Ey AK Partili insanlar. Ey AK Partiye gönül veren insanlar. Ey AK Parti için 7/24 emek veren insanlar, gelin bu işe bir çare bulalım.
Bu videoda konuşan kişi bir mülakat mağduru öğretmen. Onun maruz kaldığı psikolojik şiddette, haysiyet cellatlıklarına sizin anneniz, ablanız, kız kardeşiniz maruz kalabilirdi. Bu öğretmenin tek bir suçu var hakkını aramak. 4 Kasım 2024’ten başlattığı hak arayışından dolayı sözlerinden gram şüphe duymadığınız yandaş medya tarafından terör örgütü üyesi ilan edildi. Troller tarafından saldıraya uğradı. Onun hak arayışının önünü kesmek, onu sizlere düşman göstermek ellerinden geleni yaptılar. Ama kapalı kapılar ardında devletin bakanı bizzat kendisiyle görüştü. Şimdi soruyorum size devletin bakanının dahi görüştüğü bir insanı ne diye terörist ilan ettiler ? Ne diye onu sizlere kırdırmaya çalıştılar ?
Ben diyeyim size neden diye ? Ellerine yüzlerine bulaştırdıkları hak gaspına kılıf uydurmak. Beceriksizliklerinin üstünü yalanlarla dolanlarla kapatmak için.
Şimdi soruyorum size; kul hakkı yemekten daha ağır bir suç olabilir mi ? Bir insanın ekmeğini çalmak, onurunu, haysiyetini beceriksizliklerine meze yapmak kadar alçakça bir şey olabilir mi ?
Ey devlet idaresinden bulunan zat-ı muhteremler, sizin evladınıza bu yapılsa kabul eder miydiniz ? Niyetiniz bu insanların haklarını gasp edip peşinden hakaretler ve iftiralarda bulunanlarla aynı yolda yürümek mi ? Yazıklar olsun sizin insanlığınıza !
Hem bu dünyada hem de mahkeme-i kübrâ da davacı olacağız sizden !
@AvOzlemZengin@abdulhamitgul@akbasogluemin@leylasahinusta@Yusuf__Tekin@cftcblnt
Yüzbinlerce öğretmen yıllardır atama bekliyor. Buna rağmen öğretmen açığı bulunan okullarda eğitim aksıyor, genç öğretmenler ise belirsizliğe mahkûm ediliyor.
KPSS puanlarıyla atanma hakkı elde eden birçok öğretmen, objektif ve şeffaf olacağı söylenen mülakat sistemi nedeniyle mağdur edildi. İller arasında ortaya çıkan büyük puan farklılıkları, elenme oranlarındaki uçurumlar ve değerlendirme süreçlerindeki tutarsızlıklar kamuoyunun vicdanını yaralamıştır.
Mülakatlarda takdir yetkisinin olmayacağı söylenirken, farklı komisyonların farklı uygulamalar yapması; itirazların ise çoğu zaman “maddi hata yoktur” denilerek geçiştirilmesi, adalet duygusunu zedelemektedir.
Eğitim sisteminin ihtiyacı kayırmacılık değil liyakattir. Öğretmenlerin emeğini, alın terini ve geleceğini belirsizliğe sürükleyen uygulamalardan vazgeçilmeli; atanmayan öğretmenlerin sorunlarına kalıcı ve adil çözümler üretilmelidir.
Eğitimin geleceği, öğretmenlerin hakkını teslim etmekten geçer.
Atama hakları için 2 yıldır mücadele eden mülakat mağduru öğretmenler, ANKA’ya konuştu:
• Bizler sizin oyuncağınız mıyız? 2 yıldır bizi oyalıyorsunuz.
• Patronların insafına bırakılan çalışma koşulları altındayız. Taban maaş ve güvenceli çalışma talep ediyoruz.
• Özel sektör öğretmenleri, işten atılma tehdidi altında güvencesiz şekilde çalıştırılıyor.
• Verilen sözler tutulmadı, bu yüzden 1 Haziran’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplanacağız.
