bir kadın c*nayet işledi diye bütün kadınların hakkının elinden alınması, erkekler tarafından savunuluyorsa, bugüne kadar erkeklerin birbirinin ardını kolladığı her rezilliklerini baz alırsak yaşam haklarına kadar ellerinden alınması gerekiyor.
Kadınların, tüm toplumsal ve hukuksal haklarını aldıklarını iddia ediyorlardı. Oysa ki memleket var olmak için mücadele eden kız çocukları ve kadınlarla dolu.
Öğrencim öğle yemeği için sadece salatalık getirmiş. Evet, salatalık. Arkadaşlarıyla yemeklerini paylaşma etkinliği yapıp salatalığı da ortada bir tabağa doğradım. Hepsi mutlu oldular. Apolitikseniz bir daha düşünün derim. Dolu gelmeyen beslenme çantasının bir hikayesi var.
"Kadının beyanı esastır" şeklinde doğrudan bir kanun maddesi hiçbir zaman olmadı zaten. Erkeklerin şu mağduriyetleri o kadar sahte ki daha neyden dert yakındıklarını bile bilmiyorlar. Var olmayan şeyden bile korkuyorlar.
Yarın Anneler Günü.
Bütün Taksim “Ananın amına koyayım” sloganlarıyla inliyor.
Erkekler bağırarak söylüyor bunu, arada bazı yancı kadınlar da var. Galibiyet böyle kutlanıyor.
Başka takım kazansa da manzara değişmeyecekti, eminim.
Yakınındaki biri annesine küfretse en hafifinden cam çerçeve indirecek erkekler bunlar.
Sadece öfkenin değil, eğlencenin ve sevincin de dili bu olduğu için şiddet bu kadar yaygın.
Kimsenin haddi değil, hele depremde kaybolan çocukların araştırılması önergesini reddeden, hastanede öldürülen bebeklerin hesabını yargıda sormayanların, başkalarına analık-babalık hakkında edebileceği tek kelime, verebileceği nokta kadar akıl kesinlikle yoktur!
Ankara’da sesini duyurmaya çalışan maden işçisi:
“Dağda yaşayanlar bizden değerli bu ülkede.
Madencinin kaderi buysa, vursun öldürsünler bizi. Zaten yer altında çalışıyoruz zorumuza gitmez bizim.
Ya cesedimiz çıkacak, ya da hakkımızı alacağız.”
Ankara’da eylemdeki madenci yaşadığı zorlukları anlattı:
“Ev sahibine 80 bin TL, markete 70 bin TL borcum var”
“Epilepsi hastası bir çocuğum var. Dün akşam nöbet geçirmiş, hastanede”