Tarih: 13 Eylül 2005 Salı
Yasin Hayal serbest bırakılır
Yasin Hayal, McDonalds bombalama eylemi sebebiyle yalnızca 10 ay 14 gün tutuklu kaldıktan sonra, teamüle aykırı biçimde nöbetçi hakimler tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılır. Tahliye, davaya bakan savcının itirazına rağmen gerçekleşir.
O esnada...
Türklüğe Hakaret Davası 6. Celse
Hakim karar vermez, adli tatilin yeni bitmiş olduğu gerekçesiyle duruşmayı karar vermeksizin 7 Ekim’e erteler.
Tarih: 6 Eylül 2005 Salı
6-7 Eylül sergisine saldırı
Türkiye’deki gayrimüslimleri hedef alan 6-7 Eylül 1955 pogromunun 50. yıldönümü vesilesiyle İstanbul’da Karşı Sanat Galerisi’nde açılan sergi saldırıya uğrar. Saldırganlar arasında Levent Temiz başta olmak üzere, Hrant Dink duruşmalarında olay çıkaran pek çok ortak isim vardır.
O esnada Trabzon’da
29 Ağustos’ta İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan “cezai sorumluluğu tam” raporu verilen Yasin Hayal, 1 Eylül’de Trabzon Cezaevine sevk edilir.
O esnada Mersin’de
Jandarma’dan maaş aldığı sonradan öğrenilen İlker Çınar, “Siyasi Misyonerliğe Karşı Güçbirliği Derneği”ni kurar.
Tarih: 27 Temmuz 2005 Çarşamba
“Türklüğe Hakaret” Davası 5. Celse
Beşinci celse öncesinde avukat Fethiye Çetin, müdahillik kararlarını eleştirdiği bir dilekçeyi mahkemeye sunar.
Çetin, bu duruşmada hakimin o güne kadar görece tarafsız seyreden tutumunun değiştiğini gözlemler.
İki celse arası “Özel Harpçiler”in Hrant Dink hakkındaki MSN görüşmeleri yıllar sonra ortaya çıkacaktır.
İki celse arası “Özel Harekat”
Yıllar sonra Ergenekon sanıklarından Habib Ümit Sayın’ın bilgisayarından elde edilen MSN görüşmelerinde bu döneme dair çarpıcı ayrıntılar gün yüzüne çıkacaktır.
12 Temmuz 2005 tarihli MSN görüşmesi
H. Ümit Sayın ve Özel Harp Dairesi’nde görevli Binbaşı Oğan Türkmen arasında geçen görüşmede “Bu arada Hrant’ı beraat ettirecekler herhalde. Koşullar konusunda tam anlamıyla hemfikiriz.” cümlesi dikkat çeker.
Bu görüşmenin bir bölümü sansürlenerek Ergenekon davası dosyasına eklenir, görüşmede Hrant Dink’i tehdit eden ve hedef gösteren isimlerden Levent Temiz ve Emin Çölaşan’ın isimleri de sıkça geçmektedir.
Görüşmeden ayrıca “psikolojik harekat” isimli bir grubun olduğu, görüşmeyi yapan iki kişiyle birlikte Levent Temiz’in ve psikolojik harp amaçlı kullanıldığı söylenen sitelerden biri olan “https://t.co/B9YvQJXcqV”un yazarlarından Behiç isimli kişinin de bu gruba üye olduğu anlaşılır.
14 Temmuz 2005 tarihli MSN görüşmesi
H. Ümit Sayın ve Özel Harp Dairesi’nde görevli Üsteğmen Zafer Yener arasında geçen, öncesi ve sonrası dava dosyasına konulmayan görüşme aynen şöyledir:
…
H. Ü. Sayın: Şimdi Mehmet Soykan aradı. Bu Ermenilere karşı mücadele verip Hrant Dink’i mahkemeye veren. Biliyorsun bizim çocuklar da mesajlar yolladı.
Z. Yener: Evet biliyorum.
H. Ü. Sayın: Ona destek telefonları yağıyormuş üç gündür, yurtdışı ve yurtiçinden yaklaşık 10 kişi aramış nasıl destek olabiliriz diye, yani çok başarılı olduk, 28 ayrı ulusalcı gruba da yolladık aynı şekilde.
…
Burada bahsedilen internet mesajı avukat Fethiye Çetin’in araştırmaları sonucu ortaya çıkmıştır. 16 Haziran 2005 tarihli mesaj Hrant Dink’e ve onun lehine rapor veren mahkeme bilirkişilerine hakaretlerle doludur.
16 Temmuz 2005 tarihli MSN görüşmesi
H. Ümit Sayın ve Özel Harp Dairesi’nde görevli Binbaşı Oğan Türkmen arasında geçen görüşmenin yine büyük bir bölümü sansürlenerek dava dosyasına konmuştur.
Görüşmedeki “...Ermenilerin Türklere hakareti ile ilgili internete verdiğimiz mesaja çok yanıt geldi herkes Mehmet beyi aramış.” cümlesi tekrar dikkat çekmektedir..
Bu görüşmede ayrıca Ümit Sayın, Levent Temiz ve https://t.co/B9YvQJXcqV’un sahibi Behiç Gürcihan’ın 16 Temmuz’da buluşacakları anlaşılır.
18 Temmuz 2005 tarihli MSN görüşmesi
Ümit Sayın ile adli tıp uzmanı meslektaşı Sevil Atasoy arasında geçen görüşmede bağlamı gizlenmiş şu cümle dikkat çekicidir.
