Kamuda taşeron sorununun sona erdirilmesi, hizmet alım sözleşmesine takılan binlerce çalışanın kadroya alınması ve belediye şirket işçilerinin hak kayıplarının giderilmesi gerektiğini TBMM Genel Kurulu’nda gündeme getirdim.
@TaseronPostaci@kadrosuz123@kiralikaracsof@TCKplatformu@Kgm_Platformu@sabantck
#taşeron #TaşeronaKadro #KİTlereKadro #BelediyeŞirketİşçileriKadro
📍TBMM Genel Kurulu
Kamuda alın teriyle görev yapan taşeron işçilerimizin sesi olmaya devam ediyoruz.
Bugün birçok firma kamu kurumlarımızla daha yüksek bedeller üzerinden anlaşmalar yaparken, emekçi kardeşlerimize yalnızca asgari ücret düzeyinde ödeme yapıldığına dair ciddi şikayetler bulunmaktadır. Hatta bazı çalışanlarımız, ücretlerin bir kısmının farklı yollarla geri istendiğini ifade etmektedir.
Emeğin karşılığının tam ve adil şekilde verilmesi sosyal devlet anlayışının gereğidir. Kamu hizmetlerinin yükünü omuzlayan taşeron işçilerimizin ücret, özlük hakları ve çalışma şartları iyileştirilmeli; yıllardır kamuda görev yapan çalışanlarımızın kadro beklentisi yeniden değerlendirilmelidir.
Emekçinin hakkını korumak, alın terine sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
CENAZE EVİNDE DÜĞÜN OLMAZ!
Bugün 1 Mayıs’ı kutlamak içimden gelmiyor. Bu gün, benim için artık anlamını ve önemini yitirmiş durumda. Sebebini uzun uzun anlatmak istiyorum.
Bugün 1 Mayıs 2026. Çok uzağa gitmeye gerek yok; 1 Mayıs 2023’e, seçimden sadece iki hafta öncesine dönelim. Herkesin dilinde aynı kelimeler: işçi, emekçi, taşeron… Sendikalar bir yanda, siyasi partiler bir yanda. İktidarıyla muhalefetiyle herkes ekran ekran gezip aynı kitleye sesleniyor, aynı vaatleri sıralıyordu.
Sonra ne oldu? Seçim bitti. Herkes payına düşeni aldı ve bir köşeye çekildi. İktidar yerini sağlamlaştırdı, muhalefet kabuk değiştirdi, sendikalar ise üyelerinin maaşlarıyla birlikte aidatlarını artırdı. Mutlu olan çoktu… ama söz verilen kesimler hariç.
Aradan 3 koca yıl geçti. Yine 1 Mayıs. Yine miting alanları kuruluyor, yine aynı konuşmalar yapılıyor. Otobüslerle taşınan kalabalıklar, kürsülerden yükselen tanıdık cümleler… Bir gövde gösterisi, ardından sessizlik. Her yıl aynı sahne, aynı replikler. Değişen hiçbir şey yok.
Aslında bu sadece 3 yılın meselesi de değil. Neredeyse on yıldır meydanlarda aynı konular konuşuluyor. Taşeron hâlâ taşeron, işçi hâlâ eziliyor. Ama kamuda sendikası olanlar daha çok özlük haklarının peşinde: çalışma saatleri azalsın, tayin hakkı genişlesin… Çünkü onların geçim derdi, diğer işçilerinki kadar yakıcı değil.
Gerçek bu. Kimse darılmasın, kimse kişisel olarak üzerine alınmasın.
Şimdi önümüzde yine bir seçim, yine toplu iş sözleşmeleri var. Yine maaş artışlarıyla 3 yıl daha “rahatlama” dönemi başlayacak. Çünkü sendikalar çalışıyor(!) İşçinin cebine giren 1 lira, bazıları için milyonlara denk geliyor.
Siyasi partiler yine vaatlerle sahnede olacak. Seçime kadar işçi hatırlanacak, sonra unutulacak. Taşeron yine seçim malzemesi yapılacak. Bu bir parti meselesi değil, bu bir düzen meselesi.
