Bir eğitim öğretim dönemi daha sona erdi.
Memleketimizin geleceği evlatlarımız bu uzun maratonda ara vermenin heyecanını yaşıyor. Her bir evladımızın heyecanına ortak oluyor, hepsinin çabalarını takdir ediyor ve gözlerinden öpüyorum.
Bugünümüzdeki çabalarımızın bilhassa onların geleceği için olduğunun bilinciyle emaneti onlara devrederken yüzlerinden bugünkü çocuksu coşkuyu asla kaybetmemelerini diliyorum.
Her bir evladımızın çalışma azminin tatil coşkusuyla taçlandığına tanık oluyorum.
Öğretmenlerimizin ve sivil toplumdaki temsilcilerinin de buruk bir hüzünle devam ettikleri eylemlerine son vermeleri için gerekli adımların yetkili merciler tarafından atılması gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Kuruluşunda Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı bir ayaklanma başlatan ve Diyarbakır İstiklal Mahkemesi'nde yargılanarak, "vatan haini" olarak idam edilen Şeyh Said'in hatırasına hakaret ettiğim iddiasıyla Erzurum Hınıs'ta hakkımda adli para cezası ve hükümün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verildi.
Bu karara karşı avukatlarım yasal başvuruyu yapacak.
Ancak bu mahkeme kararı, Türkiye'de vatan hainlerinin muteber bir hatırası olduğu yönünde tarihi yanılgı içeren bir hüküm olmuştur. Bu karar, bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir.
Teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten vazgeçmeyeceğiz!
Zonguldak Şube Başkan Vekilimiz Gökhan Güven, skolyoz rahatsızlığı nedeniyle 112 Komuta Kontrol Merkezinde görev yapmasına rağmen, ortada somut bir gerekçe olmaksızın kadrosuyla birlikte başka bir kuruma gönderilmektedir.
Üstelik aynı dönemde Komuta Kontrol Merkezine yeni Paramedik ve ATT görevlendirmeleri yapılırken, sağlık mazereti bulunan bir personelin yerinin değiştirilmesi vicdanları yaralamaktadır.
Hakkında herhangi bir soruşturma veya olumsuzluk bulunmayan arkadaşımıza yönelik bu tasarrufun gerekçesi kamuoyuna açıklanmalıdır.
Adalet, eşitlik ve hakkaniyet herkes için gereklidir.
Zonguldak Valiliğimizi ve Sağlık Bakanlığı yetkililerini konuyu ivedilikle incelemeye davet ediyoruz.
@TC_Zonguldak@osman_hcbktsogl@zonguldakilsag1@sagliklicozum
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na çağrımızdır.
Bakım personelinin asli görevi; yaşlı ve engelli bireylerin bakım hizmetlerini yürütmektir. Personel yetersizliğinin çözümü, bakım personeline temizlik görevi yüklemek değil, yeterli sayıda temizlik personeli istihdam etmektir.
Bakım hizmetleri; bilgi, deneyim ve sürekli takip gerektiren profesyonel bir alandır. Temizlik personeli eksikliğinin bakım personeli üzerinden kapatılmaya çalışılması hem hizmet kalitesini düşürecek hem de bakım hizmetlerinin aksamasına neden olacaktır.
Kurumlarda yaşanan personel eksikliğinin bedeli çalışanlara ek görev yüklenerek ödetilemez. Her personel kendi unvanına uygun görevlerde çalıştırılmalı, yaşlı ve engelli bireylere sunulan bakım hizmetlerinin niteliği korunmalıdır.
Bakım personeli temizlik personeli değildir. Çözüm görev tanımlarını genişletmek değil, personel eksikliğini gidermektir.
acayip bir şey.
öğretmenler zaten açıklamalarını yapmış dağılıyorlar. polis "bekleyin" diyerek gözaltı yapıyor. amaç ne? eylem olmamasıysa zaten bitirmişler eylemi. resmen gözaltı şovu.
⚠️ Gündem Üzerine ⚠️
Öğretmenlerimiz bu toplumun ve kültürün koruyucuları ve geleceğini inşa eden en kıymetli değerleridir.
Öğretmenlerimizin sorunları derinleşmeden, toplumsal kutuplaşmalar boy göstermeden, en önemlisi de her biri çok kıymetli öğretmenlerimizin açlık grevinde sağlığı bozulmadan tüm eğitim sendikalarımızın taleplerinin bir an önce milli eğitim bakanlığı tarafından dinlenmesi gerekmektedir.
Haklı taleplerinde anlaşma zemini oluşturulmalı, toplumsal huzurun inşası için sivil toplum ile birlikte hareket edilmeli, orantısız güç iddiaları ile gerilen sinirler derhal yatıştırılmalıdır.
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
⚠️Gündem Üzerine⚠️
Kültürün her bir bileşeni muhafaza edilecek kadar değerli olmayabilir. Örf, adet, gelenek ve görenekler tarihsel süreçteki hataları da beraberinde getirebilir.
