Bazı başarılar maaşın, unvanın ya da özgeçmişin içine sığmaz. Bir korkuyu yenmek, zor bir dönemi atlatmak, sakinliğini yeniden kazanmak ya da kendisiyle barışık olmayı öğrenmek de başarıdır; kimsenin görmediği ya da ölçemediği olsa bile.
Nasıl da soğuttular insanı insandan…
Canım ciğerim dediğim insanlar; kimi bir hareketiyle, kimi tek bir cümlesiyle. Şükrü Erbaş’ın dediği gibi:
“İnsan denilen varlıktan korkarım ben. Özellikle kalbi, vicdanı ve adaleti olmayan türlerinden.”
Öyle işte…
Sağlık Personeli Müracaatları Başlıyor.
2027 Yılı Hac Organizasyonu Sağlık Ekibinde Görevlendirilecek Sağlık Personelinin Müracaatları Başlıyor.
2027 Yılı Hac Organizasyonu kapsamında sağlık ekibinde görev almak isteyen sağlık personelinin müracaatları, 28 Temmuz - 02 Ağustos 2026 tarihleri arasında https://t.co/jez66ukD6H adresi üzerinden alınacaktır.
Başvurular yalnızca çevrim içi olarak gerçekleştirilecek olup, posta yoluyla yapılan müracaatlar kabul edilmeyecektir.
Müracaata ilişkin detaylı duyuru ve başvuru şartlarına https://t.co/jez66ukD6H adresinden ulaşabilirsiniz.
@DIBSafiArpagus@hsyndemirhan@dinisleriyk@DiyanetTV@diyanethbr
#DiyanetTV #Diyanet #Hac #Hacumre #hajj #TawfiqAlRabiah #SaudiHajjMinister #MinistryOfHajjAndUmrah #Hajj2026 #SaudiVision2030
"Geçeceğini biliyordum, iyileşeceğimi de.
Güleceğimi, merhametimi hiç kaybetmeyeceğimi,
duvar gibi dimdik duracağımı da…
Ama heyecanımı ve güvenimi kaybedeceğimi hiç düşünmemiştim."
https://t.co/QH4pbOYqFz
İnsanların kötülüğünü düşünen insanları anlamıyorum. Ne olursa olsun herkes iyi olsun isterim ben. Çünkü biliyorum ki bir insanın içinden geçen niyet, eninde sonunda bir yolunu bulup hayata karışıyor. Kalbinde ne taşıyorsan, bakışlarına o yansıyor; sözlerine o dökülüyor. Bu yüzden ben kimsenin kötülüğünü dileyemem. İçim el vermez. Belki kırılırım, belki hayal kırıklığına uğrarım, belki de hiç hak etmediğim şeyler yaşarım… Ama yine de birinin canının yanmasını isteyemem. Çünkü kötülük, onu dileyene de yük olur. İnsan başkasına karanlık isterken, fark etmeden kendi içini de karartır.
Benim derdim kim haklı, kim haksız değil. Benim derdim, içimin temiz kalması. Her şeye rağmen iyi kalabilmek. Çünkü bu dünyada en zor şey, kalbini kirletmeden yaşayabilmek. Herkes gibi ben de yoruluyorum, ben de kırılıyorum ama yine de içimden geçen tek şey şu oluyor: Kimse kötü olmasın. Çünkü biliyorum… Bir insan iyi olmayı seçtiğinde, dünya az da olsa güzelleşiyor. Ve belki de hepimizin en çok ihtiyacı olan şey, tam olarak bu.
insanin değerini yalnız Allah belirler aile, arkadaş, akraba veya çevre değil. o yüzden insanların sizin hakkinizdaki düşünceleri sizin değer ölçütünüz olmasın, sizi kendiniz hakkinda da yanıltmasın. tek ölçütünüz Allah olsun. zira Allahın aziz ettiği bı kulu kimse zelil edemez.
vadesi dolan her şey gider. insanlar, hisler ve anlar.. tamamlanmamış olması, bir eksiklik değil, sadece yaşandığı kadarıyla yeterli olduğunun kanıtıdır. bazen en büyük bütünlük, yarım kalma cesaretidir.
Kabullenmek bazen ağlaya ağlaya olur. Ama sonunda Allah'ın hikmeti anlaşılınca gözyaşı bile şükre dönüşür.
Razı olmak; çaresizlik değil, en güzel tevekküldür. Kalp Allah'a sığınınca her acı anlamlı hâle gelir.
Hayatımda bir an oldu... biri bana "sandalye teorisinden" bahsetti. O günden sonra bir şey değişti. İlişkilerime ve o ilişkilerdeki yerime bir daha asla aynı gözlerle bakmadım.
Fikir basit ama güçlü: Her insanın hayatında bir masa vardır. +++
Yaşım ilerledikçe, dedikodu yapan, drama yaratan, değerleri benimkilerle uyuşmayan, seçimlerime saygı duymayan, duygusal manipülasyon taktikleri kullanan, kaba olan, egosuyla hareket eden, kurban zihniyetine kapılan, hata yaptığında sorumluluk almayan insanlarla daha az zaman geçirmeyi tercih ediyorum.