Dert ortağı görmekte bir sakınca görmüyorum. Bazı durumlar için psikolog gibi davranılmasında da sakınca görmüyorum şahsen. İşe yarıyorsa neden olmasın. Trde ne idüğü belirsiz yerlerden diploma alan insanlardan terapi almak belki daha fazla bile zarar veriyordur düşününce
Dertleri sadece kedi köpek de değil ki. Sokakta insan dışında herhangi bir canlı varlık istemiyorlar, insanların ne kadarının var olmasını istedikleri de meçhul tabi :))
Son birkaç gündür kediler üzerinden tanıdık bir dil kurulmaya başlandı.
Önce tekil ve topluma korku salacak bir olay alınıyor. Ardından milyonlarca hayvan aynı kefeye konuluyor; “tehlike”, “hastalık”, “sokakta olmamalılar” söylemleri dolaşıma sokuluyor ve sonunda çözüm olarak toplamak, kapatmak, yaşam alanlarından uzaklaştırmak gösteriliyor. Bu şehirler yalnızca bize ait değil.
Köpeğin de, kedinin de, kuşun da yaşam hakkı var.
Birlikte yaşamayı örgütlemek yerine her sorunda en savunmasız olanı sokaktan silmeye çalışırsak sonunda geriye yalnızca insana tahsis edilmiş büyük bir beton yığını kalır.
Başka bir neden söyleyeyim, algıda seçicilik yapılıyor. Mal oğlu mal bir sürü erkek şöföre denk geliyorum kırmızı ışıkta duruyorum diye arkadan kornaya basıp el kol yapanlar, sinyalsiz önüme atlayanlar, makas atanlar, sıkıştıranlar, sinyal verdiğinizi gördüğü anda gaza basanlar
erkekler trafik kurallarına uymadan araba kullanıyorlar kadınlar daha nizami kullandığı için de sinirleniyorlar change my mine kendisi 100le gitmek istiyor hız sınırı 50 kadın 50yle gidiyor diye sinirleniyor kadın yaya yol veriyor sinirleniyor falan
Arabasını yana çekebilecekken benim zigzaglı yolda geri gitmemi isteyen (arkası düz) kendi geri gitti diye sonradan el kol yapan da bir erkekti mesela :))) trafikte berbat ve riskli araç kullanan bir sürü erkek var, sadece kadınlar daha çok dikkatinizi çekiyor o kadar
Bu bisküvilerin içine tatlandırıcı diye ne koyuyorsunuz ya, etinin benimo’sunu yedim kusmak üzereyim. Ülkeri zaten ağzıma asla sürmüyorum, eti de tüketmemeye başlayacağım bu şekliyle
📌Son dönemde CİMER’e öğretmenler hakkında gelen veli şikayetleri pes dedirtti:
– 23.30’da öğretmene ödevi sordum. Çevrimiçiydi, cevap vermedi.
– Öğretmenin arabası çok eski ve kirli. Bu vizyonsuzluktur.
– Kırmızı kalemle hata düzeltiyor öğretmen. Kırmızı kanı çağrıştırır.
– Instagram’da lüks kebapçıda yemek yiyen öğretmen var. Fakir çocukların canı çekecek.
– Öğretmen sınıfta saksıyı benim oğluma sulatıyormuş. Benim oğlum bahçıvan mı?
– Çocuğumun çantasına her gün Nutella koyuyorum. Öğretmen “sağlıklı beslen” demiş. Sen kimsin de benim çocuğumun şekerine karışıyorsun?
– Öğretmen evinde kedi besliyormuş. Benim çocuğumun kedi alerjisi var.
– Öğretmen Hanım profil fotoğrafına çiçek resmi koymuş. Kendini neden saklıyor? Bir vukuatı mı var?
Valiliğin kararını herkes okumalı…
“Ücretlerini alamadıkları iddiasıyla eylem yapacaklarmış, yasakladık!” diye yazmışlar.
Ücretlerini alamadıklarını İçişleri Bakanı biliyor, Enerji Bakanı biliyor, Çalışma Bakanı biliyor üstelik Çalışma Bakanlığı bunu resmi olarak rapor haline getirdi!
Buna rağmen böyle saçma sapan hukuksuz bir “karar” alındıysa bu işçi düşmanlığı değildir de nedir?
İşte bu hukuksuz kararla işçi arkadaşlarımız gözaltına alındı.
Gözaltı aracına binerken bir kardeşimiz şöyle sesleniyordu, basın abluka nedeniyle yoktu ama herkesin duymasını istiyorum; “binlerce insanın alınterine çöken, binlerce işçi çocuğunun açlığına sebep olan patronu bir tek defa gözaltına aldınız mı, ifadesini aldınız mı?”
Ankara ;Millî kütüphane girişi emniyet tarafından kapatılmış.
Metro girişi de kapatılmış.
Maden işçileri ablukaya almış durumda tuvalet ihtiyaçlarını giderecek yerleri yok,yemek ihtiyaçlarını karşılayabilecek imkan sağlanmıyor ,adeta sefalete açlığa susuzluğa terk edilmiş durumda
Tamer Karadağlı göreve gelir gelmez “Lale Devri bitti. Çalışmayacaksanız istifa edin” diyerek sanatçıları hedef göstermişti. Karadağlı'nın özel kalem hizmetleri için sadece 120 günde 6,7 milyon TL harcandığı belirlendi. Lale Devri yaşayan kimmiş görün.👇
Yaa daha ağustosun başındayız bütün firmalar okula dönüş koleksiyonu çıkarmaya başlamış. Bütün firmaları yazın bitmesine dair stres yarattıkları için kınamak istiyorum
Şu meselenin o kadar çok boyutu var ki sadece kısa bir özet geçelim.
1. Çin ve Hindistan dönüşüm oranı düşük çöp ithalatını yasakladı
2. Bu Avrupa için bir yıkımdı. Onca işe yaramaz çöpü nereye göndereceklerdi
3. O da ne bir anda Türkiye’de bu çöpleri alana teşvik kararı çıktı.
4. Türkiye’ye gelen çöp miktarı yıllar içinde bir anda yüzlerce kat arttı
5. Bu çöpler o kadar değersizdi ki alan iktidar yanlısı geri dönüşümcüler bunları özellikle Adana bölgesinde dağa taşa dökmeye başladı
6.Bazıları nakliye parasından kurtulmak için biriktirip biriktirip yaktı (bakınız @geridonusyangin hesabı. Bu yangınlar hep gece çıkar, kimse yaralanmaz ve ne tesadüf ki sadece depolama alanı yanar)
7. BBC bile Adana dağlarında sadece İngiltere’de satılan bazı ürünlerin atıklarından belgesel yaptı
8. 2-3 yıl önce bu iş iyice ayyuka çıkınca kısmen yasaklandı
9. Ancak yasa lobi faaliyetleriyle geri çekildi
Sonuç Afrika’nın Çin’in Hindistan’ın bile kabul etmediği artıklar Türkiye’ye geliyor. İngiltere çöpünün misal %70’i Türkiye’de
Dağlar çöp doldu, tesisler yanmaya doymadı ama durun denizler var dök gitsin aşamasına geldi.
Büyük ülkeymiş İHA’ymış Siha’ymış Trump’ın arkasına dizilen 150 beygirmiş
Büyük ülke dediğiniz çöp ülke.
Yargısı çöp basını çöp demokrasisi çöp olanı mecazi bırakmazlar denizi toprağı da çöp olur.
Hem de kamu teşviğiyle. Hani emekliye yok işçiye yok öğrenciye yok ama Avrupa’nın çöpünü toplayan vahşi sermayedarlara var!