Hoca ve doktor kavramları üzerinden bana parmak sallayan kardeşime: Doktorluk vasfı iyi bir vasıf. Video ve yazılarımda ACM'ye geçmiş muhabbetten sebep doktor demisligim çok. Ayrıca söz bize geldiğinde kitleleri de dikkate almayacağımı bilin. Umarım bu fazla sıçramaz. Resulullah sav'in ahad hadis-i değil, zayıfı bile kurban etmem ve Hadis uğruna her bedeli ödemeye de hazırım.
Müslümanı kırmam, kıranı da kırmam. Ben, buyum. Ancak mesele Hadise sıçrar ise burdan da yazmam. Direkt konuyu kökten kapatma adına celseye giderim. Ben, Molla hocalarımdan şunu öğrendim; ilmi mahşerde Allah'ın huzurunda alim olmak için okuyun, takdir almak için değil. Yine beni bilen bilir ki ilim için talebelerin ayagına gıden bir talebe ve mollayım.
"Denen söze bak, diyene değil" Sözü kulağımıza köpe olsun.İki münazirin hataları ile de bana gelmeyin. Hataları veya doğrulari onları bağlar. Burda beni ve bizi bağlayan Hadis ve alimlerin ne dediğidir. Konuları magazin zeminine çekmeyin. Oralara deginirsem nefsim devreye girer ve bundan da Allâh'a sığınırım.
Bu arada medreseme gelen 4 doktora da doktorum diye o hocalara hitap ediyorum. Böyle kavramlar üzerinden kinayeli maj veren veya takılan bir tiynete sahip değilim. "Peygamberler gözle işaret etmez" Hadisi ahlakımız olmayacaksa veyl ola bize. Fesat peşinde koşmayın. Bu sevgiyi din ve resulullah'a saklayın. Fazla kendinizi yipratmayin. Doktorla daha evvel celse yapmıştık, umuma tasimadik deist ve zındık sevinmesin diye. Konu ehli imanı bağlayan bir konu olduğu için hacet olursa gerekirse ben ayagına gider, yayın açar ve her bir hadisin sihhattini sizlerin göreceği şekilde kendisiyle konuşuruz ve yayını canlı diye sabitleriz.
Hadis konusundaki agresifliğimi mazur görün. Zira eğer Hadislerin sorgulanması veya Buhârî savunması yapamıyorsam bu Hadis iştigali ne yapayım? Bunu kendi uzerımde bir fariza görüyorum.
Umarım ki konu Hadislere gelmez. Zira oraya kayıyor ve bu beni üzüyor. İnşaallah konu iki taraftan kapanır ve Hadisler başka platformlarda sorgulanmaz hale gelir. Hadisleri, imamlar üzerinden okuyalım ve Kutub-i sitteyi mezhepler karşısında hedef haline getirmeyelim biiznillah. Alanım Hadistir, Fikhin konusunu ehline bırakıyorum. İki münaziri arayan veya arayacak olan bir uzman ehli Fıkıh olmalı.
Niyet fitne olmadıktan kimseden çekinmeyin ve kimsenin takdirini de beklemeyin hocalarım. "Allah, bir kulu severse melek ve ehli arzın onu sevmesi için Cibril'e as emir buyurur." Hadis-i şerifi dustrumuz olsun. Not: Buhârî'de 1 tek zayıf değil, hasen Hadis dahi yok. Sebebi ise ümmetin ittifakı var. Şaz görüşler ittifakı delemez biiznillah.
Selametle...
https://t.co/RHAeyp5wXX
Tamamlanmış reddiyemiz yayındadır.
Bir iki hususa dikkatinizi çekmek istiyorum;
1- Bir cahile reddiye yapmamız bütün cahillere reddiye yapacağımız anlamına gelmez. Bundan sonra sadece ilim ehline gerektiğinde reddiye yapacağım.
2- İlim ehlinin ilim tahsil etmesi tek başına yeterli değildir. İlim ehli zamanında gerekli dirayeti ve feraseti gösterseydi bugün cahiller alim gibi davranıp ulemaya dil uzatma cesareti gösteremezdi. Bir cahilin cesaretini ilim ehlinden görememek beni üzdü.
3- Bir cahilin kitlesinden istifade etmek için onu ilim ehli gibi gösterip hata yaptığında uyarmamak ilmiyle amil olmamanın alametlerindendir. Müslüman kınayıcının kınamasından korkmayandır. Korkan keşke ilim yerine başka bir şeyle iştigal etseydi.
4- Yerinde söylenen ağır söz adaletin alametidir. Allah’a, peygamberimize ve ulemamıza hakaret yapılan bir ortamda bana üç beş eniğin yaptığı hakaretlerin beni üzeceğini ve doğru bildiğimi yapmaktan vazgeçireceğini sananlar beni tanımamışlardır.
5- Reddiyemizde bazı bilimsel çalışmaları çekmemize rağmen videoda yayınlamıyoruz. Zira muhatap başı sonu kesilmiş, bağlamından koparılmış şeyleri ahlaksızca kullanmayı kendine yakıştırmaktadır. Buna fırsat vermek istemedik.
Konuştuğumuz hiç bir şey mutlak hakikat değildir, ancak hakikatten ilmin namusuyla ve cesaretle süzdüklerimizdir. En doğrusunu Allah bilir.