Cinsiyetçi fıkralar, etnik kökenler üzerinden yapılan şakalar, toplumsal linç, pedofilik şarkı sözleri, kültürümüzün muhafaza ettiği toplumsal kusurlarımızdır.
Bir toplumu ileri taşımak için yalnızca sanayi, ticaret, yatırım, üretim gibi maddi unsurlar kafi olmayıp manevi unsurlar nazarında da toplumsal huzurun sağlanması olmazsa olmazdır.
Şahıslar ve kurumlar üzerinde linç kültürü oluşturarak toplumsal gerginliği arttırmayı değil, sosyolojik birikimlerin tadilatı ile toplumsal huzura katkı sağlamayı kıymetli buluyorum.
Bugün TÜİK enflasyon rakamlarını açıkladı.
Mayıs Ayı Enflasyonu:Yüzde 1,71
Yıllık Enflasyon:Yüzde 32,61
Ama gelin gerçek enflasyonu bir de memura soralım…
Geçen yıl 15 bin liraya kiralanan evler bugün 35-45 bin lira bandına çıktı. Markete giriyorsunuz, birkaç poşet temel ihtiyaç alışverişi binlerce lirayı buluyor. Çocuğun eğitim masrafı, servis ücreti, kırtasiyesi, ulaşım giderleri derken maaş daha ayın ortasına gelmeden eriyip gidiyor.
Memur artık birikim yapmayı, geleceğini planlamayı değil; ay sonunu nasıl getireceğini hesaplıyor.
Bir zamanlar ailesiyle birkaç gün de olsa tatil yapabilen kamu çalışanı bugün bırakın tatili, birkaç günlük konaklama ücretini dahi karşılamakta zorlanıyor. Sosyal hayat lüks, nefes almak bile maliyet hesabına dönüşmüş durumda.
Şunun altını özellikle çizmek gerekir:
Enflasyon farkı zam değildir.
Enflasyon farkı, çalışanların cebinden enflasyonla alınan paranın bir bölümünün gecikmeli olarak geri verilmesidir. Bu nedenle enflasyon farkını bir artış gibi sunmak, yaşanan ekonomik gerçekliği görmezden gelmektir.
Kamu çalışanları lütuf değil, alın terinin karşılığını istemektedir.
Temmuz ayında memurun alım gücünü gerçekten yükseltecek, mutfaktaki yangını söndürecek, refahı tabana yayacak reel bir zam ve refah payı artık kaçınılmaz hale gelmiştir.
Çünkü memur geçinemiyor.
Çünkü memur tükeniyor.
Çünkü memur da insanca yaşamayı hak ediyor.
AKP'li Terme Belediye Meclisi Üyesi Rümeysa Eker,
“Bu ülkede pezevenkler Kemalisttir. Uyuşturucu tacirleri Kemalisttir. Elletirim, belletirim diyenler Kemalisttir. Sex Shop işletenler Kemalisttir.”
ifadelerinin yer aldığı alçakça bir paylaşım yaptı.
Atatürk düşmanı Rümeysa Eker’in derhal Belediye Meclis Üyeliği iptal edilmelidir.
Şahıs hakkında suç duyurusunda da bulunacağız.
Bugün açıklanmasını beklediğimiz, ancak Kurban Bayramı gerekçe gösterilerek veri toplama sürecindeki değişiklik sebebiyle 5 Haziran 2026 tarihine ertelenen Mayıs ayı enflasyon verileri, sadece teknik bir takvim değişikliğinden ibaret değildir. Bu veri; milyonlarca memurumuzun, emeklimizin, evine ekmek götüren çalışanımızın Temmuz ayındaki yaşam standardını, mutfağındaki huzurunu ve geleceğe dair umutlarını belirleyecek olan en kritik virajdır.
Buradan açıkça ifade ediyorum: Bizim için enflasyon, soyut rakamlardan ya da istatistiki tablolardan ibaret bir veri değildir! Bizim için enflasyon; çarşıda, pazarda, markette her gün yüzleştiğimiz hayat pahalılığının, alım gücümüzün erimesinin ve adil bölüşüm çığlığımızın ta kendisidir.
5 Haziran günü gözlerimizin çevrileceği TÜİK’ten beklentimiz ve talebimiz nettir: Açıklanacak resmi rakamlar, sokağın gerçekleriyle ve çalışanımızın bizzat kadar hissettiği enflasyonla tam manasıyla uyuşmak zorundadır!
Devletimizin omurgasını oluşturan memurlarımızın ve ömrünü bu ülkeye hizmetle geçirmiş emeklilerimizin refah payı bir lütuf değil, büyümeden adilce alması gereken hakkıdır! Enflasyon farkı zam değildir. Her ay maaşlara yansıtılması gereken geçmiş kayıplardır. Gerçek zam, memuru ve emekliyi enflasyon canavarına ezdirmeyecek olan adil refah payıdır.
