Benim bir huyum var. Bana kötülük yapmış insanların sadece kendisinden değil, çevresindeki insanlardan da doğal olarak uzak dururum. Çünkü aynı masada oturulan, aynı samimiyetin paylaşıldığı bir ortamda kendimi rahat hissedemem. Bu kimseye kin beslediğim anlamına gelmez; sadece huzurumu korumayı seçerim. Hayatta herkesle iyi olmak zorunda değiliz. Bazen en doğru karar, mesafeni koruyup yoluna devam etmektir. İnsan, kendisine zarar veren kapıları kapatmayı öğrendiğinde daha sakin, daha güçlü ve daha huzurlu bir hayat yaşamaya başlar. Affetmek başka şeydir, aynı çevrede bulunmayı sürdürmek bambaşka. Ben seçimimi huzurdan yana yapıyorum.
Jung der ki ; Başkalarından daha çok şey bilirsen yalnızlaşırsın...
Herkesin illüzyonlarla, küçük hesaplarla ya da gündelik gürültülerle oyalandığı bir dünyada, hakikatin kokusunu alan veya meselelerin arkasındaki o asıl "özü" gören insan, ister istemez bir parça dışarıda kalır.
O artık bir katılımcıdan ziyade bir gözlemciye (seyirciye) dönüşmüştür.
"Yalnızlık, insanın çevresinde hiç kimsenin olmaması demek değildir. Asıl yalnızlık, insanın kendisi için önemli olan şeyleri başkalarına iletişim yoluyla aktaramamasıdır."
Bildiğini paylaşamamak, anlatsan da karşılık bulamayacağını bilmek, insanı kendi içine doğru büyük bir yolculuğa zorlar.
Belki de bu yüzden, bilginin ve farkındalığın yükünü taşıyanlar, kalabalıkların sahte gürültüsü yerine o derin ve anlamlı "hiçliği" ya da yalnızlığı seçerler.
Çünkü bilirler ki, kalpler aynı frekansta çarpmıyorsa, kelimeler sadece havada asılı kalan birer gürültüdür.
@zamanizii hasbiyallahü lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm
Ne zaman kaygı hissetsem benim başıma gelecekler için Rabbime sığınmaktan başka çarem yok diyip Plan yapana sığınıyorum
Allah katında sonuç sebepten öncedir der Arabi
Enfal Suresi’ndeki o meşhur "Attığın zaman sen atmadın, Allah attı" ayetinin ve İbn Arabi hazretlerinin kader sırrının tam kalbidir bu.
Levh-i mahfuzun, kader sırrının asıl şifresi budur.
Biz zannederiz ki önce taşı atarız, sonra cam kırılır. Zamanı düz bir çizgi sanan aklın oyunudur bu. Halbuki Allah katında, o ezeli 'Ol' deminde sonuç sebepten öncedir. Camın kırılması zaten murad edilmiştir; o taşın o cama değeceği an, zamansızlık boyutunda zaten bellidir.
O taşın fırlatılması ve camın aşağı inmesi için, bu mülk aleminde bir 'sebep' lazımdır. İşte o sebep perdesi görünsün diye, sistem taşı sana-bana attırır ve parmağıyla bizi işaret eder: 'Bakın, Kaptan taşı attı, cam kırıldı.'
Zahirde görünen o el de bizim değildir, o taş da, o niyet de... Kul, sadece o ezelde yazılmış olan muazzam senaryonun bu dünyadaki perdesidir, o fiilin zuhur ettiği mahaldir. Taşın arkasındaki gizli Eli, camın kırılmasındaki ezeli hükmü görmeyip hâlâ 'Ben yaptım, ben attım' diyen, o cüzi irade rüyasında uyumaya devam eder.
Camı kıran taşa değil, o taşı ezelden fırlatan Sırr'a hayran olanlara...
Aşk ile, eyvallah...
Anlaşılmak istemek temel bir duygudur ama herkesin seni doğru anlamasını beklemek beyhudedir. Değer görmeyi, kabul edilmeyi dilemek insanidir ama herkesin sana hakettiğin değeri vermesi için çırpınmak hayal kırıklığıdır. Samimi ilişkilere emek harcamak, güzel bağlar kurmaya gayret etmek anlamlıdır ama herkesin vefalı olacağını sanmak incitebilir. Bir diğerinin çabasına, değer algısına ya da seçimine hükmümüz yokken orada takılı kalmak, başkasını merkeze koyup o sancıyla yaşamak, insanın kendi yaşamına hürmetsizliğidir.
Hz.Süleyman’ın mucizeleri tamamen içsel farkındalıktır
Anda algıda seçiciliktir
Tüm seslere kulak tıkayıp en ince sesi duymaktır
Olmadığını sandığın bir şeye odaklandığında var olduğunu orada olduğunu hissedersin..
