This mechanic’s gloved hands are deep under a truck doing a full axle and CV joint job…
You see the old greasy parts getting pulled out, the new shiny ones going in, the jack stand holding everything up, tools spinning and grease flying while the camera follows every tight, dirty step of the repair.
Should we pay them more because this dirty work is what makes modern life possible?
Will you thank the next mechanic you see or just complain about the bill?
😡😠🤬😤TECÂVÜZ ADASI 😤🤬😠😡
"Akşam oldu mu bizim içimize Ermeniler gelirdi.
150 tane kadar kadın içinden 10-11 tanesini seçip götürürlerdi.
Sabaha kadar bu kadınlara tecavüz ederlerdi. Bu kadınlar öyle olurdu ki kan revan içinde kalır.
Bırakıldıklarında bacaklarını gere gere yatar, oturamayacak durumda kalırlardı" diye anlatan Seher'i...
Defalarca tecavüze uğrayan 7 yaşındaki Fatma ve 9 yaşındaki Güfaz'ı...
Zorla götürülürken kendilerini köprüden Mermit Çayı'na atan iki taze gelin; Zahide ve Fatma'yı...
Derviş Efendi'nin, gözleri önünde tecavüze uğrayan kızları Hayriye ve Şadiye'yi...
Ağzına balta sapı büyüklüğünde bir kazık çakılan, dili koparılıp bu kazığın üstüne çivilenen 70 yaşındaki Gevaş müftüsünü...(tanık ifadelerinden)
Birinci Dünya Savaşı sırasında Van’ın Zeve Köyü’nün bütün halkı, kadın, çocuk ve yaşlı demeden, Ermeniler tarafından öldürülmüştü. Bununla yetinmeyen Ermeniler kentte, kadınlara toplu halde ahlaksızca tecavüzde bulunmuş, mallarına ve ziynet eşyalarına el koymuştu.
Rusya, savaştan çekilirken, elindeki bütün silah ve cephaneyi Ermenilere bırakmıştı.
Silahlanan Ermeni çeteler, Doğu Anadolu’yu adeta kan gölüne çevirmişti.
İşte bu katliamlardan Van da nasibini almıştı.
Kente giren Ermeniler, karşılarına çıkan herkesi kurşuna dizmişti.
Can derdine düşen silahsız köylüler, Van Gölü’ne doğru kaçmaya başlamıştı.
İşte o anda Van ile Akdamar adası arasında taşımacılık yapan vapurlar imdatlarına yetişmişti.
Çaresiz halk, Ermeni zenginlere ait bu vapurlara doluşmuştu.
Asıl katliam da burada yaşanmıştı.
Vapur, gölün tam ortasına gelince Ermeniler, Türk erkeklerini vahşice katledip cesetlerini suya atmıştı.
Kadınlar ise Akdamar’a götürülmüş, ömürlerinin sonuna kadar Ermenilerin tecavüzüne uğramıştı.
İşte bu sebeple Akdamar Adasının adı tarihe tecavüz adası olarak geçmiştir ...
Ermeni Soykırımı yoktur aksine Ermenilerin yaptığı katliamlar ve tecavüzler vardır.
Ermeni zulmü ile katledilen ve tecavüze uğramamak namus uğruna intihar eden 50 genç kız vardır Van gölünde.
UNUTMA TÜRK... .
Ruhları Şâd olsun.
_________
**Kaynak :Turkish forum Neval Kavcar jandarma alay komutanlığı raporları, Yeniçağ gazetesi...**
Yetmiş yaşıma bastığımda bir koltuğa oturdum, yaşadığım hayata baktım ve düşündüm:
“Demek buraya kadarmış… Son düzlük yaklaştı.”
Peki ne gördüm?
Bir zamanlar bütün kalbimle inandığım pek çok şeyin aslında birer yanılsama olduğunu.
Çocuklar mı? Onların kendi hayatı var.
Sağlık mı? Delik bir kovadan akan su gibi, sandığından hızlı tükeniyor.
Emeklilik mi? Haberlerde geçen rakamlar ve gürültülü vaatlerden ibaret.
Yaşlılık acımaz. En çok can yakan yerden vurur: umut.