Devlet Memurları Konfederasyonu olarak; alın terimizin enflasyona kurban edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz! 5 Haziran’dan Temmuz ayındaki son veriye kadar, memurun taleplerini en gür şekilde duyuracak, hakkımız olanı alana kadar bir çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Tüm teşkilatlarımızla, milyonların hakkını savunmak üzere üstümüze düşeni yapmaya devam ediyor ve sürecin anbean, en sıkı şekilde takipçisi olduğumuzu beyan ediyorum! 🇹🇷
Patara plajının kumlarını çaldılar.
Öyle üç beş kürek değil, 2 bin 168 kamyon dolusu çaldılar.
Göz göre göre talana herkes göz yumuyordu. Bir kişi hariç… Namuslu bir orman muhafaza memuru, sessiz kalmadı, hırsızlığı yargıya taşımak üzere zabıt tuttu.
Akp'nin Kaş ilçe yöneticisi müdahale etti, sakın zabıt tutma, biz bölge müdürünü aradık, sen burnunu sokma dedi.
Orman muhafaza memuru kabul etmedi, “değil bölge müdürü, cumhurbaşkanı bile gelse ben bu zaptı tutarım” dedi.
Vay sen misin bunu diyen…
Kaş kaymakamı derhal devreye girdi, orman muhafaza memuru derhal görevden alındı, cumhurbaşkanına hakaretle suçlandı, apar topar lojmanından bile atıldı.
E yok öyle tabii… Bu defa, Tarım Orman İş Sendikası'nın namuslu yöneticileri müdahale etti, Kaş kaymakamı geri basmak zorunda kaldı, orman muhafaza memuru görevine iade edildi.
Olay medyaya yansıdı.
Patara kumlarının nereye götürüldüğüne dair, hangi özel plaja döküldüğüne dair haberler çıktı.
Vay sen misin bu haberlere sebep olan… Hadi bakalım, müfettiş raporu bile olmadan, orman muhafaza memuru yine görevden alındı.
Bölgedeki diğer muhafaza memurları tehdit edildi, "sesinizi kesmezseniz, sizin sonunuz da aynı olur" filan denildi.
Namuslu orman muhafaza memuru geri adım atmadı, sendika aslanlar gibi direndi. Kaş kaymakamı hakkında suç duyurusunda bulunuldu, olay iyice dallanıp budaklandı, üstü örtülemez hale geldi, mecburen savcılık soruşturması açtılar.
Böylece, hırsızlığın çok daha büyük boyutlarda olduğu ortaya çıktı.
Depolanmış halde 3 bin kamyon kum ele geçirildi.
Namuslu orman muhafaza memuru ikinci defa görevine iade edildi.
Bu memur olmasaydı,dünya varolduğundan beri duran, mitoloji hazinesi, antik çağın başkenti, insanlığın mirası, Türkiye'de eşi olmayan yer, carettaların evi Yağmalanıyordu.
Bu memurun yüreği sayesinde her şey duyuldu ve durduruldu.
Tek başına başkaldıran bu namuslu orman muhafaza memurunun ismi ne biliyor musunuz?
Umut!
Umut Utku.
Vatana millete hayırlı evlat olsun temennisiyle yetiştiren annesi babası, geleceğe dair beklentilerini isim olarak vermişler oğullarına… Oğulları da isminin hakkını vermiş.
Hani bazen karamsarlığa kapılıp soruyorsunuz ya, umut var mı diye? Var dostlarım.
Umut'ları var bu ülkenin. Böyle yiğit, onurlu şerefli insanları hala var bu ülkenin.
Bir kişi bile kalsa, her şeyi değiştirmeye gücü yeten Umut'ları var...
ASTANA’DAN TÜM DÜNYAYA İLAN EDİYORUZ: GELECEK YÜZYIL GENÇLERİN VİZYONUYLA ŞEKİLLENECEK!
Türkiye’de Genç Sağlık Sendikası (@gencsagliksend) ve Devlet Memurları Konfederasyonu (@DMKonfederasyon) ile yaktığımız dinamik ve yeni nesil sendikacılık meşalesi, bugün sınırları aşarak tarihi bir vizyona dönüştü.
Kardeş coğrafyamız Azerbaycan ile attığımız ilkeli bir adımın ardından, bugün Kazakistan-Astana’da küresel bir hikayenin temelini attık.
Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’dan çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile emeğin küresel geleceğine yön vermek üzere Dünya Genç Sendikacılar Birliği’ni kurduk!
Astana'da bu tarihi süreci başarıyla yürüterek kuruluş ilanımızı tüm dünyaya duyuran vekilim ve yol arkadaşım Furkan Ali Çiftçioğlu ile beraberindeki tüm heyetimize yürekten teşekkür ediyorum.
Uluslararası delegasyonun oy birliğiyle bu kutlu birliğin Kurucu Genel Başkanlığı şahsıma tevdi edildi.
Dijitalleşen dünyada genç kamu çalışanlarımızın gür sesi olmak ve uluslararası arenada ülkemiz adına oyun kurucu bir aktör olarak artık küresel ölçekle sahadayız!
Astana'dan yükselen bu ses, küresel bir sendikal hareketin yeni miladıdır.
Hayırlı, uğurlu olsun!