Fatih Altaylı:
"Milli takım kadrosunda 30 kişi bulunuyor, hadi hepsini saymayıp 22 diyelim.
Federasyon Başkanı’nın vereceği villaların her birinin maliyetinin de 100 bin dolar olduğunu varsayalım.
22 villa eder 2 milyon 200 bin dolar. Bir kişinin 2 milyon 200 bin dolarlık hediye vermesi için öncelikle en az bu kadar geliri olması lazım.
Böyle bir geliri olanın böyle bir gelir beyanı olması lazım.
Federasyon Başkanı bırakın son seneyi, son senelerde kaç lira gelir beyan etmiş, kaç lira vergi ödemiş, eğer geliri anonim şirketlerdeki hisselerinden kaynaklanıyorsa hangi anonim şirketlerden kaç lira gelir elde etmiş ve şirketleri ve kendisi ayrı ayrı kaç lira vergi ödemişler?
Öyle ya, tüm kazancını futbolculara hediye etmek için harcayacaksa bile en az 170 milyon TL civarı bir gelir beyan etmiş ve bunun vergisini ödemiş olmalı.
Ayrıca anonim şirketten bu parayı kar payı olarak alırken de bir kısım vergi ödemeli.
Ama hepimiz biliyoruz ki, Federasyon Başkanı bu villaları cebinden vermeyecek.
Milas’taki (Bodrum falan değil, Milas’ta, Bodrum’a 30 km mesafede) sulak alana inşa etmeyi planladığı bu villaları hem inşaat izinlerini alabilmek hem de tanıtımını yapmak maksadıyla şirket kasasından verecek.
Vergi vermek bir yana bu hediyeleri masraf gösterecek ve 'tanıtım gideri' olarak muhasebeleştirecek.
Böyle yaparak villaların bedelini gider göstererek vergiden düşecek.
Sonuç olarak bu villaların parasını devlet ya da siz, biz ödemiş olacağız.
Tabii futbolcular da bu villaları kabul ederlerse yüzde 30 oranında veraset ve intikal vergisi ödemek zorunda kalacaklar.
Sulak alanda yapılıp yapılmayacağı ve ne zaman biteceği belli olmayan villalar için en az 30’ar bin dolar verecekler.
Güzel hesap, değil mi?"
F. Rıfkı, 30 Ağustos 1930'da Sivas istasyon binasının açılışında çevresindekilere şöyle der:
"İstanbul'da mercan balığı az çıkar ve Yahudiler bunu pek severlermiş. Bir gün Hahama gitmişler:
'Ne yapsak da bu balığı Türkler yemese, hem fiyatı artmaz, hem de bize kâfi gelir.' 👇👇
İstiklal Marşımız Arapça okunmuş!
Karamanoğlu Mehmet Bey'in "Bundan böyle divanda, dergâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır" diye ortak devlet dilini tanımlayan bu tarihi fermanın yuvası Karaman'da , İstiklal Marşı'ın kabulü etkinliğinde İstiklal Marşımız Arapça okunmuş! Artık saçmalığın da bir sınırı olur! Hangi Arap ülkesi milli marşını her nedenle olursa olsun Türkçe okur ?
12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma etkinlikleri kapsamında Karaman’da düzenlenen resmi il programında, İstiklal Marşımızın Arapçaya çevrilerek okunması, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine, ulusumuza ve bağımsızlığıma yönelen kabul edilemez bir hakarettir.
İstiklal Marşı; emperyalizme karşı verdiğimiz mücadele sonucu kazandığımız bağımsızlığımızın simgesidir. Marşımızın dili ise Türkçedir. Resmi bir anma programında, resmi kurumlar eliyle bağımsızlık sembolümüzün başka bir dile çevrilerek sunulması, ulusal değerlerimize yapılmş açık bir saygısızlık ve hadsizliktir.
