Herkesin kabına bir kepçe çorba koyan Leyla, sıra Mecnun'a gelince vurmuş kepçeyi devirmiş çorba kasesini.Mecnun mutluluktan bayılmış. Kendine gelince, sormuşlar;
" herkese çorba verdi, sana gelince vurdu kaseyi devirdi. Sen bunun nesine sevindin?"
Anlamakla başlar yolculuk, anlaşarak devam eder ritminde. Bak Ahmed Arif bir mektubunun sonunu, “yarı parçan” diye bitiriyor… Tam olarak da bu sanırım, sevmekten de öte… Şimdi, sen aldın güneşli güzel günlerimi, gecenin dördü, beşi de bana kaldı. Hayat zor ama yaşıyorsun…
Bana yoldaş lazım bu saatten sonra, yoldan düşen değil… Eğer bir gülü koklarken, yaprağını incittiysem o sorsun hesabını, başkası değil!
Eyvallah…
Onur #onurdaninciler
Bir duble rakıya bile üç cigara sığıyor da, sen bir gönüle mi sığamadın? Özlemi, kendinden tuzaklı… ama ay yerinde, her şey yolunda…
Onur. #onurdaninciler
Bazı şarkılar yasaklanmalı, bazı insanlar ölmeli, bazıları zahmet edip de hiç doğmasalardı keşke, misal ben. Bazı çiçekler hiç açmamalı… güneş yılın belirli günlerinde doğmamalı mesela… Kediler miyavlamalı, kedilere laf yok, bir de o karga. Hepsi o!
“Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda…”
Ahmed Arif