Rahimimde HPV sebepli kanser öncüsü lezyonların saptanması ilk kez 8 yıl önce oldu. İşsizdim, Bolu'da bisikletle geziyordum. Bizim mahallenin Sağlık Ocağı'na bi duyuru asmışlardı: 'Ücretsiz kanser taraması' diye. “Wow” dedim, “ücretsiz bir hizmet”. Neremdeki olası kansere bakacaklarından haberim olmadan girdim içeri, sonra “soyunup bacaklarını aç” dediler ve macera başladı.
Aylar sonra sonuçları sormak aklıma geldi. 'Bişeyoktur yeaa' ile 'ulan kötü hastalık varsa bide' arasında bir yerlerdeyken Sağlık Ocağı doktorunun yüzü düştü. Hemşirelerden kitabını getirmelerini istedi. Benim bacaklardan aşağı sıcak bi his indi. Kansere sebep olabilecek bir virüs taşıyor olduğum ortaya çıktı. Oysa bugüne kadar bu durum hiçbir belirti göstermemiş, işaret vermemişti.
Bolu’dan Sakarya'ya taşınmıştık o ara. Jinekoloji Onkoloji yazan bölümü bulmam imkansızdı, hiçbir yerde yazmıyordu. Tanıdığın tanıdığı referans oldu, yine de moralim kötü. Kapı önündeki uzun kuyruklara girme, sistem üzerinden alınamayan randevulara adımı yazdırma, adım söylenene kadar ‘enayi’ gibi bekleme ve kalabalıkları yarmayı öğrenememe mücadelesi ilk o zaman başladı. Canımı çok acıtan parça almalar, kesikli Smear ve HPV testleri derken rahim ağzı kanseri başlangıcı saptandı. Konizasyon adı verilen ameliyatı olmam gerektiği ortaya çıktı. Penise benzeyen rahim ağzını dolmalık kabak oyar gibi koni şeklinde oyup tehlikeli hale dönüşmüş olan parçayı çıkaracaklardı. Sonra kendi kendini bir miktar tamamlayacaktı rahimim. Bacaklarım wide open, öğrencilerin vulvama meraklı bakışları altında bedenimi bilime katkı sunmaya adamış buluverdim kendimi. Bi de tabi soruyordum hep: “Ben bunları hakedecek ne yaptım?”
Artık benim ömür boyu her yıl bu tahlilleri yaptırmam, riskli çıkan her tahlilde parça aldırmam gerekiyordu. Ve toplamda 3 kez parça alındı. Her seferinde canım çok yandı. Kerpeten gibi bişeyle koparılmaya çalışılırken çekiştirilen, o kopmayan et gibi kıkırdak gibi şey nedir mesela? ‘KIRT KIRT’ diye tırnak makasıyla tişört etiketi kesmeye çalışır gibi gelen o ses? O anlarda tüm vücudundan aynı anda bi ter boşalıyor insanın, buz gibi. Şimdi git, sonuçlar çıkınca gel ve 1,5 saat sıra bekle. Ben nerede yanlış yaptım?
Ameliyat sıram geldiğinde çok soğuk ve beyaz ışıklı bi odaya doğru yatar pozisyonda seni ittikleri sedyeyle, tavanda geçen ışıklara bakarak gitmek mide bulandırıcıydı. Sonra o soğuk çelik tezgaha oturdum, “şimdi bakma” dedi narkozcu abi, hemen o anda döndüm baktım. Kocaman bi iğne. Hiç korkmam ki, hastanede büyüdüm ben. Hiç acımadı ki. Sadece çok üşüdüm. Kafam çok iyiyken “üş üş” diyebildim. “ÜŞÜDUYN Mİİİ?” demişti abi, hemen damar yolundan başka ilaç yaptı ve fıssss tertemiz. Bir gece yattım, ertesi güne kadar tampon vajina duvarına yapışmış ve taburcu olurken o sargı bezini çekmeye başladılar. Sahne aynı Cesur Yürek filmindeki bağırsak çekme sahnesi gibiydi. Ben nerede yanlış yaptım? Neyse ki bisküvi yemek serbest.
Cinsel yolla bulaşan bir virüstü bu ve ben o yıllarda evliydim ve tek eşliydim. Ama öncesinde uzunca bir zaman çok eşli idim, şimdi de öyle; neredeyse hiçbir ilişkimde korunmadım. Aha the key! Peki tek doktorlu tek kapının önünde biriken bunca muhafazakar kadın ne yapmıştı? Ameliyatlarını bile kızlık zarları bozulmasın diye karınlarını yardırarak yaptıran bekar kadınlar peki?