Bu skandal, Karaman Valisi Hayrettin Çiçek ve Karaman İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Çalışkan’ın gözlerinin önünde yaşanmış; hiçbir yetkili bu çirkin saldırıya müdahalede bulunmamıştır. Bir şehrin en yetkili kişisi ve şehrin eğitimden sorumlu en üst düzey yöneticisinin seyirci kaldığı bu olay, asla “münferit bir hata” gibi kılıflarla örtbas edilemez, geçiştirilemez.
Dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir bağımsız devletin ulusal marşı resmî törenlerde başka bir dilde okunmaz. Her fırsatta “yerli ve milli” hamasetine sarılanların, söz konusu Cumhuriyet değerleri ve bağımsızlık sembollerimiz olduğunda kulaklarını, gözlerini ve ağızlarını kapamaları; sadece bir ikiyüzlülük değil, aynı zamanda ülkemizin kurucu değerlerine duydukları alerjinin en açık ispatıdır.
Eğitim-İş olarak uyarıyoruz:
Başta Karaman Valisi ve Karaman İl Milli Eğitim Müdürü olmak üzere; programı hazırlayan, göz yuman ve sahneden sessizce izleyerek bu rezilliğe ortak olan tüm yetkililer bu kararın kimler tarafından, hangi amaçla alındığını kamuoyuna derhal açıklamalıdır. Ulusal marşımıza bu saygısızlığı yapmaya cüret edenler ve buna göz yumanlar derhal hesap vermelidirler.
Cumhuriyetin kurucu değerlerini omuzlarında taşıyan eğitim emekçileri olarak; bağımsızlığımızın sembolü olan İstiklal Marşımıza ve ulusal değerlerimize yönelik hiçbir saygısızlığa geçit vermeyecek, sonuna kadar bu rezilliğin takipçisi olacağız.
#İstiklalMarşı #Türkiye
Kur’an’a Hizmet Vakfı, Fatmanur Çelik ve gencecik evladı İkra’nın hayatını kaybetmesine neden olan Ayhan Şengüler ve onun tarikat bağlantıları hakkında konuştuğumuz için partimize ihtar göndermiş!
Bu iş burada kalacak sanıyorsanız, bir ihtarla sineceğimize inanıyorsanız vay halinize.
Fatmanur bu tarikatın yetkilileri tarafından tehdit edildiğini söylerken, “ölürsem intihar demeyin” derken tek kelime açıklama yapmayanlar şimdi kendi itibarının peşine düşmüş!
Elinizden geleni ardınıza koymayın. Ne bu işin peşini bırakacağız ne de sizden korkup sizin gibi olacağız.
Dini alet ederek insanları istismar eden kim varsa hesap soracağız, bu da böyle bilinsin!
Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi serbest bırakıldı, 19 yaşındaki katilin 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi.
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@RTErdogan@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet
🚨SKANDAL | Gazeteci İsmail Arı’nın haberine göre, milletvekili Sera Kadıgil, TBMM’den tam 3 yıl önce istismarda bulunduğu söylenen Kurana Hizmet Vakfı Başkanı hakkında soru önergesi veriyor.
Şimdi bi bakmış ki ne fark etsin? Şahsın adı ve soyadı belgelerde “sansürlenmiş!” Aynı Epstein dosyaları gibi sansür var yani!
Sorularımız net:
— Bu şahsın adını ve soyadını kim sansürledi?
— Bu şahsı kim ya da kimler koruyor?
— Bu şahsın anne ve çocuğunun ölümünde rolü ne?
— Hesap verecek mi?
İnsan olan herkes bu soruları sormalı!
Adı: Fatih
Soyadı: Acacı
Fatih, akranı olan bir katil tarafından 12 bıçak darbesiyle katledildi.
Ve bugün Fatih’i katleden katil 12 yıl ceza aldı ve bunun sadece 8 yılını yatacak!
Gören herkes RT yapsın.
Fatih’in sesi olalım, karar bozulsun!
Öğretmen öldürülüyor bakan bey cenazesine katılmıyor!
Bir anne ve kızı öldürülüyor Aile Bakanı cenazesine katılmıyor!
Ama sorsan onlar hep mağdur bizler hep parmak sallayan!
Kul Hakkı ile yaşayın!