Anayasal vatandaşlık tanımıdır.
Yani "Türk toprağı" denildiğinde kastedilen şey, Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanıdır.
Nasıl ki Fransız toprağı Fransa'nın egemenlik alanıysa,
nasıl ki Alman toprağı Almanya'nın egemenlik alanıysa,
Türk toprağı da Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanıdır.
Fakat "Kürdistan toprağı" dendiğinde durum değişiyor.
Orada artık anayasal vatandaşlık değil,
belirli bir etnik kimlik adına siyasi egemenlik iddiası başlıyor.
Aradaki fark budur.
Birisi devlet egemenliğini tarif ediyor.
Diğeri etnik egemenlik talep ediyor.
Üstelik tarih de bu iddiayı desteklemiyor.
Mardin hiçbir zaman yalnızca Kürtlerin yaşadığı bir şehir olmadı.
Diyarbakır hiçbir zaman yalnızca Kürtlerin yaşadığı bir şehir olmadı.
Bu şehirler yüzyıllar boyunca birçok halkın ortak yurdu oldu.
Dolayısıyla mesele Kürtlerin varlığı değil.
Kimse Kürtlerin bu coğrafyanın parçası olduğunu inkâr etmiyor.
Mesele, ortak tarihe sahip şehirleri tek bir etnik kimliğin mülkü gibi göstermeye çalışmak.
Ahmet Türk'ün yaptığı tam olarak budur.
Mardin Kürtlerin de tarihidir.
Ama sadece Kürtlerin değildir.
Diyarbakır Kürtlerin de tarihidir.
Ama sadece Kürtlerin değildir.
Ve bugün her ikisi de Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanı içindedir.
Tarih ortak olabilir.
Kültür ortak olabilir.
Hatıralar ortak olabilir.
Ama egemenlik tektir.
O da Türkiye Cumhuriyeti'nindir.
"İyi ama siz de İstanbul'a Türk şehri diyorsunuz."
Hayır.
Yine aynı kavram oyunu yapılıyor.
İstanbul'un bugün Türkiye'ye ait olmasının sebebi İstanbul'da yalnızca Türklerin yaşaması değildir.
İstanbul'un Türkiye'ye ait olmasının sebebi, Türk milletinin bu topraklar üzerindeki egemenli��ini tarih boyunca kurmuş, korumuş ve uluslararası hukukla tescil ettirmiş olmasıdır.
Egemenlik böyle oluşur.
Nüfus sayımıyla değil.
Etnik aidiyetle değil.
Siyasi güçle, devletle ve hukukla oluşur.
Bugün İstanbul'da Türkler kadar Kürtler de vardır.
Lazlar vardır.
Çerkesler vardır.
Boşnaklar vardır.
Arnavutlar vardır.
Araplar vardır.
Ama kimse çıkıp "İstanbul artık Kürt şehridir" demez.
Neden?
Çünkü egemenlik başka şeydir, nüfus başka şeydir.
Üstelik Türkiye Cumhuriyeti bu meseleyi daha kuruluşunda çözmüştür.
Anayasa etnik köken saymamıştır.
Kan bağı saymamıştır.
Irk saymamıştır.
Vatandaşlık bağı esas alınmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür denmiştir.
Yani burada "Türk" kavramı etnik bir üstünlük iddiası değil, siyasi ve hukuki bir vatandaşlık tanımıdır.
Dolayısıyla Mardin'in Türkiye toprağı olması için herkesin etnik olarak Türk olması gerekmez.
Diyarbakır'ın Türkiye toprağı olması için herkesin etnik olarak Türk olması gerekmez.
Nasıl ki Fransa'da yaşayan herkes etnik Fransız değildir ama Fransa Fransız Cumhuriyeti'nin egemenlik alanıdır;
nasıl ki Amerika'da yaşayan herkes Anglo-Sakson değildir ama Amerika Birleşik Devletleri'nin egemenlik alanıd��r;
aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanı da etnik homojenlik üzerine değil, vatandaşlık ve egemenlik üzerine kuruludur.
İşte Kürtçü siyasetin bir türlü kabul etmek istemediği nokta budur.
"Kürdistan toprağı" dediğiniz anda vatandaşlıktan çıkıp etnisiteye giriyorsunuz.
Türkiye Cumhuriyeti ise tam tersine etnisiteden çıkıp vatandaşlığa geçmiştir.
Bu yüzden "Türk toprağı" ile "Kürdistan toprağı" aynı şey değildir.
Birisi anayasal egemenliği ifade eder.
Diğeri etnik egemenlik talebini ifade eder.
Aradaki fark tam olarak budur.
RAF militanlarının katillerinden Gerhart Baum’un “2026 insan hakları ödülü” Türkiye’den Eren Keskin’e verildi.
Ödül törenine İsrail yanlıları davetliydi.
Vakıftan daha önce ödül alanların ortak özelliği ise Filistin direnişi karşıtı olmaları.
https://t.co/OUJWzH3y83
Zafer Partisi GİK Üyesi Prof. Dr. Emin Gürses, 2. çözüm sürecinin nasıl başladığını anlattı:
“ABD, Ülkü Ocakları’nı terör örgütü ilan edecek ve MHP buna bağlı olduğu için kapatma kararı alacaklar diye bir haber almıştım.
Bu haberi duyunca dedim ki mutlaka ABD Türkiye’den bir şey isteyecek. PKK ile görüşün diye bir şey isteyecekler dedim.
Bu PKK çıkışını da MHP’ye yaptırırlar dedim.
Bunu dedim diye kıyamet koptu, 5 gün sonra Bahçeli çıkıp dedi ki ‘Sayın Öcalan Buyrun.’”
🟥Devlet Bahçeli, PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın 'görev tanımını' açıkladı: '7 maddelik yol haritası'nı duyurdu!
📌Bahçeli, "Bize göre 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü' bu doğrultuda uygun bir statü tarifi olabilecektir" ifadelerini kullanırken, "koordinatörlük" mekanizmasının "Tanım, Amaç, Kapsam ve İşleyişi"nin nasıl olması gerektiğini açıkladı. Bahçeli ayrıca teröristbaşı Öcalan için, iletişim ve lojistik desteği sağlanmasını istedi
https://t.co/tWMODpC5sr
Beşiktaşlı y��neticilerden Sergen Yalçın’a:
“Hocam taraftar yönetime de istifa diyor, fevri karar verme. Senin ne kadar doğru işler yaptığını, yapılanma içinde olduğunu biliyoruz. Her zaman yanındayız, destekliyoruz.”
(Hürriyet)