Elbette istisnalar var. Gerçekten derdimizi dert eden, yol açmaya çalışan sendikacılar, siyasetçiler, bürokratlar var. Onların yeri ayrı. Sayıları arttıkça umut da artacak.
Ama bugün tablo bu.
1 Mayıs “İşçi Bayramı” deniyor. Neyin bayramı?
Daha dün maaşını alamadığı için eylem yapan maden işçileri vardı. Yanlarında kim vardı? Aylarca çalışıp ücretini alamayan insanlar, hakları olan üç kuruşu aldığında sevinmek zorunda kaldı.
Yarın da birçok işçi çalışmaya devam edecek. Bu ülkede kurban edilecek hayvanlara gösterilen özen, çoğu zaman işçiye gösterilmiyor.
Ben kendi adıma; verilen sözler tutulana, herkes görevini gerçekten yapana, göstermelik değil gerçek bir mücadele başlayana kadar 1 Mayıs’ı bayram olarak kutlamayacağım.
İşçinin bayram etmediği yerde, 1 Mayıs sadece bir tatil günüdür.
Taşeron, madenci, emekçi… Hepsi ayakta kalmaya çalışırken, hayatla ölüm arasında bir çizgide yürürken; bayram kutlamak bana doğru gelmiyor.
Yazımın başlığında belirttiğim gibi;
bizim oralarda bir söz vardır:
“Cenaze evinde düğün olmaz.”
Hadi size İyi bayramlar.
Sözde #1Mayıs
Taşeron kalan hizmet alımı denip sürekli işçi sayılmayan bizler başımız önde 1mayıs a giriyoruz. 9yıldır kanun değişikliği bekliyoruz. Kamuoyu önünde ispatlı haklılığımızın,onyıllardır verdiğimiz emeğin,sözlerin karşılığını istiyoruz.Bizde sürekli işçiyiz @Akparti@MhpTbmmGrubu
2018 yılında çıkarılan 696 sayılı KHK ile binlerce taşeron işçi kadro hakkına sahip oldu.
Fakat %70 işçilik gideri maliyeti sebep gösterilerek #KiralıkAraçSoförleri, #Hbys#Karayolları#Yemekhane vb kapsam dışı bırakıldı. Adalet nerede?
Devlet vatandaşına karşı adil olmalı.
Taşeronda kalan her emekçi çalıştığı kurum ve kuruluşun kadrosuna alınmalıdır.
“Modern kölelik” değil insanca yaşam içinde taşerona kurum kadrosu verilmelidir.
#TaşerondaKalanaKadroHaktır
@akittv@ERKANTAN__
2018’yılından itibaren verilen sözler hep yarım kaldı. Bizler Hastane Bilgi İşlem Personelleri kadroya alınacak mi? Verilen sözler, verilen umutlar tamamlanacak mı ?
@drmemisoglu
@akittv
2018’yılından itibaren verilen sözler hep yarım kaldı. O kadar bakan @jsarieroglu@vedatbilgn@BY sözler verdi secim sonunda tamam denildi ama yıl oldu 2026 biz hala taseronuz sayin @drmemisoglu
Sağlık Bakanına seslendik”Atama bekleyenler için de bir umut var mı?
Görüntüleme merkezi çalışanları hâlâ taşeron, hastane bilgi işlemciler hâlâ taşeron.
SAĞLIK BAKANI KEMAL MEMİŞOĞLU -
kamu hastanelerinde 2025 yılında, şu ana kadar 16 milyon MR, 17 milyon BT çektik.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Çekenler taşeron Sayın Bakan, onları kadroya alın.
Bakan bir açıklama yapmadı.
Alınan karar gereğince, programa göre, kamu idarelerinin bütçe ve kesin hesaplarını görüşmek için 14 Aralık 2025 Pazar günü saat 11.00’de toplanmak üzere Birleşim 21.50’de kapandı. @HBYS_DER #HbysTaseronKalmasın
@aki_n10@bakigulbaba Başka kimlerin söz vermesi gerekiyor sayın @bakigulbaba ? Konuşulacak yerler belli herkes söz verdi ama biz hala BİTTİ DENİLEN TAŞERONUZ.