…
H. Ü. Sayın: Hrant Dink bizim savaştığımız adam, o yazıyı bana yollayın. Grup izindeymiş önümüzdeki hafta devrederler.
…
Tarih: 8 Temmuz 2005 Cuma
“Türklüğe Hakaret” Davasında Kerinçsizler sahnede
Hrant Dink’e karşı açılan “Türklüğe Hakaret” davasının dördüncü celsesinde müdahillik talepleri artar, avukat Kemal Kerinçsiz de katılanlar arasındadır. Savcı "Müştekilerin Türk vatandaşı olmaları ve açılan davanın da Türklüğe hakaret olması sebebiyle müdahil olarak kabullerine karar verilsin” der. Hakim yeni şikayetçilerin de müdahil olarak davaya katılmalarına karar verir.
Savcı esas hakkındaki mütalaasını verirken Dink’in cümlelerini de çarpıtırarak aktarır:
“... Sanık Türklüğü kanserojen tümör, zehirli kan, soykırımcı gibi (ifadelerle)... suçu sabit olduğundan cezalandırılsın”
O esnada Trabzon’da
Tarih: 7 Temmuz 2005
Hrant Dink aleyhine Şanlıurfa’da açılan davanın duruşması görülür
Hrant Dink'in Aralık 2002’de Şanlıurfa MazlumDer'in düzenlediği bir panelde yaptığı konuşma nedeniyle açılan davanın duruşması görülür. Dink Şeyhmus Ülek'le birlikte yargılanmaktadır. Duruşmada panelin konuşma bantlarının çözülmesi için TRT'ye gönderilmesine karar verilir.
Tarih: 11 Temmuz 2005
Santa Maria Kilisesi rahibi Andrea Silvio Santoro, kente ziyarete gelen iki Hristiyanı tedirginlikle karşılar ve Trabzon’da dikkatli olmaları gerektiği konusunda uyarır.
Tarih: 30 Haziran 2005 Perşembe
Orhan Pamuk’a 301’den dava
Orhan Pamuk’un bir röportajda söylediği “bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü” sözleri üzerine başlatılan hedef gösterme süreci de davaya dönüşür.
Orhan Pamuk yeni TCK’nın 301. maddesinde yer alan “Türklüğü alenen aşağılama” suçundan 6 ay ile 3 yıl arasında hapis istemiyle Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanacaktır.
O esnada
1 Haziran 2005
Yeni Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girer.
3 Haziran 2005
Aralarında Kemal Kerinçsiz’in ve Büyük Birlik Partililerin bulunduğu bir grup, Fener Rum Patrikhanesi önünde eylem yapar, Patrikhane önüne siyah çelenk bırakır.
16 Haziran 2005
İnternette, Hrant Dink’in yargılandığı davada Hrant Dink lehine görüş bildiren bilirkişilere hakaretler içeren, mahkemeye çağrı yapan bir metin dolaşıma sokulur.
27 Haziran 2005
Yasin Hayal, İstanbul Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi’nde gözetim altına alınır. 1 Temmuz’da taburcu edilerek Bayrampaşa Cezaevi’ne döner.
Tarih: 27 Mayıs 2005 Cuma
Bilirkişi raporu: “Hrant Dink hakaret etmedi”
Hrant Dink ve Agos aleyhine açılan “Türklüğe Hakaret” davasının üçüncü celsesi görülür. Duruşma öncesinde mahkemeye ulaşan bilirkişi raporuna göre Hrant Dink masumdur.
“Sanığın ifadelerinin … Türklüğü tahkir ve tezyif olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.”
Mahkeme, şikâyetçilere raporu incelemeleri için ek süre verir.
Bilirkişi raporundan alıntı
“Sanığın bütün yazıları birlikte incelendiğinde yazıya konu olan Türk ifadesi ile anlatılmak istenenin 1915 olayları sebebiyle Ermeni kimliğinde yer alan anlayış ve bakış açısı olduğudur. (...) Zehirli kan olarak ifade edilen husus, Türklük ya da Türkler değil Ermeni kimliğinde yer alan sanığın ifadesi ile hatalı anlayıştır. Tüm bu ifadeler bir arada değerlendirildiğinde, sanığın ifadelerinin 159. Maddede düzenlenen anlamda Türklüğü tahkir ve tezyif olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.”
Bilirkişi raporunun tamamı için: https://t.co/P8lOiK8xzK
O esnada:
27 Mayıs 2005
Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılması planlanan “İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri” konferansının siyasi baskılarla ertelenmesi ile ilgili AB’den açıklamalar gelir:
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in sözcüsü Krisztina Nagy, şunları söyler "Bu tür müdahaleler, Türkiye'nin AB sürecine olumlu katkı yapmıyor. Türkiye her konuyu komplekslerden arınmış ve sakin bir yaklaşımla tartışabilmeli"
AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, gerçekleşmesi halinde konferansın, "Türkiye'de düşünce ve bilim özgürlüğünün yerleşmeye başladığına önemli bir örnek" olarak algılanacağını söyler. Ertelemeyi eleştiren Lagendijk, "Bu gelişme kuşkusuz Türkiye'de sözün, düşüncenin, bilimin hâlâ özgür olmadığını, Türkiye'nin tabular ülkesi olduğu şeklinde yorumlanacak" diye konuşur ve Türkiye'nin AB üyeliği için mücadele veren çevrelerin işini zorlaştıracağını belirtir.
