Amerikan Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, görevden ayrılmadan önce gündemi sarsacak bir açıklama yaptı.
ABD’nin 30’dan fazla ülkede 120’den fazla biyolojik laboratuvarı olduğuna dair belgeleri kamuoyu ile paylaştı. Ukrayna örneğini verdi.
Gabbard’a göre Amerikalılara, potansiyel olarak tehlikeli patojenleri içeren araştırmalar da dahil olmak üzere programın tüm ayrıntıları hiçbir zaman anlatılmadı ve yalan söylendi.
Gizliliği kaldırılan belgelerde pek çok tesisten bahsediliyor. Bunlar arasında Harkiv, Dnipro, Lviv, Vinnitsa ve Çernihiv merkezleri de bulunuyor. Bu tesislerde şarbon, tularemi, domuz gribi, Marburg ateşi, Ebola, veba ve diğer patojenler üzerine araştırmalar yürütüldüğü belirtiliyor.
Daha önce Rus DB Lavrov çeşitli kereler ABD’nin Ukrayna’da gizli, Pentagon tarafından fonlanan biyolojik laboratuvarlar kurduğunu iddia etmişti.
ABD’de kimi senatörler Gabbard’ı bu paylaşım ı nedeniyle destekledi, kimi ise Rusya’ya “hediye vermekle” eleştirdi.
Tech stocks across Asia and Europe extended a sharp sell-off on Monday after the Nasdaq declined more than 4.5% last week, with AI-linked names bearing the brunt of the losses. Samsung Electronics fell 10.18% and SK Hynix dropped 7.68%, dragging South Korea's Kospi index down as much as 8% — the two companies account for over 40% of the index. TSMC fell 2.96%, Foxconn 5.27%, SoftBank 6.1%, and Tokyo Electron 7.45%. In Europe, ASML, STMicroelectronics, and Infineon each fell between 3% and 4.5%, with analysts citing both AI sector sentiment and interest rate expectations as contributing factors. The sell-off accelerated after Broadcom's fiscal second quarter revenue missed market estimates, adding to concerns about AI-related valuations and contributing to broader weakness across the semiconductor sector. Arm Holdings dropped nearly 13% and Micron fell more than 13% on Friday. According to a UOB analysis note, "the tech-led rout erased approximately $1.8 trillion in S&P 500 market cap." The broader decline was compounded by stronger-than-expected US labor data last week, which reinforced expectations that interest rates could stay higher for longer. The losses follow a significant AI-driven rally in Asian tech stocks last month, during which both Samsung and SK Hynix briefly crossed $1 trillion in market valuation.
#TechStocks #AI #Markets #Semiconductors #Nasdaq
Şimdi Türkiye’yi kim kurtaracak?
Türkiye’de belki de gerçekten bu coğrafyaya özgü bir çelişki yaşıyoruz. Bence bu artık bu ülke için bir fenomen.
Büyük bir trajedi olduğunda, bir anda herkes çözüm uzmanına dönüşüyor. Herkes ne yapılması gerektiğini biliyor, teşhisi koyuyor, kesin konuşuyor. En iyi tespit onun, en dahiyane yöntem ona ait ve olan bitene en çok o üzüldü.
Ama aynı kalabalığın geçmişine baktığınızda, ortada neredeyse hiçbir birikim bulamazsınız. Bu insan bu kadar bilgili ve iddialıysa elbet buna dair bir geçmiş birikimi olmalı diye düşünürsünüz.
Ne bir derneğe katkısı olmuştur, ne bir gönüllülük deneyimi vardır, ne de toplumsal sorunlara dokunan en küçük bir emek vermiştir. Her zaman işine bakmıştır kolayından, "gemisini yürüten kaptan" demiş çocuklarına da sıkı sıkı bunu tembihlemiştir.
Meslek örgütlerinde, derneklerde, sivil toplumda çalışan insanlarla alay edenler bunlardan çıkar.
“Türkiye’yi kurtarmak sana mı kaldı?” diyenler, topluma katkıyı enayilik olarak görenler aynı gruplar…
Kendi apartmanında bile sorumluluk almaktan kaçınan, en basit ortak meselede bile “aman bana mı kaldı” diyerek kenara çekilenler, çözüme katkı sunmak yerine izlemeyi, eleştirmeyi ve bol bol tüketmeyi tercih edenler.
Toplumda örgütlenmeyi tehlikeli gören, aman boş ver, mimlenirsin, başın derde girer deyip kendi hakkını savunmak isteyeni korkutan, gördüğü adaletsizliği ifşa etmeye çalışanı dizginleyen, dert bizzat kendi derdi olmadığı sürece hiçbir konuda söyleyecek lafı olmadığı gibi üç maymunu oynayanlar.
Bugün ise aynı kitle sanki yıllardır bu meselelerin içindeymiş, sanki bu alanda bir emeği tecrübesi varmış gibi konuşuyor. Oysa gerçek şu, toplum, kriz anlarında değil, krizden önce kurulan yapılarla ayakta kalır.
Sivil toplum dediğimiz şey, tam da bu yüzden vardır. O “enayi” diye küçümsenen insanların yıllarca sabırla kurduğu, sürdürdüğü, büyütmeye çalıştığı yapılar yüzünden hâlâ bir şeyler konuşabiliyoruz.
Türkiye’nin çocuklarını kim kurtaracak sorusunun cevabı da burada yatıyor. Onları, felaket sonrası yüksek sesle konuşanlar, tv yorumcuları, sıcak gündeme dair bir hafta sonra unutulacak röportajlar değil felaket gelmeden önce sessizce, istikrarlı biçimde çalışanlar koruyabilir. Ama bunun için bir yüzleşme şart.
Seyirci kalmayı bir hak, sorumluluk almayı bir saflık olarak gören bu kolektif zihniyet değişmeden, hiçbir öneri, hiçbir “çözüm listesi” gerçek bir karşılık bulmaz.
Bu bile yetmez, toplumun bu kendi birikimi etrafındaki çözümleri siyasetin bir taahhüdü haline de getirmesi gerekir. Başkanların belirlediği listelere oy vererek iktidarı değiştirebilirsiniz ama düzeni değiştiremezsiniz.
Çünkü mesele yalnızca bilgi eksikliği değil. Mesele, yıllardır tüm Dünya’da bilinen sorunları kendi başına gelmediği sürece sorun etmemek ve bu topluma felaketler yaşanana kadar hiçbir gerçek katkı yapmamak.
@karakunc71375 @mustafabbozkurt Kapalı ve bağnaz olmalarından dolayı mi dışlandılar , yoksa dışlandıklari için kapalı oldular? Diğer ülkelerde de benzer sebepler mi etkiliydi?