📌Meclis'e sunulan kanun teklifine dikkat çeken mülakat mağduru öğretmen, AKP'li Güler'e tepki gösterdi:
'AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, 'Eğer size bu hakkınızı verirsek diğer mağdurlar da hak ister. O yüzden bu kanun teklifi geçmeyecek' diye bizlere söyledi. Peki biz şimdi buradan sormak istiyoruz: Bizler sizin oyuncağınız mıyız?'
https://t.co/5AnHVvOmmg
“And olsun ki ülkemizin güzel çocuklarına kavuşana kadar mücadeleden geri durmayacağız”
Yaklaşık 2 yıla yakın süredir sürdürdüğümüz mülakat mücadelemiz boyunca; iftiralara, karamalara ve illegal yakıştırmalara maruz kaldığımız günlerde dökülmüştü bu sözler ağzımızdan.
İşte bu irade nedeniyledir ki yasaklara rağmen bir an bile geri adım atmadık. Hemen her platformda belgelerle, mahkemelerden gelen resmi tutanaklarla haklılığımızı haykırmaya devam ettik. Bel altı vuruşlarla bizi sindirmeye çalışanlara rağmen haklılığımızı daha güçlü bir şekilde haykırdık.
Bugün geldiğimiz noktada mülakat mağduru öğretmenlerin haklılığı eğitim camiasından sendikalara, muhalefet partilerinden iktidar temsilcilerine kadar tüm kamuoyunca teslim edilmiştir. Nitekim Sn. Devlet Bahçeli mülakat mağduru ğretmenlerin mağduriyetinin giderilmesi çağrısında bulunmuş, MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç mağduriyetimizin çözümüne ilişkin bir kanun teklifi vermiş, Sn. Bakan Yusuf Tekin ise 30 dakikada öğretmen seçilemeyeceğini itiraf etmiştir ancak tüm bunlara rağmen Sn. Filiz Kılıç��ın mülakat mağduriyetinin çözümüne ilişkin vermiş olduğu kanun teklifi halen bekletilmektedir. İktidar temsilcileri bu mağduriyetin çözümü konusunda bir irade göstermemektedir.
İşte bu nedenle buradan tüm kamuoyuna bildiriyoruz:
Mülakat mağduru öğretmenlerin mağduriyeti giderilene, ülkemizin güzel çocuklarına kavuşana kadar dün olduğu gibi bugünde mücadelemizden bir an bile geri durmayacağız
Bu doğrultuda ilk olarak Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile birlikte; hem özel sektörde düşük ücretlere güvencesiz bir şekilde çalıştırılan eğitim emekçilerinin hem de mülakat mağduru öğretmenlerin haklı taleplerini dile getirmek ve verilen sözleri hatırlatmak için 1 Haziran'da Milli Eğitime Bakanlığı önünde olacağız.
@ogretmensendika
@tcmeb
📌Hazreti Ali şöyle diyor: İnsanlara merhametle yaklaş. Adaleti önce en yakından başlayarak koru. Yakınlarına karşı da hakkaniyetten ayrılma. İstişareyi terk etme. Görev vereceğin kişide ehliyet ve ahlak ara. Halktan uzaklaşma, öfkeni dizginle.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@farukyelkenci
Mülakatla emeğimin gasp edilmesinin üzerinden 1 seneden fazla geçmiş, ama hala içim acıyor. Hakkımı yemeselerdi şuan bambaşka bir hayatım olabilirdi diyip diyip duruyorum. Galiba bu iç acısı hiç geçmeyecek
***Pazartesi'den Pazartesi'ye***
▪︎▪︎▪︎KATMERLİ MAĞDURİYET, MÜLAKAT!▪︎▪︎▪︎
Sınava girdiler, kontenjan içindeydiler, mülakat sonrası atanamadılar, yerlerine daha düşük puanlı adaylar atandı, mağdur oldular. Yollara düştüler, hep beraber “çözülecek” dedik, aylardır çalmadığımız kapı, başvurmadığımız merci kalmadı, şimdi bildiğimiz bütün çözümler tükendi! Yeni sınava da çalışamadılar ve mağduriyet katmerlendi.