Bu kurduğun cümleleri malum sahalarda kanlarını döken değerli alimlerimiz, önderlerimiz ve kardeşlerimizin yanında da söyleyebilir misin? Bence söyleyemezsiniz çünkü o sahalarda borunuz ötmüyor değil mi? Sizin ci** mefhumunuz sadece twit atıp et yememek üzere kurulu olduğu için gidin parkınızda evcilik oynayın. İlim ve ci*** ehlini oyununuza karıştırmayın.
Hakkın ölçülerinden biri de evet kandır.
Rasululullah buyurdu ki: Ümmetimden bir taife hak üzere kıyamete kadar savaşmaya devam edecektir.
Kıyamete kadar lafzı kopukluk olmaksızın ifade eder. Yani bu taife sürekli allah yolunda olacaklar. En başta burda elendiniz zaten. Malum şahıslada alakamız yoktur.
Sırf hadis ezberledi diye bir insanın hata yapmayacağı diye bir şey yoktur. Dikkat ederseniz Yahudi ve Hristiyanlar hahamlarını ve rahiplerini merhale merhale ilah edinmişlerdir; Rabbimiz de bunu Tevbe Suresi'nde bizlere beyan etmiştir. Aleyhissalâtü vesselâm aynı şekilde, "Sizden öncekilere karış karış tabi olacaksınız" buyurmuştur.
Bugün nice alim gözüken, hakka karşı Allah'ın kalbini ve gözünü kör ettiği insanlar vardır. Muhakkak Allah, onların kalplerinin içindeki gizlediklerini bilmektedir; oondan dolayı kalpleri hakka kapalı kalmıştır. Onların fetvalarıyla yeryüzünü ifsat eden, kan döken gruplar bugün "büyük şeytan"ın ılımlı İslam oyununa gelmişlerdir.
Bu işte bir sıkıntı var. Sizin o cahilane tekfirciliğinizi bu gibi ılımlı yaklaşım ve açıklamalarla perde arkası yapmanıza izin vermezler. Bizi bile müslüman görmediğiniz pis akidenize değerli alimleri karıştırmayın.
Allah, Şeyh Abdülaziz et-Turayfî’nin ve Suudi zindanlarında esaret altında bulunan ve bütün Müslüman kardeşlerimizin esaret bağlarını çözsün…
El-Fettâh ismiyle onlara zindan kapılarını açsın, özgürlüklerine kavuştursun…
Şeyh Abdülaziz et-Turayfî, Suud zulmüne uğrayan tek âlim değildir. Bilakis onun gibi yüzlerce âlim ve binlerce davetçi var.
Belki de 20-30 yıla yaklaşan sürelerdir, henüz yargılanmamış veya yıllardır zindanlarda tutulan âlimler ve davetçiler bulunmaktadır…
Şeyh Ali bin Hudayr el-Hudayr,
Şeyh Nasır bin Hamed el-Fehd,
Şeyh Ahmed bin Hammud el-Hâlidî,
Şeyh Velid bin Sa'd es-Sinânî,
Şeyh Süleyman bin Nâsır el-Ulvân ve
Şeyh Hâlid er-Râşid gibi daha yüzlerce mazlum âlim ve davetçi …
Allah bütün âlimlerimizin, davetçilerimizin ve tüm kardeşlerimizin esaret bağlarını çözsün, zindan kapılarını onlara açsın. Âmin.
İlmin konuşabilinir olması senin kıt aklınla hadisler ve fukaha hakkında konuşmanı gerektirmez. He Konuşuyorsan bu senin aklen özür sahibi olduğunu gösterir.
“Selef imamlarından hiçbiri, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak ve doğru olduğunu bildiği hususta fetva vermek konusunda en ufak bir sıkıntı duymazdı. Onlar, hak sözü söylemek ve bâtıl ehline karşı çıkmak için resmî izin verilmesini bekleyerek evlerinde oturup kalmazlardı!”
| Şeyhulislam Süleyman el-Ulvan (Allah esaretini çözsün)
Dinini buralardan öğrenmenin aslında öğrenmemek olduğunu gösteren günler oluyor. Rabbim alimlerimizden razı olsun, bizleri onlara hayırlı talebeler kılsın.
Ne yazık ki tepki merkezli bir aktivizm anlayışı, İslami hareketlerin kendi önceliklerini belirleyen kurucu ve inşa edici niteliğini zamanla zayıflatıyor.
dış gelişmelerin ve gündelik krizlerin belirlediği bir çalışma düzeni, hareketin kendi ilmi, eğitimsel ve ahlaki hedeflerini ikinci plana itme riski taşır. Bu faaliyetlerin süreklilik arz eden bir eğitim programı, kadro yetiştirme stratejisi ve toplumun uzun vadeli ıslahını esas alan bir perspektiften uzaklaşmasına yol açabilir.
Unutmamak lazım ki kalıcı dönüşümler, anlık tepkilerden ziyade istikrarlı bir yöntem, belirlenmiş hedefler ve uzun soluklu bir inşa süreciyle mümkün olur. Bu sebeple İslami çalışmaların, dış etkenlerin oluşturduğu gündeme tamamen bağımlı hale gelmeden, kendi usul ve öncelikleri doğrultusunda hareket etmesi, hem fikri derinliğin korunması hem de sürdürülebilir bir davet ve eğitim faaliyetinin devamı açısından temel bir gerekliliktir Allahu alem.
Yalnız şunu görüyorum ki ilim talebeleri yetiştikçe selefin itikadı daha da yayılmaya devam ediyor ve güçleniyor. Elhamdulillah. Cihadın bir koluda kalemdir. Tabi usulsüz ve alimsiz konuşanlar müstesna.