Gerçekten artık bu tweeti atmak zorunda olduğuma inanamıyorum ama ekşi sözlükteki hesap bana ait değil. Bu konuda rahatsız edilmek istemiyorum. Kendisi kendince bir şeyler deniyor ama daha kimliğini kendiside oturtamadı.
Nobody wants a city on Mars. Nobody wants AI in every app. Nobody wants a robot butler. Nobody wants data centers everywhere. Nobody wants flying cars or humanoid robots. We want clean water, we want bees to survive, and we want a habitable planet.
Anneme anlattım, gözleri doldu. “Ama bize hiç yansıtmadı ki, hep çok iyi olduğunu söyledi” dedi. Tabii ki söylemeyecekti.
Çünkü hiç kimse ona “Sen nasılsın?” diye sormadı. Herkes sadece “Almanya’da hayat nasıl, euro ne kadar oldu?” kısmıyla ilgilendi.
Ve asıl can yakan, insanı Kendisiyle yüzleştiren nokta tam olarak burası:
Biz bir insanı gerçekten kendisi olduğu için mi seviyoruz, yoksa sadece bizim için sırtlandığı yükler ve bize sağladığı konfor sürece mi ona değer veriyoruz?
açıkçası bir yerden sonra yazmak falan da fayda etmiyor. namazdan sonra diz üstü dakikalarca oturup, hiçbir şey söylemeden secdeye bakmak daha ilacımsı. kısacası kul dağılır, rabb toparlar. hamdolsun