Özür dilemek, teşekkür etmek, ilk adımı atmak, gerektiğinde alttan almak, anlayışlı olmak sizi ezik biri yapmaz, egosuz sevip değer verebilen güzel bir insan yapar hatırlatayım bunu.
Kendime not: Beklemeyi bırak, erteleyeni bırak, zaman ayırmayanı bırak, seni rahatsız edeni bırak, hayat bencil insanlara zaman ayıracak kadar uzun değil, yaşa, dolu dolu yaşa.
Sana her kim zarar veriyorsa, gülmeni engelleyen, ilgilenmeyen, bencilliğinde boğulmuş her kim varsa kafanda yok et onları; ister dostun, ister akraban, ister ailen.. Seni güldürmeyen, senin yanında olmayan kimse senin ne aile ferdindir, ne akrabandır ne de dostundur.
Hayatımdaki tüm sorunları 'neyse ya halledilir bir şekilde' diyerek beynimin alt çekmecesine tıkıştırdım. Çekmece artık kapanmıyor, içindekiler dışarı taşıyor ama ben üstüne oturup her şey yolundaymış gibi tavana bakmaya devam ediyorum.
Birini ne kadar az tanıyorsam o kadar çok seviyorum. Tanıdıkça, o ilk baştaki "kusursuz insan" imajının yerini herkes gibi birine bırakması, bende sanki kandırılmışım gibi garip bir soğuma yaratıyor.
Hayatımda bir şeyler gerçekten değişsin istiyorum ama konfor alanımdaki o mutsuzluk, dışarıdaki o belirsiz mutluluktan çok daha güvenli ve tanıdık geliyor.
Bazen hiçbir şey yapmadan sadece duvara bakmak istiyorum ama o an bile 'zamanı boşa harcıyorum' suçluluğu peşimi bırakmıyor. Dinlenirken bile yorulan bir zihinle yaşamak çok zor.
açıkçası bir yerden sonra yazmak falan da fayda etmiyor. namazdan sonra diz üstü dakikalarca oturup, hiçbir şey söylemeden secdeye bakmak daha ilacımsı. kısacası kul dağılır, rabb toparlar. hamdolsun
bu hayatta ne kadar az korkarsanız, ne kadar az kendinizi açıklarsanız, ne kadar kısa keserseniz o kadar saygı görüyorsunuz. İnsanlar sizin uzun anlatılarınızın arkasında onların onaylarına olan ihtiyacınızı çok iyi seziyorlar.
Bir erkeğin sana karşı hislerini kabul etmesi ve seni istediğini net bir şekilde belli etmesi o kadar çekici ki.
Umursamaz karmaşalar kimseye göre değil.