Adamlar Buckhingham sarayında karşılıyor resmi ziyaretleri. Fransızlar Elysee'de, Belçika, Hollanda, İsveç hepsi kendilerine ait saraylarda karşılıyor.
Sizin ahmakça ezikliğinize, fukara edebiyatınıza, garibanizminize kimse düşmüyor.
2004'te İstanbul'da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında liderler ve eşleri, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Nejdet Sezer tarafından Dolmabahçe Sarayı'nda akşam yemeğine davet edildiler.
📌Sadece bir liderin eşi davet edilmedi: Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sezer, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan'ın eşini başörtülü diye davet etmemişti.
Erdoğan önce zirveye katılmama kararı aldı. Ama ulusal çıkarları önceleyip katılmaya karar verdi.
📌Bugün NATO zirvesi yine Türkiye'de yapıldı.
Zirveye katılanları Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan ağırladı.
Geçmişe nazire yapılır gibi: NATO liderleri ve eşleri aile fotoğrafı verdi. Emine Erdoğan resimde baş köşede yerini aldı ve paylaştı.
Zirvede normalde sadece liderler resim çektirir. 2004'teki zirvenin aile fotosunda eşler yok.
demokratik üniversite yapısıymış. size semeri vurmuşlar, düzenleri bozulmasın diye kendilerinden başkasını barındırmıyorlar, size de demokrasi diye masal okutuyorlar. geç yavrum bunları
@EylemZeliha demokratik üniversite yapısını tepeden inerek yok edip, değerlendirmeleri, eleştirileri önemsiz kılan bir akademi düzeni mi sizi mutlu ediyor?
depremden önceki çok sevdiğimiz komşumuz dün yıllardır süren hastalığı sebebiyle vefat etti. komşuluğun anlamını bize öğreten hanım teyzemize bir fatiha bağışlar mısınız?
varil bombası olup şara’nın kafasına düşmek istiyordunuz, çok emin bir şekilde hamaneyin katliamlarına karşı çıkan insanlara “haşrin centcom generalleriyle, yehud kardeşinle olacak” diyordunuz? revizyon var mı bu fikirlerinizde?
@MA_Samur Neyse yine de herkesin fikirlerini revize etme, pozisyonunu yenileme hakkı var. Kimse geçmişte ettiği bir lafın esiri olamaz, yükü ilelebet omzuna vurulamaz. Onun için hakikate inkılap etsin dedim.
Ahmet Hakan:
Bir mizahçı, Atatürk’e dokunduğunda gözaltına alınmıştı.
Emrah Safa, “Ne var bunda? Mizah sınırsızdır” videosu çekmedi.
Bir mizahçı, Alevilere dokunduğunda büyük tepki almıştı.
Emrah Safa, “Tepki çok yanlış. Mizah sınırsızdır” videosu çekmedi.
Ne zaman ki sıra Kuran’a / Allah’a / Peygamber’e / dine / diyanetegeldi.
Emrah Safa, tereddütsüz raconu kesiverdi:
“Mizahçının görevi dokunulmazlara dokunmaktır, söylenmeyeni söylemektir.”
Size bir şey söyleyeyim mi:
Sınırsız mizah özgürlüğü, bizim toplumumuzda kocaman bir masaldır.
Deniz Göktaş’ın yaptığı din şakasına sonsuz destek veren DEM’liler, daha dün Kürt kadını fıkrası anlatan 90 küsur yaşındaki iş insanını bir kaşık suda boğmaya kalkışıyorlardı.
Ne yani?
Bizde sadece din / iman / Kuran / Allah mı dokunulmaz?
Atatürk de dokunulmaz. Alevilik de dokunulmaz. Etnik kimlikler de dokunulmaz.
Bizdeki esas sorun şurada: Başkasının dokunulmazına dokunulduğunda sınırsız mizah nutukları atıyoruz. Kendi dokunulmazımıza dokunulduğunda böyle mizah olmaz tavrı koyuyoruz.
Sonuç olarak bizim toplumumuzda “sınırsız mizah özgürlüğü” masaldır ama “sınırsız ikiyüzlülük” buz gibi gerçektir.
Ankara'daki başıboş köpekleri köylere taşıdığını söyleyen şahsın FETÖ elebaşını övdüğü paylaşımları ortaya çıktı.
Paylaşım tarihinin 17-25 Aralık sürecinin sonrasında olması dikkat çekici.