Söz konusu davalara ilişkin Yargıtay 3. Hukuk Dairesi yerleşik içtihadı zaten bu yönde. 2025-2026 yılı kararlarında da bunu açıkça vurguladılar. “…Somut olayda; davacı tarafça kaçak elektrik kullanılmadığı ileri sürülerek menfi tespittalebinde bulunulmuştur. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince; ispat yükü davalıda olmasına rağmen, yanılgılı değerlendirme ile ispat yükü ters çevrilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Konusuz Kalan İcra Takibinde Hacizler Harçsız Kaldırılır
İcra takibine konu ilam feragat nedeniyle ortadan kaldırıldığından artık bu ilama dayalı takibin de konusuz kalması söz konusu olur. Konusuz kalan icra takibindeki tüm hacizlerin de kaldırılması gerekir.
(Ankara BAM 32. HD. E:2025/186 K:2025/1118)
Yargıtay 12. HD. E:2025/8504, K:2026/405
31.07.2026 TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİREN YENİ YASAL FAİZ ORANINA GÖRE ÖRNEK DÖNEMSEL KADEMELİ FAİZ HESAPLAMA TABLOSU: UYGULAMADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ÖNEMLİ USUL KURALLARI
-VEKALET GÖREVİNİN ÖLÜM HALİNDE SONA ERMEYECEĞİNE İLİŞKİN İSTİSNA-( Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/1339 Esas, 2024/2708 Karar ve 02.04.2024 Tarih)
“…Hemen belirtilmelidir ki; 07.12.1940 tarih 20/87 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da
vurgulandığı üzere, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça, yahut halin icabından
anlaşılmadıkça temsil yetkisi, mümessilin (vekilin) veya temsil edilenin (vekil edenin)
ölümü, gaiplik hükmünün ilanı veya vekil ya da vekil edenin yahut her ikisinin iflas ilan
etmeleri veyahut da medeni hakların kullanılması yeteneğinin kaybedilmesi gibi hallerde son bulur. Ancak, aksi taraflarca kararlaştırıldığında temsil yetkisinin vekil edenin ölümünden sonra da devam edeceği açıktır.
2. Somut olayda, mirasbırakan ... tarafından kardeşi ...’e verilen vekaletnamede ölüm
halinde dahi vekalet ilişkisinin devam edeceğine ilişkin düzenleme bulunduğu, bu durumda ölüm ile vekalet ilişkisinin son bulmayıp temsil yetkisinin devam ettiği ve vekaletnamenin geçerli olduğu, bu vekaletname ile yapılan devir işleminin de geçerli olup bu durumun yolsuz tescil oluşturmayacağı açıktır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi:
Vekaletnamede ismi olsa bile avukat dosyayı takip etmıyorsa avukata tebligatın yapılması usulsuzdur.
2020/7176 E.
2020/19662 K.
Adli tatilde talebini somutlaştırması için 1 haftalık kesin süre verilen davacının,talebini somutlaştırmadığı belirtilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalıdır.Adli tatilde kanun gereği verilen süre, adli tatil sebebiyle uzar.
Yarg.11.HD
2018/3469E 2019/5316 K
Yargıtay 8. Ceza Dairesi:
İftiraya uğrayan kişinin gözaltına alınmasına neden olan kişi, iftira suçunun yanı sıra kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sorumlu tutulur.
2014/21644 E.
2014/708 K.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi:
İstinaf başvuru süresi içinde, ilk dilekçede ileri sürülmeyen vakıa hakkında ikinci bir dilekçe ile istinaf talebinde bulunulabilir.
2018/15518 E.
2019/9846 K.
Ankara BAM 22. Hukuk Dairesi:
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit
davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilmez.
2025/769 E.
2025/1182 K.
