Kıyamet gününde herkes, 'Nefsi nefsi' derken; Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, 'Ümmeti ümmeti' diyecek. Ümmetinin derdiyle dertlenen bir peygamberin ümmetiyiz…
O bizim için böyle dertlenirken biz O'nun için ya da O'nun ümmeti için ne kadar dertleniyoruz?
Biz Gazze'miz için, Doğu Türkistan için, Lübnan için, Yemen için, Sudan için, Myanmar için ne kadar dertleniyoruz? Orada Müslüman kardeşlerimiz katlediliyor. Biz ise onlara yardımcı olabilmek için ne kadar çalıştık? Kendimizden ne kadar bir şeyler ayırdık oralara? Sesimizi ne kadar orası için yükselttik?
Bu da bizim liyakatımızı gösterir. Aynı zamanda bize kalbimizdeki Allah ve Resulü'nün sevgisini gösterir.
Üzülebilme nimeti bizde yoksa mahrumuz demek ki...
Bir yıldan fazladır #GazzedeKatliamVar .
İşlenen vahşete, katledilen bebeklere, kadınlara, yaşlılara rağmen vicdanı ve adalet duygusu sızlamayanlar, bugün her türlü melaneti aklamak için #sokağa çıkmaya çağırıyor. Adaletten bahsediyorlar Gazze'de vahşet işlenirken gülenler...
Siz, bu vahşeti görmeyen körler güruhu!
Eğer sokağa çıkacaksanız, önce kaybettiğiniz insanlığınızı aramak için çıkın. #Filistin için, masumlar için, adalet için sokağa çıkın.
#AllEyesOnGaza #childrenunderfire
🔴 İşgalci siyonistler yine ateşkes anlaşmasını bozarak Gazze'de sahur vakti yeniden katliama başladı.
200'ün üzerinde şehit ve yüzlerce yaralı olduğu aktarılıyor.
#Hamas#SONDAKİKA#Gaza
Sahibi Müslüman ve dindar olan bazı marketlerin; mü'min kardeşlerimizi kadın, çocuk, yaşlı demeden vahşice öldürenlerin mallarını hala satmalarını aklım almıyor.
Tüm iman ve vicdan sahiplerine bir soru:
Siz namaz kılarken, O'nun (c.c) huzuru divanında el-pençe dururken, "Allah'ım, senin rızan için namaz kılıyorum ve senin gazabın için de senin ve İslam'ın düşmanlarına daha çok kardeşlerimizi öldürsünler diye destek veriyorum, lütfen bu samimi günahımızı dergahı izzetinde kabul eyle" diye dua mı ediyorsunuz?!
#BoykotaDevam
Kevser Eğitim Vakfı olarak, Gazze'de iftar sofralarını kurmaya devam ediyoruz. Her bir iftariyelik, kardeşlerimize umut ve destek olma amacımızı taşıyor. Yardımlarımızla, bu zor günlerde birlikte daha güçlü olacağımıza inanıyoruz. Desteklerinizle daha fazla kişiye ulaşabiliriz. #Gazze
🌐 Online Bağış: https://t.co/osxaySWVjS
"Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, oruç size de farz kılındı ki takvâya erişesiniz."
(Bakara, 183)
Nefis terbiyesi, orucun en deruni hikmetlerinden biridir.
Oruç, sadece aç ve susuz kalmak değildir. Oruç, nefsin fısıltılarına "dur" demektir. Oruç, ruhu incelten, kalbi arındıran, insanı Rabbine yaklaştıran ilahi bir disiplindir. Nefsimiz bizi sürekli arzulara çağırır: Yemek, içmek, öfkelenmek, hırslanmak, bencillik etmek… Hepsi nefsin sesidir. Oruç ise, o doyumsuz nefsi dizginleyen bir gemdir. Onu serbest bırakırsan, daha fazlasını ister; ama sabırla kontrol edersen, sakinleşir ve itaat etmeyi öğrenir.
Açlık ve susuzluktan maksat, sadece bedeni değil, ruhu da eğitmektir. Eline bir lokma alıp "Kimse görmez" diye düşünen nefse, "Hayır! Ben seni terbiye ediyorum. Benim maksadım Rabbimin rızasıdır! O ki; her an, her yerde, her şeyi gören ve hakkıyla bilendir" demektir. Bu, insanın kendisiyle verdiği en büyük mücadeledir. Her sabır, her direnç, nefsin bitmeyen arzularını biraz daha dizginler, onu sahibine boyun eğdirir.
Oruç, insanı yalnızca dünyevi arzularından uzaklaştırmaz. Aynı zamanda kalbinin yüklerini de hafifletir. Kibir, öfke, bencillik gibi ağır yükleri sırtından indirir. Aç kalan insan, kendini güçlü ve büyük göremez. Aksine, "Ben acizim, Rabbim ise her şeye kadirdir" diyerek gönlünü tevazuyla doldurur. Tevazu, günahların kapısını kapatır, insanı hayra yöneltir.
