"Yeni partinin aylık sabit maliyeti 22 milyon TL'yi aşıyor:
Teşkilatlanma ve operasyon masrafları masada
Yeni bir siyasi partinin aylık sabit maliyetlerini hesapladık.
2026 yılı ekonomik verilerine göre teşkilatlanma, kira ve personel giderleri aylık 22,3 milyon TL'yi bulurken, ilk kurulum için 90 milyon TL sermaye gerekiyor."
Not: Yukarıdaki araştırma
@odatv'den alınmıştır.
@herkesicinCHP
https://t.co/WXl9rQKD7l
Yargı kararı (butlan) sonrası eleştirilerin hedefi olan Kemal Kılıçdaroğlu, "halkın içine çıkamaz" iddialarını çürütmek adına Ankara Ulus'taki tarihi Rüzgarlı Sokak'ta esnaf ziyaretine çıktı. Ziyaretin perde arkasındaki detaylar ve aynı gece CHP Ankara İl Başkanlığı'nda yaşanan çilingirli devir teslim krizi siyaset gündemine damga vurdu.
▪ 3 yıl önce %48 oy oranına ulaşan Kılıçdaroğlu’nun devasa miting meydanlarından sonra gerçekleştirdiği bu ilk esnaf ziyareti, alışılmış kalabalıkların aksine oldukça dar bir alanda geçti. Davul zurna eşliğinde yapılan ziyarette yalnızca iki dükkana girildi ve yeni parti soruları yanıtsız bırakıldı.
▪ Kılıçdaroğlu'nu karşılayan ve ona fayansa basılı portresini hediye eden Rüzgarlı İnşaat Malzemecileri Kooperatif Başkanı Özlem Şenel’in profili dikkat çekti. Sosyal medyasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile tokalaştığı fotoğrafları "Dombra" marşı eşliğinde sabitleyen sıkı bir AK Partili olan Şenel'in, Kılıçdaroğlu'na "Umut ışığı oldunuz" diyerek alkışlarla uğurlaması günün en büyük tezatı oldu.
▪ Ticarete atılırken cebinde sadece 100 doları olduğunu ve inşaat sektöründeki zorluklara bu sermayeyle direndiğini belirten Özlem Şenel'in, bu ilk sermayesini koluna dövme olarak kazıttığı görüldü.
Bak bu sefer yanıldın @Yilmaz_Ozdill bu kez millet belirledi, biliyorsun ki oyun ters tepti. hepbirlikte göreceğiz.
Tayyip ERDOĞAN'DA sende bu sefer yanılıyorsunuz.
Testi kırılmadan önce naçizane uyarmaya gayret etmiştim… Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı seçimlerinde rakiplerini hep kendisi belirler, maalesef yine öyle oldu.
“Sokağa çıkamaz” denilen Kemal Kılıçdaroğlu, Ulus’ta esnafın arasındaydı. Davul zurnayla karşılandı, vatandaşlarla bir araya geldi.
Siyasette üretilen algı başka, sokağın gerçeği başka… Kılıçdaroğlu, tüm karalama kampanyalarına inat halkla buluşmaya devam ediyor.
Kulağımda hâlâ çınlayan üç cümlesi var. Son nefesime kadar da unutacağımı sanmıyorum.
• "Küçüğün rızası var."
• "Onlar tecavüzcü değil."
• "Bir kereden bir şey olmaz."
Bu üç cümleyi kurmuş biri için ne bugün ne de gelecekte tek bir iyi dileğim olmayacak.
CHPLİ Ayhan Bilgen:
Yeni partinin kiraladığı binanın bedeli, Kılıçdaroğlu'nun bürosunun yaklaşık kırk katıdır.
Kılıçdaroğlu'nun bürosunun hesabını soranlar, yeni binanın ne kadara kullanılacağını, kim tarafından ödeneceğini açıklayabilirler mi?
Bu yeni yolun sahibi de gücü de millettir.
ATATÜRK’ÜN ilke ve emanetleri ile birlikte iktidara yürüyeceğiz.
Partimde üye oldum, mahalle, İlçe, il ve kurultay delegeleri oldum.
Yönetim kurulu üyelikleri, başkan yardımcılıkları yaptım.
48 yıllık birlikteliğimi yüreğim parçalanarak
Güvenli limanı bombalayarak terkederseniz...
Açık denizde fırtınaya yakalandığınızda ve geri dönmek istediğinizde o limanı yerinde bulamazsınız.
@herkesicinCHP
Kemal Kılıçdaroğlu partisine sadece iktidarı değil , ana muhalefeti de kaybettirdi. Dünya tarihinde görülmemiş bir siyasi başarı ! Tebrikler @kilicdarogluk
Adana Optimum Zara, müşterisini alıkoydu tehdit etti.
