18 Eylül, kadın emeğinin değersizleştirilmesine karşı örgütlü mücadeleyi büyütmenin ve eşit değerde işe eşit ücret talebini yükseltmenin günüdür!
18 Eylül Eşit Değerde İşe Eşit Ücret Günü: Talebimiz Sadece Eşit Ücret Değil, Eşit Değer de! https://t.co/3CNnH2MpJJ
Genel Başkanımız Remzi Çalışkan'ı, İstanbul Anadolu Yakası 1, 2, 3 ve 4 Nolu Şubelerimizin Başkanları; Muhammet Taki Aksoy, Ali Sönmez, Özer Ersan Değirmenci ve Hasan Kandil ziyaret etti.
12 Eylül 1980 askeri darbesi, yalnızca bir askeri müdahale değil; işçi sınıfının kazanılmış haklarını gasp eden, emeği sermayeye teslim eden bir darbe düzenidir. Darbenin en büyük hedefi işçi sınıfı ve onun mücadele örgütleri olmuştur. DİSK’in faaliyetleri durdurulmuş, yöneticileri yıllarca hapiste tutulmuştur.
12 Eylül rejimi biçimsel olarak sona ermiş olsa da yarattığı siyasal, hukuksal ve ekonomik düzenin izleri 46 yıldır sürmektedir. Grev yasakları, sendikal örgütlenmenin önündeki engeller, seçme ve seçilme hakkına yönelik müdahaleler ve hukukun demokratik hakları sınırlandıran bir araç olarak kullanılması bu sürekliliğin açık göstergeleridir.
12 Eylül’le gerçek anlamda hesaplaşmanın yolu; emeğin haklarını, sendikal özgürlükleri, demokrasiyi ve hukuk devletini güçlendirmekten geçmektedir.
Ülkemizde başta TBMM olmak üzere, tüm ülkede barışa ve kardeşliğe kararlılıkla ve güçlü biçimde sahip çıkıldığı bir dönemde, Zonguldak ve Düzce’de mevsimlik tarım işçilerine ve ailelerine yönelik gerçekleşen ırkçı ve ayrımcı saldırıları kınıyoruz.
İşçilerin Kürt oldukları için hedef alınması; yaşam, çalışma ve güvenlik haklarına yönelik açık bir saldırıdır.
Dili, kimliği, inancı ve kökeni ne olursa olsun tüm işçilerin eşit, özgür ve güvenli koşullarda yaşama ve çalışma hakkı güvence altına alınmalıdır.
Irkçılığa ve ayrımcılığa karşı halkların kardeşliğini savunmaya devam edeceğiz.
17 Ağustos 1999…
Unutmadık. Affetmeyeceğiz.
27 yıl önce bugün, saat 03.02’de meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi, 45 saniyede on binlerce insanın hayatını değiştirdi. Resmî rakamlara göre 18 bin 373 canımızı yitirdik, 48 bin 901 kişi yaralandı, binlerce insan kayboldu. Yaklaşık 200 bin kişi evsiz kaldı; milyonlarca insan depremden etkilendi.
17 Ağustos, denetimsizliğin, ihmallerin ve cezasızlığın hafızamızdaki ilk adıydı, dersler alınmadı ve devamında 6 Şubat depremleriyle daha büyük bir enkazın altında kaldık.
Soruyoruz: Aynı acıların bir daha yaşanmaması için ne yapılıyor?#17Ağustos1999 #17AğustosDepremi
Muğla kamuoyuna duyuruyoruz!
Yetki sürecinin tamamlanmasına 3,5 saat kaldı.
Bize ulaşan bilgilere göre; başta işveren vekilleri olmak üzere bazı yöneticiler tarafından üyelerimize yönelik baskılar son ana kadar sürdürülmektedir.
Ne yaparlarsa yapsınlar, emekçinin iradesini teslim alamayacaklar.
Yetkili sendika biziz. Sendikal haklara müdahale eden, baskı ve hukuksuzluğa imza atan herkes hukuk önünde hesap verecektir
MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDE SENDİKAL BASKILARA SON VERİLSİN!
Muğla Büyükşehir Belediyesinde çalışan üyelerimiz; sendikalarını değiştirmeleri için baskı, tehdit ve sürgün uygulamalarıyla karşı karşıyadır.