Sapanca'da geçen yıllarım boyunca çözdüm bu sorunun cevabını. Buralı muhafazakar çiftlerin bir kısmının erkek bireyleri şehir dışına çıktıkları zaman kadın/erkek eskortlar ile ilişkileniyorlar. Eve dönüp kaptıkları virüsleri eşlerine bulaştırıyorlar. Erkeklere hiçbir şey olmuyor, kadınlar ise rahim ağzı kanseri riski, kronik sistit riski, rahimde ağrılı, kokulu tedavisi şart olan bakteriyel oluşumlarla karşı karşıya kalıyor. Kadının boşanması söz konusu olmadığı için, evli olmayan muhafazakar kadınların ise bu hastalığı cinsel yolla kapmış olmaları 'ölüm gibi bişey' olacağı için hastane kapısının önünde "hamamda mermere oturmuştum", "otel havlusuna silinmiştim", "kuaförden ağdadan bulaştı" muhabbetleri dönüyor. Bir noktada ise kendileri de ikna olmadıkları için kapıya boş boş bakıyor herkes, sonra da aynı mezbahada sıramızı bekliyoruz.
HPV tedavisi gören muhafazakar evli kadın instagram hikayelerinde eşine sarılıp "hayattaki şansım/şanslarım" paylaşımı yaparak eşini ve evliliği yüceltiyor, çoğu senaryoda doğurmak üzere olduğu ya da doğurmuş olduğu bebeğini tutuyor. Yüzleşmeden yaşamak için elinden gelen her şeyi yapıyor ve çocuk yapmak joker gibi, en kârlı seçenek; hem kendinle ilgili sorumlulukları yerine getirmek, hatalarınla yüzleşmek gibi şeylere vaktin kalmıyor, hem de anne olduğun için zaten otomatik tüm sorumluluklarından ıraksın, evladına bakım vermek hariç . Geri kalan örneklerde ise ya aldatan taraf kadın oluyor ya da bungalowlarda ‘swing’ yani eş değiştirme yapılıyor. Kızlık zarı koruyucuları ise ya profesyonel sürtünücü ya da anal & oral yollarla virüsü kapıyorlar. İlk iki örnekten bikaçar tane gözümle gördüm. Swing olayını farklı işletmeci arkadaşlarımdan dinledim. Anal sever bakireler maalesef real. Sürtünmeci olup da ameliyat sırasında bekleyenler ise bu alemin maksimumda kaybedenleri.
“Hani bizdik marjinal?” diyebilmek yıllarımı aldı. Allah yine kadını cezalandırdı. Kanser riski devam etti ve 5 yıl sonra ikinci kez aynı ameliyatı iki gün önce oldum. Bu sefer ismi re-konizasyon. Çocuk doğurmak istersem çocuk artık gittikçe incelen rahim ağzına ağır geleceğinden düşme riski çokmuş, oraya bi yama dikeceklermiş, hamile kalmak istersem haber verecekmişim. Üçüncüye tekrar ederse rahimimi alacaklarmış, artık zorlamanın da çok anlamı yokmuş (haklı). Çok ağladım ama bu sebeplerden değil; meğer ben iğneden de, hastaneden de, ameliyattan da çok korkuyormuşum. Kendimi hep sıkmışım ve gülmüşüm. Şimdi sadece kendimi serbest bıraktım o kadar.
Sonuç: Dünya şirin babaların yönettiği, fena şekilde seks dönen bir şirinler köyü ve erkekler dinleri ve anayasaları kendilerinin en rahat edeceği şekilde yaratmış/ şekle sokmuş. Kolayını bulan, kılıfına uyduran, adapte olan ya da bunların hiçbirinden haberi olmayan kadın ile isyan eden kadın aynı kaderi paylaşıyor; dönüp dolaşıp onkoloji koridorunda buluyor herkes kendini. Allahtan bedende hızlı ilerleyen bir virüs değil, erken teşhis imkanı ve doktorların, sağlık ekiplerinin çabaları herkesi tek tek kurtarıyor.
Şimdikilerin ve gelecek neslin kadınlarının bu saçmalıkları yaşamaması için:
-Partnerinizi de alıp kendi doktorunuza gidin (sürüntü alınıp bakılsın, bir tedavisi olmasa da bağışıklık sistemi önlemleri, fonksiyonel yaklaşımlar ile virüsün barınmaması sağlanabiliyor ya da ona göre korunma şekline karar veriliyor.
-Aşı ücretsiz olmalı. Olmasa bile parası neyse verilip tüm çocuklar (erkek çocuklar dahil) 12 yaşında ve tüm kadınlar her yaşta HPV aşısı olmalı (Çoklu koruyuculu aşı bulup parasını verip aldım, 2 yıl önce oldum, artık kanser için en riskli olan 2 virüsün taşıyıcısı değilim ama yine de tekrar etti, çünkü belki ikinci oluşum aşıdan önce başladı, emaan bilmiyorum)
-Devletin bize öğretmediği, ailelerin bize rehberlik etmediği cinsellik eğitimi ve bir biçimde erkeklerin erkekliğini yaşamasına gölge düşüren şey haline getirdikleri komdom kullanımı anne babalarca tüm çocuklara öğretilmeli. Yetişkinler de ‘ya kondom kullanalım dersem ve karşı taraf beni istemezse, tercih etmezse, sevmezse’ noktasından kondomu tercih etmiyorsa acil terapiye başlamalı.
