"İnsan, sıkıntı veren bir zorluk yaşadığı zaman; yan yatarken, otururken, ayaktayken bizden yardım ister. Ama sıkıntısını giderdiğimizde, sanki kendisine dokunan o zorluk yüzünden bizden yardım istememişcesine çeker gider."
Yunus / 12
Hz.Muhammed’in ﷺ dilinden meşhur bir dua-8:
“Allahım! Âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve cimrilikten sana sığınırım. Kabir azâbından sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım.”
(Müslim, Zikir 50)
AMİN!
“Müminler, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, Allah’ın âyetleri okunduğunda imanları artan ve yalnız Rab’lerine dayanıp güvenen kimselerdir.”
(Enfâl Sûresi, 2)
Fussilet Sûresi 41/30.
(Ey mü’minler!) Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de sonra (kulluk görevlerinde ve işlerinde) istikamet üzere (dosdoğru) olanlar var ya, onların üzerlerine (ölümleri anında) melekler inerler de: “(İlerisi için) korkmayın, (bıraktığınız evlat ve ailenizden de) endişe etmeyin, size söz verilen cennetle sevinip neşelenin.” derler.
Resûlullah sallâllahu aleyhi ve sellem, Enes radıyallâhu anh'a tavsiyelerde bulunurdu.
“Yavrum!
Kur’an okumayı ihmal etme!
Çünkü Kur’an ölü kalbi canlandırır.
Kötü sözden ve işten, yanlışlara dalmaktan insanı uzaklaştırır.
Her şey Kur’an’la yoluna girer.”
(Deylemî, Firdevsu’l-Ahbâr, V,368,/8459)
“Kim Kur'an'ı küçük yaşlarda öğrenirse Kur'an onun etine ve kanına işler/karışır.”
Buhârî, et-Târîhu’l-kebîr, 3/463-464 (No. 209)
Allah'a Peygamber'e Kur'an'a hakaret edenler bu ülkenin evladı değildir, gayrimeşrudur.
Zira bu ülke Allah, Peygamber, Kur'an aşkına fethedilmiş, savunulmuş, işgalden kurtulmuştur.
Bunu inkâr eden haramzadedir ve kanunlarımız bu haramzadeleri cezalandırmalıdır.
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ şöyle buyurdu:
Rasûlullah ﷺ, kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lânet etti. (Buhârî, Libâs 62)
“Rükûları, secdeleri, abdestleri ve vakitlerine riayet ederek beş vakit namaz(ı kılmay)a devam eden ve bu beş vakit namazın Allah katından gelen bir emr-i hak olduğunu kabul eden kimse cennete girer.”
(İbn Hanbel, IV, 266)
Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
'Kim başkalarının arazisini onlardan izinsiz ekerse, ona elde edilecek mahsulden hiçbir şey (talep etme hakkı) yoktur. Ona sadece yaptığı masraf ödenir.'
(İbn Mace, Ruhûn, 2466)
Peygamber (sallâllâhu aleyhi ve sellem)Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Ey insanlar! Şunu iyi bilin ki, Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a; beyazın siyaha, siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur...”
(İbn Hanbel, 5/411)
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Yaptığınız duânın kabul edileceğine yürekten inanarak duâ edin! Çünkü Allah Teâlâ gaflet içinde ve dikkatsizce yapılan duâyı kabul etmez.” (Tirmizî, Daavât 66)
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
"Bir kimse, geceleri okuduğu zikir ve duasını okumadan veya tamamlayamadan uyur da, sonra onu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa, gece okumuş gibi sevap kazanır.” (Müslim, Müsâfirîn 142)
Resulullah(a.s.m) buyurdu ki;
“Kişi sabaha çıktığı zaman, bütün organları dile baş eğerler ve (hâl dili ile) şöyle derler: Hakkımızda Allah’tan kork. Bizim durumumuz sana bağlıdır. Eğer sen dürüst olursan biz de dürüst oluruz. Eğer, doğruluktan ayrılırsan biz de ayrılırız.”
(Tirmizî, Zühd, 60)
Câbir bin Abdullah radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yanına geldi ve iki ya da üç defa:
“Vah yaptığım günahlara, vah yaptığım günahlara!” dedi.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona,
“Şöyle söyle” buyurdu:
اللَّهُمَّ مَغْفِرَتُكَ أَوْسَعُ مِنْ ذُنُوبِي وَرَحْمَتُكَ أَرْجَى عِنْدِي مِنْ عَمَلِي
“Allahım! Senin affın benim günahlarımdan daha çoktur. Bana göre senin rahmetin benim yaptıklarımdan daha ümit vericidir.”
Adam bu duayı okudu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona,
“Bir daha söyle” buyurdu. Adam duayı bir daha okudu. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem adama,
“Bir daha söyle” buyurdu. Adam duayı bir daha okudu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Haydi kalk! Allah Teâlâ günahlarını bağışladı.”
(Hâkim, el-Müstedrek, 1/728, nr. 1994)