🔴 Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Amor:
🗨️ "Türkiye otoriter bir ülke, demokratmış gibi davranıp bizimle oyun oynamayın; asıl korkum Avrupa Komisyonu’nun sessizliği, Türkiye'deki AB taraftarlarını kaybetmek"
🗨️ "Türkiye’yi eleştirmeme rağmen görüşmelerimizin sürmesinden çok mutluyum. Demokratik bir Türkiye istiyoruz. Zamanı geldiği zaman da Avrupa’ya üye olmuş Türkiye’yi istiyoruz. Birbirimize ihtiyacımız var... Gezi’den beri Türkiye’den tek iyi haber gelmedi, çerçeve yasa önemli bir fırsat..."
✍️ Şirin Payzın'ın söyleşisi...
https://t.co/Rno9Fvhpd4
@siring@NachoSAmor
AİHM Osman Kavala kararını caydırıcı etki üzerinden değerlendirdim.
"Kavala dosyası, bir insan hakları savunucusunun başına neler gelebileceğini tarihe kaydetti. Hak savunucuları cayarsa ihlaller sona ermez; yalnız görünmezleşir. Zarar gören bir kişi veya bir çevre değil, bütün toplum olur. Metinler kalır, fakat hukuk ortadan çekilir. Bundan sonra kayda geçmesi gereken, bu ülkenin bu kayıttan ne öğrendiğidir." Okunması umuduyla @serbestiyetweb için yazdım.
https://t.co/mbcGZmupWp
"Kayda geçirmek her zaman bugünün sonucunu değiştirmeyebilir. Bir rapor, bir dilekçe veya bir yazı kişiyi aynı gün özgürlüğüne kavuşturmayabilir. Fakat ihlalin görünmez kılınmasını önler; sorumluluğu tartışılabilir hâle getirir ve yarının “bilmiyorduk” mazeretini ortadan kaldırır. Kavala kararları da bu anlamda yargısal bir kayıt; hak savunucularının raporları ve yazıları ise toplumsal hafızanın kaydıdır."
@LeventisMG yine güzel bir yazı kaleme almış.
AİHM Büyük Dairesi, Osman Kavala hakkında bir kez daha ihlal kararı verdi.
AİHM, 2019 yılında Osman Kavala’nın tutukluluğunun hukuka aykırı olduğuna hükmetti ve serbest bırakılmasını istedi. Aradan geçen yıllarda bu karar uygulanmadı. Beraat kararlarının ardından yeni suçlamalar yöneltildi ve Osman Kavala’nın tutukluluğu sürdürüldü.
Bugün mahkeme, özgürlük ve güvenlik hakkının, adil yargılanma hakkının, ifade özgürlüğünün, toplantı ve örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğini bir kez daha tespit etti.
Anayasa’nın 90. maddesi AİHM kararlarının bağlayıcılığını açıkça güvence altına almaktadır. Buna rağmen 2019’dan bu yana verilen kararların uygulanmaması, hukuki değil siyasi bir tercihtir.
❗AİHM kararı derhal uygulanmalı, Anayasa’nın gereği yerine getirilmeli ve Osman Kavala serbest bırakılmalıdır.
Alnı ak ve cesur babam Alparslan Kuytul Hocaefendi ve kıymetli mücahide annem Semra Kuytul Hocahanım, bu sabah saat 05.00 sularında tutuklanarak Adana Adliyesi’nden Kürkçüler Cezaevi’ne götürüldü. Çok kısa bir süre sonra başka bir cezaevine sevk edilmek üzere yola çıktıkları söylendi. Ancak 16 saat geçmesine rağmen hâlâ nereye sevk edildiklerini öğrenemedik.