Üst kat balkonundan alt kata çöp ve çeşitli cisimler atmak, halı silkelemek suretiyle komşusunu rahatsız etmek; TCK 123/1 uyarınca KİŞİLERİN HUZUR VE SÜKÛNUNU BOZMA SUÇUNU OLUŞTURDUĞUNA DAİR 2025 Tarihli Karar;
⚠️…dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, sanığın katılanın üst kat komşusu olduğu ve üst kat balkondan katılanın balkonuna çöp ve benzeri çeşitli cisimler atmak ve halı silkelemek suretiyle katılanı rahatsız eden sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 123/1. maddelerindeki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak ONANMASINA..
https://t.co/iPuDp6DatY
Miras kalan bir taşınmazda üç kardeşten yalnızca biri oturuyorsa, diğer ikisi ne isteyebilir? Ecrimisil davası uygulamada en sık açılan dava türlerinden biridir; ancak kullanımın haksız işgal mi yoksa fiilen kurulmuş bir kira ilişkisi mi olduğu sorusuna göre sonuç tamamen değişir.
Yargıtay'ın konuya ilişkin çerçevesini 1938'den 1958'e uzanan dört ayrı İçtihadı Birleştirme Kararı çizmiştir ve bu kararlar bugün hâlâ zincirleme uygulanmaktadır. İntifadan men şartı ise davanın kaderini belirleyen tek satırlık bir eşiktir.
Dört İBK'nın birbiriyle ilişkisi ve intifadan men istisnaları:
https://t.co/IObCtiy45V
Yabancı para alacağı yönünden, TBK m.99 uyarınca seçimlik yetki olarak TL’nin seçilip kısmi dava açılması durumunda; saklı tutulan ve ıslah edilen miktar yönünden, ISLAH TARİHİNDEKİ DEĞİL DAVA TARİHİNDEKİ döviz kuru esas alınmalıdır.
Yarg.HGK
2025/6-469 E 2026/428 K 1/7/2026
İdari Yargı’da faiz başlangıcı
Danıştay kararlarında, faiz başlangıcı konusunda
bir tutarlılık bulunmamaktadır.
1) Kimi kararlar, faizin idareye başvuru tarihinden
işletileceğine;
2) Kimileri, faizin idarenin ret tarihinden işletileceğine:
3) Kimileri, faizin dava tarihinden işletileceğine;
4) Kimileri, miktar artırım dilekçesinin davalı idareye
tebliği tarihinden itibaren faiz işletileceğine ilişkindir.
5) En son, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun kararlarıyla, 2577 sayılı Yasa’nın13. maddesine göre idareye başvuru tarihinin
faiz başlangıcı olacağı kabul edilmiştir.
6) Bize, ölüm ve bedensel zararlar nedeniyle
tazminat davalarında ve tüm haksız fiillerde
faiz başlangıcı, idareye başvuru tarihi değil, "olay tarihi" olmak zorundadır. Çünkü, evrensel hukuk kuralına göre “Zarar veren daima temerrüt halindedir ve faizin başlangıcı zararın doğduğu tarihtir.” (Fur semper n moro)
(Bkz: Tazminat Hukuku Yazıları-I, sf.89-95, Seçkin Yayını)
Nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin yapılan yargılamalarda, özellikle IBAN kullandıran kişiler hakkında birçok ayrı ilde ayrı ayrı olacak şekilde dava açıldığı ve sanıkların ifadelerinin talimat duruşmalarında esas mahkemesinde savunma yapma hakkı hatırlatılmadan temin edilebildiği görülmektedir. Dolandırıcılık suçlarına ilişkin ihtisas dairesi olan Yargıtay 11. Ceza Dairesi 19.01.2026 tarihli ve 2026/11 E., 2026/656 K. sayılı kararı talimat mahkemesince sorgusu yapılan sanığa; sorgusundan önce, 5271 sayılı Kanun'un 196/2. maddesi uyarınca ifadesini asıl mahkemesinde vermek isteyip istemediği sorulmadan, sorgusu yapılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna işaret ederek kararın kanun yararına bozulmasına ve hükmün infazının durdurulmasına karar vermiştir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 19.01.2026 tarihli ve 2026/11 E., 2026/656 K. sayılı kararı;