Tarih: 24 Mayıs 2005 Salı
“Konferans Türk milletini arkadan hançerlemek”
Ertesi gün Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılması planlanan “İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri” adlı konferans TBMM gündemine taşınır. CHP’li Şükrü Elekdağ ve AKP’li Ramazan Toprak’ın konuşmalarının ardından söz alan Adalet Bakanı Cemil Çiçek şöyle der:
“...bu Türk milletini arkadan hançerlemektir. [...]bu millete küfretme, bu milletin nüfus cüzdanını taşıyanların bu milletin aleyhine propaganda yapma, hıyanet etme dönemini artık kapatmamız lazım.”
Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in konuşmasının ilgili bölümü:
"Şimdi milletçe,devletçe, yoğun çaba içindeyken bu çabaları arkadan hançerlemek ne anlama geliyor? Şimdi siz o zaman falanca ülkenin parlamenterlerini nasıl ikna edeceksiniz? Bunlar diyecek ki siz bizi ikna etmeyin, gidin Boğaziçi Üniversitesi'nde boğaza bakarak bu yalanları söyleyenleri ikna edin. Dolayısıyla bu Türk milletini arkadan hançerlemektir. Hükümet olarak bir yetkimiz olsaydı gereğini yapardık. Keşke adalet bakanı olarak dava açma yetkisini devretmeseydim. Şimdi YÖK ne yapacak, merak ediyorum. Boğaziçi Üniversitesi ne yapacak, onu merak ediyorum. Milletimiz de merak ediyor. Bu sorumsuzluk, bu ciddiyetsizlik, bu millete küfretme, bu milletin nüfus cüzdanını taşıyanların bu milletin aleyhine propaganda yapma, hıyanet etme dönemini artık kapatmamız lazım."
Meclisteki bu konuşmalar sürerken İstanbul Başsavcılığı tarafından Boğaziçi Rektörlüğü telefonla aranarak, yapılacak konferansın tüm bildirilerinin metinleri istenir.
Cemil Çiçek’in bu konuşmasından sonra AKP milletvekili Ramazan Toprak “tüm vatanseverleri yarın Boğaziçi Üniversitesi’nin önüne çağırıyoruz” beyanatında bulunur.
Aynı akşam rektörlük, yeni durumu ve ertesi gün doğabilecek güvenlik sorunlarını göz önünde bulundurarak konferansı erteleme kararı alır.
O esnada:
Tarih: 11 Mayıs 2005 Çarşamba
McDonald’s bombalaması davasından Trabzon Bahçecik Cezaevi’nde tutuklu bulunan Yasin Hayal, akıl sağlığı ve suç işleme ehliyetinin tetkiki için Adli Tıp Kurumu’ndan randevu beklemek üzere İstanbul Bayrampaşa Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na nakledilir.
Tarih: 5 Nisan 2005 Salı
Trabzon’da linç girişimi
Trabzon’da bildiri dağıtmak isteyen TAYAD (Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği) üyelerine linç girişiminde bulunulur. Olaya yerel medyanın kışkırtıcı yayınları da çanak tutar.
Erhan Tuncel, polisin bilgisi dahilinde saldırgan grubun içerisinde olduğunu anlatır. Tuncel’e göre Hrant Dink cinayeti sanıklarından Salih Hacısalioğlu da silahlı grubun içindedir; Tuncel, linç girişimi sırasında Hacısalioğlu’nun telefonundan Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek ve başka polislerle görüştüğünü ifade eder.
5 Nisan 2005 Ankara
Ermeni aydınlar ilk kez Meclis’te
Hrant Dink ve Etyen Mahçupyan TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu'nun daveti üzerine komisyon toplantısına ilk kez katılır.
7 Nisan 2005 Trabzon
Saldırılar sonrası Trabzon Meydan Parkı’nda basın açıklaması yapmak isteyen TAYAD üyelerine ikinci linç girişimi düzenlenir.
Rize, Samsun ve Ordu başta olmak üzere Türkiye’nin farklı illerinde de benzer olaylar tetiklenir.
10 Nisan 2005 Trabzon
Saldırılar sonrası Trabzon Meydan Parkı’nda açıklama yapmak isteyen TAYAD üyeleri üçüncü kez saldırıya uğrar. Yerel Medyanın kışkırtıcılığı, polisin tavrı Türkiye’nin gündemine oturur.
10 Nisan 2005 Hürriyet
Hürriyet gazetesinde Faruk Bildirici yükselen milliyetçi dalga üzerine “Metal Fırtına Döneminde Ülkücülük” üst başlığıyla dört gün süren bir yazı dizisi kaleme alır.
Tarih: 21 Mart 2005 Pazartesi
“7 yılda 338 kişi Hıristiyanlığa geçmiş”
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun, misyonerlikle ilgili soru önergelerine verdiği yanıt basına yansır.
Bakan Aksu verdiği yanıtta, o dönem nüfusu 66 milyon olan Türkiye’de, 1997-2004 yılları arasında dinini Hıristiyan olarak değiştiren vatandaş sayısının 338 olduğunu, misyonerlik faaliyetlerinin güvenlik birimleri ve adli makamlarca takip edildiğini açıklar.
o esnada
14 Mart
Vakit Gazetesi’nde, Ali Adakoğlu’nun Hrant Dink’le yaptığı röportaj “Sözde Soykırım Meze” başlığıyla yayımlanır.