♦️Takipçi şikâyeti:
“17.07.2026 tarihinde ADANA OPTİMUM AVM’de ZARA’da alıkonulduk, psikolojik şiddete maruz kaldık, tehdit edildik.
Eşim Zara’nın iyi müşterisidir. 2,5 yaşındaki oğlum ile birlikte, o yaşlardaki çocuklarla alışveriş yapmak zordur, alışveriş yapıp çıkarken bebek arabasında unuttuğu 2 parça ürün nedeniyle kapıdan çıkarken alarm çalmış fakat o dalgınlıkla dikkate almayıp devam etmiş. Daha sonra görevliler 20 metre sonra çevirip ürünlerin ödemesinin yapılmadığını söyleyip mağazaya davet etmiştir.
Eşim 8.000 liralık bir alışveriş yaptığını, fişlerini göstererek bu iki parçayı arabanın arkasında unuttuğunu, dalgın olduğunu söyleyerek özür dileyip geri vermiş fakat mağaza müdürü ‘Bu ürünleri almazsanız sizi polise götürürüm’ diyerek zor durumda bırakmıştır.
Kendisinin üzerinde o kadar nakit veya kredi kartı limiti olmadığını söylese de mağazadan çıkartmayıp ürünü satın almaya zorlayarak sürekli polis tehdidi ile mağazada alıkonulmuştur.
Üzerinde sadece ziynet eşyası olduğunu, onu bozdurarak ödeme yapabileceğini söyleyerek onca kalabalığın içinde hırsız muamelesi yapmayı sürdürmüşlerdir. Eşimin yanına bir refakatçi vererek kuyumcuya kadar beraber gitmişlerdir. Ödemesini yaptıktan sonra bile hırsızlık imalarına devam etmişlerdir.
Eşim bir firma sahibidir, geliri de gayet yerindedir; böyle bir şeye kesinlikle ihtiyacı yoktur.
Ben durumu öğrendikten sonra mağazaya avukatlarımızı yönlendirdik. ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve alıkoyma’ suçlarıyla şikâyette bulunduk.
Sadece o iki parça ürünü alıp göndermeleri yeterliyken tehditle ürün satıp 15 günlük iade hakkımızı kabul etmeyeceklerini söyleyerek mevcut yasalara resmen kafa tutan böyle bir zihniyet olabilir mi?
Gününün çoğunu çocuğunun peşinde stres içinde geçiren bir anneye ısrarla hırsız muamelesi yapılması ve ürünü satın almaya, satın aldıktan sonra iade hakkının da bulunmadığına zorlayarak rencide edilmesi inanılmaz kötü bir olaydır.
Zara’ya karşı tüm hukuki süreçleri sonuna kadar devam ettireceğiz.”
Barbaros Şansal’dan muazzam bir tespit:
“‘Bazı şeyler kapıya gelmeden tedbir alınmıyor. Mesela Türkiye su fakiri haline gelmeye başladı. Yüzlerce gölümüz kurudu.
Ben Anadolu üzerinde sürekli uçuyorum Kıbrıs’tan gelip giderken. En son Eğirdir Gölü’nün haline acıdım. İkiye bölünmüş göl, yok. O madenler, dağ tepe kalmamış.”
“‘Siz bir Çanakkale Kirazlı beldesine, barajın arka tarafına Amanos’a bir çıksanıza, görsenize oraları. Yağmalanan bir coğrafyayla karşı karşıyayız.””
Be sahtekar ben 1972 73 döneminde seninde memleketin olan Erzurum'da Şair nefi orta okulunda okudum kitaplarımız okuldan verilen listeye göre aynı gün aldık.
Okul kaloriferliydi ve sınıf 40 kişiydi utanmadan yalan söylüyorsunuz, sözde müslümansınız , Allah ibadet etmeyeni belki affeder fakat yalancı riyakarları asla affetmeyecek .
Kendi kardeşlerine de bunları hatırlatıp neden sormuyorsun dedin mi hiç Varank?
