"Bilgiyle, hele felsefeyle iştigal, doğru düzgün, çarpıklıktan uzak bir yaşam kurma yönünde güçlü bir arzudan doğuyor ve bu arzuyu besliyorsa bir anlamı vardır; yoksa çok okumak tek başına en fazla fikir kabızlığı ve malumat hammallığıyla sonuçlanır."
📢“Çin: ‘Doğunun Hasta Adamı’ndan Hasta Sistemin Sacayağına” başlıklı dokuzuncu sayımız yayında!
Dar akademik tartışmaların ötesinde, eşitlikçi bir uygarlık arayışına katkı sunması umuduyla...
https://t.co/bYw9rJRzYB
🟥DOSYA ÇAĞRISI: “Çin: ‘Doğunun Hasta Adamı’ndan Hasta Sistemin Sacayağına”
Çin’i salt bir “tehdit” ya da “başarı öyküsü” olarak değil; dünya kapitalizminin çelişkili gelişimi içinde, sınıf ilişkileri ve devlet biçimleri üzerinden düşünmeyi öneriyoruz. https://t.co/2rX4Frwzrk
Son sayımız vesilesiyle, Türkiye’de otoriter emek rejimini ve buna karşı gelişen fiilî/meşru işçi eylemlerini konuşacağımız çevrimiçi etkinlikte buluşuyoruz. Herkese açık, elbette ücretsiz.
📝Kayıt için: https://t.co/GJ3qLSitfM
Gramsci’ye atfedilen “aklın kötümserliği, iradenin iyimserliği” sözünü bir teselli cümlesi olmaktan çıkarıp, asıl bağlamına geri yerleştiren bir yazı...
4 Aralık 2025’te kaybettiğimiz Asad Haider’den, onun anısına. https://t.co/xJlIeAFoko
Gramsci fabrika konseylerini, üretim alanında doğan “bugünden” bir proleter demokrasi deneyi olarak düşünüyordu. Yeni kolektif yaşamın bir provası...
Carl Boggs’un 1974 tarihli makalesi, bu hattı “sosyalist devletin nüvesi” fikriyle yeniden kuruyor. https://t.co/0XxQ6eehca
📢“Otoriter emek rejimleri ve fiilî işçi eylemleri” başlıklı sekizinci dosyamız yayında!
Bolca okunması, tartışılması, sahada devam eden mücadelelere katkı sunması ümidiyle… https://t.co/Tb7OrglRUV
🔴DOSYA ÇAĞRISI: “Otoriter Emek Rejimleri ve Fiilî İşçi Eylemleri”
Tarihin her döneminde işlevsel olan fiilî mücadele araçlarını, bugün otoriter emek rejimlerine meydan okumanın sürükleyici halkası olarak ele almanın imkânlarını tartışmaya açıyoruz. https://t.co/6OaYMTtnuq
sayı editörü kübra’nın yoğun emeği, yazarların müthiş katkılarıyla yine şahane bir iş textum’dan.⭐️
raskolnikov’la açılan, osmanlı’ya şöyle bir uğradıktan sonra latin amerika’ya uzanıp mısır üzerinden süzülerek yeniden bu topraklara varan küresel bir hikâye. bizim hikâyemiz.
🔴DOSYA ÇAĞRISI: “Dünden Bugüne, Devletten Topluma Borç”
Bu dosya boyunca, borcun tarihsel kökenini ve geçirdiği dönüşümleri inceleyerek, günümüzde büründüğü farklı biçimleri ve bunun toplumsal sonuçlarını konuşmayı amaçlıyoruz.
https://t.co/fJflgSBn7t
Yazı tahminimden daha şiddetli tepkiler aldı dünden beri. Beklenmeyen yerden gelmiş herhalde. Bu ne yeni ne de aşırı radikal bir tartışma ya da okuma biçimi. Ama buralara pek uğramamış bir sorgulama demek ki. Faşizm tehlikesi sol için bir konfor alanı mı?
https://t.co/fAt5ImGXbP
“Biz feministler, yaptığımız pek çok şeyi bir emek mücadelesi biçimi olarak düşünsek nasıl olurdu? Ya da ırkçılık karşıtları böyle düşünselerdi?”
🔗Nancy Fraser, Capital & Class’tan Jule Goikoetxea’nın sorularını yanıtlıyor.
https://t.co/8TLGaoaKPk
📢“Kapitalizm ve Krizler: Küresel Politik Ekonomik bir Soruşturma” başlıklı altıncı dosyamız yayında!
Bolca okunması, tartışılması, eleştirilmesi dileğiyle.
https://t.co/uWa5x5tIEc
Deleuze’ün Foucault üzerine derslerinin üçüncü cildi “Özneleşme”, editörlerimizden @mustehzikedi’nin çevirisiyle, @otonomyayin etiketiyle önümüzdeki hafta raflardaki yerini alıyor.
🔗Kitaptan tadımlık: Felsefe neden Yunanlılarla birlikte ortaya çıktı? https://t.co/mPkt3VVYLp
Uzun süren bir sessizliğin ardından yeniden merhaba - buradayız, hâlâ!
🔗DOSYA ÇAĞRISI: "Kapitalizm ve Krizler: Küresel Politik Ekonomik bir Soruşturma" https://t.co/qEbcItB9QS
Neoliberal kapitalizmin bir tür çıkmazda olduğu artık sır değil. Dünyanın her köşesinde pahalılıktan, yoksulluktan, işsizlikten, borçluluktan mustarip milyarlarca insan ise bir çıkış arıyor.
Dünyanın en saygın iktisatçılarından #PrabhatPatnaik anlatıyor.
https://t.co/qcijN15LIb
@mustehzikedi iyi tanımlanmamış koşullarda endişe, başına neyin geleceğini bildiğin durumda ise hissettiğin şeyin korku olduğunu söylüyordu kabaca. (“yeni kapitalizmin” duygusal kompozisyonunun iyi bir tarifi bence.) “korkunun korkusu” da denebilir belki endişe için.
@mustehzikedi sennett’in “korku” ile “kaygı” arasındaki duygusal farka dikkat çektiği pasajları getirdi aklıma. özetle, kaygı’nın “olabilecek” şeylerle, korku’nun ise “olacağı bilinen” şeylerle ilgili olduğunu söylüyordu o da.
Seyir Defteri 1986'da 5 tıp öğrencisi tarafından kuruldu. İlk albümlerine Gülten Akın şiirinden yaptıkları "Uzun Yağmurlardan Sonra" şarkısının adını verdiler.
Daha önce yüklediğim bu albümün daha temiz bir kaydını tekrar yükledim:
https://t.co/DJYNqH3YI7
“Bir kenti sevebilirsiniz, evlerini ve sokaklarını en derin veya en unutulmaz hatıralarınızda canlandırabilirsiniz; ama yalnız isyan ânında kenti gerçekten kendi kentiniz olarak duyumsarsınız — isyan ânında kent kendi kentinizdir, çünkü ben’e aittir ama aynı zamanda +
İsyan ile devrim arasındaki fark, amaçlarında aranmamalıdır; her ikisinin de amacı aynı, yani iktidarı ele geçirmek olabilir. Ancak isyanı devrimden esas ayıran şey, daha ziyade, farklı bir zaman deneyimidir.
Furio Jesi’den “isyanın zamanı” üzerine. https://t.co/bEDsblmkpd