İlker Çınar Televizyonda
1993’te uzman çavuşken, sonrasında din değiştirerek Hıristiyanların arasına giren ve pastörlüğe kadar yükselen İlker Çınar, Hulki Cevizyoğlu’nun ‘Ceviz Kabuğu’ adlı televizyon programına birkaç kez katılarak misyonerlik karşıtı açıklamalarda bulunur.
21 Mart Mersin
Mersin’de Newroz kutlamaları sonrası yaşanan bayrak yakma girişimi Türkiye’nin gündemine oturur.
22 Mart
Genelkurmay, Mersin’deki bayrak yakma girişimiyle ilgili açıklama yayımlar.
22 Mart Malatya
Malatya’da müftülüğün organize ettiği misyonerlik karşıtı paneller devam etmektedir.
27 Mart Trabzon
Erhan Tuncel, Trabzon’da düzenlenen “Türk Bayrağına Yapılan Saldırıyı Kınama” yürüyüşüne 20 kişilik bir grupla katılır.
Tarih: 17 Şubat 2005 Perşembe
Malatya’da bir din adamının çığlığı
Malatya’da dini kitaplar basan Kayra Yayınevi sahibi ve Protestan topluluk lideri Gert Martinus De Lange, yerel basında giderek artan Hıristiyan karşıtı kampanyaya yazılı bir açıklamayla yanıt verir:
"Hedef gösteriliyoruz…Can güvenliğimiz kalmadı… Malatya kışkırtılıyor… Hıristiyanlar hakkındaki hiçbir haber gerçeği yansıtmıyor."
O esnada
Son günlerde misyonerlik karşıtı kampanya Türkiye genelinde ve yerelde etkisini artırmaktadır..
4 Şubat 2005
Eski Protestan başrahip İlker Çınar, Mersin’de yerel bir kanal olan Güney TV’de bir programa katılarak misyonerleri hedef gösterir.
1993 yılında jandarma uzman çavuş olduğu sonradan öğrenilen İlker Çınar, 1995 yılında Protestan gruplar arasına girmiş ve başrahipliğe kadar yükselmiş; ardından tekrar din değiştirdiğini açıklayarak misyonerlere karşı yürütülen kampanyanın önemli figürlerinden biri olmuştur.
4 Şubat 2005
Malatya’ya Bakış Gazetesi “Mahalle mahalle kilise evler” manşetiyle çıkar. Habere göre evlerde “Ermeni propagandası” yapılmaktadır. “İstihbarat kaynakları mantar gibi çoğalan kiliselerle ilgili ciddi bilgiler ediniyorlar” denen haberde “Ermenistan kaynaklı propagandaların da ayinler arasında yer aldığı” bilgisinin de istihbarat raporlarında geçtiği yazılır. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni de “Dinini kaç kuruşa değiştirdin” başlıklı haberinde Kayra Yayınevi’ni de hedefe koyar. Kayra Yayınevi ilerleyen dönemde Zirve Yayınevi adıyla faaliyetlerini sürdürecektir.
5 Şubat 2005
Malatya’da yayımlanan Yenigün Gazetesi genel yayın yönetmeni Bülent Kutlutürk "Din elden gidiyor" diyenleri eleştiren bir yazı yazar. "şu sıralar Malatya'da böyle bir yaygara olduğu kimsenin dikkatinden kaçmıyor. … Malatya'da bir dönem Aleviler'i hedef tahtasına oturtarak 'din elden gidiyor' yaygarası koparanların uzantıları bugün de Hıristiyanları bahane ederek toplumun hassas duygularıyla oynuyorlar ... bu çok tehlikeli bir oyundur ... Bu arada Malatya'daki bazı devlet görevlilerinin laiklikle bağdaşmayan açıklamaları dikkat çekiyor. Türkiye bu politikaların acısını çok çekti..."
8 Şubat 2005
Malatya’da yayımlanan Sonsöz Gazetesi, Gert Martinus De Lange ile yapılan söyleşiyi "Bu Potansiyel Var(?)" başlığıyla manşete çıkarır.
11 Şubat 2005
Köşe yazarı Raşit Kısacık Malatya’ya Bakış Gazetesi’nde "Sıra Vatikan Temsilciliğinde" başlığıyla misyonerleri hedef alan tehditkâr bir yazı yazar.
18 Şubat 2005
De Lange’ın açıklamasının ertesi günü, Malatya Sonsöz Gazetesi’nde "Kayra'nın gerçek yüzünü açıklıyoruz" başlığıyla Osman Karakaş imzalı tehdit dolu bir yazı yayımlanır: "Herkes haddini bilsin! Halkın damarına daha fazla basılmasın"
9 Şubat 2005 Çarşamba
Orhan Pamuk, Das Magazin’e röportaj verir
Bir yandan misyonerlik karşıtı kampanya hız kazanırken, diğer yandan Orhan Pamuk röportajda sarf ettiği “bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü” cümlesi nedeniyle giderek yükseltilen ulusalcı, milliyetçi dalganın ana hedeflerinden biri haline gelecektir.
Tarih: 3 Ocak 2005 Pazartesi
“Oğlumu dışarı bırakmayın!”
Yasin Hayal’in babası Bahittin Hayal, oğlunun McDonald’s bombalaması davasında tutuklu yargılandığı mahkemenin başkanına bir mektup yazar.
Mektupta oğlunun ruhsal durumundan yararlanan bazı kişilerin oğlunun beynini yıkayıp, onu yönlendirmiş olabileceğini anlatır.
