Apolitik Konuşmalar'ın konuğu; eğitimci, belgesel yönetmeni ve insan hakları savunucusu Aslıhan Kas. Erzurum’un köy okullarından başlayan, katsayı engelleri ve başörtüsü yasaklarıyla sınanan, 2016 sonrasında sınır kapılarından ABD'ye uzanan ilham verici bir yaşam öyküsü.
2026 Haziran ayını yaşarken, ne kadar çok yollarda olduğumu fark ettim. Bir yılın muhasebesini yaparken aklımda sayılar ya da gidilen şehirlerden çok yollar vardı.
𝗬𝗼𝗹𝗱𝗮 𝗼𝗹𝗺𝗮𝗸, 𝘆𝗼𝗹𝗰𝘂𝗹𝘂𝗸𝘁𝗮 𝗼𝗹𝗺𝗮𝗸, 𝘆𝗼𝗹 𝘆𝗮𝗽𝗺𝗮𝗸…
“Acaba kaç mil olmuştur diye merak edip baktım. sadece uçak yolculuklarıyla 𝟯𝟭.𝟮𝟲𝟬 𝗺𝗶𝗹 yol yapmışım.
Tabii ben işin bu kısmında değilim. Ne çok beldeye gittiğimi de artık sayamıyorum. Fakat telefon rehberime ya da sosyal medya hesaplarıma baktığımda, “Ne çok dost biriktirmişim,” diyorum. Dünyanın farklı ülkelerinde, farklı şehirlerinde ne güzel insanlar tanıdım, ne güzel gönüllerle karşılaştım.
En güzeli ise telefonda sıkça muhatap olup beraber birçok projeye imza attığım arkadaşlarımı yüz yüze görmek. Bir de gençlik yıllarından arkadaşlarıma yeniden sarılmak, eski günleri yâd etmek… Henüz aramıza katılamayan, hâlâ cezaevinde olan dostları anmak ve onlarla buluşacağımız günlerin hayalini kurmak…
Bu seyahatlerde hiç tek olmadım. Yol boyunca bana sadece insanlar eşlik etmedi. Kimi zaman Metamorfoz Kadın Belgeseli yol arkadaşım oldu. Onunla birlikte şehir şehir dolaştık; kadınların hikâyelerini anlattık, nice kalplere ulaştık, nice gönüllere dokunduk. Kimi zaman da hasta tutukluların hikâyesini anlatacak yeni belgeselin senaryosu eşlik etti bana. Henüz doğmamış bir bebeği bekler gibi, onun hayata geçeceği günü heyecanla bekledim. Bu süreçlerde kendimi çoğu zaman bir yönetmen ya da koordinatör olarak değil, anlatılmayı bekleyen hikâyelere şahitlik eden biri olarak gördüm.
Ama en unutamadığım yol arkadaşlarım, Sessiz Çığlıklar Sergisi’ne ait hatıralardi. Otuz farklı hatırayı bir bavula sığdırıp yirmi iki saatlik bir uçuşla Avustralya’ya, dünyanın öbür ucuna taşımak bambaşka bir duyguydu. Bazen düşünüyorum da, ben mi onları götürdüm, onlar mı beni götürdü? Sanırım ikinci cevap gerçeğe daha yakın.
Ben bu hatıralara asla ölmüș birilerinin veya cezaevine atılıp kısmi ölüme mahkûm edilmiş çaresiz insanların emanetleri olarak bakmadım. Her seferinde onları capcanlı, dimdik ve mesajını dünyaya duyurma konusunda oldukça kararlı ve adeta gideceği yere kadar kendi seçen ve yoluna devam eden manevi bir vücut olarak hissettim.
Gorunen o ki yolculuklar devam edecek ve ben hangi menzile ulaşacak tam olarak bilmiyorum. Fakat anlatacak sözümün bitmediğinden eminim. Hâlâ yeni hikâyelerin peşindeyim. Hâlâ daha çok kalbe, daha çok gönüle ulaşmanın yollarını arıyorum.
Ve en büyük duam, üzerime emanet olarak aldığım bu mesajı daha gür bir sesle ulaşması gereken yerlere ve kişilere götürmek.
Dostlarıma gelince onlar kendilerini biliyorlar. Hem hâlihazırdaki hem gelecek zamandaki ihtimal dostlarımla yola ve yolculuklara devam.
#Yolculuk
#SessizÇığlıklar
#ExhibitionOfSilentScreams
#MetamorfozBelgeseli
#HumanRights
#İnsanHakları
#BearingWitness
#GiveVoiceToTheVoiceless
4 yıldır koordinatörlüğünü yürüttüğüm Exhibition of Silent Screams’e dönüp baktığımda içimden sadece şu geçiyor:
“Biz ne güzel işler yapmışız…” 🤍
Bu sergiyi tam 44 kez kurduk.
Her biri ayrı bir emekti…
Onlarca koliyi taşımak, açmak, hiç bilmediğimiz mekânlarda yeniden kurulum yapmak…
Bazen gerçekten fiziksel olduğu kadar duygusal bir yük taşıyor gibi hissettik.