Peki, neden böyle oldu? Öğretmen alımında 2002 yılında KPSS, 2013 yılında ilave alan sınavları, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası, 2016 yılından itibaren ise güvenlik kaygısı ile mülakatlar gündeme gelmişti. Gerekçe güvenlik olunca mülakatlarda amaç daha iyi öğretmen seçmek değil örgüt üyesi adayları atamamak olmuştu.
Bu yöntem çok sağlıklı olmasa da karşılık bulmuştu. Önceleri komisyonlara artı-eksi beş, daha sonra üç puan yetkisi verildi. Bu uygulama da tepki alınca, elenenlerin mahkemeye başvurduğu, puanlardaki ondalık kısmın otomatik yuvarlama yapıldığı uygulamaya geçildi.
Akademi öncesi, 2023 KPSS puanı ve mülakatla son atama yapılacakken bir anda; “mülakatı, mülakat gibi yapacağız.” aşamasına geçildi. Hiç gereği yoktu, zaten akademi tartışmaları başlamıştı. Adayların isimleri ile değil son anda verilecek kodla gireceği, sınav puanını komisyonun görmeyeceği, bir ders saati sürecek, örnek ders anlatımının yapılacağı, puanın hemen öğrenileceği vs. bir sistem çalışıldı.
Sistem çalışıldı ancak yerleşik bir uygulama vardı. Komisyonlar özenli kurulamadı, uygulayıcılar eğitime alınamadı, yeni sistem çalışılamadı. Uygulama kâğıtta yazıldığı gibi olmadı, komisyonlar adayın puanını gördü, süre bir ders saati olmadı. Önceden prensip kararı alıp, eski alışkanlıkla sınav puanını mülakat puanı olarak veren komisyonlar olduğu gibi, tamamen özgün puanlayan komisyonlar da oldu. Sonuçta iller, hatta aynı ildeki komisyonların puanları arasında uçurumlar oluştu.
Sınav puanı ve yerleşik yuvarlama yöntemi uygulanmış olsaydı atamaya hak kazanacak adayın, hayatının kalan kısmını üzerine bina edeceği mülakatta, verdiği beş puan türünü doğru toplayıp yazamayan komisyonlar bile gördük mahkeme evraklarında. Karalamalar da cabası.
Adaylar, aileleri, sendikalar, mahkemeler, siyasetçiler, gazeteciler. Eylemler, isyanlar, ağlamalar, mahkeme salonları. Herkes bir yerinden tutuyor ancak, adayların en son sığındığı, adaletine güvenmek istediği ve Türk milleti adına karar veren mahkemelerin, bu kadar ayan beyan ortada olan adaletsizliği nasıl görmediklerini anlayabilmiş değiliz. Sadece maddi hata ve karalama ile ilgili denetim yapan mahkemenin yaptığını, iki muhakkik okul müdürü de yapabilirdi.
Samimiyetle çırpındık, çözüm için çabaladık. Ek kontenjan verilsin dedik olmadı. İdari mahkeme dedik, üst mahkeme dedik, emsal karardan torba yasada istisna bir maddeye kadar zorladık. Muhalefet şovunu yaptı, bazı vekiller umut verdi, şimdi aldığımız son bilgi bizi suçlama aşamasına geçmişler.
Bu problem çözülmelidir. Bu hak teslim edilmelidir. Bu adaletsiz uygulama böyle unutturulamaz. Ben hala aradan aylar, yıllar geçse de bir gün bu hak teslim edilecek diye düşünüyorum. Bu yazıyı da bu inançla yazıyorum. Bir isyanı dile getirmek adına yazıyorum.
Bir hak teslim edilecekse, bir yanlış düzelecekse, bir adaletsizlik ortadan kaldırılacaksa; partiyi, sendikayı, siyaseti, bitmez tükenmez hesapları bir kenara bırakın ve bir çözüm bulun.