Askerdeyken de sorunlar yaşadığını, eğer serbest bırakılırsa başka olaylara sebep olabileceğini söyler.
mektubun tam metni
03.01.2005
Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına
TRABZON
Dosya No: 2004-394
Sayın başkanım 24 yaşında olan oğlum Yasin HAYAL şu an tutuklu bulunmaktadır. Sizden oğlumun akli dengesinin araştırılıp muayene tedavi edilmesini istiyorum. 1999 yılında iki arkadaşı yanında kavga ediyor bıçakla, biri ölüyor, diğeri cezaevine giriyor. Bu olayı gören oğlum ruhsal boşluk içerisine düşmüştür. Zaten diğer çocuklarda da psikolojik rahatsızlık vardır. Kızım Yasemin Hayal hâlâ depresyon tedavisi görmektedir.
Oğlumun bu ruhsal durumunu gören kişiler olduğu şüphesi bende mevcuttur. Bu rahatsızlığından yararlanan bazı kişiler çocuğumun beynini yıkayıp başka şeye yöneltmiş olabilirler. Daha önce de birtakım kavgalara adı karışmıştır.
Askerde de sinirlenerek üstlerine karşı gelip disiplin cezası çekmiştir.
Kendisini okutmak istememe rağmen okumamıştır. Maddi durumum zayıf olduğu için kendisini tedavi ettiremedim, bunun altında ezilmekteyim.
Oğlum Çeçenistan’a gidip canlı bomba olmak istemiştir. Bütün karşı çıkmama rağmen gizlice pasaport çıkarıp Azerbaycan’a kadar gitmiş oradan Çeçenistan’a geçememiştir. Beni dinlemez durumdadır.
Eğer onu dışarı bırakırsanız başka olaylara mehil vermiş olursunuz.
Uzun yıllar da olursa hastanede yatıp tedavi ettirilmesi için elinizden geleni yapmanızı rica ediyorum. Oğlumun tedavisi için yardım ve hassasiyetinizi bekliyorum. Saygılar sunarım.
Bahittin HAYAL
o esnada
2 Ocak 2005 Rahşan Ecevit: “AB’ye gireceğiz diye din elden gidiyor”
Rahşan Ecevit’in AB uyum sürecini eleştirdiği, misyonerlik karşıtı söylemlere destek verdiği açıklaması, tüm medyada gündem olur.
6 Ocak 2005
Vatansever Güç Birliği Hareketi Derneği kurulur
12 Ocak 2005
İHD açıklaması “Hıristiyanlara karşı nefret körükleniyor”
"Tek merkezden düzenlendiği belli olan saldırı kampanyası Hıristiyan vatandaşlarımızı üzüyor. Saldırı kampanyaları ırkçı şoven kesimleri harekete geçiriyor. Yetkilileri bu nefret kampanyasına önlem almaya çağırıyoruz." (Radikal)
Tarih: 14 Aralık 2004 Salı
“Türklüğe Hakaret” davasının 2. celsesinde Av. Fethiye Çetin’e saldırı
Duruşmada, yeni şikâyetçilerin müdahillik talepleri kabul edilir ve Hrant Dink’in davaya konu olan yazı dizisinde suç unsuru bulunup bulunmadığının belirlenmesi için bilirkişi atanmasına karar verilir.
Duruşma salonunun çıkışında bir grup saldırgan adliye koridorunda Hrant Dink’in avukatı Fethiye Çetin’e fiziksel saldırı ve sözlü tacizde bulunur. Fethiye Çetin baro odasına sığınmak zorunda kalır; adliyeden ancak polis eşliğinde çıkabilir.
Sloganlar: “Kahrolsun Ermeniler, Allahsız Ermeniler, ya sev ya terk et, defolun gidin ülkemizden!”
O esnada ulusal medyada:
17 Aralık 2004 tarihinde AB zirvesinde Türkiye ile tam üyelik müzakerelerine başlama kararı alınır.
Tarih: 21 Kasım 2004 Pazar
Erhan Tuncel’in Muhbir olarak polislerle ilk resmi görüşmesi
Erhan Tuncel, ‘Deneme Safhasındaki Yardımcı İstihbarat Elemanı’ olarak Trabzon Emniyeti İstihbarat Şube görevlileri ile resmi olarak kayda geçen ilk buluşmasını gerçekleştirir.
Buluşma sonrası düzenlenen raporda Yasin Hayal’in, McDonald’s eyleminden sonra saklandığı ev, eylemi yapacağını bilen kişiler, Azerbaycan seyahati, Çeçen bağlantıları ve bir genci yetiştirmeye çalıştığı yer almasına rağmen McDonald’s soruşturması derinleştirilmez.
Yasin Hayal’in eylemi bilen ve saklayan arkadaşları
Rapora göre Erhan Tuncel görüşmede, Yasin Hayal'in McDonald’s eyleminden sonra Trabzon'da saklandığı evden ve eylemi yapacağını bilen kişilerden isimleriyle bahseder. Tuncel, bu kişilerin duruşmalar sırasında adliye önünde eylem yapmayı planladıklarını ama kendisinin polislerin talebi doğrultusunda onları bu fikrinden vazgeçirdiğini söyler.
Rapora göre Erhan Tuncel, Yasin Hayal’in kendisinin de arkadaşı olduğunu, dini duyguları ağır basan biri olarak tanıdığını ama McDonald's eylemini yapacağını düşünmediğini belirtmiştir.