Ama bunu hiçbir zaman tek başımıza yapmadık.
Gönüllü arkadaşlarımızla, insan haklarına gönül vermiş güzel insanlarla birlikte yürüdük bu yolu. 🤍
Bu 21 günün benim için en özel yanı ise, sergiyi ilk kez bir müzeye taşımış olmamızdı.
Üstelik ilk kez kadın ve çocuk temasıyla…
Kadınlara ve çocuklara ait hatıraları, acıları ve tanıklıkları bir müzenin duvarlarında anlatmak tarifsizdi.
Bizi karşılayışlarını, gösterdikleri zarafeti ve ev sahipliğini gerçekten kelimelerle anlatmak zor.
Buffalo’da…
Sadece 16 Türk ailenin yaşadığı bir şehirde, kalbi kocaman insanların misafiri olduk.
İlk kez bir müze konforunda çalıştık.
Duvarları kullandık, sanatın diliyle hikâyeler anlattık ve sergimizi çok farklı bir atmosferde ziyaretçilerle buluşturduk.
Bu süreçte aynı zamanda Hatice Akçabay belgeselinin çekimlerini gerçekleştirdik.
21 gün içinde üç kez Kanada sınırına gidip geldik.
Sergimizi insan hakları savunucuları, film yapımcıları ve Buffalo halkı ziyaret etti.
Kapanışımızı ise Metamorphosis Women belgeselinin gösterimiyle yaptık.
En unutulmaz anlardan biri ise hiç şüphesiz Cherry Blossom Festival oldu 🌸
İki gün boyunca binlerce insan sergiyi gezdi.
Sadece müzeye giriş yapan ziyaretçi sayısının 8.000 olduğu söylendi.
Ve insanların söyledikleri hâlâ kulaklarımızda:
“Buraya mendil koymalıydınız… gözyaşlarımızı tutamıyoruz.”
“30 hikâyenin hepsini art arda okuyamadım…”
Sadece Buffalo’dan değil, Amerika’nın farklı şehirlerinden gelen insanlar da sergiyi ziyaret etti.
Ama bu sergiyi asıl anlamlı kılan şey…
Türkiye’de hak ihlalleri yaşamış insanların bize emanet ettiği hatıralardı.
Kimi kendi anısını, kimi annesinin başörtüsünü, kimi cezaevinden kalan bir mektubu, kimi de artık hayatta olmayan sevdiklerinden kalan çok kıymetli eşyaları bu sergiye bağışladı…
Bu emanetlerin her biri aslında bir hayatın, bir acının, bir direnişin sessiz tanıklığıydı.
Bize güvenip en değerli hatıralarını paylaşan, yaşadıkları acılara rağmen seslerini dünyaya duyurmamıza izin veren herkese sonsuz minnettarım. 🤍
Biz…
çok güzel duygularla ağırlandık, çok güzel hatıralarla uğurlandık.
Ve artık şuna yürekten inanıyorum:
Bu sergi çok daha farklı yerlere ulaşacak.
Buffalo’daki gönüllülerimize,
21 gün boyunca emek veren gençlerimize
ve bu yolculukta yanımızda yürüyen tüm yol arkadaşlarımıza…
💙 Çok teşekkür ediyorum.
#KadınHakları
#SilentScreams
Abilerim, Ablalarım, Kardeşlerim selamlar.
Sizler ile çok heyecanlı bir haberi paylaşmak istiyorum.
Biraz önce yayın evi Simon and Schuster dan hepimizin beklediği haber geldi ve Elhamdulillah, “In The Name Of Freedom” kitabımızın New York Times ın en çok okunan ve satanlar listesine girdiğinin müjdesini bizlere verdi.
Bu ne mi demek?
Allah’ın izniyle, kitabımız milyonlara ulaşacak ve başta Türkiye’deki masum kardeşlerimiz olmak üzere, dünya çapında yapılan tüm Hizmetler ve Hocaefendi hazretlerinin o kutsal mesajı tüm dünyaya bir kez ulaşacak.
- Böylelikle, tüm Türkiye cumhuriyeti tarihinde, dünyanın en büyük gazetesi New York Times ın en çok okunan ve satanlar listesine giren 4. Türk olduk.
- Gelmiş ve geçmiş 80 yıllık tüm NBA tarihinde ise New York Times listesine giren 13. NBA oyuncusu olduk.
Ve yine biraz önce başka sevindirici bir haber daha aldık.
- New York Times gazetesinden ayrı olarak, yine Amerikanın en önemli gazetelerinden USA TODAY yaptığı listede, “In The Name Of Freedom” kitabımızı Amerika’da ki en çok okunan ve en iyi kitaplar listesine koyuldu.
- Son olarak da kitabımız Elektronik Kitap versiyonu ile yine New York Times ın en çok satanlar listesine girdi.
Hepinizin ellerinden öpüp teşekkür etmek istiyorum. Son 2 ayda yaşadıklarımı bir Allah bilir, bir de ben.