Savcılığa gittiğimizde, sevk bilgisiyle ilgili Kürkçüler Cezaevi’nden bilgi almamız gerektiği söyleniyor. Cezaevini aradığımızda ise “Dosyada gizlilik kararı var. Bugün bilgi veremeyiz, haftaiçi gelirseniz bilgi veririz" dediler. Ama zaten Kürkçülerin değil, onların götürüldüğü cezaevinin bizi bilgilendirmesi gerekiyor! Neden arayıp "buraya geldi" diye haber verilmiyor?!
Nereye götürüldüğünü haber vermemek ne demek?!
Bu süre zarfında başlarına bir şey gelip gelmediğinden nasıl emin olacağız?!
Annem ve babam nereye sevk edildi? Bunu öğrenmeye hakkımız var!
Dört gün önce yapılan operasyonda yaşanan hukuksuzlukları, avukatlarının gözaltına alınmasını ve geçmişe baktığımızda sekiz yıldır maruz kaldığımız sistematik baskı ve zulmü düşündüğümüzde, hiçbir şekilde güven hissedemiyoruz.
Ben nerede oldukları hakkında bilgilendirilmediğim müddetçe annemin ve babamın hayatlarından, sağlıklarından ve güvenliklerinden endişe ediyorum. Onların nerede olduklarını ve güvende olup olmadıklarını öğrenmek en doğal hakkımızdır.
Eğer anneme ve babama yönelik herhangi bir zarar meydana gelirse, onları saatlerce nerede oldukları bilinmez hâlde bırakan ve ailelerine bilgi vermeyen bu uygulamanın sorumluları bunun hesabını vermek zorundadır.
AlparslanHocaya Özgürlük
SarayTalimatıyla Tutuklandı
SemraKuytula Özgürlük
Kardeşlerimizi SerbertBırakın
#FurkanHareketiTertemizdir
Artık #KHK mağduriyetlerinin sona erdiği, herkes için adaletin ve hukukun güvence altında olduğu bir düzen istiyoruz.
Bir ülkenin geleceği, geçmişte yaşanan hukuksuzluklarla nasıl yüzleştiğiyle de şekillenir.
#KHK hukuksuzluğu nedeniyle yıllardır ağır mağduriyetler yaşayan insanların sesi duyulmalı; kaybedilen haklar, bozulan hayatlar ve yitirilen yıllar görmezden gelinmemelidir.
Bu meseleye siyasi hesaplarla değil, hukuk ve vicdan penceresinden bakılmalıdır.
#BitsinArtık
@LeventisMG
Yükseköğretim Kurulu’nda Başkanvekili olarak görev yaptığım süreçte YÖK kontenjanından Anayasa Mahkemesine üye seçilmek üzere aday belirleme çalışması yaptım. Bu çalışma sürecinde on üç hukukçu öğretim üyesinden oluşan bir liste oluşturdum. YÖK Genel Kurulu’nda seçim yapılmadan önce Sayın Cumhurbaşkanına bu isimler hakkında bilgi sunma girişiminde bulundum. Cumhurbaşkanlığı’nda hukuk işleriyle ilgilenen Genel Sekreter Yardımcısı ile bu hususta bir görüşme yaptım. Daha sonraki bir tarihte Anayasa Mahkemesine üye olarak seçilen Sayın Genel Sekreter Yardımcısı bana, aynen “bunların arasında elini kaldır dendiğinde kaldıracak, indir dendiğinde indirecek isim var mı” diye sordu. Ben de “bunların arasında böyle bir kişi bulunmamaktadır” cevabını verdim. Karşılığında aldığım cevap, “Beyefendi aday belirleme işini Haşim Bey’e havale etti. Onunla görüşebilirsin” oldu. Bunun doğru bir yöntem olmadığını düşünerek, Anayasa Mahkemesi Başkanı ile görüşmedim.
Dönemin YÖK Başkanına Haşim Bey’in tensipleriyle üç isim geldi ve Genel Kurul’da bu isimlerin aday olarak Cumhurbaşkanlığına sunulmasına karar verildi.