Yasin Hayal’in Azerbaycan seyahati
Rapora göre Erhan Tuncel, Yasin Hayal'in Çeçenistan’a gitme arzusundan, Azerbaycan'da tanıştığı bir Çeçen mücahitten ve planlarından bahsetmiş; Trabzon’da bir kişinin de adını vererek Çeçenistan’a gitmek konusunda Yasin Hayal’e yardım ettiğini söylemiştir.
Yasin Hayal bir genci yetiştirmeye çalışıyor
Erhan Tuncel aynı görüşmede Yasin Hayal'in Halil... adında bir genci yetiştirmeye çalıştığından da bahseder.
“Yasin Hayal’in radikal bir dini oluşum içerisinde olduğu değerlendirilmekte”
Polisler, Erhan Tuncel’le görüşmelerinden sonra hazırladıkları raporun “değerlendirme” kısmında: “Yasin Hayal'in ifadelerinde McDonald’s eylemini münferit bir eylem gibi göstermek istemesine rağmen, YİE'nin vermiş olduğu bilgiler ve olayla ilgili olarak yapılan diğer tespitlerde, şahsın radikal bir dini oluşum içerisinde olduğu değerlendirilmekte” şeklinde not düşer.
İstihbaratçıların suça karışmış biriyle görüşerek oluşturdukları bu tespitlere rağmen olay soruşturma ve yargı aşamasında münferit bir vaka olarak görülür, birçok somut şüphe ve delile rağmen McDonald’s soruşturması derinleştirilmez.
Tarih: 1 Kasım 2004 Pazartesi
İbrahim Kaboğlu’na saldırı
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun (BHDK) hazırladığı İnsan Hakları Raporu’nun sunumu sırasında, Kurul üyelerinden Kamu-Sen genel sekreteri Fahrettin Yokuş, TV kameralarının önünde raporu BHDK Başkanı İbrahim Kaboğlu’nun elinden alarak yırtar.
Azınlık haklarını ele alan raporu hazırlayan Agos yazarlarından Baskın Oran’ın da Kaboğlu ile birlikte hedef alındığı bir kampanya başlar.
“TC ile kavgalı iki kişi”
Ertesi gün, 2 Kasım’da Fahrettin Yokuş basın toplantısı yapar ve “Rapor’u on bin, yüz bin defa karşımıza çıksa, yine yırtacağız. … Hükümet, Kurul’a üniversiteden atılmış Türkiye Cumhuriyeti ile kavgalı iki kişiyi kasten getirmiştir” der.
Kastedilen iki kişi Prof. İbrahim Kaboğlu ve Prof. Baskın Oran’dır.
Salondaki bir dinleyici “Bizim sesimizi duymazlarsa, kurşunun sesini duyarlar” diye bağırır.
“Entel Fitne”
Tarih 16 Kasım 2004
Dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek, katıldığı bir televizyon programında raporu “entel fitne” olarak tanımlar.
Öncesinde neler olmuştu?
BİHDK’nın 22 Ekim’deki son toplantısı da yine TV kameralarının önünde Toplumsal Düşünce Derneği Başkanı Fethi Bolayır tarafından basılmış; Rapor hafta boyunca medyada ve TBMM’de de farklı konuşmalarda hedef alınmıştı.
“Azınlık arayanlar analarına, babalarının kim olduğunu bir kez daha sormalıdırlar. Ey Türk titre ve özüne dön. Ne mutlu Türk’üm diyene” AKP Malatya milletvekili Süleyman Sarıbaş (Hürriyet, 27.10.2004)
“Vatan pahasına bu hareket yapılmaz. Toprağın bedeli kandır. Gerekirse o kan dökülür. Raporun adını bile edenlerin başına bela oluruz” Kamu-Sen genel başkanı Bircan Akyıldız (Birgün, 27.10.2004)
Tarih: 24 Ekim 2004 Pazar
Trabzon’da bomba
Bomba ihbarı nedeniyle aranmakta olan Yasin Hayal tarafından Trabzon’da bulunan McDonald’s şubesine patlayıcı madde atılır. 6 kişi yaralanır, işyerinde ve araçlarda hasar oluşur.
Eylemde Erhan Tuncel de gözcülük yapmaktadır. Erhan Tuncel, bombayı Trabzon Emniyet İstihbarat elemanı olduğunu sonradan öğrendiği M.G. ve Yasin Hayal’le birlikte hazırladıklarını da yıllar sonra anlatacaktır.
Erhan Tuncel’in fotoğrafı poliste
Olay yerinden kaçan Yasin Hayal’in ismine ilk 24 saat içinde ulaşılır. Gerçekleştireceği eylemden birçok kişiye bahsetmiştir. 26 Ekim’de Yasin Hayal’in kaldığı aile evinde arama yapılır. Anne ve babası karakola götürülür. Yasin Hayal’in annesine Erhan Tuncel’in resmi gösterilir ve tanıyıp tanımadığı sorulur.