Danıştay’daki bir hâkim çıksın ve bir karar yazsın: “Bu mülakatlar şeklen hukuka uygun gibi görünse de uygulaması ve sonuçları itibari ile hukuka uygun değildir. Sınav puanına göre kontenjana dahil olduğu halde elenen adayların mülakatları yeniden yapılsın.” Desin.
Desin ve başından beri bu problemi çözmek için bizimle ve mağdur adaylarla sağlıklı diyalog kuran Personel Genel Müdürü Bülent Çiftçi atamaları hızlıca yapsın. Gelin bu ağır yükü bu gençlerimizin omuzlarından alalım ve hayatları boyunca bu duygu ile yaşamalarına seyirci kalmayalım.
++++
***Pazartesi'den Pazartesi'ye***
▪︎▪︎▪︎KATMERLİ MAĞDURİYET, MÜLAKAT!▪︎▪︎▪︎
Sınava girdiler, kontenjan içindeydiler, mülakat sonrası atanamadılar, yerlerine daha düşük puanlı adaylar atandı, mağdur oldular. Yollara düştüler, hep beraber “çözülecek” dedik, aylardır çalmadığımız kapı, başvurmadığımız merci kalmadı, şimdi bildiğimiz bütün çözümler tükendi! Yeni sınava da çalışamadılar ve mağduriyet katmerlendi.
Peki, neden böyle oldu? Öğretmen alımında 2002 yılında KPSS, 2013 yılında ilave alan sınavları, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası, 2016 yılından itibaren ise güvenlik kaygısı ile mülakatlar gündeme gelmişti. Gerekçe güvenlik olunca mülakatlarda amaç daha iyi öğretmen seçmek değil örgüt üyesi adayları atamamak olmuştu.
Bu yöntem çok sağlıklı olmasa da karşılık bulmuştu. Önceleri komisyonlara artı-eksi beş, daha sonra üç puan yetkisi verildi. Bu uygulama da tepki alınca, elenenlerin mahkemeye başvurduğu, puanlardaki ondalık kısmın otomatik yuvarlama yapıldığı uygulamaya geçildi.
Akademi öncesi, 2023 KPSS puanı ve mülakatla son atama yapılacakken bir anda; “mülakatı, mülakat gibi yapacağız.” aşamasına geçildi. Hiç gereği yoktu, zaten akademi tartışmaları başlamıştı. Adayların isimleri ile değil son anda verilecek kodla gireceği, sınav puanını komisyonun görmeyeceği, bir ders saati sürecek, örnek ders anlatımının yapılacağı, puanın hemen öğrenileceği vs. bir sistem çalışıldı.
Sistem çalışıldı ancak yerleşik bir uygulama vardı. Komisyonlar özenli kurulamadı, uygulayıcılar eğitime alınamadı, yeni sistem çalışılamadı. Uygulama kâğıtta yazıldığı gibi olmadı, komisyonlar adayın puanını gördü, süre bir ders saati olmadı. Önceden prensip kararı alıp, eski alışkanlıkla sınav puanını mülakat puanı olarak veren komisyonlar olduğu gibi, tamamen özgün puanlayan komisyonlar da oldu. Sonuçta iller, hatta aynı ildeki komisyonların puanları arasında uçurumlar oluştu.
Sınav puanı ve yerleşik yuvarlama yöntemi uygulanmış olsaydı atamaya hak kazanacak adayın, hayatının kalan kısmını üzerine bina edeceği mülakatta, verdiği beş puan türünü doğru toplayıp yazamayan komisyonlar bile gördük mahkeme evraklarında. Karalamalar da cabası.
Adaylar, aileleri, sendikalar, mahkemeler, siyasetçiler, gazeteciler. Eylemler, isyanlar, ağlamalar, mahkeme salonları. Herkes bir yerinden tutuyor ancak, adayların en son sığındığı, adaletine güvenmek istediği ve Türk milleti adına karar veren mahkemelerin, bu kadar ayan beyan ortada olan adaletsizliği nasıl görmediklerini anlayabilmiş değiliz. Sadece maddi hata ve karalama ile ilgili denetim yapan mahkemenin yapt��ğını, iki muhakkik okul müdürü de yapabilirdi.