Nefsi terbiye etmek, çorak bir toprağı sabırla işlemek gibidir. Oruç, bu toprağa düşen bereketli yağmur gibidir. Her damla, iç dünyamızda yeni bir filiz yeşertir. Önce tohum kırılır, sonra toprağın kalbinden bir hayat filizlenir. Günahlarla kurumuş gönül toprağı, orucun rahmetiyle yeniden dirilir. Ruh, çoraklıktan kurtulup bahara kavuşur.
İnsan, nefsinin değil, yalnızca Rabb’inin kulu olduğunda gerçek huzuru bulur. Böylece nefsini terbiye eden insan, nefsin esiri değil, efendisi olur.
Bu mübarek ibadetin hakkını verebilmek duasıyla…
ABD Dışişleri Bakanı, Gazze'ye yönelik tehditlerden bahsettiği bir yayına alnına haç işareti yaparak çıktı.
Sanki Dabbet-ul arz alnına kafir damgası vurmuş gibi...
Bu, Müslümanlara karşı yürütülen dinî savaşın açık bir göstergesidir.
Gazze, İslam'ın ve tevhidin savunma hattında büyük bir direniş sergiliyor. Bu mücadele, İslam ile küfrün savaşıdır.
Allah'ın dostları olan o Mücahidler, bu kutsal yolda canlarını feda ederken, ümmetin bir kısmı onları yalnız bıraktı; bazıları itibarsızlaştırmaya çalıştı, bazıları da iftiralarla saldırdı.
Ancak yiğitler var olduğu gibi, onları destekleyenler de kıyamete kadar var olmaya devam edecek. Allah'ın Fadl-u Keremiyle...
#Gaza #Gazze
Belgrad Ormanı’nda kaybolan #EceGürel için 4 gündür arama çalışmalarını sürdüren Kevser Eğitim Vakfı Arama Kurtarma Ekibimize, Kevser Eğitim Vakfı Başkanımız Ferhat Çalışye’ye ve AFAD bünyesinde bu çalışmalara destek veren tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. Allah, kendilerinden ebeden razı olsun.
Hizmetlerini daim eylesin...
Savaşta Düşman Sofrasına Oturulur mu?
Bir asker düşünün… Gün boyu savaşın içinde, düşmanına karşı mücadele veriyor. Aç, susuz, yorgun ama davası için dimdik ayakta. Sonra akşam oluyor. Ve bu asker, dostlarının kurduğu sofrayı bırakıp, bizzat düşmanının sofrasına oturuyor. Hem de o düşman, onun kardeşlerini katletmiş, yurdunu harap etmiş, mukaddesatını yerle yeksan etmiş bir düşman…
Ellerinden gelse ölüyü dahi defalarca öldürecek düşman...
İnsanlık semtlerine uğramamış, şefkatten mahrum, merhametten nasip almamış, vahşette sınır tanımayan bir düşman...
Bu nasıl bir manzara olurdu? Ne kadar onur kırıcı, ne kadar çirkin bir sahne olurdu, değil mi?
İşte müminin orucu da böyledir! Hayatı ölümüne kadar bir mücadele olan mümin, oruç tutarak gün boyu aç ve susuz kalır; nefsine, şeytana ve düşmana karşı savaş verir. Fakat akşam olup iftar vakti geldiğinde, o mücahid ruhlu insan, dostlarının helal ve temiz nimetlerini bırakıp zalimlerin sofrasına oturabilir mi?
Allah Azze we Celle buyuruyor ki:
"Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin! Kim böyle yaparsa, artık ona Allah'tan hiç bir şey (yardım) yoktur.." (Âl-i İmrân, 28)
Biz, bir lokmanın bile hesabını vereceğimiz bir dine inanıyoruz. Bizim için helal ve haram, sadece kelimelerden ibaret değil; bir şahsiyet, bir duruş, bir onur meselesidir. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor:
"Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır." (Ebû Dâvûd, Libâs, 4)
Bugün, mazlum ümmetin gözyaşı içinde olduğu bir dünyada, biz hangi sofraya oturuyoruz? Hangi lokmayı midemize indiriyoruz? Düşmanın ürettikleriyle karnımızı doyurduğumuzda, onların zulmüne sessizce ortak olmuyor muyuz?
Dostun sofrası varken, düşmanın sofrasına oturmak, iman ve onur sahibi bir mümine yakışır mı?
Hasan-ı Basrî Hazretleri der ki:
"Takva sahibi olmak isteyen, midesine giren her lokmayı sorgulamalıdır."
O halde, iftar sofralarımızı bir savaş meydanındaki asker gibi düşünelim. Biz kimin ekmeğini yiyoruz? Kimin kazancına destek veriyoruz?
"Sofralarımızı helal, şuurlu ve izzetli kılalım ki, orucumuz bizi yalnızca aç bırakmasın; aynı zamanda şahsiyetimize, onurumuza ve şerefimize de şahitlik etsin!
Öyle bir şahit ki; "Dostun helal nimetlerinde huzur varken, düşmanın zillet dolu zehrine tamah etti" demesin.