Dikkat edilmelidir ki, YÖK Genel Kurulu kararında birinci sırada yer alan, Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesine üye seçilen ve bilahare Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bir idari kararla “terör örgütü üyesi” olduğu gerekçesiyle üyelik görevine son verilen bu hukuk profesörü, ceza mahkemesi tarafından aynı gerekçeyle hapis cezasına mahkûm edilmiştir.
Malum “Çerçeve Yasa”nın Anayasaya aykırı hükümler içerdiği yönünde değerlendirmelerde bulunduğum bir ortamda, bir siyasetçi bu değerlendirmelerime tepki olarak bana, “Anayasa Mahkemesi artık eski Anayasa Mahkemesi değil” cevabını verdi.
Not bu cevabın akabinde söylenen ikinci bir cümle daha var. Bu cümleyi Anayasa Mahkemesi’nin kurumsal mehabeti dolayısıyla alenileştirmekten içtinap ediyorum.
#SONDAKİKA
Alparslan Kuytul Hoca'nın Erzurum 1 Nolu Cezaevinde Tek Kişilik Hücrede Kaldığı Öğrenildi❗
SEVK DEĞİL, SÜRGÜN ❗
Dün Hukuksuzca Tutuklanan Alparslan Kuytul Hoca'nın Erzurum'a, eşi Semra Kuytul Hocahanım'ın ise Diyarbakır'a Sürgün Edildiği Öğrenildi❗
Alparslan Hoca, daha önce ki tutukluluklarında Bolu ve Ağrı'ya sürgün edilerek ailesinden koparılmış, kilometrelerce uzağa gönderilmişti!
AlparslanHoca SürgünEdildi
HocamıSerbest Bırakın
SemraKuytulu Serbest Bırakın
Hala Türkiye de adalet var diyen ve adaletten medet umanlar umarım artık gerçeği görür. GAZEDECİ ve SİYASETÇİLER Ülkede Akp nin adaleti var.Onlar kimi isterse suçlu,terörist yapar.Kimi isterse de beraat ettirir ve kahraman yapar. Bakın Apo ya dün bebek katiliydi bugün vatansever
KOM şubedeki memurlara sordum, "siz suç örgütleri hakkında tecrübelisiniz, daha önce hiç böyle bir suç örgütü gördünüz mü?" diye.
Sessiz kaldılar. Bir şey diyemeyip utandılar...
Herkes meselenin farkında.
Beni hapsetmekle susturacaklarını zannedenler, önce Kur’an’ı sonra da dava kardeşlerimi ve talebelerimi unuttular!
"Hocamız susmadı! Biz de susmayız!"
AlparslanHocaya Özgürlük
SarayTalimatıyla Tutuklandı
SemraKuytula Özgürlük
Kardeşlerimizi SerbertBırakın
#FurkanHareketiTertemizdir
Bize kimlerin hangi taleple sevk edildiği söylenmiyor ama sosyal medyada kimler hakkında ne talep edildiği son dakika giriliyor!
Bu ülkede bütün haberleri avukattan önce tetikçi medya alıyor. Biz henüz sorgudayken verilecek kararlar haber olarak girilse hiç şaşırmam!
Binlerce çocuk adına bir çocuk...
"...Küçük oğlum henüz 14 yaşında. Bana kendi yazdığı şiiri size gönderiyorum:
Bu gece gözüme yine uyku girmedi, Senin yokluğunda ellerim titredi. Bekliyorum hâlâ gelmeni, Yapmaya çalışıyorum elimden geleni..."
2 No'lu L Tipi Türkoğlu Maraş Cezaevi’nden Sedat Kılınçkıran - Kuyuların dibinden gelen sesler-86
Karadeniz’de gene bir Türk gemisine saldırı:
👇👇
"Rusya’nın Novorossiysk açıklarında gece saatlerinde düzenlenen saldırıda Ural gemisindeki bir denizci yaşamını yitirdi, 8 denizci yaralandı."