-Deniz Feneri,
-Yimpaş,
-Kombassan,
-kurban paraları,
-Ayakkabı kutuları,
-Para sayma makina ve kasaları,
-Yetim, dul, fakir,
fukara, garip gureba ve kul hakları,
-KIZILAY üzerinden TÜRGEV’e vergi kaçakçılığı,
-TÜRGEV’den TURKEN’e döviz kaçakçılığı,
-Rıza Zarrap,
-Milyarlık saatler,
-Bakara, makara, din tüccarları,
-Habur’da kurulan çadır mahkemeleri ve davul-zurna ile karşılanan PKK maşaları,
-Oslo, Dolmabahçe, Apo yandaşları ve İmralı ziyaretleri,
-Askerin yoluna döşenen mayınlar,
-Kazılmasına göz yumulan hendekler,
-Heba edilen yüzlerce kahraman Şehitler, unutulan Gaziler,
-İnadına BOP eş başkanlığı sözleri,
-Başına çuval geçirilen askerler, NOTA verilsin diyenlere müzik notası mı diyenler,
-Halâ iade edilmeyen yahudi üstün liyakat nişanı,
-Allah Amerikan askerlerini korusun diye dua edenler,
-Üç beş şehit için meclisi mi toparlanırmış diyenler,
-Şehit askere kelle diyenler,
-Askerse asker ölmek için maaş alıyor diyenler,
-Belediyelerden, Kızılay Maden Suyu şişesine kadar kaldırılan T.C. ibaresi,
-Yasaklanan öğrenci Andımız,
-Tartışmaya açılan Nutuk,
-Usulen kutlanan milli bayramlar,
-Alçakça indirilen bayraklar,
-İstiklal Marşı'nda oturan gafiller,
-Türkiye Cumhuriyeti Devleti adından rahatsız olan hainler, devletin adı Anadolu olsun, Türk bayrağı değil Türkiye Bayrağı olsun diyenler,
-TRT’ye çıkarılan Osman Öcalan,
-İstanbul seçimlerinde okutulan terörist başının mektubu,
-Dağıtılan kömürler, makarnalar, suyu, elektriği olmayan köylere gönderilen buzdolapları, çamaşır makineleri,
-Gözden çıkarılan Kıbrıs ve feda edilen Ege adaları,
-Sınırda petrol kaçakçılığı,
-Barzani’ye gönderilen paralar,
-Sözde Kürt devleti televizyonuna TÜRKSAT’tan yayın izni,
-Türk düşmanı, bölücü alçak Şivan Perver ve İbo ile gözyaşları dökülerek yakılan megri megri ağıtları, elele-kolkola verilen pozlar,
-Madenlerde yandaşların çıkarı için ölen gariban işçiler,
-Yandaş cemaat ve tarikat yurtlarında tecavüze uğrayan masum çocuklar,
-Kadın cinayetleri,
-Bağımsız basına yapılan baskı, yandaş basına destek,
-Tutulmayan sözler, siyasi yalanlar,
-Büyük şehirlerdeki imar talanları,
-Katar’a satılan varlıklar,
-Cumhuriyetin kazanımlarını babalar gibi satanlar,
-İç üreticiyi bitirip, tohumdan, samana, diş macunundan deterjana kadar dışarıdan ithal edilen ürünler,
-Devlet hazine müşteri garantili otoyol, köprü, tünel, havaalanı, enerji santrali ve hastanelerle rant devşirilen uyanık yandaşlar,
-Her ihalede alınan avantalar,
-Alınan üçer-beşer, çifte çitfe maaşlar,
-Çalınan sınav soruları,
-Açız diyen çiftçiye "ananıda al git" diyen zihniyet,
-Milletin anasına küfreden yandaş işadamları,
-Bitirilen tarım ve hayvancılık,
-Zam yapıyor diye suçlanan esnaf,
-Ucuz ekmek ve tanzim satış kuyrukları,
-Çöpten yiyecek toplayan insanlar,
-Onbeş milyona yaklaşan işsiz,
-Mağdur edilmiş emekliler,
-Yok edilmiş eğitim sistemi, bilgi yoksunu öğrenciler,
-Sağlıktan, eğitim ve barınmasına kadar her şeyi bedava karşılanan, istediği üniversiteye doğrudan kayıt edilen tam burslu mülteciler,
-Kendi ülkesinde mülteci gibi yaşayan vatandaşlar,
-Dünya'nın en pahalı elektriği, suyu, benzini, mazotu, doğalgazı,
-Rant için sık sık yapılan araç muayeneleri,
-Pahalı ancak çekmeyen internet ve telefon hizmeti,
-Sıkıştıkça habire yapılan zamlar,
-20 yılda 20 kat artmış olan dolar ve 20 kat fakirleşmiş bir millet,
-İcralar, iflaslar, intiharlar, artan boşanmalar, dağılan yuvalar,
-Aynı dağda düşen ve bir saatte bulunan ABD’li dağcılardan 2 hafta önce Muhsin Yazıcıoğlu’nun 4 günde bulunamayan helikopteri,
-Ülkesinden soğutulduğu için yurt dışana giden beyinler ve yurt dışına kaçan milli sermaye,
-Kur korumalı mevduat sayesinde döviz artışından servetine servet katanlar,
-Arka kapı orerasyonlarıyla hazineden yok olan milli servetimiz,
-Avantadan gemicikler, yatlar, villalar, saraylar, uçaklar saltanat süren aileler,
-Buharlaşan 128 milyar dolar
👇