📌 Buradan ilgili kurumlara duyurumdur‼️
Pentagon'un ABD askerlerine ve ailelerine Türkiye ile Yunanistan'a gitmeme talimatı verdiği, bilgisi sızdırıldı‼️
Yunanistan Ağustos veya Eylül aylarında, Adalar bölgesinde 12 Deniz milini devlet politikası olarak açıklayacağını ve savaş hazırlığı içerisinde olduğunu ilgili müttefik dostları paylaştığı ifade edilmiştir.
İsrail'in perde arkası diplomaside Kıbrıs Rum kesimi Fransa ve Yunanistan Türkiye karşı savaş kararı alacağı bilgisi var‼️
İsrail'in Türkiye'ye füze saldırısı düzenleyerek enerji ve altyapıyı hedef alacağı, hava kuvvetlerimizi felç etmek için birçok teknolojik lojistik desteğini de kullanacağını altını çizmektedir.
Yunanistan'ın savaşa girerek Türkiye'nin batısında toprak kazanacağı, olağanüstü lojistik desteği ile Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ilhak etme kararı üzerine İsrail, ile anlaştığı bilgisi paylaşılıyor.
ABD'nin doğrudan savaşa katılmadan İsrail'e askerî ve istihbarat desteği sağlayacağı,
Fransa'nın Yunanistan lehine müdahil olacağını ve doğrudan taraf ülke pozisyonu alacaktır.
ABD donanması Akdeniz bölgesi'nden doğrudan Rum kesimini destekleyecek şekilde lojistik tahkimat yaptığı bilgisi paylaşılıyor‼️
Kıbrıs'ın tamamının Rum kontrolüne geçeceği ve PKK'nın aktif hale getirilerek, Suriyede Kürt devleti kurulacağı, İsrail ve Fransa, doğrudan mühimmat desteği sağlayacaktır‼️
Amerika ve Fransa Rusya'ya karşı Adalar Bölgesi'nin egemenlik haklarını Yunanistan'a devretmek için kirli bir oyuna girdi açıktır.
Pentagon'daki ilgili makamlar Ağustos Eylül ve Ekim aylarında Türkiye ve Yunanistan, seyahatlerinin birçoğunu iptal ettiği bildirisini ilgili birimlere gönderdiği görülmektedir.
@tcsavunma@TC_Disisleri@RTErdogan
@Azazil_6 Kur’an’da İsa’nın çamurdan kuş şekli yapıp ona üflemesi olayı şu ayette geçer:Âl-i İmrân Suresi 49. Ayet“Ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben sizin için çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim; Allah’ın izniyle o da kuş oluverir.
"Uyuyordu, sonra dedi ki: Beni oturtun..." 🚨
Ebû Derdâ (r.a.), vefat döşeğinde bulunan Hâlid bin Velîd'in (r.a.) yanına girdi.
Hâlid ona şöyle dedi:
"Ey Ebû Derdâ! Eğer Ömer bin Hattâb vefat ederse, mutlaka hoş karşılamayacağın işler göreceksin."
Ebû Derdâ:
"Vallahi ben de öyle düşünüyorum." dedi.
Bunun üzerine Hâlid şöyle devam etti:
"Bazı konularda Ömer'e karşı içimde kırgınlık vardı. Fakat şu hastalığım sırasında bunları yeniden düşündüm ve Ömer'in yaptığı her işte Allah'ın rızasını gözettiğini anladım.
Bana malımı paylaşmak üzere birini gönderdiğinde ona içerlemiştim. Öyle ki bir ayakkabının bir teki ona, diğer teki bana kalacak şekilde malımı taksim ettirmişti.
Fakat bunu sadece bana yapmamıştı. İslâm'da öncü olanlara ve Bedir'e katılanlara da aynı uygulamayı yapmıştı.
Bana karşı sert davranırdı; ancak başkalarına karşı sertliği de bana olan sertliği gibiydi.
Ben akrabalığıma güvenirdim; fakat onun Allah yolunda ne yakını kayırdığını ne de kınayanların kınamasına aldırdığını gördüm.
Beni görevden aldı. Sonra benden daha hayırlı olan, Resûlullah'ın dayısı Sa'd bin Ebî Vakkâs'ı da görevden aldığını öğrendim.
Böylece ona karşı içimde kalan her şey kayboldu.
Bizim aramızdaki ihtilaf sadece görüş ve değerlendirme farklılığıydı."
Sonra şöyle dedi:
"Ben öldüğümde Müminlerin Emîri'ne haber verin. Vasiyetimi, mirasımı, kızlarımı ve vasiyetimin uygulanmasını ona emanet ettim."
Bu sırada uyukluyordu. Birden:
"Beni oturtun!" dedi.
Sonra da şu sözleri söyledi:
"Sevdiğim bir gelinin bana getirildiği gece bile, benim için; dondurucu soğukta, buzla kaplı bir gecede, sabah düşman üzerine muhacirlerden oluşan bir birlikle saldırıya çıkılacak gece kadar sevimli değildir!
Nice savaşlarda bulundum. Vücudumda bir karış yer yoktur ki kılıç darbesi, ok yarası veya mızrak izi bulunmasın.
Ama şimdi işte görüyorum ki bir deve nasıl kendi eceliyle ölüyorsa, ben de yatağımda öyle ölüyorum.
Korkakların gözleri uyumasın!"
Hz. Ömer (r.a.), Hâlid'in vefat haberini alınca şöyle dedi:
"İslâm'da kapanması mümkün olmayan büyük bir gedik açıldı."
Ardından sürekli:
"Şüphesiz biz Allah'a aidiz ve sonunda O'na döneceğiz." diyordu.
Başını öne eğdi, büyük üzüntü duydu ve onun için çokça rahmet diledi.
Sonra şöyle dedi:
"Allah'a yemin olsun ki o, düşmanın göğsüne dikilen sağlam bir kalkandı.
Uğurlu ve isabetli bir kumandandı.
Benî Mahzûm kadınlarının onun için ağlamas�� yerindedir.
Ağlayacaklar, Hâlid gibi birisi için ağlasınlar."
Âlimler, Hâlid bin Velîd'in doğal bir ölümle vefat etmesi hakkında şu güzel yorumu yapmışlardır:
"Hâlid ne cahiliye döneminde ne de İslâm döneminde hiçbir savaşta yenilmedi.
Bu yüzden öldürülerek ölmesi uygun değildi.
Çünkü o, Allah'ın Kılıcıydı.
Allah'ın kılıcı ise asla kırılmaz."
Kaynaklar:
Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ
el-Kâmil fi't-Târîh
Not: Son paragraftaki "Allah'ın kılıcı kırılmaz" ifadesi tarihî bir rivayet değil, bazı âlimlerin ve hatiplerin kullandığı edebî bir yorumdur. Hâlid b. Velîd'in (r.a.) "Seyfullah" (Allah'ın Kılıcı) lakabına yapılan mecazî bir göndermedir.
@burhan_fd