Ve ben de kendi sonuçlarımı çıkardım acı, gerçek ama insanı ayakta tutan sonuçlar.
1. Çocuklar yalnızlıktan kurtarmaz.
Hayat boyu şöyle düşünürüz:
“Çocuklar büyüyünce yaşlılığım güzel geçecek. Yanımda olacaklar, destek olacaklar.”
Kulağa hoş geliyor. Ama gerçek farklı.
Çocukların kendi dertleri var: iş, borç, kendi ailesi, kendi çocukları…
Ve sen, bir telefon bekler gibi beklersin.
Sanki bayram gelecekmiş gibi…
Telefon haftalarca susar.
Sonra bir gün kısa bir mesaj gelir:
“Merhaba, her şey yolunda mı var mı bir yaramazlık”
Ekrana bakarsın… iyi olduklarına sevinirsin.
Ama içindeki boşluk geçmez.
Şunu anladım:
Çocuklar yalnızlığa karşı garanti değildir.
2. Sağlık sonsuz değildir.
Eskiden düşünmeden gittiğin yerlere artık gitmek istemediğinde anlarsın:
Sağlık görünmez bir rezerv değil.
O, senin asıl sermayendir.
3. Emekli maaşı ve para
Emekli maaşı hayat değildir çoğu zaman bir alay gibidir.
Sadece ona güveniyorsan, kendi kuyunu kazıyorsun demektir.
Yıllarca şöyle düşündüm:
“Bizi bırakmazlar.”
Bırakırlar. Hem de hiç düşünmeden.
Bir maaş, faturaya ve ilaca ancak yeter.
Gerisi mi? Kendin halledeceksin.
Bu yüzden kendi kurallarımı koydum.
Masal değil bunlar onurlu yaşamak için gerekenler.
Hayat için 5 dürüst kural
Kural 1: Para, çocuklardan daha güvenilirdir.
Kırılma ama gerçek bu.
Çocuklar sevgidir, mutluluktur… ama emeklilik planı değildir.
Sonuç net:
Kendin için biriktir.
Kenara koy.
Çalış.
Geleceğini düşün.
Az bile olsa özgürlüktür.
Kural 2: Sağlık senin asli işindir.
Birinci hedef: Ağrısız kalkabilmek.
Hareket et.
Yürü.
Egzersiz yap.
biraz daha az tuz, daha az şeker…
Basit görünür ama işe yarar.
Hastalık zengin fakir ayırmaz.
Kendine bakmayanı bulur.
Kural 3: Kendi kendinle mutlu olmayı öğren.
Beklemek en büyük düşmandır.
Telefon bekleme.
İlgi bekleme.
Hediye bekleme…
Sonu genelde hayal kırıklığıdır.
Mutluluğu kendin üret:
İyi bir yemek, güzel bir kitap, bir yürüyüş, sevdiğin bir müzik…
Sevinç, üzüntüye karşı en güçlü aşıdır.
Kural 4: Yaşlılık zayıflık sebebi değildir.
Bazıları sürekli şikayet eder:
“Her yerim ağrıyor… herkes suçlu…”
Sonuç?
En yakınları bile uzaklaşır.
Zayıflık merhamet değil, yorgunluk yaratır.
İnsanlar zor zamanda bile güçlü kalana saygı duyar.
Kural 5: Geçmişi bırak.
En tehlikeli tuzak: “Eskiden…”
Eskiden çimler daha yeşildi…
Çocuklar daha söz dinlerdi…
Hayat daha kolaydı…
Ama “eskiden” yok artık.
Sadece “şimdi” var.
Ben de bunu öğreniyorum:
Hayatı olduğu gibi kabul edip içinde yaşamayı.
Özgürlük ve güç senin elinde
Yaşlılık bir sınavdır.
Kimse senin yerine vermez bu sınavı.
Ya hayatı olduğu gibi kabul edip yeniden kurarsın…
Ya da koltukta oturup şikayet eder, birinin gelip seni kurtarmasını beklersin.
Kimse gelmeyecek.
Ama başını kaldırıp derin bir nefes alır, kendine gülümsersen…
Şunu fark edersin:
Yetmişten sonra da hayat var.
Ve o da iyi bir hayat olabilir.