“Bayrak yere düştü”
Tarih: 26 Ekim 2004
Yasin Hayal’in babası Bahattin Hayal’in ifadesine göre Trabzon Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürü Yahya Öztürk kendisine şunu söyler; “Bu bayrak yere düşmüştür, Yasin ve Yasin gibiler bu bayrağı yerden kaldıracak, ülkenin Yasin gibilere ihtiyacı var”. Telefonundan BBP genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu gösterir ve ekler; “Biz Yasin’e öyle bir rapor düzenleriz ki Yasin az bir cezayla cezaevinden çıkar”
Erhan Tuncel’in ifadesi alınır
Tarih: 27 Ekim 2004
Erhan Tuncel’in evinde kalabileceği bilgisinin Yasin Hayal’in ailesinden alınmasının ardından 27 Ekim’de Erhan Tuncel’in E. F. ve S. Y. ile kaldıkları evde arama yapılır ve karakolda ifadeleri alınır. Yasin’in bir süre önce Azerbaycan’a gittiğini, buradan Dağıstan’a gitmek istediğini ama gidemediğini anlatır.
Kanlı Pantolon
Tarih: 28 Ekim 2004
Erhan Tuncel ifade verdikten bir gün sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi Hüseyin Tan vasıtasıyla Trabzon polisi ile irtibatlı öğrenci E. A. ve Erhan Tuncel bir araya gelir. E.A., polisin Erhan Tuncel’in McDonald’s eylemindeki rolünü bildiğini, Yasin’in nerede olduğunu söylediği takdirde kurtulacağını söyler.
Trabzon Emniyeti İstihbarat Şubesi’nde görevli polisler Erhan Tuncel’le aynı gün irtibat kurar ve Yasin Hayal’in olaydan sonra saklanabileceği evlere bakılması söylenir. Erhan Tuncel bir öğrenci evinden bulduğu Yasin Hayal’e ait kanlı pantolonu polise teslim eder. Polis ne pantolonu delil olarak dosyaya iletir ne de bulunduğu evle ilgili soruşturmayı genişletir.
Başka bir muhbir
Tarih: 29 Ekim 2004
Bir dönem Trabzon Emniyeti’ne çalışmış, Yasin Hayal çevresine yakın olan ve o sırada İstanbul’da bulunan bir muhbir, Yasin Hayal’in İstanbul’a geldiğini ve bulunduğu adresi bildirir. Bunun üzerine İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi görevlileri adresi izlemeye alırlar.
Yasin Hayal İstanbul’da yakalanır
Tarih: 30 Ekim 2004
Sabahın erken saatlerinde Yasin Hayal’in saklandığı ev istihbarat görevlileri tarafından izlenmekteyken, TEM eve baskın düzenler ve Yasin Hayal yakalanır. Saklandığı evde Hüseyin Özçiçek’in yastığı altında silah,ceketinin cebinde farklı bankalara ait boş çekler bulunur. Trabzon’daki yetkililer yakalandığı evde bulunan kişiler ve delillerle ilgilenmez. Yalnızca Yasin Hayal’i ister.
Aynı gün Trabzon TEM Şube Müdürü Yahya Öztürk Komiser, Adem Sağlam ile birlikte Yasin Hayal’i teslim almaya İstanbul’a gider.
Tarih: 6 Ekim 2004 Çarşamba
Şişli’de ilk duruşma
AB uyum süreci gündemdeyken, Hrant Dink ve Agos yetkilileri hakkında Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Türklüğe Hakaret” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması görülür.
Şikayetçi “Türk” olduğu için “suçtan zarar gören” sayılır.
Şikayetçi Mehmet Soykan’ın suçtan zarar gören sıfatıyla davaya müdahil olma talebi kabul edilir.
Suç “Türklüğe hakaret” olduğu için tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının “suçtan zarar gören” sıfatıyla müdahil olabileceği anlamına gelen bu karar, aynı zamanda hâkimin de suçtan zarar gören sıfatı bulunması anlamına da gelecektir. Bu karar, hukukçular tarafından yıllar sonra çok tartışılacaktır.
O esnada Trabzon’da
Yasin Hayal, havalimanına bomba ihbarı nedeniyle hâlâ aranmaktayken 3 Ekim 2004’te oynanan Beşiktaş-Trabzonspor maçı sırasında Pelitli’de bir inşaatta iki kez patlayıcı testi yapar.
Erhan Tuncel, yıllar sonra bu bomba denemelerini M.G. adlı bir şahıs ve Yasin Hayal’le birlikte yaptıklarını anlatacaktır.
O esnada mecliste
159 olur 301
Yeni Türk Ceza Kanunu 26 Eylül’de kabul edilmiştir. 159. madde yeni kanunda 301. madde olarak yer alır. Adalet Bakanlığı izin şartı da bu düzenlemeyle kaldırılır.
O esnada ulusal medyada
Hrant Dink yine hedeftedir. Hrant Dink’in Avrupa Birliği uyum sürecini desteklemesi bazı çevrelerin öfkelerini daha da üzerine çeker.
“Tayyip’ten cesaret alıyorlar” – Yeniçağ
“Ermeniye bak” – Yeniçağ
Hrant Dink’ten bir yazı
“Kertenkele Abdullah” Birgün
Tarih: 16 Ağustos 2004 Pazartesi
Trabzon Havalimanı’na bomba ihbarı
Yasin Hayal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın uçağının Trabzon Havalimanı’na ineceği saatlerde, arkadaşı S.E. ile birlikte 156 Jandarma İmdat hattını arayarak havalimanında bomba olduğu ihbarını yapar.
Ertesi gün S.E.’yi yakalayan güvenlik görevlileri Yasin Hayal’in ismine ulaşır. Yasin Hayal firardadır.
