📍Bu adam elini kolunu sallayarak ülkemize geldi.
📍Güvenlik soruşturması yapılmadı.
📍Diplomasına bakılmadı.
📍Sınavlara sokulmadı.
📍Önce vatandaşlık, sonra da Sağlık Bakanlığı’nda iş verildi.
📍Meğer 🇮🇱Mossad ajanıymış.
📍Hay Allah, biz de onu muhacir kardeşimiz sanıyorduk!
Neden Türkiye'nin süper kupasını Riyad / S.Arabistan'da oynuyoruz diye düşündünüz mü?
AKP'liler bile Atatürk twiti neden atıyor , altında yatan görünmeyenler neler?
Sorun Suudi Arabistan hükümeti mi, yoksa...
Bakalım mı?
İSRAİL BAŞBAKANI: "UYUYAN ÜMMETTİR MÜSLÜMANLAR"
PARASINI VERİP ALDIĞI KOLAYI DÖKÜP, İSRAİL'E KARŞI FİLİSTİN'İ SAVUNMAK..
Mescid-i Aksa'ya yönelik ilk büyük saldırı ve dönemin İsrail başbakanının tarihe geçen sözleri
14 Mayıs 1948'de bağımsızlığını ilan İsrail, bölgedeki varlığını güçlendirdikten sonra 5 Haziran 1967’de Mısır ve Suriye'ye savaş açtı.
6 Gün Savaşları olarak bilinen bu savaşta Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ü alan Yahudiler, yüzyıllardır hayalini kurdukları Mescid-i Aksa'ya artık somut olarak dokunabilecek konuma geldi.
Mescid-i Aksa'ya yönelik ilk büyük saldırı 6 gün savaşlarından hemen 2 yıl sonra 21 Ağustos 1969 yılında yapıldı. Denis Ruhan isimli Yahudi tarafından kundaklanan Mescid-i Aksa'nın büyük bir bölümü tahribata uğradı.
Yangında yüzlerce yıllık birçok tarihi eser ve fethin nişanesi olarak Salahaddîn Eyyubi tarafından Kıble Mescidine konulan, sembolik değeri oldukça yüksek olan ahşap minber tamamen yandı.
Dönemin İsrail başbakanı Golda Meir ise olaydan hemen sonra tarihi geçecek şu sözleri söyledi:
"O gece sabaha kadar korkudan uyuyamadım. Zannettim ki, Müslümanlar dört taraftan İsrail'e girecekler. Ama korkulan olmadı. O zaman idrak ettim ki: Biz dilediğimizi yapabiliriz, zira Müslüman ümmeti uyuyan bir ümmettir.”
UYANMAK ÇOK DUA, ÇOK İBADET, KADINLARI ZORLA KAPAMAK İLE OLMAZ, BİLİM, SANAYİ, TEKNOLOJİ, VE SANATTA YÜKSELMEK İLE OLUR!
https://t.co/yOgCL3IR8F
Arkadaşlar buraya iyi bakın burası bir film sahnesi değil burası #Gazze!
Eyy Müslüman! Burası kardeşinin ÖLDÜĞÜ YER.
Katil İsrail sivil halkı bombalıyor!
Uyan!
Unutma, bunun vebali BİZ MÜSLÜMANLARIN boynunda!
#GazzeÖlüyor#FreeGaza#Katilİsrail#killerisrael
Arap İsyanları ve Filistin'in Karanlık Tarihi
Osmanlı Devleti'nin kurulması ve özellikle Yavuz Sultan Selim döneminden sonra arap yarımadasındaki toprakların alınmasıyla yüzyıllar boyunca İslam coğrafyasına tam bir barış hakim oldu.
Ancak Fransız İhtilali ile başlayan milliyetçilik akımı sonrasında araplar'da da yavaş yavaş isyan hareketleri gözlemlenmeye başlamıştı. 1900'lerin başında gelindiğinde ise bölgede zengin petrol yataklarının keşfedilmesiyle özellikle İngiltere gözünü buraya dikti. İşte arap dünyasının Osmanlı Devleti'ne olan en büyük ihanetleri de bu tarihlerde gerçekleşti.
I. Dünya Savaşı'nda Irak, Suriye ve Filistin cephesini korumakla görevli Yıldırım Orduları'nda 100.000 asker kaçağı bulunuyordu.
Bu sayının büyük çoğunluğunu da araplar oluşturuyordu. Bu cephelerde görev yapmış Binbaşı Vecihi Bey, hatıralarında durumu şöyle anlatmaktadır:
"Esasen bu cephede harp eden yalnız Türkler, Anadolu efradı idi. Arap efradına itimat olunmadığı içün onlar yalnız gerilerde, menzillerde, ambarlarda istihdam olunuyorlardı. Çünkü araplar ekseriyetle bizi istemiyor, kısmen aşikâr, kısmen alttan alta düşmana yardım ediyorlardı.
Biz bilakis Arabistan'ı hem düşmana hem de araplara karşı müdafaaya çalışıyorduk."
Arapları kışkırtan İngiliz casus Lawrence ise bölgede arapların yaptığı katliam hakkında; "Onları isyana ben kışkırtmıştım ama böylesine vahşice kan dökeceklerini hiç tahmin etmemiştim.
Bazı mahalleleri gezerken silahsız Türk askerlerinin nasıl öldürüldüklerine bakamadım; tiksindim bu vahşetten." diyerek itirafta bulunmuştur.
İsyanın elebaşlarından Emir Faysalın 1919 yılında İngiltere'ye yazdığı mektubunda şu ifadeler yer alıyor: "Bütün Müslümanları gözü İngiltere'ye dikilmiştir. Türk-Müslüman İmparatorluğu'nun yıkılmasında asıl kuvvet olan araplar, şimdi ödüllerinin ne olacağını bilmek istiyorlar."
Çanakkale Cephesi'nde de araplarla omuz omuza savaştığımız söylenemez. Tamamen araplardan oluşan 77. ve 72. Alay, Anzak askerleri çıkarma yaparken tek kurşun atmadan mühimmatlarını bırakıp kaçtıklarını birçok tarihçi tarafından yazılmaktadır.
Hatta bunun sonucunda kahraman olarak anılan 57. Alay, çok zor durumda kalmış ve binlerce şehit vermişti.
Filistin cephesinde savaşan Hüseyin Çavuş'un not defterinden çıktığı söylenen şiir ise o dönem içinde bulunduğumuz durumu gayet net açıklıyor:
"Gazze'nin kumundan çok imiş meğer kalleşi, nasıl sırtından vurur insanı din kardeşi. Filistin, Trablusgarp, Yemen illeri hangisi kanımla sulamadım. Gezdim cephe cephe bütün çölleri Türk'e Türk'ten başka dost bulamadım."
Filistin Bayrağının Anlamı
İlk olarak Şerif Hüseyin tarafından 1916 yılında Osmanlı Devletine karşı başlatılan Arap ayaklanmasının sembolü olarak tasarlandı. Daha sonrasında bayrak ilk olarak 1964 yılında Filistin Kurtuluş Örgütü tarafından Filistin halkının bayrağı olarak ilan edildi. 15 Kasım 1988 tarihinde de bağımsız Filistin ülkesinin bayrağı olarak kabul edildi.
Gizlenen tarihin karanlık yüzü için bizi takip edin!
Hatta giderken yanlarında sözde Müslüman, gösteriş meraklısı, ak gezenler ile beraber gitsinler. Çok sevdikleri Filistin’e yardım etsinler.
Ben bunun için bağış yaparım. :)