Şam’ı bir de Kasiyun Dağı’ndan seyrettik…
Kadim şehrin hafızasını, bugününü ve yarınını bu eşsiz manzara eşliğinde dinledik.
Asırlara tanıklık eden Kasiyun’dan, Şam’ın geleceğine umutla baktık.
Ziyaretimize eşlik eden Suriye İçişleri Bakanı Sayın Enes Hattab’a nazik ev sahipliği ve samimi misafirperverliği için teşekkür ediyorum.
Öznur hanım bu yalnızlığı çok iyi bilirim.Canım dostum diyenlerin arkanızdan kuyunuzu kazıp dedikodu yapması ve sizi görünce de hiçbir şey olmamış gibi davranması ve sizin bunu biliyor olarak tek başınıza nası çetrefilli bir yoda ilerlediğinizin acısı yürğinize oturur, devam...
Benim de yıllardır sizlere anlatamadığım, içime attığım ama beni derinden yaralayan mevzular var. Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Karşınıza çıksa size tebrikler dizecek insanlar arkanızdan akıl almaz şeyler yapabiliyor. İnsan bu davada yalnız yol yürüme kararını bir günde almıyor.
Başkalarına,İblisliğini Bebek ve masum İnsanların Katilliğini kanıtlamış olabilirsin,biz seni zaten biliyoruz,o bizim için geçerli değil, Osmanlı korkunuz kıyamete kadar devam edecek,sadece sizin için ismi değişti.Bizde kıyamete kadar buradayız.Eğer aklınız varsa size Can suyu
Başkalarına,İblisliğini Bebek ve masum İnsanların Katilliğini kanıtlamış olabilirsin,biz seni zaten biliyoruz,o bizim için geçerli değil, Osmanlı korkunuz kıyamete kadar devam edecek,sadece sizin için ismi değişti.Bizde kıyamete kadar buradayız.Eğer aklınız varsa size Can suyu
Türkiye'deki gelişmeler hakkında konuşan Netanyahu:
➖“Sanırım Türkiye’de olanlar, İran’ın gücünün gerilemesinden kaynaklanıyor. İran, aşırı Şii ekseni, Türkiye ise diğer eksen, Müslüman Kardeşler ekseni, son derece aşırı.
Erdoğan’ın İsrail’i yok etme arzusu hakkında söyledikleri, Kudüs’ü yeniden kontrol altına alma isteği, bence 400 yıllık Osmanlı İmparatorluğu yönetiminin sona erdiğini unuttu.
Bugün burada güçlü bir devlet var, adı İsrail, İsrail ordusu var, İsrail halkı var, İsrail hükümeti var ve sakinleşmesi en iyisi olur.
Varlığımızı tehdit etmesine, güvenliğimizi tehdit etmesine kimseye izin vermeyeceğiz ve sanırım neler yapabileceğimizi kanıtladık.”
Öznur hanım meseleyi doğru yerden ele almışsınız.Bende öyle düşünüyorum.Üç tane kadın programı gündüz kuşağında memleketi esir almışsa elbetteki kalite ve seviye üreten diğer sunum ve programlar gölgede kalıyor. Benimde kimse ile bir hesabım yok,mesele vatan ve millet ise kaygı
Tamar Tanrıyar'a verilen destek konusundaki ayrışmalar, iç siyasette ihanet iddialarının çok daha ötesinde büyük bir kesimin uzun süredir medyaya karşı hissettiği tepkinin dışavurumu olarak da okunmalı.
Her gün farklı ülkelerin medya kuruluşlarını takip eden ve medyanın içinde yer alan biri olarak ve hiçbir grup veya kuruluşu hedef almaksızın medyamızın genel anlamda çok kötü bir seviyede olduğunu söyleyebilirim.
Toplum psikolojisini bozan sabah kuşağı programları, şiddetin ve ahlaksızlığın tavan yaptığı diziler, bütün sayfaları çarşaf çarşaf cinayet ve magazin haberleri dolu gazete ve dergiler, hep aynı isimlerin aynı şeyleri tekrarladıkları yararsız tartışma programları...İşte bütün bunlar yapılan kaliteli işleri de gölgeliyor.
Hâliyle insanlar bu nasıl "yerlilik ve millilik" diye sorguluyor. Arada bir güven zafiyeti oluşuyor. Medyanın kalitesi, ülkenin kimliğiyle, uluslararası arenada yakaladığı prestijle bağdaşmıyor.
Bu yaşananlar, aşırı tepkiler vererek değil, insanların ne dediklerine kulak vererek bir ihtar gibi algılanmalı. Kendimize nasıl çeki düzen veririz? Dünyanın köklü yayın kuruluşları nasıl bir politika izliyor? Kendimizi ülkenin ve milletin değerleriyle nasıl aynı seviyeye taşırız? Halka manen ve entelektüel anlamda katkı sağlayacak içerik, haber, program, belgeseller nasıl hazırlarız?
İşte artık bu soruları sormanın vakti geldi de geçiyor. "Ama halk bunları izliyor, bunlara rağbet ediyor" gibi sığ cevaplar vermek veya her eleştireni düşman ilan etmek hiçbir sorunu çözmüyor. Öyle olsaydı bugün bu kadar tepki olmazdı.
Gerçek sorun gün gibi ortadayken, Tamar Tanrıyar'ın özel hayatı, ırkı, milliyeti kimseyi ilgilendirmiyor.
Benim konuya yaklaşımım da budur.
Mete Han'dan Alpaslan'a, Fatih Sultan Mehmed'den Mustafa Kemal Atatürk'e uzanan şan, şeref ve kahramanlıklarla dolu bir geçmiş.
Dünyaya huzur ve adalet getiren Türk Kara Kuvvetleri'nin 2235. kuruluş yıldönümü kutlu olsun.
Hitit İmparatorluğu'nun başkenti Hattuşa, binlerce yıllık tarihiyle bu kez eğlenceli bir oyuna ev sahipliği yapıyor!
Oyun Avcıları, tarihin izleri arasında köşe kapmaca oynarken Hattuşa'nın eşsiz atmosferini de keşfediyor.
Montella: "Bazı istatistikler vereceğim: • 62 şut attık. • Hücum bölgesine girişlerde ilk sıradayız. • Ortalama topa sahip olma oranında 2. sıradayız. • Dikine oyun paslarında İspanya'nın ardından 2. sıradayız. • Gol fırsatı yaratmada 3. sıradayız. • Toplam kornerde 3. sıradayız."
Anlaşıldı hatalardan ders almayacak...
Yazık olacak bu çocuklara...
SORU/YORUM:
Turnuvadan ilk elenen takım TÜRKİYE istatistiğine ne oldu?