Jandarma görevlileri Yasin Hayal’in arandığını sisteme işlemez. Yasin Hayal, bu sayede yakalanmadan yurt dışına çıkabilecek ve ertesi hafta tekrar ülkeye dönebilecektir.
Yasin Hayal Firarda!
Bomba ihbarından 40 gün önce (7 Temmuz’da) A.E.H isimli şahsı darp ettiği de kayıtlara geçen Yasin Hayal’in firarda olduğu dönemde yaptıkları:
17 Ağustos 2004 - Yasin Hayal’in Rusya vizesi başlangıç tarihi
18 Ağustos 2004 - Yasin Hayal firarda olduğu sırada, kendi adına kayıtlı pasaportuyla Sarp Hudut Kapısı'ndan Gürcistan’a gider.
19 Ağustos 2004 - Yasin Hayal Gürcistan’dan Azerbaycan’a geçer.
27 Ağustos 2004 - Yasin Hayal aranmaktayken elini kolunu sallayarak Sarp Hudut Kapısı’ndan ülkeye girer.
Tarih: 16 Nisan 2004 Cuma
Hrant Dink’e “Türklüğe hakaret”ten dava açılır
Adalet Bakanlığı’ndan gelen izin üzerine Şişli Basın Savcısı Turgay Evsen tarafından iddianame hazırlanır. Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde Hrant Dink ve Karin Karakaşlı hakkında “Türklüğü Neşren Tahkir ve Tezyif Etmek” suçlamasıyla dava açılır.
“Misyonerlik” yine gündemdedir.
7 Nisan 2004’te TBMM’de 21 milletvekili tarafından “misyonerlik faaliyetleri” ile ilgili araştırma önergesi verildi. Ulusal medyada da “misyonerlik” konusu sürekli gündeme taşınıyordu.
O esnada Malatya’da...
13 Nisan 2004 Salı günü Malatya Müftülüğü tarafından “Sevgi ve Barış Dini İslam ve Misyonerlik” isimli bir panel yapılmaktadır. Yıllar sonra “Zirve Yayınevi Katliamı” davasında da adı gündeme gelecek olan akademisyen Ruhi Abat konuşmacılar arasındadır.
21 Nisan 2004 Çarşamba günü Malatya Müftülüğü tarafından “İslam Dini, Misyonerlik ve Yıkıcı Faaliyetler” başlıklı başka bir konferans daha yapılmaktadır. Bu konferansta da konuşmacılar arasında yine akademisyen Ruhi Abat yer almaktadır.
Tarih: 30 Mart 2004 Salı
Adalet Bakanlığı soruşturmaya izin verir
Dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e vekâleten müsteşar Fahri Kasırga’nın imzası ile Hrant Dink ve Karin Karakaşlı hakkında soruşturma açılmasına “OLUR” verilir. Metinde kanaat belirtmekten de geri durulmaz:
“… şeklinde ifadelere yer verilmek suretiyle Türklüğü neşren tahkir ve tezyif ettikleri, kanaatine varılmıştır.”
Yıllar sonra Ergenekon soruşturmaları sırasında Kasırga'nın adı, Veli Küçük ile yaptığı samimi telefon görüşmeleri nedeniyle yeniden gündeme gelecektir.
Tarih: 26 Mart 2004 Cuma
Yasin Hayal polis kamerasında
Trabzon'da "Şeyh Ahmet Yasin Gıyabi Cenaze Namazı" eyleminde kalabalığa slogan attıran Yasin Hayal, polis kamerasına takılır.
Yasin Hayal kimdir?
1981 doğumlu Yasin Hayal, kendi ifadesiyle 1993 yılından beri Alperen Ocakları mensubudur
Yine kendi ifadesiyle 1998 yılında “Adıyaman Menzil” grubuyla birlikteliği olur
Mayıs 2001’de bir kavgaya karıştıktan hemen sonra askere gider
Ekim 2001’de askeri hastanede psikolojik durumu incelenir, birliğine sevke uygun görülür
Mart 2002’de askerden Trabzon’a izne gelir ve Santa Maria Katolik Kilisesi rahibine saldırmaya gider. Rahibi o esnada bulamasa da orada bulunan Hıristiyanlardan birini hastanelik eder. Bu olayla arkadaş çevresinde “papazı komalık eden adam” olarak nam salar. BBP’ye bağlı Alperen Ocakları il başkanı Erhan Tuncel’le bu tarihlerde tanışır.
Kasım 2002’de askerden memleketi Trabzon’a döner
Aralık 2003’te S.K. adlı kişiyi darp eder
Ocak 2004’te 156 Jandarma İmdat Hattı’na iki kişiyi silahla tehdit ettiği şeklinde ihbar gelir. Olay yerine giden jandarma kavga sırasında silah çekme olayının yaşanmadığını rapor eder
Yine Ocak ayında iki arkadaşı ile birlikte A.A. isimli şahsı darp eder
Trabzon Santa Maria Kilisesi yine gündemde
tarih: 23 Mart 2004 Salı
Trabzon merkezli ulusal gazete Yeni Mesaj’daki yazısında Muharrem Bayraktar şöyle der:
“Trabzon’da bulunan Santa Maria Kilisesi’nden zaman zaman sütunumuzda bahsederiz. Zira bu kilise Türkiye’deki misyonerlik faaliyetleri arasında çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle AKP’li Belediye Başkanı Asım Aykan’ın kiliseyi onarmasından sonra, kilisenin faaliyetleri “bütün Trabzon’u kuşatan” bir boyuta taşındı."