Ve sen,
Ey kalbi pak olan,
Zulme bulaşmış lokmalarla orucunu zayıflatma, iftar sofralarını şuurun ve onurun sofraları yap!
Okurlarıyla Konuşan Dergi: https://t.co/az2s2NfEjc
Nefis Ancak
Açlıkla Terbiye Olur.
Ramazan ayı, ayların en
faziletlisidir.Kur’an-ı Kerim bu ayda
nazil olmaya başlamıştır.
İletişim: (0212)-501-15-80 / (0530)-153-79-49
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Saç ve Sakal-ı Şerifleriyle teberrük etmek meşrudur.
Ancak böyle mübarek ve kıymetli bir emanetin, bir yalancının, iftiracının, hurafecinin, bidat ehlinin yahut "müminlerin, elinden ve dilinden emin olmadığı" bir kimsenin elinde bulunup suistimal edilmesi büyük bir felakettir.
Zira neşter, bir doktorun elinde şifaya, bir caninin elinde ise cinayete sebep olur.
Ümmete emanet edilen masum bir bebek, merhametli bir anneye mi teslim edilir, yoksa kendi yuvasını yıkan, sağa sola saldıran, hatta kendi çocuğunu bile emzirmeyen bir kadına mı?
İlim, hikmet ehlinin elinde selametli bir yol olurken, art niyetlinin elinde fitneye dönüşür.
İdarecilik, adil bir yöneticinin elinde huzura, zalimin elinde ise felakete dönüşür.
Dil, hikmet sahibinin ağzında bir inci gibi parlar; ama bir yalancının ağzında zehir olur.
Emanet, emin birine mi verilir, yoksa emanete hıyanet eden birine mi teslim edilir?
ALLAH DOSTLARINA DÜŞMANLIK ETMEKTEN SAKININ
Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:
"Yeryüzünde alimlerin durumu gökyüzünde parlayan yıldızlara benzer."
Karada ve denizde karanlık bastığında onlarla yol bulunur. Bu yıldızın senin hayatının hepsinde kaybolması gerekmiyor. Kalbinde dahi onu kaybetmişsen, kayboldun demektir.
Neuzubillah!
MUHAKKAK Kİ ŞEYTANIN HİLESİ ZAYIFTIR
İns-i şeytanlar nefret tohumlarını mü'minlerin içine ekmek isterler. Sakın onların oyununa gelmeyin. Mü'minler olarak birbirinize kenetlenin ve birlik ve beraberlik içerisinde olun. Zira yalnız kurt kurtlara yem olur. Şeytanın ve onun suretindeki takipçilerinin en büyük hedefi bölünmüş bir toplumdur.
Onlar ki güzel sözleriyle, ikna edici sözleriyle mü'minleri birbirine karşı buğz ettirirler, soğuturlar, nefret ettirirler, birbirine düşürürler, fitne - fesat çıkarırlar. Ancak unutmamak lazımdır onlar ne kadar plan yaparsa yapsınlar şunu bilmemiz lazım:
"Muhakkak ki şeytanın hilesi zayıftır." (Nisa;76)
Bilesiniz ki sizin ümidiniz, gayretleriniz, birlik ve beraberliğiniz onların hilelerini bozar. Çünkü siz Allah yolunda mücadele edeceksiniz. Allah-u Zülcelal'in yardım ettiğine de hiç kimse galip gelemez. Böyle bir durumda onların hilesi sizi yıldırmasın.
Sizi korkutmak isterler, sizi yıpratmak, yıldırmak isterler, yanlış yollara sürüklemek isterler. Onların bu bozguncu faaliyetlerine karşı dimdik durmanız gerekir. Hak ve adaletten, merhametten ayrılmamalısınız. Zira Allah-u Zülcelal zalimlerin planlarını asla başarıya ulaştırmaz. Onların tuzakları kendi başlarına yıkılır. Siz ise Allah'a güvenin ve onun yolunda sabırla yürüyün.
Bu pazar günü Doğu Türkistan’da yaşanan insanlık dışı uygulamalara dikkat çekmek ve vicdanları harekete geçirmek için bir araya geliyoruz.
Tüm vicdan sahibi kardeşlerimi bu anlamlı yürüyüşe davet ediyorum.
#DoğuTürkistan
TEK YÜREK, TEK SES!
Gazze’yi zalimlerin elinden kurtarmak, mazlumların feryadına karşılık vermek hepimizin sorumluluğudur. Artık cemaat, grup, dernek veya platform ayrımı yapmadan, ortak bir direniş ruhuyla omuz omuza durma zamanı! Çünkü zulme sessiz kalmak, ona ortak olmaktır.
Konyevi Camiası olarak biz de safımızı mazlumlardan yana belirliyor, zulme karşı duruyoruz. Bu doğrultuda düzenlenecek eylemde vakıf başkanımız Sayın @Ferhatcalisye de yer alacaktır.
Tüm duyarlı kardeşlerimizi bu kutlu mücadelede tek yürek olmaya davet ediyoruz!