İşçilerin görev yerlerinin değiştirilmesiyle tehdit edilmesi, yönlendirilmesi ve sendikalarından istifaya zorlanması açık bir sendikal hak ihlalidir. Sendika seçme özgürlüğü anayasal bir haktır; hiç kimse bu hakkı baskıyla ortadan kaldıramaz.
Muğla Büyükşehir Belediyesi yönetimini, bu hukuka aykırı uygulamalardan derhâl vazgeçmeye ve işçilerin özgür iradesine saygı göstermeye çağırıyoruz.
Sendikal haklarımızdan vazgeçmeyecek, hukuki ve demokratik mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Özgür irademize, emeğimize ve örgütlülüğümüze sahip çıkacağız!
Tüm üyelerimizi iradelerine, emeklerine ve sendikal haklarına sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Yaşasın DİSK!
Yaşasın Genel-İş!
@muglabsb@arasahmetmugla
Gazeteci Barış Yarkadaş:
Kemal Bey de parasını muhalif bir kanala bağışlamasaydı Ankara'da istediği daireyi alırdı.
23 bin liraya 25 bin liraya adam çalıştıran patronunuz 35 milyon pounda malikane aldı mı onu sorgulayın.
Akademisyen kılıklılar size bir ödev veriyorum hafta sonu buna çalışın!
Van kayyımı
Aralarında üyelerimizinde olduğu
223 işçiyi güvenlik soruşturması yalanı ile işinden etmiştir.@tcvanvaliligi’ işten çıkarılan işçilerin yerine
Akp referansı ile 84 işçi almıştır.
Kayyum gidecek biz kalacağız
Bursa Orhaneli’nde çıkan yangına müdahale ederken kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden üyemiz, itfaiye işçisi Ramazan Şaşkın’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Görevi başındayken hayatını kaybeden üyemiz Ramazan Şaşkın’ın ailesine, arkadaşlarına ve tüm sevenlerine baş sağlığı ve sabır diliyoruz.
#Eskişehir Seyitgazi’de çıkan orman yangınına müdahale ederken hayatını kaybeden orman işçilerinin ve AKUT gönüllülerinin ailelerine ve tüm emekçilere başsağlığı diliyoruz. Aynı yangında yaralananlara acil şifalar diliyoruz.
Her yıl tekrarlanan ama hala önlem alınmayan orman yangınları artık birer doğa felaketi değil, göz göre göre gelen bir iş cinayetidir.
Bu yangınlarda, en ağır bedeli her zaman olduğu gibi yine emekçiler ödüyor. İşçi sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmadan, yeterli koruyucu ekipman sağlanmadan yangının ortasına gönderilen işçiler ve gönüllüler, bu ihmaller zincirinin bedelini ödeyenleridir.
Yaşamını yitiren tüm işçileri ve gönüllüleri saygıyla anıyoruz.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tutuklanması, halkın iradesine ve demokrasiye yöneltilmiş açık bir müdahaledir.
Halkın iradesine, seçme-seçilme hakkına ve demokrasiye kararlılıkla sahip çıkıyoruz.
#ZeydanKaralar
Eğitim Daire Başkanımız Salim Şen, Örgütlenme Daire Başkanımız Ali Haydar Kara ve Tunceli Şube Başkanımız Cafer Yoluk Tunceli Belediye Başkan V. Şefik Aygöl’ü ziyaret etti. @Tuncelibel62
İzmir 8 nolu şube #başkanımız Deniz şahin Gümüştekin’in ve 3 Nolu şube Kadın komisyonu başkanı Mine Bilir’in Haksız yere tutukluluklarının 10. Günü.sendikacılık,düşünce ve ifade özgürlüğü suç sayılamaz Arkadaşlarımıza ÖZGÜRLÜK!..
İzmir 8 nolu şube başkanımız
Deniz Şahin Gümüştekin ve 3 Nolu şube Kadın komisyonu başkanı
Mine Bilir’in Haksız yere tutukluluklarının 9. günü sendikacılık,düşünce ve ifade özgürlüğü suç sayılamaz Arkadaşlarımıza ÖZGÜRLÜK!..
Deniz Şahin Gümüştekin ve Mine Bilir emeği, barışı ve demokrasiyi savundukları için tutuklandılar.
Sendikamız, toplumsal muhalefetin onurlu sesi olduğu için hedefte.
Bu hukuksuzluğa sessiz kalmayacağız!
Derhal serbest bırakılmalıdırlar!