Samimiyetle çırpındık, çözüm için çabaladık. Ek kontenjan verilsin dedik olmadı. İdari mahkeme dedik, üst mahkeme dedik, emsal karardan torba yasada istisna bir maddeye kadar zorladık. Muhalefet şovunu yaptı, bazı vekiller umut verdi, şimdi aldığımız son bilgi bizi suçlama aşamasına geçmişler.
Bu problem çözülmelidir. Bu hak teslim edilmelidir. Bu adaletsiz uygulama böyle unutturulamaz. Ben hala aradan aylar, yıllar geçse de bir gün bu hak teslim edilecek diye düşünüyorum. Bu yazıyı da bu inançla yazıyorum. Bir isyanı dile getirmek adına yazıyorum.
Bir hak teslim edilecekse, bir yanlış düzelecekse, bir adaletsizlik ortadan kaldırılacaksa; partiyi, sendikayı, siyaseti, bitmez tükenmez hesapları bir kenara bırakın ve bir çözüm bulun.
Danıştay’daki bir hâkim çıksın ve bir karar yazsın: “Bu mülakatlar şeklen hukuka uygun gibi görünse de uygulaması ve sonuçları itibari ile hukuka uygun değildir. Sınav puanına göre kontenjana dahil olduğu halde elenen adayların mülakatları yeniden yapılsın.” Desin.
Desin ve başından beri bu problemi çözmek için bizimle ve mağdur adaylarla sağlıklı diyalog kuran Personel Genel Müdürü Bülent Çiftçi atamaları hızlıca yapsın. Gelin bu ağır yükü bu gençlerimizin omuzlarından alalım ve hayatları boyunca bu duygu ile yaşamalarına seyirci kalmayalım.
++++
Öğretmenler mağdur, sefer sayısı artmalı
Gaziantep Milli Eğitim Akademisi eğitim merkezinde eğitim gören öğretmenler toplu taşımadan dolayı mağdur.
Sefer sayısının azlığı öğretmenlerin uzun kuyruklar oluşturmasına neden oluyor.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, öğretmenlerin mağduriyetini gidermeli. Sefer sayısını artırmalı. @FatmaSahin
Yok öyle mülakatla ekmeğinden ettiğiniz öğretmenlere umut verip sonra o iş kapandı demek. Bize bizim hakkımızı vereceksiniz!
#MeclistenMülakatKanunuOnay
Mülakatla haklarını gasp ettiklere öğretmenlere umut verip sonra bu meseleyi kapattık diyorlar. Allah'tan korkuyorlar ama binlerce insanı ekmeğinden etmekten, doğmamış çocuğun hakkına girmekten çekinmiyorlar. Allah da sizi aynı acıyla sınasın
Mahkemelere sunulan belgelerle, Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla hatta Yusuf Tekin’in kabullenmesiyle apaçık gün yüzüne çıkan mülakat haksızlığı beyzadelerin alacağı tepkilere takılmış. Bu insanlar canlarını kapınızın önüne bıraktıklarında bakalım inadınızı sürdürebilecek misiniz ?
HODRİ MEYDAN !
İYİ Parti Bursa Milletvekili @YS_Turkoglu
Grup Başkanvekili Filiz Kılıç ile görüştüm. Kanun teklifini Ak partinin vermesini bekliyorlarmış. Ama daha ortada birşey yok bekliyoruz
Mülakatı organize eden, mülakatta değerlendirme yapan, mülakata şahit olan herkes mülakatların objektif olmadığını kabullenmiş ama gelgelim hak teslimi noktasına gelince siyasi hesaplaşmadan çekiniliyormuş.
Siz doğmamış bebeğin, kundaktaki bebeğin hakkını teslim edeceksiniz.
Siyasi hesaplaşmadan korktuğunuz kadar Allah’tan korkmuyor musunuz ?
@_cevdetyilmaz@efkanala@avabdullahguler@AvOzlemZengin@akbasogluemin@abdulhamitgul