- Türkiye’de Medrese-i Yusufiye den daha yeni çıkmış arkadaşlarımız, “Abi, aramız da birşeyler biriktirdik, sana göndermek istiyoruz, bu da bizim bir katkımız olsun, bu para ile bizim içinde kitap al.” diyenleremi teşekkür edeyim,
- Yoksa sohbetlerimize harçlıklarını biriktirip te kumbaraları ile gelen ve “Abi bir tane kitapta bizim için alabilir misin.” diyen minik kardeşlerime mi!
- Kermes yapıp o para ile kitap alan fedakar ablalarıma mı teşekkür edeyim,
- Yoksa benim ile beraber uykusuz kalıp her gün, her gece kitap takibi yapan abilerime mi!
Allah hepinizden razı olsun, Enes Kanter sizler için ne yaparsa yapsın, hiçbir şekilde sizlerin hakkınızı ödeyemez.
Çoğu arkadaşımızın merak ettiği bir konuyada açıklık getirmek istiyorum.
Bu kitap gelirlerinin nereye gideceğini zaten burda konuşmamıza gerek yok. Tahmin ediyorsunuzdur diye ümit ediyorum. Bizler bu yola o masum kardeşlerimiz için çıktık, yine onlar için koşturmaya devam edeceğiz.
Buradan da eğer beni izliyorlar ise, kendi anne, babama be kardeşlerime çok teşekkür ederim. Dualarınızı lütfen eksik etmeyin.
Son olarak eklemek istediğim mesele şu,
Bu kitap hepimizin kitabı,
Bu hikaye hepimizin hikayesi,
Bu başarı hepimizin başarısı,
Bu mücadele hepimizin mücadelesi,
Bu ses hepimizin sesi,
Bu özgürlük hepimizin hakkı.
Bu yolda benim ile tek bir yürek olup bana inandığınız ve güvendiğiniz için hepinize sonsuz teşekkür ediyorum.
Rabbim bizi birbirimizden hem bu dünya da hem de diğer dünya da ayırmasın. Canımız, Hocamız ile Haşr eylesin.
Hepinizi çok seviyorum.
Durmak Yok, Hizmete Devam…❤️
Selamlar ve Hürmetler.
İbrahimGüngör İnsanlıkBekliyor
Penceresi olmayan bir hastane odasında kıyafetleri olmadan tutuluyor. Kızı @Rumeysag3591 ın çağrısına kulak verin !
@AstTurkce2024
Bizim daha çok geceleri ihya etmeye ihtiyacımız var. Onunla halvete ihtiyacımız var. Karşısında dururken ciddi bir kalp uyanıklığı içinde bulunmaya ihtiyacımız var. İhsan şuuruyla kulluğu devam ettirmeye ihtiyacımız var. Bunlara eşeddi ihtiyaç ile muhtacız.
Dün, Pensilvanya Eyalet Meclisi’nde Sessiz Çığlıklar sergimizin 37.sini düzenledik.
Bu kez, ilk defa çok özel bir enstrümanı sergiledik: @SuvariOzturk ,
Feridun Maden için bestelediği ağıtın yazıldığı gitar.
Feridun, ailesiyle birlikte özgürlük arayışında Ege Denizi’nde hayatını kaybetmişti.
@AstTurkce2024
#StrazburgAdaletBuluşması
#StrasbourgMeetingForJustice
Herkes İçin Adalet! çağrısıyla yola çıkan ve bu yıl 4.’sü düzenlenecek olan Strazburg ’taki Adalet Buluşması’na destek için Pensilvanya Eyalet Meclisi’nden sesleniyorum.
Fiziksel olarak yanınızda olamasak da yüreğimiz, dualarımız ve desteğimizle oradayız.
Umarım adaletin sesi daha gür çıkar ve tüm haksızlıklar bir an önce son bulur. 🙏⚖️
@AstTurkce2024
Hiçbir dinî temeli olmayan meselelerle iman hizmetine akıl verenleri veya icradaki insanları gündem yaparak kendini gündeme taşımaya çalışanları bir tek kişi bile okumasa, konuşmasa; boş sözler kaybolur gider. "Kişinin malayaniyi terk etmesi, Müslümanlığının kemalindendir."
Learning Curves gazetesindeki “The Kid Who Wants to Go to Jail…” başlıklı yazınızda,
Sosyal Soykırım Sergimize, “Stories of Hope / Umut Hikâyeleri” projemize ve Türkiye’deki hak ihlalleri nedeniyle annesinden ayrılmamak için hapse girmeyi göze alan küçük bir kız çocuğu üzerinden tüm mağdur çocuklara ses olduğunuz için size gönülden teşekkür ederim.
Kaleminize sağlık.
@silencedturkey@AstTurkce2024
Evet maalesef 320 kişi gözaltında. Ağır şartlarda tehdit ve psikolojik baskı altında sorgulanıyor.
Ve kendinden olmayanı umursamayan halkımız da izliyor.
YineGözaltı YineGençler