Not: Doktorum ve asistan doktorlar çok başarılılar, ayrıca 3 gün iki gece neredeyse tüm çalışanların şefkatli olduğu bir devlet hastanesinde kaldım, ameliyat oldum, 5-6 serum aldım falan. En son eczanede reçetemde yazan 7 ilacı alırken 120tl ödedim o kadar. Bu gerçekten inanılmaz bir durum, bu memnuniyetimi aha buraya yazıyorum.
1 aya iyileşiyorum, öptüm.
O zaman kadın bir galatasaray taraftarı olarak sizlerden bir ricam olacak beyler. 3-5 ay sonra bir derbi maçı öncesi “ akşama düğünümüz var” başlığı ile peruk ve duvak taktığınız bir sopaya rakip takım forması giydirmeseniz olur mu?
1-BDDK Başkan Yardımcısı Mustafa Aydın, denetlemekle yükümlü olduğu finans kuruluşlarının yöneticilerini düğününe davet etti. Sadece takı için organize edilmiş bir düğündü. Gelin ve damadın iki yanındaki kutular takıyla doldu.
İsrail şimdiye kadar görülmemiş bir terör eylemi yapmış, bütün ülkenin takibindeki bir cinayet aydınlatılamıyor, adamın biri tanışalım mı deyip kabul etmeyince kadını vurmuş, dünya bize vize kapılarını kapatıyor. Evde çamaşır katlıyoruz, yıkarken yumuşatıcı katıyoruz, domates seçiyoruz pazarda, yatarken krem sürüyoruz falan. Her şey anlamını yitiriyor gibi.
Sıradan yaşam gerizekalı gibi hissettiriyor artık.
6 bin kişilik göt kadar kasabada, bir kadına en az 82 kişi tecavüz etmiş. Tek bir kişi bile baygın yatan kadına, iyi misin diye sormamış. Kocasına avuç avuç uyutucu ilaç ve Viagra yazan doktorlar sormamış. 10 yıl boyunca 4 farklı cinsel yolla bulaşan hastalıktan ve vajinal +
Atıf Yılmaz’ın Ümit Ünal’ın senaryosundan sinemaya aktardığı, 1987 yapımı Hayallerim, Aşkım ve Sen’in başrolünde Beyoğlu’nu görürüz. Müşfik Kenter’in canlandırdığı Hayati, Coşkun’a “Ben bir film yapacak olsam herhalde Beyoğlu’nu anlatırım” der. Coşkun ise karşılığında “Başrolde Beyoğlu değil mi hocam? Binlerce yüzlü, binlerce sesli dev oyuncu” diye cevap verir.
HBO'nun uzun zamandır yapımda olan Dune: Prophecy isimli dizisinden ilk fragman geldi. Bene Gesserit topluluğunun kuruluşunu anlatacak dizi, Frank Herbert'ın oğlu Brian Herbert'ın yazdığı "Sisterhood of Dune" isimli kitaptan uyarlanıyor.
Mersin'de 1 yıl önce boşandığı polis memuru eski eşi tarafından başından vurularak öldürülen Mervegül Bayer'in annesi, kızının gelinliğini "Her şey bununla başladı, her şey burada bununla bitecek." diyerek sokak ortasında ateşe verdi.
Senede bir iki gece denk gelen “mizah boost” gerçekleşti yine. Ani gelişen bi olay karşısında iç kavga olmadan doğalında gelişen bi fikir birliği oluşursa “dünyanın en iyi yemeklerini yiyen dünyanın en komik insanları” tespitini doğrulayan geceler yaşanıyor. Bu da onlardan biri
@celilsadk Harika, çok teşekkürler. Peki Theo’nun eşi ile en başta Vincent evlenmek istemişti - gibi bir yanı da yok mu bu hikayenin? Yoksa şişirme bir magazin miti mi o?
Şu “zorluk vardı ama” ları yazanların erkek olduğundan o kadar eminim ki. O evdeki kadının nasıl bir hayatı olduğunu asla düşünmeden bu cümleyi yazmaz çünkü başka türlü. Zorluk vardı ama anana vardı, o yüzden sen sadece iyi anıları hatırlıyorsun keko.
"Temel bilim kötüdür", "yirmi yıl önce 5k$ maaş aldım", "en iyi bölüm Fransız filolojisi" muhabbetlerinin hepsi, üniversiteye girecek kişi için ilgisiz. Çünkü hepsi üniversiteyi meslek edindirme kursu olarak görüyor. İçinizden geleni yapın, seçiminizin sorumluluğunu alın, yeter.