Rüzgar esmiyor dersin
Rüzgar birden eve girer
Aslında sen o anda algınla farkına vardın
İşte rüzgarı kontrol edebilme..
Tefekkür🦅
“Ve Huve'l-Gafûru'l-Vedûd. Zü'l-Arşi'l-Mecîd. Faʿʿâlun limâ yurîd.”
Bu ayet Kur'an'ın Allah kelamı olduğuna dair başlı başına bir delildir. Çünkü hiçbir insan zihni, birkaç kelime içinde bağışlayıcı bir sevgiden sonsuz bir hükümdarlığa, oradan da mutlak iradeye bu kadar kusursuz geçiş yapamaz. Önce El-Gafûr ve El-Vedûd gelir; affeden ve seven. Sonra Arş'ın sahibi olan yüce hükümranlık. Ardından son hüküm gelir. “Dilediğini yapandır.” Bu sıralama bir insanın değil, bütün varlığın sahibinin konuşmasına benzer.
İnsan konuşurken ya sevgiyi anlatır ya gücü. Gücü anlatınca merhameti unutur, merhameti anlatınca kudreti zayıflatır. Kur'an ise birkaç kelime içinde affı, sevgiyi, hükümranlığı ve mutlak iradeyi bir araya getirir. Çünkü insan aklı parçalıdır; bir yönü büyütürken diğerini eksiltir. Allah'ın kelamında ise eksiklik yoktur. Bu yüzden ayeti okuyan kişi sadece bir anlam değil, insan sözlerinde bulunmayan bir derinlik hisseder. Burada sanki kelimeler değil, doğrudan hakikat konuşmaktadır.
bazen en güzel cevap susmaktır.
çünkü cevabı senin yerine hayyat verecektir.
sabır, şükür, sessizlikle ve gülümseyerek.
beklentisiz bi şekilde sadece teslim olmak
ve akışa güvenerek.
her şeyin sahibi olanı incitmeden.
allah hidayet etsin diyerek yoluna
devam etmek.
sen susarsan; melekeler cevap verir.
anlayana anladığı kadar;
anlamayanı en güzele iletmek.
hep hidayet duasıyla. niyetin kadarsın
bu hayatta.
bilincin kadar gerçeğin.
en güzele emanet olun,
güçlü metin
bitti dediğin yerde hikaye yeniden başlar.
pek çok yol ayrımı içinde an’ın içinde
hazır olduğun hikayen önüne serilir.
hissettiğin kadar gerçektir yaşadığın.
his ve üstbiliş bir araya geldiğinde
muhteşem olan örgüleri içinde otomatik
ol hükmü eşliğinde muazzam senaryonu
yaşarsın.
her yaşadığın an’daki şükrü’n kadar
güzelleşir, bereketlenir hikaye.
her gayreti bıraktığın zamanda ise sana
hikayenin merkezi olduğunu hatırlatacak
olaylar tecrübe edersin
çünkü özümüzdeki allah hepimize
özel bir kader planı oluşturdu.
hatırlamak istediğin kadar gerçek.
hikayene hoşgeldin.
dipnot: mesaj her yerden gelir yeter ki
duymaya, görmeye, anlamaya niyet et.
en güzele emanet olun,
güçlü metin
dolunay:
hayyalimin çarşısında gezerken kendimi buldum.
dünü bugüne taşıyan anı geleceğe taşır.
an için karar verdiğin her düşünce geleceği
bugünün dünyasında tasavvur ettiren hayyalin
dirilişidir.
hayyalin varsa ümidin varsa ihtimaller okyanusundaki hayyalin parçalarının gerçek yaşamda görünür olması an meselesidir.
hayyalin kün’ü nefsin kün’ü.
an içinde an’ın sahibi mutlak uyanışta
sonsuza kadar.
uyan, anla, oku.
en güzele emanet olun,
güçlü metin
yakiyn olmak yani kurb’iyet bayramında
kötü alışkanlıkları, olumsuz düşünceleri,
hased, kıskançlık, öfkeyi, tembellik ve
boşvermişliği, beden ve ruhumuza
zarar veren davranışları, sevgisizliği,
merhametsizliği, cimriliği, vefasızlığı,
ikiyüzlülüğü
kurb’an ettiğimiz bir bayram temenni ederim.
idrak, farkındalık ve şuurla
oku’yanlardan olmak niyetiyle…
en güzele emanet olun,
güçlü metin
Düşüncelerimize ve hissiyatlarımıza fazla anlam yüklüyoruz. Zihin kurmaya, kalp hüzünlenmeye yatkındır. Buraları tam anlamıyla kontrol etmek, kaygıyı sıfırlamak, hep mutlu hissetmek pek mümkün değildir. Kulluğumuzu ve psikolojik esnekliğimizi ağzımızdan dökülen sözler, her gün yaptığımız tercihler belirler.